Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/5917 E., 2025/12366 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5917 E., 2025/12366 K. (24.09.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5917
Karar No
2025/12366
Karar Tarihi
24.09.2025
Konu
Boşanma

10. Hukuk Dairesi 2025/5917 E. , 2025/12366 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4020 E., 2025/256 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/385 E., 2024/373 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının boşanma işleminin gerçek olduğunu bu nedenlerle murisin vefatından dolayı davacının ölüm aylığı bağlanması yönündeki talebin reddine dair 09.10.2017 tarihli davalı Kurum işleminin iptali ile eşi ile boşanma kararının kesinleştiği 12.12.2014 tarihinden itibaren davacıya ölüm aylığı ödenmesinin devamına karar verilmesini, ayrıca ödenmeyen aylara ilişkin aylıkların yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 21.10.2015 kesinleşme tarihli boşanma kararı ile ...’dan boşandığı, davacının babasının 4/a tahsis dosyasından 01.01.2016 tarihinden itibaren ölüm aylığı almakta iken ihbar nedeniyle yapılan denetimde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığından bahisle 28.03.2019 tarih 2019/CP/023 sayılı rapora istinaden 01.01.2016-20.12.2019 tarihleri arasında ödenen 31.077,20 TL aylıkların borç tahakkuk ettirildiği, ayrıca 05.01.2020 tarihinden itibaren 1.600,00 TL’nin faiziyle borç tahakkuk ettirilerek takibe konulduğu, davacının takibe yaptığı itiraz nedeniyle takibin durduğu, SGK tarafından Sivas 1.İş Mahkemesinde itirazın iptali için açılan 2021/177 E. sayılı dava dosyasında, davacının eski eşi ile fiilen birlikte yaşamadığı, eski eşinin akıl hastalığının fiili ehliyetini engelleyecek derecede olup fiziksel hareketlerini kısıtlayıcı boyutta olduğu, kardeşlerinin de bakmadığı, memleketinden çocuklarının yanına gönderildiği, ortada kalan eski eşi çoçukların ısrarı ile evine aldığı, hiçbir geliri olmayan kişiye yardım etmesinin fiili yaşama olarak değerlendirilemeyeceğinden bahisle davalı Kurumun davasının 2022/419 K. sayılı kararı ile reddedildiği, kararın istinaf edilmeksizin 22.11.2022 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen karar gereği davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığının belirgin bulunduğu dikkate alınarak davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İzmir 14. İş Mahkemesinden verilen 07.06.2024 tarih, 2020/385 Esas ve 2024/373 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,davanın kabulüne, davacıya bağlanan ölüm aylığının kesilmesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın 27.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 56., 59. maddeleri, kesinleşen Mahkeme kararı ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı