Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/7831 E., 2025/9664 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7831 E., 2025/9664 K. (16.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7831
Karar No
2025/9664
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/7831 E. , 2025/9664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1820 E., 2025/252 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Siverek 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/26 E., 2024/1334 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde elektrik teknikeri olarak çalışırken 23.06.2018 tarihinde iş kazası geçirdiğini, davacının elektrik akımına kapılması sonucu elektik direğinden düşerek vücut fonksiyonlarında kayıplar ve vücudunda ağır derecede yanıklar meydana geldiğini belirterek 250.000 TL manevi tazminat ile 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiş ,yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 1.902.028,38 TL olarak arttırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, "toplam 1.902.028,38-TL iş kazasından kaynaklı maluliyet nedeniyle maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 200.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin davanın ihbarının yapılmayarak savunma hakkının kısıtlandığı istinaf sebebine itibar edilmediği, meydana gelen kaza nedeniyle davacının iş göremezlik derecesi Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 07.11.2021 tarihli raporu ile %22,2 oranı üzerinden kesinleştiği, Mahkemece aldırılan bilirkişi heyeti raporunda davacının %50 kusurlu, davalı işverenin %50 kusurlu olduğu kabulü ile sonuca gidildiği, bilirkişi raporunun SGK teftiş raporundaki tespitler ile uyumlu olduğu görülmekle davalı vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinafına itibar edilmediği, aktüerya tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, TRH2010 Yaşam Tablosu kriterleri, maluliyet oranı, davacının yaşı, kaçınılmazlık ilkesi, kusur oranları ve zarar süresi dikkate alınarak maddi tazminat hesabı yapıldığı, davacı yönünden yapılan hesaplamalar ve talep artırım dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurulmasının yerinde olduğu, tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olay tarihinin karar tarihinden 6 yıl öncesinin olması, olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklanması, kazazedenin kaza tarihinde 32 yaşında olması, olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında Mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı bakımından isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigorta şirketine ihbar talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, maluliyet oranının tespiti ve ayrıca SGK tarafından ödeme yapılarak zararın karşılanmış veya karşılanacak olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, SGK'ya müzekkere yazılarak davacıya herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmayacağı hususlarının sorulmasını, müvekkili şirket tarafından iş güvenliği mevzuatı, elektrik mevzuatı ve DEDAŞ ile yapılan şartnamelere uygun olarak gerekli tüm önlemlerin yerine getirildiğini, dava konusu iş kazasının doğmasında hiçbir kusuru bulunmadığını, zarar görenin mevzuata aykırı hareket etmesi ve gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sebebiyle ağır kusuru bulunduğunu, davacı asilin gerekli kontrolleri yapmadan, OG neon lambalı ıstanka ile kontrol etmeden ve emniyet kemerini bağlamadan yaklaşma mesafesine girdiği ve akıma kapıldığının sabit olduğunu, illiyet bağının kesildiğini, fahiş miktardaki maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınmasını talep ettiklerini, gerçek zarardan zarar görenin kusuru, müzayaka hali, hal ve mevkiin icabı gibi sebeplerle tazminat miktarı ile ilgili indirim yapılması, akabinde Sosyal Sigorta Kurumlarınca sağlanan peşin sermaye değerlerinin tazminat miktarından düşürülmesini talep ettiğini beyan ederek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A) Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) 6100 sayılı HMK'nun 266. maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1. maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde Mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. Bilindiği üzere HMK'nın 30. maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan usul ekonomisi ilkesine göre de hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10 (21) -94 E- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, Mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" Ayrıca SGK gelirlerinin (geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nın 55. maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği de açıktır. Somut olayda taraf vekillerinin davacının %50 kusurlu, davalı işverenin %50 kusurlu olduğu yönündeki 16.01.2024 tarihli kusur raporuna itirazı bulunmadığı görülmekle davalı vekilinin kusur oranına yönelik temyizi yerinde bulunmamıştır. Öte yandan, 27.5.2022 tarihli hesap raporu ile davacının maddi tazminat alacağının bilinen dönem sonu 31.12.2022 tarihi esas alınarak 827.294.03 TL olarak hesaplandığı, ancak bu tutardan dosyada rücuya tabi ödemeye ilişkin bilgi bulunmadığı gerekçesi ile Kurumca yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ve peşin sermaye değerli gelirin rücuya tabi kısmının tenzil edilmediği, hesap raporunun taraflara 18.6.2022 tarihinde tebliği üzerine davacı vekilinin rapora itiraz etmediği gibi takip eden celsede rapora karşı bir diyeceği olmadığını beyan ederek ıslah için süre talep ettiği, davalının hesap raporuna itiraz ettiği, Mahkemece işlemiş dönem sonunun 31.12.2024 olarak esas alındığı 29.04.2024 tarihli hesap raporu ile belirlenen 1.902.028,38 TL tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilince 827.294.03 TL olarak belirlenen tazminat tutarına itiraz edilmediğinden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın gözetilmesi, ne var ki anılan hak gözetilirken söz konusu zarara esas 27.5.2022 tarihli hesap raporuna %50 kusur oranı uygulanarak ve Kurumca bağlanan ilk peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödemesinin kusur karşılığı da mahsup edilerek bakiye tutarın tahsiline hükmedilmesi gerekir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz istemi nedeniyle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bd03055a706c6625 65d3f671e86f126c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı