10. Hukuk Dairesi 2025/3386 E. , 2025/10578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2893 E., 2024/3077 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/3 E., 2024/19 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;15.10.2020-15.04.2021 tarihleri arasında ... Yapının .. ili ... ilçesi kelekçi kasabası benlik köyünde bir binanın tadilat işinde çalıştığını, çalıştığı zaman içinde ..., ..., ... ve ... isimli kişilerin sigorta primlerinin yalnızca birer hafta yatırıldığını, söz konusu adreste ne kadar süre çalıştığını bilen ve bilfiil kendisi ile birlikte çalışan ... (amele), ... (alçı sıva, mantolama), ... (alçı sıva, mantolama), ... (mantolama, boya, demir işleri), ... ... (elektrikçi) ve ev sahibi .... isimli kişi ile köyün bakkalı ... isimli kişinin mevcut olduğunu, amele ..., asma tavancı ... ve amele ...'ın, ... Yapı'da maaşlı çalıştıkları için doğru ifade vermeyeceklerini düşünerek bu kişileri tanık olarak göstermediğini beyanla; söz konusu işyerinde 15.10.2020-15.04.2021 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde tam gün ve bilfiil çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını, müvekkili ...'a yöneltmesinin hukuken imkansız olduğunu, müvekkillinin ... Yapı ve Dekorasyon şirketinin sahibi olmadığını, söz konusu şirketin, müvekkilinin kardeşinin adına kayıtlı olduğunu ve müvekkili ... bu işyerinde bir dönem çalıştığını, müvekkilinin bu davada taraf sıfatı olmadığından esasa girilmeden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının adına verilen işe giriş ve çıkış belgelerinden açıkça görüleceği üzere, davacının bu işletmede 22 gün çalıştığını ve bunun karşılığında 06.02.2021-28.02.2021 tarihleri arası SGK'ya hizmet bildiriminin yapıldığını, müvekkili ... de davacı ile aynı dönemde bu inşaatta çalışmış olması nedeniyle bildiği üzere, davacının çalıştığı gün kadar SGK'ya hizmetlerinin bildirdiğini, davacının kötü niyetli olarak Mahkemeyi yanıltma çabası içerisinde olduğunu, davacının götürü usulü ile boya işinde çalıştığını, davacının bir yere bağlı bir işte devamlı çalışmadığının yine SGK kayıtları incelendiğinde açıkça görüleceğini, davacının kısa süreli işlerde götürü usulü ile çalıştığını, davacının diğer davalı ... ile arasındaki husumet, müvekkili ... de şirketin sahibinin kardeşi olması nedeniyle bu durum hakkında bilgi sahibi olması, müvekkilinin diğer davalı kardeşi ve davacının arasında icra takibi olması ve müvekkilinin davalı kardeşinin davacıyı dava etmiş olması nedeniyle husumetli olması sebepleriyle davacının davasını kötü niyetli olarak hem müvekkiline hem de diğer davalıya yönelttiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının, müvekkilin işletmesine ait bu işte 22 gün çalıştığını ve bunun karşılığında 06.02.2021-28.02.2021 tarihleri arası süre ile SGK'ya bildiriminin yapıldığını, müvekkilinin, davacının çalıştığı gün kadar SGK'ya hizmetlerini bildirdiğini, bu sebeple davacının ileri sürdüğü dava gerekçelerinin gerçeği yansıtmadığını, aksine davacının kötü niyetli olarak Mahkemeyi yanıltma çabası içerisinde olduğunu, davacının bugüne dek ne müvekkiline ne de başka bir işyerine bağlı olarak çalışan biri olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde dahi ne iş yaptığını beyan edemediğini, oysaki davacının boya işçisi olduğunu, bu nedenle davacının bir aydan fazla sabit bir işte çalışmadığını, davacının götürü usulü işler yaptığını, müvekkilinin işi bulan kişi olduğunu, işin sahibi ve müvekkili arasında yapılan iş sözleşmesinden bu inşaat işinde neler yapıldığının ortaya çıkacağını, müvekkilinin bir inşaatın başından sonuna kadar bütün işlerini üstlendiğini, kaba inşaattan ince işçiliklerine kadar yaparak işi teslim ettiğini, davacının sıva, mobilya, elektrik vb. işlerin ustası olmadığını, boya ustası olduğunu, bu durumda davacının boyacı olduğu göz önüne alınır ise inşaatta en son işi davacının yaptığını, yani müvekkilinin bu işte en son davacıyı inşaatın boya işi için götürü usulü ile tuttuğunu, davacının dava dilekçesinde isimlerini verdiği ..., ... ve ...'ın müvekkilinin işyerinde çalışıyor olması nedeniyle tanıklıklarına müdahale etmek maksadıyla tanık olarak gösteremeyeceği yönündeki beyanlarının yine kötü niyetli olduğunu, yönlendirme yapılmak istendiğini, şayet bu kişilerin tanıklığından şüphe edilecek ise davacının bildirdiği tanıkların da beyanlarına itibar edilemeyeceğini ve bu tanıkların şaibeli beyanlar vereceğini, zaten davacının müvekkili ile devamlı olarak çalışmadığını kendi beyanları ile doğruladığını, dava dilekçesinde, yukarıda isimleri yazılı bulunan kişilerin müvekkilinin devamlı işçisi olduğundan bahisle kendisinin götürü usulü ile çalıştığını hiçbir delil gerekmeksizin kabul ettiğini, ayrıca inşaatın sahibi olan ... ... da tanık olarak dinlenmesi ile gerçeğin ortaya çıkacağını, davacının son işyerinin ... Çatı İzmir (Tadilat Dekorasyon) adlı işyeri olduğunu, davacının bu iş yerindeki işe girişinin 19.08.2021 ve işten çıkışının 24.08.2021 olduğunu, buna göre, davacının kısa süreli işlerde götürü usulü ile çalıştığını, müvekkilinin bir iş için davacı ile anlaştığını ve davacının çalıştığı gün kadar SGK'ya bildirimini yaptığını, davacının davalı müvekkili ile bir husumeti olduğunun aşikar olduğunu, davacı ...'in, müvekkili ... aleyhine Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2021/5831 Esas sayılı dosyasında haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğunu, müvekkilinin takibin iptali istemli olarak Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/1250 Esas sayılı dosyasında davacı ... aleyhine dava açtığını, bu icra takibinde, müvekkilinin davacıya senetten kaynaklı borcunu ödemiş olmasına ve müvekkilinin elinde davacının el yazısı ile düzenlenen borcun ödendiğine dair ödeme belgesi olmasına karşın davacının kötü niyetli olarak takip başlattığını, davacının bu davayı açmadan önce bu icra takibini tehdit unsuru yaparak alacak-borç ilişkisinin haklı nedenle sürüncemede kalması ve davacının istediği gibi müvekkilinden kolay ve kötü niyetli olarak para tahsil edememiş olması nedeniyle müvekkilini tehdit ederek dava edeceğini bildirdiğini, davacının gerçekten belirtilen süreler kadar çalışması olsa idi bunu tespit edip daha önceden hizmet tespiti davası açması gerektiğinin açık olduğunu, ancak her nasılsa bu davanın da müvekkilinin icra hukuk mahkemesinde dava açmasının akabinde açıldığını, icra hukuk mahkemesinde görülen söz konusu davanın halen derdest olduğunu, bu davada dahi alacağını tahsil eden davacının haksız ve kötü niyetli olarak davalı müvekkilinden kötü niyetli olarak yeniden tahsilat yapmak istediğini, davacının bu davayı müvekkiline husumeti nedeniyle kötü niyetli olarak alacağın tahsilini kolaylaştırmak maksadıyla açtığını beyanla; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili: a.Dinlenen tanık beyanları ile çalışmanın kanıtlandığını, b.Baz istasyonu bilgilerin getirtilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.