Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/6726 E., 2025/11876 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/6726 E., 2025/11876 K. (16.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6726
Karar No
2025/11876
Karar Tarihi
16.09.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/6726 E. , 2025/11876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2102 E., 2024/3537 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/243 E., 2023/145 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı .... ünvanlı işyerinde 06.03.2017 - 03.05.2018 tarihleri arasında "Teknik Büro Personeli" olarak çalıştığını işyerinde en son 2.250 TL ücret alırken ücretinin asgari ücret olan kısmını banka kanalı ile diğer fark kısmı ise elden "hizmet bedeli" "maaş ödemesi" adı altında kasa defterine işlenmek, karşılığında makbuz verilmek suretiyle elden ödendiğini, sigorta primlerinin ise asgari ücret üzerinden yatırıldığını belirterek prime esas kazancının tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili, davacının şirkette işe İş-Kur vasıtası ile başladığını, yaklaşık üç ay İş-Kur vasıtası ile çalıştıktan sonra 11.07.2017-10.05.2018 tarihleri arasında şirket sigortalısı olarak çalışmasına devam ettiğini, davacının İş-Kur vasıtası ile ücretinin ödendiği zamanlarda da ücreti asgari ücret olarak belirlendiğini ve sigorta primlerinin de bu ücret üzerinden yatırıldığını, davacının özel bir mesleki vasfı bulunmadığı için aylık 2.250,00 TL ücret almasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Kurum vekili, davacının kendi kusurlarını ve davalı işverenin kusurlarını Kuruma yükleyemeyeceğini, dava açılmasına kendilerinin sebebiyet vermediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu kayıtların şirkete ait kayıtlarda karşılığının bulunmadığı, bu durumda söz konusu kayıtların resmi kayıtlar olmadığı, bu durumda bu belgelere göre inceleme yapılmayarak dosyadaki diğer belgelerle inceleme yapılması gerektiği, 1989 doğumlu olan davacı adına davalı işyerinde işe başlamadan önce 217 günlük başka işyerlerinden bildirilen hizmeti bulunduğu, davalı işyerinden bir önceki işyerinde kantin görevlisi sıfatıyla hakkında bildirimi yapılmış ve kazancı asgari ücret olarak bildirilmiş davacının davalı işyerinden ise satış temsilcisi olarak gösterilmek suretiyle asgari ücreti üzerinden bildirimi yapıldığı, bu verilere göre davacının önceki iş tecrübesi, yaptığı işin önemi ve yaptığı işteki tecrübesine ilişkin husus ile yazılı belge veya yazılı delil başlangıcı olabilecek belgenin olmaması, söz konusu ücret hususunun sadece tanık beyanları ile tespitinin mümkün olmaması hususları göz önüne alınarak davacının ücret iddiasını ispatlayamadığı yönünde kanaate varılması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf istemi ile aynı gerekçelerle ve Sosyal Güvelik Kurumu Denetmenliği'nin aynı konuda Ankara 3. İş Mahkemesinin 2022/179 Esas sayılı dosyası ile açılan davada dava ... tarafından yapılan şikayet neticesinde hazırlanan 2024/406691/18 sayılı raporunda yapılan incelemede 2016/01-02-03-04-05-06-07-08-09-10-11-12, 2017/01, 10, 2018/03 aylarında davacı yönünden Kuruma bildirilen tutarın yevmiye defterine işlenen tutarlardan fazla olduğunun tespit edildiğini ve davalı işverene 5510 Sayılı Kanun'un 102. maddesi kapsamında idari para cezaları uygulandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası ile tanık beyanları, mesaj dökümleri ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a2471960844881df ee107ad314b34fa7

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı