10. Hukuk Dairesi 2025/9001 E. , 2025/11292 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/51 E., 2025/48 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketler tarafından yürütülen iş kapsamında 30.07.2011 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalı ... şirketinin işin sahibi, ...Şirketinin yüklenici, Hareket Şirketinin taşeron olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını beyanla iş bu davalılardan tahsilini talep etmiştir. 2. Yargılamada dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... Danışmanlık Enerji Taah. İşleri Amb. San Tic. Ltd. Şti. yönünden taraf teşkilinin sağlanaması üzerine davacı vekilinin 12.12.2012 tarihli celsede dava dilekçesinde gösterdikleri bu davalının unvanının hatalı olduğunu iş bu davalının ... Enerji A.Ş. olduğunu beyan etmiş, aynı celse HMK 124. maddesi kapsamında taraf değişikliği kabul edilerek işbu davalı taraf kılınmak suretiyle yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. 3. Yargılamanın devamında ... Enerji A.Ş.'nin 07.01.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilanla önce .............Enerji A.Ş.'ye sonrasında 12.11.2021 tarihli ilanla Eksim Enerji A.Ş.'ye dönüştüğü anlaşılmıştır.
II. CEVAP 1.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket çalışanı olmadığını, davacının ..........Proje nezdinde çalıştığını, meydana gelen kazanın iş kazası niteliğinde olup olmadığınınn tespitinin bekletici mesele yapılması gerektiğine beyan ettiği.davacının geçirmiş olduğu kazada davacının %100 kusurlu olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. 2.Davalı ... Proje vekili 16.08.2012 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin çalışanı olmadığını, diğer davalılar ile iş ilişkisinin bulunmadığın, adı geçen firmaların taşeronu yada alt işvereni olmadığını, diğer davalıların dava konusu olay ile ilişkisinin bulunmadığını, davacının müvekkili şirkette çalışırken 30.07.2012 tarihinde trafik kazası geçirmiş olduğunu, geçirmiş olduğu kazada bir kolunu kaybetmiş olduğunu, bu kazaya davacının kendisinin sebep olduğunu, davacıya işe başlamadan önce oryantasyon eğitimi verilmiş olduğunu, davacının mühendis olduğunu, araç kullanmaya yetkisinin bulunmadığını, davacıya şoför görevlendirilmiş olduğunu, davacının şoför olmadan aracı kullanmış olduğunu, davacının aracı hızlı kullanmış olduğunu, hiç bir şekilde trafik akışı olmayan yolda aracı devirmiş olduğunu, müvekkili şirketin olay sonrasında davacı ile ilgilenmiş olduğunu, davacının tedavisi bittikten sonra müvekkili şirkette çalışmaya devam ettiğini, davacının kendi isteği ile müvekkili şirketten ayrılmış olduğunu, davacı kaza sonucu oluşan iş gücü kaybı nedeniyle uğradığı zararı SGK dan tahsil etmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI A) Mahkemenin İlk Kararı Mahkemenin 16.03.2016 tarih ve 2012/573 E-.2016/148 K. sayılı ilk kararında; Mahkemece; davacının kazada %100 oranında kusurlu olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. B) Yargıtayın İlk Bozma Kararı Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.06.2020 tarih ve 2020/1503 E- 2020/2431 K sayılı ilamında özetle; makine mühendisi olan davacının proje mühendisi sıfatı ile ... Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A.Ş. bünyesinde çalışırken, montaj işinde kullanılacak malzemeleri şirket tarafından kiralanan pikap türü araç ile ilgili işçilere şantiye içinde teslim ederek geri döndüğü sırada stabilize yolda aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza geçirdiği gözetilerek öncelikle davacının çalışma kapsamı ve görev tanımı tespit edilerek, iş yerinde ayrıca şoför görevlendirmesi yapılıp yapılmadığı da araştırılmak sureti ile işçilere montaj malzemelerinin teslimatı konusunda davacının görev ve sorumluluğu irdelenmek, işveren ve/veya işverenler tarafından işin denetim ve gözetim altında yapılması için iş organizasyonunun usulüne uygun teşkil edilip edilmediği konusunda, 77. madde kapsamında dosyanın trafik kazaları konusunda uzman iş güvenliği bilirkişilerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine incelettirilerek, davacı tarafın itirazlarını da karşılayacak şekilde, tarafların kusur ve sorumluluklarını belirleyerek sonuca göre karar verilmesine işaret edilmiştir. C) Mahkemenin İkinci Kararı Bozma kararına uyan Mahkemenin 24.06.2021 tarih ve 2020/196 E.-2021/378 K. sayılı kararında özetle; davalı ...Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A,Ş. ünvanlı işveren müessesenin, .................plakalı aracın işleteni ve kazazedenin işvereni olarak, aracın kullanılmasına yönelik yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede şoför görevlendirmesi yapılmasını sağlaması, görevlendirilen şoför dışında diğer çalışanların aracı kullanmalarını engelleyecek tedbirleri aldırması, görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, proje mühendisinin görev tanımında pikap türü araçla işçilere malzeme dağıtılmasının bulunmadığı göz önünde bulundurularak kazazedenin görev tanımına uygun işlerde çalıştırılmasını sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, çalışma biçimlerini işçilerin tercihlerine ve gelişigüzel davranışlarına bırakmaması, iş yerinde iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış biçimi haiine getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği, ancak bu hususları yerine getirmediği tespit edilmekle bu olayın meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğu, davalı ... Enerji A.Ş. unvanlı firmanın, alt işveren ...Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği A,Ş'nin çalışmaları sırasında yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, şantiyede iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış bîçîmi haline getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla bu olayın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, davalı .... ünvanlı firmanın, alt işveren ...Taşımacılığı ve yük Mühendisliği A.Ş.'nin çalışmaları sırasında yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, şantiyede iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış biçimi haline getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla bu olayın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihinde 26 yaşında ve aklı ... sahibi bir kişi olduğu anlaşılan davacının kullandığı araç açısından da yeterli ehliyete sahip olduğu hususu gözetildiğinde, şantiye sahasında stabilize yolda kamyonetle seyri sırasında hızlı gitmemesi, idaresindeki araç ile seyir halindeyken stabifize yolun durumunu göz önünde bulundurarak hızını aracının teknik özellikleri ve mevcut yol şartlarına göre ayarlaması, araç ile seyir halinde iken özenli ve tedbirli araç kullanması, trafik ve iş güvenliği kurallarına riayet etmesi gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla %40 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davacının %46,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğu, SGK Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Pendik Sosyal Güvenlik Merkezinin 14.03.2013 tarih 53796855 numaralı yazısında, davacı işçiye 30.07.2011-23.11.2011 tarihleri arasında 1.388,87 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığının belirtildiği, davacı işçi tarafından İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sosyal Güvenlik Merkezine dilekçe verilerek sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanmasını talep ettiği, SGK tarafından davacı işçiye %46,2 SİD üzerinden aylık gelir bağlama kararına onay verildiği, birikim başlama tarihinin 01.12.2011, birikim bitiş tarihinin 23.04.2013 olduğu, aylık toplamının 5.080,15 TL olduğu, geçici iş göremezlik ödemesinin 1.388,87 TL olduğu, ilk gelir peşin sermaye değerinin 60.036,24 TL olarak belirtildiği, tüm dosya kapsamından meydana gelen iş kazasında davacının alabileceği maddi tazminat miktarı 657.573,85 TL olarak tespit edildiği, davacının önceki hükmü istinaf etmediği anlaşılmakla davalılar lehine kazanılmış hak oluştuğundan tekrar hesaplama yapılmadığı, davacı manevi tazminat talebinde bulunmuş olup meydana gelen kaza neticesinde davacının maruz kaldığı acı ve üzüntünün şiddeti, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutularak 100.000,00 TL manevi tazminat hükmedilmesine karar verildiği belirtilmiştir. D) Yargıtayın İkinci Bozma Kararı Kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.11.2022 tarih ve 2022/11817 E- 2022/14654K sayılı ilamında HMK 124 üncü maddesi kapsamda iradi taraf değişikliği ile davalı haline gelen “... Enerji A.Ş.”nin usulüne uygun yapılan dava dilekçesi tebliği, giderek yargılamanın devamında raporların tebliği, duruşma gününden haberdar edilme ve kararların tebliği suretiyle kendi aleyhinde yürütülen yargılamadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediğinin anlaşılmasına göre, bu davalı şirketin unvan değişikliği ile dönüştüğü anlaşılan “... Enerji A.Ş.”nin davalı olarak yargılamadan usulüne uygun haberdar edilip; dava dilekçesi ve taraf değişikliğine ilişkin ara kararlar ile raporlar tebliğ edilip, taraf teşkili sağlanmak, gösterdiği deliller toplanılıp itirazları karşılanmak suretiyle yargılama yapılıp, sonucuna göre taraf olmaktan çıkartılan davalı yerine anılan davalı şirket ile beraber diğer ilgililer hakkında yargılamanın esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. E) Mahkemenin Üçüncü Kararı Bozma kararına uyan Mahkemenin 11.04.2023 tarihli kararında yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; bir önceki kararda yazılı sebeplere benzer sebeplerle; taraf değişikliği yönünde bozma gereği yerine getirilmekle beraber davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat talebinin kabulü ile net 657.573,85 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile net 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir. F) Yargıtayın Üçüncü Bozma Kararı Kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.10.2023 tarih ve 2023/8396 Esas- 2023/9101 Karar sayılı ilamında; "...Somut olayda davalı ...Ş. (eski unvanı: ... Enerji A.Ş.) ile davalılardan .... arasında sözleşmesel ilişkiyi ortaya koyan belgenin dosya kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Öncelikle iş bu davalı şirketler arasındaki sözleşmesel ilişki dosya kapsamına dahil edilip ... Enerji A.Ş.'nin yapılan iş kapsamında elektrik santrali kurulumu işinde işçi istihdamının söz konusu olup olmadığı da belirlenerek akabinde; bu ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi mi yoksa eser aktine dayalı uygulamada anahtar teslimi bir iş ilişkisi mi olduğunun belirlenip, akabinde ... Enerji A.Ş.'nin eser akti kapsamında iş sahibi taraf olduğunun kabulü halinde eser aktinden kaynaklı bir kusurunun bulunup bulunmadığı da ortaya konularak tarafların sorumluluklarının irdelenmesi gerekirken yazılı şekilde irdeleme yapılmaksızın hüküm tesisi hatalı olmuştur. Öte yandan 30.07.2011 tarihinde iş kazasının gerçekleştiği rüzgar tribünlerinden müteşekkil elektrik santrali kurulumu iş yerinde, davacının uyması gereken iş güvenliği talimatlarının belirlendiği ve bu talimatlar içerisinde şantiye içi ve ara yollarda 20 km/saat hız sınırının aşılmayacağı kendisine tebliğ edilmesine, davacının makine mühendisi olmakla beraber olay anında sürmekle görevlendirildiği araca uygun (B sınıf) sürücü ehliyetinin de bulunduğunun anlaşılması karşısında, sigortalının şantiye içerisi stabilize yolda acele ederek aracı hızlı bir şekilde sevk ve idare ederek olay yeri tespit tutanağına yansıyan bilgilere göre; yol üzerinde 60 metre fren izi bıraktıktan sonra gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından yoldan çıkıp 20 metre şarampole yuvarlanıp takla atarak durabildiği olay sonucu sol ön kolunun araç altında kalması ile sürekli iş göremezlik sonucunu doğuran iş kazası olayına maruz kaldığı gözetildiğinde, davacı sigortalının olayda davalılara kıyasla baskın oranda kusurlu olduğunun kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile hükme esas alınan kusur raporunda davalıların toplamda %60 davacı sigortalının ise %40 oranında kusurlu olarak kabulü gerektiğine işaret edilen 16/10/2020 tarihli kusur raporuna itibarla hüküm tesisi de hatalı olmuştur. Kabule göre de hükme esas alınan kusur oranında davalıların toplamda %60 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesine karşın, bu kabul ile çelişir mahiyette maddi tazminat hesabında davalıların kusurunun %100 olarak kabul edilmesi ve bu oran üzerinden yapılan hesabın hükme esas alınması da hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş olayın gerçekleştiği alanda uzman iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten yukarıda yapılan açıklamaları dikkate alır mahiyette kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair rapor almak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile birlikte davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek tazminat alacağından sorumlu tutulması gerektiği kanaatine erişilen davalılar yönünden özellikle kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle bu kusur oranını 21.04.2021 tarihli hesap raporuna uygulayarak (işlemiş devre olarak iş bu raporda esas alınan tarihi gözetmek, bu tarihten sonra yürürlüğe giren ücret değişikliklerini rapora yansıtmayarak) davacının maddi tazminat alacağı ile manevi tazminat alacağı hakkında bir karar vermekten ibarettir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
IV. SON BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; bir önceki kararda yazılı sebeplere benzer sebeplerle; davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat talebinin kabulü ile net 657.573,85 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile net 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz istemlerinde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ...Ş. vekili; dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, 07.04.2013 tarihli itiraz dilekçesinin dikkate alınmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkil şirket ile hiçbir ilişkisinin olmadığını ve maaş vs. özlük haklarını zaten tek ve gerçek işvereni ...ile belirlediğini ve ödemeler hususunda ... Proje’nin sorumlu olduğunu, davalı... Projenin ise 16.08.2012 tarihli cevap dilekçesinde davalı şirketlerin davacı işçi ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını kabul ettiğini, işin anahtar teslim olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu illiyet bağınını kesildiğini, kusur raporları arasında ve rücu davasında çelişki olduğunu, maddi ve manevi tazminat isteminin kusursuzluk nedeniyle reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı .... vekili; davacının dava dilekçesindeki anlatımlarında da anlaşılacağı üzere işveren sıfatının ...Şirketine ait olduğunu bu şirketle aralarındaki ilişkinin asıl işveren ilişkisi olmadığı, işin anahtar teslim olarak davacının işvereni olan ...Şirketine verildiğini, davacının trafik kazasında %100 kusurlu olduğunun yaptığı hızdan belli olduğunu, davacının olay ile ilgili SGK müfettişine vermiş olduğu ifade de hızının şantiye alanına göre biraz yüksek olduğunu, 50-60 km/h civarında olduğunu açıkta beyan etmiş olduğunu bu kapsamda davacının kural olarak konulan 20 km/h hız sınırının neredeyse 3 katı kadar (50-60 km/h) hızlı gittiğini ve bu durumu açıkça kabul ettiğini, SGK Müfettişi raporundaki tespitin de işçinin kusurlu olduğu yönünde olduğunu bu yönde olduğunu, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gerekmemesine karşın tüm önlemleri aldığını 14 adet iş sağlığı ve güvenliği talimatını davacıya tebliğ ettiğini ve kazadan 7 gün öncesinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almış olduğunu, davacının tam kusurlu eylemiyle illiyet bağının kesilmiş olduğunu, müvekkilinin dünya çapında proje yöneten bir şirket olarak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığından bahsedilemeyeceğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ...Taş. ve Yük. Müh. A.Ş. vekili; kusurun tamamen davacıda olduğunu, raporlar arasında çelişki giderilmediğini, rücu davasıyla çelişkilin kabuller olduğunu, dava konusu aynı olayla ilgili devam eden SGK tarafından iş göremezlik geliri ile ilgili rücu davasında çelişki olduğunu, ücret tespitinin hatalı olduğunu, pasif devre hesabı yapılmaması gerektiğini, iş göremezlik oranı tespitinin hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3. maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332, 41, 42, 43, 45, 46 ve 47. maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2. maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77. maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Dosya kapsamındaki kayıt belgelerden; Mahkemece Dairemizin 03.10.2023 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de bozma ilamında işaret edilen davalı ...Ş. (eski ünvanı: ... Enerji A.Ş.) ile davalılardan .... arasında sözleşmesel ilişkiyi ortaya koyan belgenin dosya kapsamına getirtilmediği, ... Enerji AŞ'nin yapılan iş kapsamında elektrik santrali kurulumu işinde işçi istihdamının söz konusu olup olmadığı da belirlenerek akabinde; bu ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi mi yoksa eser aktine dayalı uygulamada anahtar teslimi bir iş ilişkisi mi olduğunun belirlenip, akabinde ... Enerji A.Ş.'nin eser akti kapsamında iş sahibi taraf olduğunun kabulü halinde eser aktinden kaynaklı bir kusurunun bulunup bulunmadığı da ortaya konularak tarafların sorumluluklarının irdelenmesinin yapılmadığı, yine bozma ilamında işaret edildiği üzere dava konusu iş kazasının meydana geliş şekline göre davacı sigortalının olayda davalılara kıyasla baskın oranda kusurlu olduğunun kabulü gerektiği hususunun gözetilmeyerek bozma ilamı sonrası aldırılan 04.08.2024 tarihli kusur heyet bilirkişi raporunda bozma ilamı öncesi hükme esas alınan rapor ile aynı oranların belirlendiği anlaşılmakla eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm tesisi hatalı olmuştur. Yine bozma ilamında yeniden hesap raporunun aldırılması halinde davacının önceki hükmü temyiz etmemesi nedeniyle davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince 21.04.2021 tarihli hesap raporundaki işlemiş devre olarak iş bu raporda esas alınan tarihi gözeterek bu tarihten sonra yürürlüğe giren ücret değişikliklerini rapora yansıtılmaması işaret edilmesine rağmen Mahkemece yeniden aldırılan 30.01.2025 tarihli raporda bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın bu kez 5.161.991,54 TL olarak belirlenmesi ve Mahkemenin de gerekçesinde iş bu rapor hükme esas alınmak suretiyle hüküm kurulduğunun belirtilmesi hatalıdır. Ayrıca bu hususta Mahkemece 30.01.2025 tarihli hesap raporu dikkate alınarak hüküm kurulduğu belirtilip devamla davalılar yönünden doğru değerlendirme ile usulü kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle önceki hüküm gibi davacı lehine 657.573,85 TL'ye hükmolunması kendi içerisinde çelişki meydana getirir mahiyette olup bu husus da hatalıdır. Son olarak bozma ilamında işaret edilmesine rağmen 657.573,85 TL maddi tazminat tutarının davacıya ait müterafik kusur indirimi uygulanmaksızın davalıların %100 kusur oranına göre belirlendiği bu hususun da hatalı olduğu belirtilmesine rağmen Mahkemece yine aynı yönde hüküm tesisi hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş; önceki bozma ilamında belirtilen bilgi ve belgeler ile Kurumdan sorulmak suretiyle var ise rücu dosyası da getirtilerek iş olayın gerçekleştiği alanda uzman iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten yukarıda yapılan açıklamaları dikkate alır ve rücu dosyasında aldırılan raporları değerlendirir ve çelişkileri giderir mahiyette kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair rapor almak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile birlikte davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek tazminat alacağından sorumlu tutulması gerektiği kanaatine erişilen davalılar yönünden özellikle kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle bu kusur oranını 21.04.2021 tarihli hesap raporuna uygulayarak (işlemiş devre olarak iş bu raporda esas alınan tarihi gözetmek, bu tarihten sonra yürürlüğe giren ücret değişikliklerini rapora yansıtmayarak) davacının maddi tazminat alacağı ile manevi tazminat alacağı hakkında bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.