Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/8000 E., 2025/11291 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8000 E., 2025/11291 K. (03.07.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8000
Karar No
2025/11291
Karar Tarihi
03.07.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/8000 E. , 2025/11291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3526 E., 2023/3670 K. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/361 E., 2023/293 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde depo elemanı (depodan malzeme taşıyıcısı) olarak çalışmakta iken 07.3.2020 tarihinde iş kazası geçirdiğini, iş kazası sebebiyle vücudunda kırıklar meydana geldiğini, bel ve kaburgalarına vidalı platin takıldığını ve malul olduğunu, davacının davalıya ait ........................./Antalya adresinde bulunan inşaatta depo elemanı olarak çalışmakta iken 07.03.2020 günü öğleden sonra saat 15.30-16.00 sıralarında yüklemiş olduğu malzeme arabasını aşağı kata indirmek için asansörü çağırmış ve kapısını açtığını, ancak asansörün üst katta takılı kaldığını ve müvekkilinin yaklaşık 6-8 metre aşağıya asansör boşluğuna düşerek hayati tehlikesi oluşacak şekilde yaralandığını beyanla meydana gelen iş kazası nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatı, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bütün iddialarını reddettiklerini, kabul etmediklerini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, davacının 07.03.2020 tarihinde üzerinde “yük asansörüdür binilmez” uyarısı bulunan ve sadece yük taşımak için tahsis edilen asansöre arkası dönük bir biçimde, hiç kontrol etmeden binmeye çalıştığını ve bunun sonucunda asansör boşluğuna düştüğünü, davacı taraf davalının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini söylemişse de bu iddia da kesinlikle gerçekle bağdaşmadığını, şöyle ki; işveren iş yeri az tehlikeli işyerleri kategorisine giren bir iş yeri olduğunu, işçilerine gerekli uyarılar yapıldığını, kaza tarihinden 6 gün öncesine yani 01.03.2020 tarihli ..................Asansör şirketine ait 000308 no.lu iş teslim formunda da görüleceği üzere asansörün kontrolü yapılmış, arızasının giderildiğini, aynı şekilde yine söz konusu asansör şirketi ile davalı şirket arasında asansörün düzenli bakım ve onarımını yapması için 18.02.2020 tarihinde sözleşme imzalandığını, davalı asansörün düzenli bakımı için sözleşme yapmış, oluşan arızalarda hemen asansör şirketini haberdar edip çağırmış, onarımını anında yaptırmıştır ve asansörün üzerine de sadece yük taşımak için kullanılması gerektiğini, binilmemesi gerektiğini gösteren yazı yazıldığını, işbu yazının kaza günü de asılı olduğu Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/3644 Esas sayılı dosyasında Jandarma tarafından olay günü çekilen fotoğraflarda görüleceğini, savcılık dosyasının ve dosya içerisindeki İş Güvenliği Uzmanı Bilirkişi Raporunun aleyhe olan hususlarını kabul etmemekle birlikte celbini talep ettiklerini, ayrıca yine savcılık dosyasında davacı ifadesinde kendisine işe başladığı zaman verilen eğitimlerde asansörün sadece yük taşımak amacıyla tahsis edildiğini, binilmemesi gerektiğinin bildirildiğini, kendi ihmal ve kusuru sonucu kaza geçirdiğini ifade ettiğini, görüleceği üzere davalının bir işveren olarak her zaman üzerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getirmiş olup davacı da kendi kusuru sonucu kaza geçirdiğini kabul ettiğini, ayrıca asansör gün içinde normal çalışmış ve kazadan önce de kullanıldığını, söz konusu arıza o anlık meydana gelen bir arıza olduğunu, davalının asansörü her an ve/veya işçiler asansörü kullanmadan önce çalışıp çalışmadığını kontrol etmesi beklenemeyeceğini, zaten bu durumunda hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.357.900,12 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, dava dosyası içeriğinden davacının şahsi dikkatsizliği sonucu oluşan kazada müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, davacının kusurunun yeteri kadar bilirkişi raporunda irdelenmediğini, daha önce savcılık tarafından alınan raporda davacıya %40, müvekkiline %60 oranında kusur verildiğini, maluliyet oranına da itiraz ettiklerini, kabul edilen maluliyet oranının yerinde olmadığını, maluliyet ve kusura yönelik dosya içerisindeki raporların birbiri ile çeliştiğini, yeniden rapor alınarak çelişkilerin giderilmediğini, davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı tarafından yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacının davaya konu iş kazası nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik oranın belirlenmesine yönelik Kurum Sağlık Kurulunun 23.12.2020 tarihli kararı ile oranın %34 olarak belirlendiği, taraf vekillerinin itirazları üzerine aldırılan Yüksek Sağlık Kurulunun 05.05.2021 tarihli kararında oranının yine %34 olarak belirlendiği, davacı vekilince belirlemeye itiraz edilmediği, 17.06.2021 tarihli celsede davacı vekilince YYSK kararına bir diyeceklerinin bulunmadığını beyan ettikleri, davalı itirazı üzerine ATK 3 . İhtisas Kurulunun 13.12.2021 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının bu kez %43 olarak belirlendiği, kararlar arasında çelişki olması ve davalının itirazı nedeniyle ATK 2.Üst Kuruluna dosyanın gönderildiği, Üst Kurulun 28.07.2022 tarihli kararında davacının sürekli iş göremezlik oranının %43 olarak belirlendiği, Mahkemece 27.03.2023 tarihli hesap raporu aldırıldığı, aldırılan raporda davacının sürekli iş göremezlik oranının %43 olduğunun tespiti ile maddi zararın 1.355.898,29 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin talebini raporda belirlenen miktar üzerinden arttırdığı, Mahkemece 27.03.2023 tarihli raporun hükme esas alınması suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda Mahkemece davacı vekilince Yüksek Sağlık Sağlık Kurulu kararı ile belirlenen sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmemesine rağmen davalı vekilince ileri sürülen itirazlar sonucu ATK 2.Üst Kurulunca belirlenen daha yüksek oranda sürekli iş göremezlik oranının kabulü ile maddi zarar hesabı yapılmış olup anılan rapor doğrultusunda tesis edilen karar davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali neticesine yol açmakla hatalı olmuştur. O halde mahkemece yapılacak iş; yeniden hesap raporu aldırmak, alınacak raporda davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranının %34 olarak esas alınması gerektiği hususlarını gözetmek ve davacı vekilinin temyiz isteminin bulunmadığı da dikkate alınarak hükme esas alınan 27.03.2023 tarihli hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmemek suretiyle davacı kazalının maddi zararını belirlemek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözetmek suretiyle bir karar vermekten ibarettir. IV.KARAR : Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 200e69d6c0429823 3003e239f82eb779

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı