10. Hukuk Dairesi 2025/3581 E. , 2025/9658 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1422 E., 2025/2 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/440 E., 2023/778 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.11.1990 tarihinden itibaren şehirlerarası yolcu taşımacılığı yaptığını, 19/21231 sicil nosu ile Esnaf ve Sanatkarlar siciline kaydı bulunduğunu, ayrıca vergi dairesine kaydının da 14.09.1993 tarihi olarak kayıtlara geçtiğini, müvekkilinin bu tarihten itibaren bilfiil çalıştığını, ancak 4956 sayılı Kanun gereğince müvekkilinin 04.10.2000 tarihine kadarki çalışma döneminin yok sayıldığını ve sigorta başlangıç tarihinin 28.05.2001 olarak gözüktüğünü, Sosyal Güvenlik Müdürlüğü Vergi Dairesi ve Esnaf ve Sanatkarlar Odası kayıtları incelendiğinde müvekkilinin 02.11.1990 tarihinde kendi nam ve hesabına çalıştığının ispat edilebileceğini, 04.10.2000 tarihinden önce kişinin kendi nam ve hesabına çalışırken ya vergi dairesine kayıtlı olduğunu ya yaptığı mesleğe göre Esnaf ve Sanatkarlar siciline ya da Kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşuna kayıt yaptırmasının yeterli olduğunu, müvekkilinin de bu hususta yukarıda da bahsedildiği üzere Esnaf ve Sanatkarlar siciline kaydını yaptırdığını ve meslek hayatına başladığını, müvekkilinin 04.10.2000 tarihinden önce de yaklaşık 10 senelik bir çalışması söz konusu iken bu çalışmasının yok sayılmasının sosyal güvenlik hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alındığını, Yargıtay kararlarınca da somut davaya uygun durumlar için verilmiş birçok kararın mevcut olduğunu, yıllarca emek veren kendi nam ve hesabına çalışan kişilerin 04.10.2000 tarihinden önceki çalışmalarının da kabul edilerek bu mağduriyetlerinin giderildiğini, müvekkilinin de Esnaf ve Sanatkarlar siciline kayıt tarihi olan 02.11.1990 tarihinin işe başlama tarihi olarak kabul edilmesi için dava açma zorunluluğu doğduğunu, Yargıtay tarafından hukuki hoşluk bulunan 08.08.2001 ile 02.08.2003 tarihleri arasındaki dönemde geriye dönük Bağ-Kur hizmetlerinin tespitinin mümkün olabileceği yönünde kararlar verildiğini, burada Yargıtay kararını geniş yorumlayarak sadece 08.08.2001-02.08.2003 tarihleri arasındaki dönemde sigortalılık tescili olanlar veya bu dönemde dava açanlar bakımından sınırlamamak gerektiğini, 02.08.2003 tarihinden önceki dönemlerde tescili olan Bağ-Kur sigortalılıklarının geçmişe yönelik olarak (20.04.1982 tarihine kadarki süre bakımından) tespitinin mümkün olabileceğini belirterek; müvekkilinin Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin 19/21231 sicil nosu ile Esnaf ve Sanatkarlar siciline kayıt tarihi olan 02.11.1990 tarihinden itibaren tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstinaf ilamı sonrasında ve istinaf ilamı doğrultusunda davacı vekili tarafından sunulan dilekçe ile davacının Bağ-Kur sigortalılığının 10.10.1990-20.05.1991 tarihleri arasını kapsayarak bu süreçte sigortalı olarak kabulüne karar verilmesini ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kayıtlarında yapılan incelemede davacının 1101660944 Bağ-numaralı giriş bildirgesini .... Mal Müdürlüğüne onaylatarak 28.05.2001 tarihinde başlayan vergi kaydına istinaden 28.05.2001 tarihi itibariyle Kuruma kayıt ve tescilini yaptırdığının tespit edildiğini, 02/Ağustos/2003 tarihinde yürürlüğe giren ve 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununa değişiklikler getiren 4956 sayılı Kanun'un Geçici 18. maddesine göre; "Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49. ve ek 15. maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.", geçici 18. madde ile 4956 sayılı Kanun ile sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilen 04.10.2000 tarihinden geride kalan ve sigortalı sayılmayan sürelerin kazanılması amacıyla Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde bu sürelerin borçlanılması suretiyle sigortalılık süresi olarak kazanılması amaçlandığını, borçlanmanın sigortalılık tescil tarihini geriye götürmediğini, yasa gereği sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlatıldığını, yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre "01.10.2008 öncesi sigortalılık niteliği taşıdığı halde bu kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlar.", aynı maddenin 2. fıkrasıyla da 01.10.2008 tarihi itibariyle sigortalılıkları başlatılanların 04.10.2000 tarihi ile 01.10.2008 tarihi arasında varsa vergi mükellefiyet sürelerini borçlanabilmelerine imkan sağlandığını, yürürlüğe giren her bir Kanunun yürürlük tarihi bir milat olup geriye dönük tescile imkan vermediğini, davacının 14.09.1993-03.02.1997/18.02.1997-08.05.2000 tarihleri arasındaki vergi sürelerini 1479 sayılı Kanuna 619 sayılı Kanun hükmünde kararname ile eklenen 1. maddeye göre borçlandığını ancak süresinde ödemediğini ve 01.09.2003 tarihinde tekrar borçlandığını ve yine ödemediğinden borçlanmasının iptal olduğunu, yasanın açık hükmü karşısında kendisine hizmet verilemediğini, çıkan bu yasalardan yararlanmayan davacının hizmet tespitine benzer işbu dava yoluyla hizmet almasının yasalar karşısında mümkün olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacının davasının reddine,..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-)Davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, 1-Davanın kabulü ile davacı .. TC kimlik numaralı ...’in 10.10.1990 - 20.05.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun'a tabi zorunlu Bağ-Kur sigortalı olduğunun tespitine,...” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde: a. Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini, b. İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, c. Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu, d. Davacının 14.09.1993 - 03.02.1997 / 18.02.1997 - 08.05.2000 tarihleri arasındaki vergi sürelerini 1479 sayılı Kanuna 619 sayılı Kanun hükmünde kararname ile eklenen 1. maddeye göre borçlandığını ancak süresinde ödemediğinden ve 01.09.2003 tarihinde tekrar borçlandığını ve yine ödemediğinden borçlanmasının iptal olduğunu ve yasanın açık hükmü karşısında kendisine hizmet verilemediğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, dosya içerisine alınan bilgi ve belgeler, tanıklar beyanı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b4abb6ceb6460845 37e9515a68d79f77