10. Hukuk Dairesi 2025/839 E. , 2025/8507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2562 E., 2024/3077 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/183 E., 2024/153 K. Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve feri müdahil vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Antalya şehir içi halk otobüsü şoförü olarak 01.09.2012-26.01.2016 dönemindeki çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ve aylık en son 3.000 TL net ücreti bulunduğunu, ileri sürerek; davacının davalı işveren nezdindeki 01.09.2012 tarihinden 26.01.2016 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının ve prime esas ücretin tespitini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; çalışmanın ispatlanması gerektiğini, davanın yersiz olduğunu beyanla, reddini istemiştir. 2.Davalı cevap dilekçesinde özetle; çalışmanın ispatlanması gerektiğini, davanın yersiz olduğunu beyanla, reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında dinlenen şehiriçi otobüs şoförlüğü yapan komşu işyeri tanıkları davacının davalıya ait otobüste dava konusu dönemde çalışığı beyan etmişler, tanıkların somut olaylara dayalı, samimi ve inandırıcı anlatımlarına itibar etmek gerekmiş, davacı en son 3.000,00 TL ücret aldığını ileri sürmüş ise de, davacının prime esas kazanç miktarı yönünden davacının imzasını taşıyan ücret bordroları, hesap pusulaları ve bu kapsamda ödeme belgeleri bulunmamakta olup davacı iddiasını yazılı delille ispatlayamamış, davacı vekili 30.03.2023 tarihli açıklama dilekçesiyle, taleplerinin davacının çalışmalarının SGDP tabi, 63/B'ye göre tespitine ilişkin olduğunu açıklamış ve tüm yukarıda açıklananlar, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya ait işyerinde 01.09.2012-26.01.2016 tarihleri arasında hizmet akdi ile SGDP'ne tabi olarak kesintisiz ve sürekli çalıştığı kanaatiyle; davanın kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 01.09.2012-26.01.2016 tarihleri arasında hizmet akdi ile SGDP'ne tabi olarak kesintisiz ve sürekli çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil vekilleri istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili; davanın reddinin gerektiğini beyan ile temyiz talebinde bulunmuştur. 2.Feri müdahil vekili; davanın reddi gerektiğini beyan ile temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava davacının 01.09.2012-26.01.2016 dönemindeki çalışmalarının ve gerçek prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde; aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurum tarafından tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilam ile ispatlamaları halinde, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı düzenlenmiştir. İlgili yasalarda hizmet tespiti davasında ispat yönteminin ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda taraflar her türlü delile dayanabileceği gibi mahkemece kendiliğinden araştırma ilkesine göre delil toplanabilir ve inceleme yapılabilir. Bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu nedenle fiili çalışma olgusunun somut şekilde ispatlanabilmesi için sadece taraf delilleriyle yetinilmeyip mahkemece resen araştırma yapılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belir bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, aylık brüt tutarının esas alınacağı öngörülmüştür. Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanunun 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanununun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 80. maddesinin 1. fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bend gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir. 3.Değerlendirme 1-Davacının Antalya şehir içi halk otobüsü şoförü olarak 01.09.2012-26.01.2016 dönemindeki çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ve aylık en son 3.000 TL net ücreti bulunduğunu ileri sürerek; davacının davalı işveren nezdindeki 01.09.2012 tarihinden 26.01.2016 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının ve prime esas ücretin tespiti istemiyle açılan eldeki davada; Mahkemece davanın kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 01.09.2012-26.01.2016 tarihleri arasında hizmet akdi ile SGDP'ne tabi olarak kesintisiz ve sürekli çalıştığının tespitine dair karar verilmiş ise de verilen karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Dosya kapsamında çalışmayı teyit eden şoför olarak çalışan tanıklar ile araç sahibi olan tanık beyanları arasında açık şekilde çelişki bulunmaktadır. Şoför olarak çalışan tanıklar davacının tam ve sürekli davalı iş veren nezdinde çalıştığını beyan ederlerken; araç sahibi olan tanıklar 'tektekçi' denilen çalışma usulü ile çalıştığını beyan etmekte oldukları gibi, davacının duraktaki diğer araç sahiplerinin halk otobüslerinde de çalıştığını beyan etmektedirler. Diğer yandan davalı iş verene ait araçtan 27.04.2006-07.05.2013 tarihleri arası şoför olarak bildirilmiş çalışanın olması ve giderek bu tanık ...'in de davacının kendi çalışma döneminde tek çalışan olduğunu beyan etmesi karşısında; çalışmanın tam ve sürekli olup olmadığı, anılan çelişkiler de giderilmek suretiyle net bir şekilde ortaya konulup varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 2-Hizmet tespitinin yanında prime esas kazanç tespiti talebi de içeren eldeki davada; Mahkemece gerekçesinde '' davacı en son 3.000,00 TL ücret aldığını ileri sürmüş ise de, davacının prime esas kazanç miktarı yönünden davacı imzası taşıyan ücret bordroları, hesap pusulaları ve bu kapsamda ödeme belgeleri bulunmamakta olup davacı iddiasını yazılı delille ispatlayamamıştır'' şeklinde ret gerekçesi belirtmesine rağmen; hüküm fıkrasında bu konuda olumsuz bir karar verilmeksizin, davanın tümden kabulüne dair hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1a18f6dd565ac713 b47659839bed2ddd This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2025/839 E. , 2025/8507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2562 E., 2024/3077 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/183 E., 2024/153 K. Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve feri müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve feri müdahil vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Antalya şehir içi halk otobüsü şoförü olarak 01.09.2012-26.01.2016 dönemindeki çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ve aylık en son 3.000 TL net ücreti bulunduğunu, ileri sürerek; davacının davalı işveren nezdindeki 01.09.2012 tarihinden 26.01.2016 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının ve prime esas ücretin tespitini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; çalışmanın ispatlanması gerektiğini, davanın yersiz olduğunu beyanla, reddini istemiştir. 2.Davalı cevap dilekçesinde özetle; çalışmanın ispatlanması gerektiğini, davanın yersiz olduğunu beyanla, reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında dinlenen şehiriçi otobüs şoförlüğü yapan komşu işyeri tanıkları davacının davalıya ait otobüste dava konusu dönemde çalışığı beyan etmişler, tanıkların somut olaylara dayalı, samimi ve inandırıcı anlatımlarına itibar etmek gerekmiş, davacı en son 3.000,00 TL ücret aldığını ileri sürmüş ise de, davacının prime esas kazanç miktarı yönünden davacının imzasını taşıyan ücret bordroları, hesap pusulaları ve bu kapsamda ödeme belgeleri bulunmamakta olup davacı iddiasını yazılı delille ispatlayamamış, davacı vekili 30.03.2023 tarihli açıklama dilekçesiyle, taleplerinin davacının çalışmalarının SGDP tabi, 63/B'ye göre tespitine ilişkin olduğunu açıklamış ve tüm yukarıda açıklananlar, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya ait işyerinde 01.09.2012-26.01.2016 tarihleri arasında hizmet akdi ile SGDP'ne tabi olarak kesintisiz ve sürekli çalıştığı kanaatiyle; davanın kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 01.09.2012-26.01.2016 tarihleri arasında hizmet akdi ile SGDP'ne tabi olarak kesintisiz ve sürekli çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil vekilleri istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili; davanın reddinin gerektiğini beyan ile temyiz talebinde bulunmuştur. 2.Feri müdahil vekili; davanın reddi gerektiğini beyan ile temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava davacının 01.09.2012-26.01.2016 dönemindeki çalışmalarının ve gerçek prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde; aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurum tarafından tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilam ile ispatlamaları halinde, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı düzenlenmiştir. İlgili yasalarda hizmet tespiti davasında ispat yönteminin ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda taraflar her türlü delile dayanabileceği gibi mahkemece kendiliğinden araştırma ilkesine göre delil toplanabilir ve inceleme yapılabilir. Bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu nedenle fiili çalışma olgusunun somut şekilde ispatlanabilmesi için sadece taraf delilleriyle yetinilmeyip mahkemece resen araştırma yapılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belir bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, aylık brüt tutarının esas alınacağı öngörülmüştür. Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanunun 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanununun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 80. maddesinin 1. fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bend gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir. 3.Değerlendirme 1-Davacının Antalya şehir içi halk otobüsü şoförü olarak 01.09.2012-26.01.2016 dönemindeki çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ve aylık en son 3.000 TL net ücreti bulunduğunu ileri sürerek; davacının davalı işveren nezdindeki 01.09.2012 tarihinden 26.01.2016 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının ve prime esas ücretin tespiti istemiyle açılan eldeki davada; Mahkemece davanın kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 01.09.2012-26.01.2016 tarihleri arasında hizmet akdi ile SGDP'ne tabi olarak kesintisiz ve sürekli çalıştığının tespitine dair karar verilmiş ise de verilen karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Dosya kapsamında çalışmayı teyit eden şoför olarak çalışan tanıklar ile araç sahibi olan tanık beyanları arasında açık şekilde çelişki bulunmaktadır. Şoför olarak çalışan tanıklar davacının tam ve sürekli davalı iş veren nezdinde çalıştığını beyan ederlerken; araç sahibi olan tanıklar 'tektekçi' denilen çalışma usulü ile çalıştığını beyan etmekte oldukları gibi, davacının duraktaki diğer araç sahiplerinin halk otobüslerinde de çalıştığını beyan etmektedirler. Diğer yandan davalı iş verene ait araçtan 27.04.2006-07.05.2013 tarihleri arası şoför olarak bildirilmiş çalışanın olması ve giderek bu tanık ...'in de davacının kendi çalışma döneminde tek çalışan olduğunu beyan etmesi karşısında; çalışmanın tam ve sürekli olup olmadığı, anılan çelişkiler de giderilmek suretiyle net bir şekilde ortaya konulup varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 2-Hizmet tespitinin yanında prime esas kazanç tespiti talebi de içeren eldeki davada; Mahkemece gerekçesinde '' davacı en son 3.000,00 TL ücret aldığını ileri sürmüş ise de, davacının prime esas kazanç miktarı yönünden davacı imzası taşıyan ücret bordroları, hesap pusulaları ve bu kapsamda ödeme belgeleri bulunmamakta olup davacı iddiasını yazılı delille ispatlayamamıştır'' şeklinde ret gerekçesi belirtmesine rağmen; hüküm fıkrasında bu konuda olumsuz bir karar verilmeksizin, davanın tümden kabulüne dair hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1a18f6dd565ac713 b47659839bed2ddd ... ...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/839 E., 2025/8507 K. (21.05.2025)
- Mahkeme
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/839
- Karar No
- 2025/8507
- Karar Tarihi
- 21.05.2025
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/2000 E., 2025/8563 K. 21.05.2025
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3613 E., 2025/8565 K. 21.05.2025
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4002 E., 2025/8566 K. 21.05.2025
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/874 E., 2025/8512 K. 21.05.2025
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/1422 E., 2025/8554 K. 21.05.2025
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/2074 E., 2025/8558 K. 21.05.2025