10. Hukuk Dairesi 2025/8405 E. , 2025/10628 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1523 E., 2025/624 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/112 E., 2024/101 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 20.04.1985 tarihinde başlayan çalışmalarının tüm sigorta kollarına tabi olduğunun ve bu tarihte bir gün süre ile asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın 1 günlük çalışma tespiti değil süresinde çırak olarak bildirilen çalışmaların tüm sigorta kollarına tabi çalışma olduğunun tespiti davası olduğunu, işverenin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusu çalışmayı bildiren işveren olduğundan işverenin davanın doğal tarafı olduğunu, davacı adına .... sicil nolu iş yeri tarafından verilen 20.04.1985 tarihli işe giriş bildirgesine bağlı olarak verilen 01.10.1985 tarih ve 259083 sayılı bordroda çıraklar ve işçilerin sigorta bildirimleri hatalı olarak aynı sayfada verildiğini, bu hatalı bildirim nedeniyle davacının çalışmalarının önce normal çalışma gibi sisteme kaydedildiğini, daha sonra davacının çırak olarak bildirildiği anlaşılınca bordroların işverene iade edildiğini ve işveren tarafından düzeltildiğini ve bordro teyit işlemi yapılarak bu iş yerinde geçen çalışmaların kısa vadeli sigorta kollarına tabi çalışma olarak tescil edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının 20.04.1985 tarihli ... nolu işyerince verilen işe giriş bildirgesi gereğince 20.04.1985 tarihinde çalışma yaptığının tespitine, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi gereğince sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşının doldurulduğu 05.09.1987 olduğunun tespitine, bu tarih öncesi hizmet süresinin prim gün sayısına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili mahkeme hükmünün hatalı olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108'inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5.,16. madde hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanun'un 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanun'un 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise, iş yeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (... ..., Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 2.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, işe giriş bildirgesinde davacının 05.09.1971 doğumlu olduğu, daha sonra Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.05.1989 tarihli kararı ile doğum tarihinin 05.09.1969 tarihi olarak düzeltilmesine karar verildiği, dava dışı ... unvanlı işverenin ... sicil no.lu iş yerinden 20.04.1985 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, işyerinin profil doğrama ve zirai alet tamiri mahiyetinde olduğu, iş yerine ait 85/2-3. dönem bordroları ile 86/1-3. dönem arası bordrolarının gönderildiği, dava konusu 1985/1. dönem bordrosunun olmadığının anlaşıldığı, ... Eğitim Merkezi Müdürlüğünün davacı adına çıraklık kaydı olmadığının bildirildiği, davacı tanıkları olarak dinlenenlerden ... adına işyerinden 15.04.1985 tarihli, ... adına 10.04.1985, ... ... için 01.01.1982 tarihli işe giriş bildirgesi verilmiş olduğunun tespit edildiği, geniş çaplı komşu iş yeri araştırmasında komşu iş yeri tespit edilemediği, davacı asilin Mahkemeye verdiği beyanda, 20.04.1985 tarihinde ...'in yanında işe başladığını, iş makineleri ve tarım makineleri torna işi yapıldığını, 5-6 yıl söz konusu iş yerinde çalıştığını, her ne kadar ben 14 yaşında olsa da, ilk okulu 11 yaşında bitirdiğini, daha önce köyde demircinin yanında çırak olarak çalıştığını, ...'in yanında ise kalfa olarak görev yaptığını, orada herhangi bir çıraklık eğitimi almadığını, üretim bölümünde çalıştığını, kendisinden başka ..., ... ve ... ... olduğunu, komşu iş yeri olarak kebapçı .........olduğunu, komşu iş yerinde çalışan .........., .......... ve ... ... olduğunu, bir başka komşu iş yeri olarak civata yağ işi yapan İsmet adında soy adını hatırlamadığı bir iş yeri daha olduğunu, bir başka komşu iş yeri olarak da beyaz eşya bayisi olarak ... diye iş yeri olduğunu, oranın sahibi ... ..., .... .... olduğunu, belirttiği, davacının komşu iş yeri olarak belirttiği kişilerin araştırılmadığı, öte yandan iş yerinden dava konusu dönem sonrası çalışması olan çalışanların alınan beyanlarının ise birbiriyle çeliştiği, ..., kendisi 15.04.1985 tarihinde işe girdiğinde davacının çırak olduğunu beyan ederken iş yerinden 05.05.1985 çıkış olmak üzere 2 gün sigortalılığı bulunan ... ise beyanında kendisi işe girdiğinde davacının kalfa olarak çalıştığını beyan ettiği, Mahkemece beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği, davacının tam olarak hangi işleri yaptığı hususunda ne kendisinin ne de tanık beyanlarında açıklayıcı bir beyanının bulunmadığı böylelikle davacının dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 3.Buna göre, Mahkemece, davacının bir çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı bir kere de Kurumdan sorulmak suretiyle araştırılmalı,varsa çıraklık sözleşmesi celbedilmeli, bozma öncesi dinlenen ve dava konusu işyerinde çalışmış olan sigortalıların tekrar dinlenmek suretiyle iş yerinde hangi işlerin yapıldığı, davacının tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, dava konusu dönemde davacının iş yerinde belirtilecek işleri yapabilecek fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, öte yandan davacı asilin beyanında komşu iş yeri olarak belirttiği işyerleri sahipleri ve çalışanlarının kimlik bilgileri tespit edilerek çalışma ve vergi kayıtları celbedilerek yukarıda belirtilen kapsamda beyanları alınmalı, dinlenen tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler giderilmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3e62d7f3bac54b2a 00344f4b5d59bae3