10. Hukuk Dairesi 2025/95 E. , 2025/10460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/506 E., 2024/1131 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/1565 E., 2023/553 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 19.02.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında yetkili Mahkemenin davacı ve davalının yerleşim yeri ile iş kazasının meydana geldiği yer mahkemeleri olduğunu, halihazırda işbu davanın Bakırköy İş Mahkemelerinde açılmış olduğundan davanın yetkisizlik sebebiyle usulden reddi gerektiği, müvekkil şirketin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu nedenle davanın dayanağı olan iş kazasından sorumlu tutulamayacağını, olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, müvekkilin ve alt işverenin her durumda bu kazadan ve sonuçlarından sorumlu tutulmasını gerektirmediğini, Sosyal Sigortalar Hukuku kapsamında bir iş kazasından işverenin sorumlu tutulması için, kazanın işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı ve ihmal göstermesi sonucunda meydana gelmiş olması gerektiği, diğer bir deyişle, kazadan sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanması gerektiği, müvekkil şirket ve alt işveren iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi aldığını, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirdiği ve tüm işçilere gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini verdiğini, SGK tarafından yapılan bir ödeme mevcut ise huzurdaki davada müvekkil aleyhine bir karar verilmesi ihtimalinde yapılan ödemenin ve müvekkil tarafından karşılanan sağlık giderlerinin tazminat tutarından mahsup edilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile 1-Davacı tarafından davalı şirkete karşı açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 1.688.905,11 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 19.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı tarafından davacıya verilmesine, 2-Davacı tarafından davalı şirkete karşı açılan karşı açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 95.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı tarafından davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine " şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı işverenliğe ait işyerinde çalışmaktayken 19.02.2015 tarihinde maruz kaldığı kaza neticesinde yaralandığı, dosya kapsamında davacının maruz kaldığı iş kazasına bağlı maluliyet oranının E cetveline göre %30,20 oranında olduğu, İlk Derece Mahkemesince iş güvenliği uzmanı heyetten alınan kusur raporunda davalı işveren ... Otis Asansör Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin %50, asıl işveren ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'nin %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, kusur raporunun dosyadaki delillere, hükme ve denetime elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına hükmolunan manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye yol açacak mahiyette olmadığı, dosyadaki delillere uygun ve mütenasip miktar olduğu gerekçesiyle; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle; a.Hükmedilen manevi tazminat tutarının az olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkemenin gerekçeli kararında hükme konu gerekçenin açıklanmadığını, müvekkil şirketin adil yargılanma hakkını ihlal eden kararın kaldırılması gerektiğini, b. Meydana gelen olayda müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, buna rağmen yapılan kusur oranı tespitlerinin kabul edilemeyeceğini, hatalı bilirkişi raporuna dayanan kararın kaldırılması yeniden rapor tesis edilmesi gerektiğini, c. Kabul anlamına gelmemek kaydı ile yapılan hesaplamaların sebepsiz zenginleşme teşkil edebilecek nitelikte ve kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada PMF-1931 yaşam tablosunun esas alınması gerekirken TRH-2010 yaşam tablosu esas alınmasının hatalı olduğunu ve yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, d. Hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK.'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3.Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 198e6d63cc578e84 4aca8b0422954fac