Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/392 E., 2025/8615 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/392 E., 2025/8615 K. (22.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/392
Karar No
2025/8615
Karar Tarihi
22.05.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/392 E. , 2025/8615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/29 E., 2024/600 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkette 20.11.1996 - 06.01.2010 tarihleri arasında makinacı olarak kesintisiz çalıştığını, ancak 20.11.1996 - 24.07.2000 tarihleri arasındaki çalışmasının SGK’ya hiç bildirilmediğini yine 05.06.2001 tarihinde işten çıkış, 10.06.2004 tarihinde tekrar işe giriş gösterildiğini, 2009 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayları çalışmalarının da eksik gösterildiğini, davalı tarafça SGK’ya eksik olarak asgari ücret üzerinden gösterildiğini, müvekkilinin davalı şirkette çalıştığı esnada aldığı son ücretin aylık net 520,00 TL olduğunu iddia ederek müvekkilinin davalı şirkette 20.11.1996 - 06.01.2010 tarihleri arasında aralıksız sürdürmüş olduğu ancak SGK’ya hiç bildirilmeyen kesintisiz fiili çalışmasının gerçek brüt ücret üzerinden tespitine ve Kurum kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, 01.05.1998 – 06.01.2010 tarihleri arasında aralıklı olarak çalıştığını, davacının iddialarının tamamen asılsız ve haksız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 2000 yılında çalışmaya başladığını, davacının tespiti talep ettiği döneme ilişkin davalı işverene ait işyeri kayıtlarının incelenmesi, davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunu tanık beyanları dışında resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlaması, işyerinin gerçekte var olup olmadığının soruşturulması, çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığının dikkate alınması, ücret konusunun titizlikle araştırılması, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalıştığı iddiasının yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2013 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının 01.09.1998 - 30.04.2001 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden hizmet akdi ile çalıştığının ve bu çalışmalarından 177 günün priminin ödenerek Kuruma bildirildiğinin, 423 gün çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2013 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 04.11.2015 tarihli karar ile " D1) 12.12.2013 tarihli dilekçe ile temyizden feragat eden davacı tarafın temyizden feragat hakkının bulunmasına göre, temyizden feragat talebinin reddine dair Mahkemenin 02.01.2014 tarih ve 2010/223 Esas ve 2013/836 Karar no.lu ek kararının kaldırılmasına, 2) Dava, davacının davalı şirkette 20.11.1996 - 06.01.2010 tarihleri arasında aralıksız sürdürmüş olduğu ancak Kuruma hiç bildirilmeyen kesintisiz fiili çalışmasının gerçek brüt ücret üzerinden tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “Davacının 01.09.1998 - 30.04.2001 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden hizmet akdi ile çalıştığının ve bu çalışmalarından 177 günün priminin ödenerek Kuruma bildirildiğinin, 423 gün çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinin tespitine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinde işe başladığını gösterir ilk işe giriş bildirgesinin 01.05.1998 tarihli olup 15.05.1998 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal ettiği, yine 24.07.2000 tarihli olarak davalı işyerinde tekrar işe başladığını gösterir işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği, davacıya ait hizmet cetvelinde davacı adına davalı işyerince 24.07.2000-31.12.2009 tarihleri arasında toplam 2152 gün hizmet bildiriminde bulunulduğu, 01.01.2001 tarihli taraflar arasında akdolunan “İş Sözleşmesi”nde davacının part time olarak ayda 15 gün çalışacağının öngörüldüğü, davalı işyerinin 08.07.1997 tarihinden itibaren kanun kapsamına alınmış olduğu, 1998/2-2010/2. arası dönem bordlarının getirtildiği, dönem bordrolarında davacının hizmet cetvelinde görülmeyen ancak bordrolarda 1998/2-2000/1. dönemleri arasında sigortalı kaydının yer aldığı, davacının 09.03.2001 – 31.03.2001 tarihleri arasında ve 2009 yılı Ocak, Şubat, Mart ayları içerisinde davalı işyerinde ücretsiz izin kullanmış olduğu, 2007/3-2009/12 arası ücret bordroları dosyaya sunulduğu, davacı adına Kuruma asgari ücret düzeyinden prime esas kazancın bildirilmiş olduğu, zabıta araştırması neticesi davalı işyerine komşu olan işyerinin tutanağa bağlanmak suretiyle Mahkemeye bildirildiği, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, kısmî dönem bordro tanığı olan davacının kardeşinin dinlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; Mahkemece bu şekilde tek bir kısmî dönem bordrosu tanığının beyanı ile sonuca gidilmiş ise de dinlenen tanığın yerleşik Yargıtay İçtihatlarında belirtilen tanık niteliğinde olmadığı anlaşılmakla, fiilî ve sürekli çalışmanın tereddüt oluşturmayacak şekilde ortaya konmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmektedir. Yapılacak iş; kamu düzenini yakından ilgilendiren bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince, sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için ihtilaf konusu dönem kapsamında davalı işyerinde çalışması bulunan kayıtlı bordro tanıklarını dinlemek, ayrıca bu tanıkların adresleri tespit edilemediği ya da beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığıyla davalı işyerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, hükme esas alınan bilirkişi raporu, dinlenilen tanıklar ile tüm dosya kapsamından; davanın kısmen kabulü ile a)Davacının davalı işyerinden davalı Kuruma bildirimleri yapılmış olan 24.07.2000-05.06.2001 ve 10.06.2004-06.01.2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitinde hukuki yarar bulunmadığından usulden reddine, b)Davacının bildirim öncesi 20.11.1996-30.04.1998 tarihleri arası çalışma iddiası yönünden talebinin hak düşürücü süre nedeni ile reddine, c)Davacının 02.03.2000-23.07.2000 tarihleri arasındaki dönem açısından tespiti mümkün hizmet süresi bulunmadığının tespitine, d)Davacının davalıya ait 2 2592 03 03 0745055 034 05-06 sicil no.lu ve ... Elektrik San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinden 01.05.1998 - 09.06.2004 tarihleri arasında Kuruma bildirilenler dışında; 01.05.1998 - 30.06.1998 tarihleri arasında 60 gün ve günlük 1,67 TL kazançla, 01.07.1998 - 31.07.1998 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 2,10 TL kazançla, 01.08.1998 - 30.09.1998 tarihleri arasında 60 gün ve günlük 2,10 TL kazançla, 01.10.1998 - 31.12.1998 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 2,34 TL kazançla, 01.01.1999 - 30.06.1999 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 3,11TL kazançla, 01.07.1999 - 31.12.1999 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 3,79 TL kazançla, 01.01.2000 - 01.03.2000 tarihleri arasında 61 gün ve günlük 4,00 TL kazançla, 06.06.2001 - 30.06.2001 tarihleri arasında 25 gün ve günlük 7,00 TL kazançla, 01.07.2001 - 31.07.2001 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 7,00 TL kazançla, 01.08.2001 - 31.12.2001 tarihleri arasında 150 gün ve günlük 7,00 TL kazançla, 01.01.2002 - 31.03.2002 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 7,40 TL kazançla, 01.04.2002 - 30.06.2002 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 9,26 TL kazançla, 01.07.2002 - 31.12.2002 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 10,92 TL kazançla, 01.01.2003 - 31.03.2003 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 10,92 TL kazançla, 01.04.2003 - 30.06.2003 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 13,10 TL kazançla, 01.07.2003 - 31.12.2003 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 15,27 TL kazançla, 01.01.2004 - 09.06.2004 tarihleri arasında 159 gün ve günlük 18,32 TL kazançla toplam 1745 gün daha sigortalı olarak çalıştığının tespitine, e)Fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davalı Kurum vekili; eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı şirket vekili; tanık anlatımları ile de davanın kanıtlamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere,uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden taraf vekillerinin aşağıda kalan paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). 3-Eldeki davada Mahkemece verilen önceki karar, bozma içeriğinde belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması gereği belirtilerek Dairemizce bozulmuştur. Mahkeme tarafından bozmaya uyulduğu halde bozmanın gereği yerine getirilmemiş olup bozma öncesi davanın kısmen kabulüne davacının 01.09.1998 - 30.04.2001 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret üzerinden hizmet akdi ile çalıştığı ve bu çalışmalarından 177 günün priminin ödenerek Kuruma bildirildiği, 423 gün çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verildiği, davacının bu hükmü temyiz ettiği fakat daha sonra temyiz talebinden feragat ettiği halde Mahkemece bozma sonrası davacının davalı işyerinde 01.05.1998 - 09.06.2004 tarihleri arasında prime esas kazanç alt sınırı altında kalmamak üzere asgari ücretle tarih aralıkları, günleri ve kazançları hüküm kısmında belirtildiği üzere toplam 1745 gün sigortalı çalıştığının tespitine şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmakla davacının ilk hükmü temyiz etmemiş olması nedeniyle Mahkemece bozma sonrası ilk karardan fazlaya hükmedilmiş olması hatalı olup, bu husus dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a95b7ac4e00dd9ef 0acf8ae8ebb0bb34

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı