Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/7228 E., 2025/11125 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7228 E., 2025/11125 K. (02.07.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7228
Karar No
2025/11125
Karar Tarihi
02.07.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/7228 E. , 2025/11125 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1681 E., 2024/2434 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...İş Mahkemesi SAYISI : 2020/247 E., 2023/110 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.08.2010–31.01.2016 tarihleri arasında davalı şirkettte kesintisiz çalışmalarının tespitini talep etmiştir. Davacı vekili 05.01.2021 tarihli dilekçesinde, taleplerinin 01.08.2010-31.01.2016 tarihleri arasındaki sosyal güvenlik destek primi kesintisine tabi çalışmanın tespiti istemi olduğunu beyan etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi; davacının 01.01.2010 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı aldığı, istinaf kaldırma kararı doğrultusunda sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği, bu nedenle tespitinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi; istinaf yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında, 6100 sayıl�� HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; özellikle, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde davacının hukuki yararının bulunmadığını belirtmiş ise de Hukuk Genel Kurulunun kararı değerlendirildiğinde davacının, kısa vadeli sigorta kolları kapsamında tespit isteminde hukuki yararının bulunduğu, ancak, yargılama aşamasında beyanları alınan tanıkların ifadelerinden, davacının, ceza dosyasındaki beyanından ve tüm dosya kapsamından, davacı ile davalı şirket arasında hizmet akdinin unsurlarından olan bağımlılık ilişkisi bulunmadığı ve sonuç itibariyle İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan ret hükmünün yerinde olduğu dikkate alındığında, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; ...İş Mahkemesinin, 14.03.2023 tarihli, 2020/247 E, 2023/110 K. sayılı kararına yönelik davacı vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamında; davacının 01.08.2010-31.01.2016 tarihleri arasındaki sosyal güvenlik destek primi kesintisine tabi çalışmalarının tespitini talep ettiği eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde; her ne kadar İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde davacının hukuki yararının bulunmadığı belirtmiş ise de Hukuk Genel Kurulunun kararı değerlendirildiğinde davacının kısa vadeli sigorta kolları kapsamında tespit isteminde hukuki yararının bulunduğunun belirtilmesine rağmen; hüküm fıkrasında; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hatalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı gerekçesini değiştirmek suretiyle davanın esası hakkında yeniden karar vermesi gerekirken; yazılı şekilde istinaf başvurusunun esastan reddine kararı verilmesi hatalı olduğundan bahisle karar bozulmuştur. B- Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işyerindeki çalışmaları bordrolara yansıyan tanıkların ağırlıklı ifadelerinin, davacının hizmet akdine dayalı çalışan bir kişi olmadığı yönündeki içerikleri; davacının, Manisa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1408 E., 2016/203 K. sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde yer alan, "Söz konusu şirket 13 Şubat 2013 tarihinle yapılan protokol ile...'a fiilen satıldı. Bu tarihten itibaren... şirketi kendi adına ve hesabına yönetti. Ben de kendisine danışman olarak yardım ettim." içerikli beyanı ve dosyanın yargılaması sürecinde yeminli mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu içeriğindeki, "Davacı şirkete ait yasal ticari defterlerin açılış tasdiklerinin yasal sürelerinde yapıldığını, yine bu defterlere yapılması gereken muhasebe kayıtlarının usulüne göre yapıldığını, bu defterlerde yevmiye defterine yaptırılması gereken kapanış tasdiki yasal süresi olan 30/06/2015 tarihinde 12957 yevmiye numarası ile ...Noterine yaptırıldığını, davacı şirket tarafından davalılardan ...'a yapılan ödemelerle ilgili hesap muavinindeki hesap hareketlerinin ilgili banka kayıtları ile de karşılaştırıldığını ve doğruluk teyitlerinin yapıldığını, gerek dava dosyası mündericatından ve gerekse davacı şirket kayıtlarından davalı ... tarafından şirkete borç para verdiğine dair bir tespit yapılamadığı gibi, davacı şirketle davalı ... arasında herhangi bir ticari ve/ veya hizmet alımına dayalı bir ilişkinin varlığının tespit edilemediğini, diğer bir ifade ile davacı şirket tarafından davalı ...'a yapılan ödemelerin gerekli ve zorunlu bir nedeninin tespit edilemediği," yönündeki tespit; davacının, davalı şirket yetkilisi ...hakkında, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu 31.12.2014 tarihli şikayet dilekçesindeki, "Sanık belirtilen adreste ... Ltd.Şti.'nin sahibidir. Eşimin ve kızımın sigortalı olarak çalıştığı ve benim de danışmanlık hizmeti verdiğim dönemlerde" içerikli beyanı ve 31.12.2014 tarihinde Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifade içerikleri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişi tarafından hazırlanan 23.07.2014 tarih 9384/İNC – 9431/İNC-29 sayılı raporda kayıt dışı işçi tespitine yer verilmediği gibi, ifadesi alınan çalışanlardan ...ın, “05.06.2013 tarihinden bu yana işyerinde çalışıyorum. Asgari ücret üzerinden çalışıyorum. Ücretimin tamamını bankadan alıyorum. Hiç bir şekilde elden ücret almadım. İşyerinde elden ücret alan görmedim. Sigortasız olarak çalışan işçiye hiç rastlamadım.” yönündeki beyanı da dikkate alındığında; hizmet akdinin süreklilik ve bağımlılık unsurlarını içeren bir çalışma ilişkisi kanıtlanamadığından; sıralanan maddi ve hukuki olgular ile bozmaya konu karar gerekçesi ışığında ve bozma gereğince yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın kabulünün gerektiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/1., 370 ve 371. maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86. madde hükümleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 21d224b9967a4533 5d4bda7d9a953403

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı