10. Hukuk Dairesi 2025/2142 E. , 2025/12136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/101 E., 2022/1489 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2012/212 E., 2020/291 K. Taraflar arasında iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalılar vekillerinin istinafı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesince davacı ve davalılardan .... Yatırım İnşaat ve İşletme A.Ş. ve .... San. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı DHMİ Genel Müdürlüğü ve ....İşletme A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesince verilen karar davacı ve davalılardan ....San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davacının 05.03.2012 günü Devlet Hava Meydanlarına ait İzmir/Gaziemir'de havalimanında iç hatlar binasının cephe söküm-kompozit işini yaparken alüminyum merdivenin kayması sonucunda düşerek ayağını kırdığını ve sürekli malul kaldığını, olayın meydana geldiği binanın DHMİ ait olduğunu, inşaat işini hizmet alımı şeklinde verilse bile iş sözleşmesinin ortadan kaldırmayacağını, ...’ın inşaatı yürüten asıl işveren olduğunu, ...’ın inşaat işlerinin bir kısmını cephe söküm işini diğer taşerona verdiğini, dolayısıyla asıl işveren ve taşeronların mütelselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin dış cephe söküm ve yapım ustası olduğu için ... inşaatta aylık 3.000,00 TL maaş aldığını, ancak SGK’ya maaşının düşük bildirildiğini, müvekkilinin bacağına Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 9 tane platin takıldığını ve malul kaldığını, davacı cephe ustası olduğu için tüzüğün B Cetveli İnşaat işleri iş kolları desinatörler meslek grubuna en yakın olup meslek grup no.su olan meslek grup no.21 olduğunu, işverenin işi bir an önce bitirmek için iskele kurmadan davacıyı çalıştırdığını, işverenin iskele kurması gerekirken ya da iskele kurulamayacaksa platform kurması gerekirken alüminyum merdiven ile davacıyı çalışmaya zorlamasının iş güvenliği mevzuatına aykırı olduğunu, davacının maluliyeti dışındaki zararlarının olduğunu, davacının 05.03.2012 tarihinden beri kaza geçirip çalışamadığı için aylık 3.000,00 TL'ye göre 2005 yılı öncesi vergi borçları ve Bağ-Kur borçlarını 6111 sayılı Kanun'a göre taksitlendirdiğini ve 16.243.52 TL gecikme cezası/gecikme zammı ve 6.936,82 TL'de vergi borcunu yapılandırma nedeni ile sildirdiğini, fakat kaza olunca gerçek geliri üzerinden geçici iş göremezlik ödenmediğini ve aylık gelirinden mahrum kaldığı için bu borçları ödeyemediğini bu nedenle yapılandırmasının iptal olduğunu, kaza nedeni ile yapılandırma borcunu ödeyememesinden dolayı toplam 23.180,34 TL maddi zarara uğradığını, geçici ve sürekli maluliyeti belli olmadığından şimdilik 10.000,00 TL maddi zararın 05.03.2012 tarihinden itibaren davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, fazlaya dair maddi zarar hakkının saklı tutulmasına, kaza nedeniyle yapılandırma borcunu ödeyememesinden dolayı uğradığı 23.180,34 TL maddi zararın davalılardan yasal faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsiline dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı DHMİ Genel Müdürlüğü vekili; davanın husumetten reddi gerektiğini, dilekçesinin incelenmesinden davacının diğer davalıların işçisi olarak çalışırken 05.03.2012 tarihinde geçirdiği kaza sonucu ayağının kırıldığının anlaşıldığını, DHMİ Genel Müdürlüğünün 233 sayılı "Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" hükümlerine tabi faaliyet gösteren, tüzel kişiliğe sahip bir kamu iktisadi kuruluşu olduğunu, kuruluşları ile .... İşletme A.Ş. arasında 12.12.2011 tarihinde İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcet Dış Hatlar Terminali, CİP, İç Hatlar Terminali ve Mütemmimlerinin Kiralanmak Suretiyle İşlettirilmesi işine ait sözleşme imzalandığını, ayrıca yine Kuruluşları ile ... İşletme A.Ş. arasında İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut Dış Hatlar Terminali, CİP, İç Hatlar Terminali ve Mütemmimlerinin Kiralanmak Suretiyle İşlettirilmesi işine ait yapım sözleşmesi imzalandığını, Kurumları ile .... İşletme A.Ş. arasında 12.12.2011 tarihinde imzalanan "İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut Dış Hatlar Terminali, CİP, İç Hatlar Terminali ve Mütemmimlerinin Kiralanmak Suretiyle İşlettirilmesi" işine ait Yapım Sözleşmesinin Madde 22’de; "Kiracı, kiralananın ve yolcunun güvenliğini yürürlükteki mevzuat çerçevesinde (teknik ve operasyonel) sağlamaktan sorumludur. İhale Şartnamesinin ekini teşkil eden Güvenlik Protokolünde yer alan esaslar çerçevesinde Kiralananın güvenliği kiracı tarafından sağlanacaktır" ibaresi yer almakta olup, Güvenlik Protokolünün "4. İşyerinde" başlığı, (c) bendi işyerinde koruyucu tedbirlerin yüklenici tarafından alınacağını belirtir ve "5. Diğer Hususlar" başlığı altında (a) bendi "Taşeron, işçi ve bekçilerin dikkatsizlik, bilgisizlik veya tedbirsizliğinden doğan her türlü zarar ve davranışlardan yüklenici firma sorumlu olacaktır" hükmünün mevcut olduğunu, ayrıca, Yapım Sözleşmesi madde 28 ile belirlenen sözleşme eklerinden Yapım İşleri Genel Şartnamesinde, "Çalışanların kazaya uğramaları" başlığı altında, madde 37; "Yüklenicinin 9. madde hükümlerine göre tedbirler almasına rağmen olabilecek kazalarda, yüklenicinin işçi ve personelinden kazaya uğrayanların tedavilerine ilişkin giderlerle kendilerine ödenecek tazminat yükleniciye aittir. Ayrıca işçi ve personelden iş başında veya iş yüzünden ölenlerin defin giderleri ile ailelerine ödenecek tazminatta yüklenici tarafından karşılanır. Yüklenici bu hususta, yürürlükte bulunan genel hükümlere uyacaktır" hükmüne amir olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve yasal mevzuatın Kuruluşlarının sorumluluğu bulunmadığını açıkça ortaya koyduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 37. maddesinde "Yüklenicinin 9.madde hükümlerine göre tedbirler almasına rağmen olabilecek kazalarda yüklenicinin işçi ve personelinden kazaya uğrayanların tedavilerine ilişkin giderlerle kendilerine ödenecek tazminat yükleniciye aittir. Ayrıca, işçi ve personelden iş başında veya iş yüzünden ölenlerin defin giderleri ile ailelerine ödenecek tazminat da yüklenici tarafından karşılanır. Yüklenici bu hususta yürürlükte bulunan genel hükümlere uyacaktır" hükmü bulunduğunu, dava konusu olayda Genel Müdürlüklerinin sözleşme, yasal mevzuat ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre işyerinde gerçekleşen kazalardan dolayı sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... Proje vekili; davayı kabul etmediklerini, müvekkil şirketin işçi hakları konusunda hassasiyet gösteren son derece duyarlı bir şirket olduğunu, müvekkili şirkette mühendisler aracılığı ile işçilere, iş güvenliği hakkında gerekli bilgi ve eğitimin verildiğini, aynı zamanda iş güvenliği için gereken, baret, eldiven, emniyet kemeri, çelik burunlu ayakkabının davalıya teslim edilerek bunları nasıl kullanması gerektiği hakkında gerekli eğitimler ve bilgiler verildiğini, davacının İzmir C.Savcılığında şikayetçi olmadığını, takipsizlik kararı verildiğini, davacının üzerinde kalıcı bir maluliyetinin kalmadığını, yeniden çalışabilecek durumda olduğunu, davacının bileğinin üstündeki kaval kemiğinin kırıldığını ve her türlü ihtiyacını kendisinin karşılayabildiğini, hakkaniyeti aşan bir miktarda manevi tazminat talep ettiğini, davacının dava dilekçesinde aldığı ücret konusunda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, davacının iş kazası olduğunu iddia ettiği olayın bir inşaat değil, söküm işi gerçekleştirilmesi olduğunu, İzmir ... Menderes İç Hatlar Terminali inşaatı sökümü yapıldığını, davacının aldığını iddia ettiği maaşın aynı iş sahasında çalışan mühendisin almakta olduğu maaşın bile üstünde olduğunu, müvekkilinin şirket, davalıya tüm haklarının ödendiğini, bununla beraber kusurlu olduğunun kabulü anlamına gelmemekle beraber, müvekkilinin, kaza nedeni ile ve acil ihtiyaçlarını görebilmesi için aynı işyerinde çalışan ... aracılığı ile 2.500,00 TL ödeme yapıldığını, yine herhangi bir şekilde kusuru kabul anlamına gelmemek kaydı ile öncelikle olayın bir iş kazası olup olmadığının, tespiti iş kazası olması halinde müvekkil şirket açısından gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığının ve gerekli eğitimin verilip verilmediğinin incelenmesi gerektiğini, davacı tarafın vergi yapılandırmasına bağlı olarak talep ettiği tazminat isteğinin ise bu dava içinde görülme imkanı olmadığını, zira olay ile talep arasında illiyet bağı olmadığını, davacının olay nedeni ile maddi zararı oluşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı vekilleri Mahkemeye sundukları dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; 171.197,92 TL maddi, 9840,27 TL SGK yapılandırmasının bozulmasından doğan zarar, 2463,92 TL vergi yapılandırmasının bozulmasından doğan zarar ve 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Fazla talebin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davacının 05.03.2012 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sebebiyle %15 maluliyet nedeni ile uğramış olduğu maddi kazanç kaybının 19.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda 171.197,92 TL olduğunu, bu rapor doğrultusunda ıslah ettiklerini ancak davanın ileri ki aşamalarında davacının uğradığı maddi zararın 08.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda daha fazla olduğunun ortaya çıktığını, bu miktarın 187.489,59 TL olarak hesaplandığını, ancak ıslah ettikleri için Mahkemece ıslah dilekçesinde belirtilen 171.197,92 TL'nin hüküm altına alındığını, aradaki eksik meblağın da davacı lehine hükmedilmesini talep ettiklerini, manevi tazminat miktarlarının da az ve yetersiz olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı .... İşletme A.Ş. vekili; müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği hususunda tüm sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, dava konusu olay davacı işçinin işi yapmaya yetkili olmaması sebebiyle özensiz davranışı sonucunda meydana geldiğini, davacının kendi kusuru nedeniyle sebep olduğu olaydan müvekkili şirketi sorumlu tutan Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, dosyada bulunan maluliyet oranlarının birbiriyle çelişkili olduğunu, davacının %13 veyahut %15 oranında malul kaldığı hiçbir raporda gerekçeli ve dayanaklı bir şekilde açıklanmadığını, çelişkilerin giderilmesi amacıyla Mahkemeden talep ettikleri ek rapor taleplerinin neden reddedildiğinin de gerekçelendirilmediğini, yine adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiğini, hatalı kusur raporuna dayanılarak hazırlanan bilirkişi hesap raporunun hükme esas alınmasının kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, aynı zamanda müvekkili şirketin kusursuz olduğunun da tüm dosya kapsamında sabit olduğunu, bir hesaplama yapılacak ise bu hususun dikkate alınması gerektiğini, Mahkemece bu durum da hiç değerlendirilmediğini, savunma ve itirazlarının neden reddedildiğinin gerekçelendirilmediğini, davacının Bağ-Kur yapılandırma borcunu müvekkili şirketten talep etmesinin mümkün olmamasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda buna ilişkin detaylı inceleme yapılmadığını ve salt davacı beyanları doğrultusunda buna ilişkin bir hesaplama yapıldığını, yeniden inceleme yapılması gerekirken hukuka aykırı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı .... İşletme A.Ş. vekili; müvekkili şirketin inşaat işlerini tamamen ... İşletme A.Ş. unvanlı şirkete devretmiş olduğundan Mahkeme kararının müvekkili şirket yönünden ortadan kaldırılması gerektiğini, dosyada tanzim olunan tüm bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin kusursuz olduğunun tespit olunduğunu, her ne kadar dosya kapsamında müvekkili şirketin kusursuz olduğu tespit olunmuşsa da; huzurdaki davanın davacısına ödenen iş göremezlik gelirinin rücusuna ilişkin davada müvekkili şirket yönünden davanın reddine, temyize kapalı ve kesin olarak karar verildiğini, sadece davacının rücu davasında değil aynı nitelikte ikame edilmiş başka işçilerin davalarında da müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verildiğini, diğer yandan kaza öncesinde asıl işveren olan ... İnşaat tarafından iş güvenliği eğitim ve tedbirlerinin tamamının sağlanmış olduğunun dosya kapsamında sunulan delillerle kanıtlandığını ve kazanın oluşumuna davacının sebebiyet verdiğinin ortaya çıkmış olduğunu, aksi yöndeki verilen kararın hatalı olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirket adına herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermemek adına rapora esas alınan maluliyet oranının çok yüksek olduğundan yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, müvekkili şirket yönünden davanın reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı.... San. Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının, müvekkili şirkette asgari ücret karşılığı çalışmak üzere anlaştığını, davacının sigorta ve vergi yapılandırmalarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, dosyada bulunan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişkinin tam olarak giderilmeden dosya hakkında hüküm verildiğini, hem kusur değerlendirmesi hem de maluliyet değerlendirilmesi bakımından dosyada yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, kararın, davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davanın reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı ... vekili; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve yasal mevzuat gereği kuruluşlarının sorumluluğunun bulunmadığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nde oluşabilecek kazalar nedeniyle müvekkili kuruma sorumluluk yüklenemeyeceğini hüküm altına aldığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, kuruluşlarının hiç kusurunun bulunmadığının da 28.04.2013 ve 09.07.2013 tarihli bilirkişi raporlarında açıkça belirtildiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Ancak dosya kapsamı ile davalı ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş.’nin İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut Dış Hatlar Terminali, CIP, iç hatlar terminali ile mütemmimlerinin işletme haklarının DHMİ Genel Müdürlüğünden kiraladığı ve İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut İç Hatlar Terminal Binasının Sökülmesi ve İnşaatı işinin yapımını anahtar teslim olarak diğer davalı ... Yatırım İnşaat ve İşletme A.Ş.’ye verdiği, bu nedenle, davalı ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş.'nin iş sahibi konumunda bulunduğu, kazazede işçi ...’ın iş güvenliğinin sağlanması ve inşaat işlerinin yapımı esnasında alınması gerekli iş güvenliği tedbirleri hususunda davalı ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş. ve DHMİ'nin iş güvenliği hukuku açısından herhangi yükümlülüğü ve kusuru bulunmadığı, (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2018/1872 Esas-2020/781 Karar sayılı kararı ile kesinleşen İzmir 14. İş Mahkemesinin 2016/255 Esas - 2018/152 Karar sayılı dosyası) kusuru tespit edilemeyen davalı ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletmeleri A.Ş. ile DHMİ Gn. Md. yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken -gerekçeli kararda yazıldığı üzere sehven- tüm davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Davalılar ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletmeleri A.Ş. ile DHMİ Gn. Md. vekillerinin istinaf başvuruları bu nedenle yerindedir." gerekçesiyle davacı vekili, davalılar ... Yatırım İnşaat ve İşletme A.Ş. ile ..... San. Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf başvurularının esastan reddi ile davalılar ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletmeleri A.Ş. ile DHMİ Gn. Md. vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ve davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; 05.03.2012 tarihinde meydana gelen davaya konu iş kazasının gerçekleştiği iş ile ilgili olarak dosyada mevcut davalı DHMİ Genel Müdürlüğünün diğer davalı ... Terminal Yatırım Yap. ve İşlt. A.Ş. Şirketi ile 12.12.2011 tarihli ve "İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut Dış Hatlar Terminali Cıp, İç Hatlar Terminali ve Mütemmimlerinin Kiralanmak Suretiyle İşletilmesi Kira Sözleşmesi ve Yeniden Yapımı Sözleşme" başlıklı sözleşme imzalanmak suretiyle işin ... firmasına verildiği, davalı ... Terminal şirketinin de diğer davalı ... Şirketi ile dosyaya Dairemiz 11.04.2023 tarihli geri çevirme kararı sonrasında sunulan 30.10.2012 tarihli Türkçe örneği bulunmayan İngilizce hazırlanan sözleşme ile işin bir kısmını veya tamamını ... Şirketine verdiği, yine ... Şirketi'nin de diğer davalı ... Şirketi ile bu işe dair sözleşme imzalanmak suretiyle "İç Hatlar Terminali İnşaii Sökümünün Yapılması " işini ... Şirketine verdiği, sigortalının ise davalı ... Şirketi işçisi olarak çalışmaktayken, 3,5 metre yüksekteki terminal cephe kaplamalarını sökmek için üzerine çıktığı seyyar el merdivenin kayması ile yüksekten düşerek yaralandığı, davacı vekilince dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talepleri ile kaza nedeniyle çalışamadığı bu sebeple de bağkur prim borçları ile vergi borçlarını ödeyemediği gerekçesiyle bu yönden de tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece kazaya ilişkin kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik 28.04.2013 tarihli ve 09.07.2013 tarihli raporların aldırıldığı, anılan raporlarda davalı ... Şirketinin üst işveren, davalı... Şirketi'nin alt işveren olduğu yönünde tespit yapılarak diğer davalılar DHMİ ile ... Yatırım Şirketleri yönünden sorumluluklarının bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece davaya konu tazminatlar yönünden tüm davalılar için müteselsil sorumluluğa dair hüküm kurulduğu, anılan hükme karşı davacı ile davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalılar DHMİ ile ... Yatırım Şirketleri yönünden sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği tespiti ile istinaf başvurularının bu davalılar yönünden kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Somut olayda; Mahkemece davaya konu kaza nedeniyle davalı DHMİ Genel Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığına ilişkin tespit yerinde ise de davalı ... Terminal firması ile diğer davalı ... firması arasında düzenlenen davaya konu kazanın gerçekleştiği işe ilişkin yabancı dilde hazırlanan sözleşmenin Türkçe'ye çevirtilerek incelenmesi suretiyle sözleşme konu ve şartlarının değerlendirilmesi bu yönleriyle de davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği usulünce araştırılıp, işverenlik sıfatı yönünde yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar tesisi isabetli görülmemiştir. Öte yandan, iş kazası neticesinde meydana gelen talep olunabilecek bedensel zararlar 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'un 54.maddesinde sayılmış olup davacının Bağ-Kur ve vergi borcunun süresinde ödenmemesi nedeniyle doğduğunu iddia ettiği zarar bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün olmadığından bu talebin reddi gerekirken kabulü de hatalıdır . O halde Mahkemece yapılacak iş; dava konusu kazaya ilişkin işi kapsayan sözleşme örneğinin usulünce çevirisinin sağlanarak tamamının dosya kapsamına alınması, davalı ... Terminal Şirketine ait faaliyet konusu ve ana sözleşme örneğini içerir bilgi ve belgelerin ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden getirtilmesi var ise Kurumdan sorularak rücu dosyası örneğinin getirtilmesinden sonra davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilmesinden sonra usuli kazanılmış hakları gözetecek şekilde oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d75e170d2fdc89cd 90775f8799f87ca9 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2025/2142 E. , 2025/12136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/101 E., 2022/1489 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2012/212 E., 2020/291 K. Taraflar arasında iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalılar vekillerinin istinafı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesince davacı ve davalılardan .... Yatırım İnşaat ve İşletme A.Ş. ve .... San. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı DHMİ Genel Müdürlüğü ve ....İşletme A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesince verilen karar davacı ve davalılardan ....San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davacının 05.03.2012 günü Devlet Hava Meydanlarına ait İzmir/Gaziemir'de havalimanında iç hatlar binasının cephe söküm-kompozit işini yaparken alüminyum merdivenin kayması sonucunda düşerek ayağını kırdığını ve sürekli malul kaldığını, olayın meydana geldiği binanın DHMİ ait olduğunu, inşaat işini hizmet alımı şeklinde verilse bile iş sözleşmesinin ortadan kaldırmayacağını, ...’ın inşaatı yürüten asıl işveren olduğunu, ...’ın inşaat işlerinin bir kısmını cephe söküm işini diğer taşerona verdiğini, dolayısıyla asıl işveren ve taşeronların mütelselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin dış cephe söküm ve yapım ustası olduğu için ... inşaatta aylık 3.000,00 TL maaş aldığını, ancak SGK’ya maaşının düşük bildirildiğini, müvekkilinin bacağına Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 9 tane platin takıldığını ve malul kaldığını, davacı cephe ustası olduğu için tüzüğün B Cetveli İnşaat işleri iş kolları desinatörler meslek grubuna en yakın olup meslek grup no.su olan meslek grup no.21 olduğunu, işverenin işi bir an önce bitirmek için iskele kurmadan davacıyı çalıştırdığını, işverenin iskele kurması gerekirken ya da iskele kurulamayacaksa platform kurması gerekirken alüminyum merdiven ile davacıyı çalışmaya zorlamasının iş güvenliği mevzuatına aykırı olduğunu, davacının maluliyeti dışındaki zararlarının olduğunu, davacının 05.03.2012 tarihinden beri kaza geçirip çalışamadığı için aylık 3.000,00 TL'ye göre 2005 yılı öncesi vergi borçları ve Bağ-Kur borçlarını 6111 sayılı Kanun'a göre taksitlendirdiğini ve 16.243.52 TL gecikme cezası/gecikme zammı ve 6.936,82 TL'de vergi borcunu yapılandırma nedeni ile sildirdiğini, fakat kaza olunca gerçek geliri üzerinden geçici iş göremezlik ödenmediğini ve aylık gelirinden mahrum kaldığı için bu borçları ödeyemediğini bu nedenle yapılandırmasının iptal olduğunu, kaza nedeni ile yapılandırma borcunu ödeyememesinden dolayı toplam 23.180,34 TL maddi zarara uğradığını, geçici ve sürekli maluliyeti belli olmadığından şimdilik 10.000,00 TL maddi zararın 05.03.2012 tarihinden itibaren davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, fazlaya dair maddi zarar hakkının saklı tutulmasına, kaza nedeniyle yapılandırma borcunu ödeyememesinden dolayı uğradığı 23.180,34 TL maddi zararın davalılardan yasal faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsiline dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı DHMİ Genel Müdürlüğü vekili; davanın husumetten reddi gerektiğini, dilekçesinin incelenmesinden davacının diğer davalıların işçisi olarak çalışırken 05.03.2012 tarihinde geçirdiği kaza sonucu ayağının kırıldığının anlaşıldığını, DHMİ Genel Müdürlüğünün 233 sayılı "Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" hükümlerine tabi faaliyet gösteren, tüzel kişiliğe sahip bir kamu iktisadi kuruluşu olduğunu, kuruluşları ile .... İşletme A.Ş. arasında 12.12.2011 tarihinde İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcet Dış Hatlar Terminali, CİP, İç Hatlar Terminali ve Mütemmimlerinin Kiralanmak Suretiyle İşlettirilmesi işine ait sözleşme imzalandığını, ayrıca yine Kuruluşları ile ... İşletme A.Ş. arasında İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut Dış Hatlar Terminali, CİP, İç Hatlar Terminali ve Mütemmimlerinin Kiralanmak Suretiyle İşlettirilmesi işine ait yapım sözleşmesi imzalandığını, Kurumları ile .... İşletme A.Ş. arasında 12.12.2011 tarihinde imzalanan "İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut Dış Hatlar Terminali, CİP, İç Hatlar Terminali ve Mütemmimlerinin Kiralanmak Suretiyle İşlettirilmesi" işine ait Yapım Sözleşmesinin Madde 22’de; "Kiracı, kiralananın ve yolcunun güvenliğini yürürlükteki mevzuat çerçevesinde (teknik ve operasyonel) sağlamaktan sorumludur. İhale Şartnamesinin ekini teşkil eden Güvenlik Protokolünde yer alan esaslar çerçevesinde Kiralananın güvenliği kiracı tarafından sağlanacaktır" ibaresi yer almakta olup, Güvenlik Protokolünün "4. İşyerinde" başlığı, (c) bendi işyerinde koruyucu tedbirlerin yüklenici tarafından alınacağını belirtir ve "5. Diğer Hususlar" başlığı altında (a) bendi "Taşeron, işçi ve bekçilerin dikkatsizlik, bilgisizlik veya tedbirsizliğinden doğan her türlü zarar ve davranışlardan yüklenici firma sorumlu olacaktır" hükmünün mevcut olduğunu, ayrıca, Yapım Sözleşmesi madde 28 ile belirlenen sözleşme eklerinden Yapım İşleri Genel Şartnamesinde, "Çalışanların kazaya uğramaları" başlığı altında, madde 37; "Yüklenicinin 9. madde hükümlerine göre tedbirler almasına rağmen olabilecek kazalarda, yüklenicinin işçi ve personelinden kazaya uğrayanların tedavilerine ilişkin giderlerle kendilerine ödenecek tazminat yükleniciye aittir. Ayrıca işçi ve personelden iş başında veya iş yüzünden ölenlerin defin giderleri ile ailelerine ödenecek tazminatta yüklenici tarafından karşılanır. Yüklenici bu hususta, yürürlükte bulunan genel hükümlere uyacaktır" hükmüne amir olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve yasal mevzuatın Kuruluşlarının sorumluluğu bulunmadığını açıkça ortaya koyduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 37. maddesinde "Yüklenicinin 9.madde hükümlerine göre tedbirler almasına rağmen olabilecek kazalarda yüklenicinin işçi ve personelinden kazaya uğrayanların tedavilerine ilişkin giderlerle kendilerine ödenecek tazminat yükleniciye aittir. Ayrıca, işçi ve personelden iş başında veya iş yüzünden ölenlerin defin giderleri ile ailelerine ödenecek tazminat da yüklenici tarafından karşılanır. Yüklenici bu hususta yürürlükte bulunan genel hükümlere uyacaktır" hükmü bulunduğunu, dava konusu olayda Genel Müdürlüklerinin sözleşme, yasal mevzuat ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre işyerinde gerçekleşen kazalardan dolayı sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... Proje vekili; davayı kabul etmediklerini, müvekkil şirketin işçi hakları konusunda hassasiyet gösteren son derece duyarlı bir şirket olduğunu, müvekkili şirkette mühendisler aracılığı ile işçilere, iş güvenliği hakkında gerekli bilgi ve eğitimin verildiğini, aynı zamanda iş güvenliği için gereken, baret, eldiven, emniyet kemeri, çelik burunlu ayakkabının davalıya teslim edilerek bunları nasıl kullanması gerektiği hakkında gerekli eğitimler ve bilgiler verildiğini, davacının İzmir C.Savcılığında şikayetçi olmadığını, takipsizlik kararı verildiğini, davacının üzerinde kalıcı bir maluliyetinin kalmadığını, yeniden çalışabilecek durumda olduğunu, davacının bileğinin üstündeki kaval kemiğinin kırıldığını ve her türlü ihtiyacını kendisinin karşılayabildiğini, hakkaniyeti aşan bir miktarda manevi tazminat talep ettiğini, davacının dava dilekçesinde aldığı ücret konusunda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, davacının iş kazası olduğunu iddia ettiği olayın bir inşaat değil, söküm işi gerçekleştirilmesi olduğunu, İzmir ... Menderes İç Hatlar Terminali inşaatı sökümü yapıldığını, davacının aldığını iddia ettiği maaşın aynı iş sahasında çalışan mühendisin almakta olduğu maaşın bile üstünde olduğunu, müvekkilinin şirket, davalıya tüm haklarının ödendiğini, bununla beraber kusurlu olduğunun kabulü anlamına gelmemekle beraber, müvekkilinin, kaza nedeni ile ve acil ihtiyaçlarını görebilmesi için aynı işyerinde çalışan ... aracılığı ile 2.500,00 TL ödeme yapıldığını, yine herhangi bir şekilde kusuru kabul anlamına gelmemek kaydı ile öncelikle olayın bir iş kazası olup olmadığının, tespiti iş kazası olması halinde müvekkil şirket açısından gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığının ve gerekli eğitimin verilip verilmediğinin incelenmesi gerektiğini, davacı tarafın vergi yapılandırmasına bağlı olarak talep ettiği tazminat isteğinin ise bu dava içinde görülme imkanı olmadığını, zira olay ile talep arasında illiyet bağı olmadığını, davacının olay nedeni ile maddi zararı oluşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı vekilleri Mahkemeye sundukları dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; 171.197,92 TL maddi, 9840,27 TL SGK yapılandırmasının bozulmasından doğan zarar, 2463,92 TL vergi yapılandırmasının bozulmasından doğan zarar ve 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Fazla talebin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; davacının 05.03.2012 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sebebiyle %15 maluliyet nedeni ile uğramış olduğu maddi kazanç kaybının 19.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda 171.197,92 TL olduğunu, bu rapor doğrultusunda ıslah ettiklerini ancak davanın ileri ki aşamalarında davacının uğradığı maddi zararın 08.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda daha fazla olduğunun ortaya çıktığını, bu miktarın 187.489,59 TL olarak hesaplandığını, ancak ıslah ettikleri için Mahkemece ıslah dilekçesinde belirtilen 171.197,92 TL'nin hüküm altına alındığını, aradaki eksik meblağın da davacı lehine hükmedilmesini talep ettiklerini, manevi tazminat miktarlarının da az ve yetersiz olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı .... İşletme A.Ş. vekili; müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği hususunda tüm sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, dava konusu olay davacı işçinin işi yapmaya yetkili olmaması sebebiyle özensiz davranışı sonucunda meydana geldiğini, davacının kendi kusuru nedeniyle sebep olduğu olaydan müvekkili şirketi sorumlu tutan Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, dosyada bulunan maluliyet oranlarının birbiriyle çelişkili olduğunu, davacının %13 veyahut %15 oranında malul kaldığı hiçbir raporda gerekçeli ve dayanaklı bir şekilde açıklanmadığını, çelişkilerin giderilmesi amacıyla Mahkemeden talep ettikleri ek rapor taleplerinin neden reddedildiğinin de gerekçelendirilmediğini, yine adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiğini, hatalı kusur raporuna dayanılarak hazırlanan bilirkişi hesap raporunun hükme esas alınmasının kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, aynı zamanda müvekkili şirketin kusursuz olduğunun da tüm dosya kapsamında sabit olduğunu, bir hesaplama yapılacak ise bu hususun dikkate alınması gerektiğini, Mahkemece bu durum da hiç değerlendirilmediğini, savunma ve itirazlarının neden reddedildiğinin gerekçelendirilmediğini, davacının Bağ-Kur yapılandırma borcunu müvekkili şirketten talep etmesinin mümkün olmamasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda buna ilişkin detaylı inceleme yapılmadığını ve salt davacı beyanları doğrultusunda buna ilişkin bir hesaplama yapıldığını, yeniden inceleme yapılması gerekirken hukuka aykırı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı .... İşletme A.Ş. vekili; müvekkili şirketin inşaat işlerini tamamen ... İşletme A.Ş. unvanlı şirkete devretmiş olduğundan Mahkeme kararının müvekkili şirket yönünden ortadan kaldırılması gerektiğini, dosyada tanzim olunan tüm bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin kusursuz olduğunun tespit olunduğunu, her ne kadar dosya kapsamında müvekkili şirketin kusursuz olduğu tespit olunmuşsa da; huzurdaki davanın davacısına ödenen iş göremezlik gelirinin rücusuna ilişkin davada müvekkili şirket yönünden davanın reddine, temyize kapalı ve kesin olarak karar verildiğini, sadece davacının rücu davasında değil aynı nitelikte ikame edilmiş başka işçilerin davalarında da müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verildiğini, diğer yandan kaza öncesinde asıl işveren olan ... İnşaat tarafından iş güvenliği eğitim ve tedbirlerinin tamamının sağlanmış olduğunun dosya kapsamında sunulan delillerle kanıtlandığını ve kazanın oluşumuna davacının sebebiyet verdiğinin ortaya çıkmış olduğunu, aksi yöndeki verilen kararın hatalı olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirket adına herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermemek adına rapora esas alınan maluliyet oranının çok yüksek olduğundan yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, müvekkili şirket yönünden davanın reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı.... San. Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının, müvekkili şirkette asgari ücret karşılığı çalışmak üzere anlaştığını, davacının sigorta ve vergi yapılandırmalarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, dosyada bulunan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişkinin tam olarak giderilmeden dosya hakkında hüküm verildiğini, hem kusur değerlendirmesi hem de maluliyet değerlendirilmesi bakımından dosyada yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, kararın, davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davanın reddi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı ... vekili; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve yasal mevzuat gereği kuruluşlarının sorumluluğunun bulunmadığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nde oluşabilecek kazalar nedeniyle müvekkili kuruma sorumluluk yüklenemeyeceğini hüküm altına aldığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, kuruluşlarının hiç kusurunun bulunmadığının da 28.04.2013 ve 09.07.2013 tarihli bilirkişi raporlarında açıkça belirtildiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Ancak dosya kapsamı ile davalı ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş.’nin İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut Dış Hatlar Terminali, CIP, iç hatlar terminali ile mütemmimlerinin işletme haklarının DHMİ Genel Müdürlüğünden kiraladığı ve İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut İç Hatlar Terminal Binasının Sökülmesi ve İnşaatı işinin yapımını anahtar teslim olarak diğer davalı ... Yatırım İnşaat ve İşletme A.Ş.’ye verdiği, bu nedenle, davalı ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş.'nin iş sahibi konumunda bulunduğu, kazazede işçi ...’ın iş güvenliğinin sağlanması ve inşaat işlerinin yapımı esnasında alınması gerekli iş güvenliği tedbirleri hususunda davalı ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş. ve DHMİ'nin iş güvenliği hukuku açısından herhangi yükümlülüğü ve kusuru bulunmadığı, (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2018/1872 Esas-2020/781 Karar sayılı kararı ile kesinleşen İzmir 14. İş Mahkemesinin 2016/255 Esas - 2018/152 Karar sayılı dosyası) kusuru tespit edilemeyen davalı ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletmeleri A.Ş. ile DHMİ Gn. Md. yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken -gerekçeli kararda yazıldığı üzere sehven- tüm davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Davalılar ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletmeleri A.Ş. ile DHMİ Gn. Md. vekillerinin istinaf başvuruları bu nedenle yerindedir." gerekçesiyle davacı vekili, davalılar ... Yatırım İnşaat ve İşletme A.Ş. ile ..... San. Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf başvurularının esastan reddi ile davalılar ... Terminal Yatırım Yapım ve İşletmeleri A.Ş. ile DHMİ Gn. Md. vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ve davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; 05.03.2012 tarihinde meydana gelen davaya konu iş kazasının gerçekleştiği iş ile ilgili olarak dosyada mevcut davalı DHMİ Genel Müdürlüğünün diğer davalı ... Terminal Yatırım Yap. ve İşlt. A.Ş. Şirketi ile 12.12.2011 tarihli ve "İzmir ... Menderes Havalimanı Mevcut Dış Hatlar Terminali Cıp, İç Hatlar Terminali ve Mütemmimlerinin Kiralanmak Suretiyle İşletilmesi Kira Sözleşmesi ve Yeniden Yapımı Sözleşme" başlıklı sözleşme imzalanmak suretiyle işin ... firmasına verildiği, davalı ... Terminal şirketinin de diğer davalı ... Şirketi ile dosyaya Dairemiz 11.04.2023 tarihli geri çevirme kararı sonrasında sunulan 30.10.2012 tarihli Türkçe örneği bulunmayan İngilizce hazırlanan sözleşme ile işin bir kısmını veya tamamını ... Şirketine verdiği, yine ... Şirketi'nin de diğer davalı ... Şirketi ile bu işe dair sözleşme imzalanmak suretiyle "İç Hatlar Terminali İnşaii Sökümünün Yapılması " işini ... Şirketine verdiği, sigortalının ise davalı ... Şirketi işçisi olarak çalışmaktayken, 3,5 metre yüksekteki terminal cephe kaplamalarını sökmek için üzerine çıktığı seyyar el merdivenin kayması ile yüksekten düşerek yaralandığı, davacı vekilince dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talepleri ile kaza nedeniyle çalışamadığı bu sebeple de bağkur prim borçları ile vergi borçlarını ödeyemediği gerekçesiyle bu yönden de tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece kazaya ilişkin kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik 28.04.2013 tarihli ve 09.07.2013 tarihli raporların aldırıldığı, anılan raporlarda davalı ... Şirketinin üst işveren, davalı... Şirketi'nin alt işveren olduğu yönünde tespit yapılarak diğer davalılar DHMİ ile ... Yatırım Şirketleri yönünden sorumluluklarının bulunmadığının belirtildiği, Mahkemece davaya konu tazminatlar yönünden tüm davalılar için müteselsil sorumluluğa dair hüküm kurulduğu, anılan hükme karşı davacı ile davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalılar DHMİ ile ... Yatırım Şirketleri yönünden sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği tespiti ile istinaf başvurularının bu davalılar yönünden kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Somut olayda; Mahkemece davaya konu kaza nedeniyle davalı DHMİ Genel Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığına ilişkin tespit yerinde ise de davalı ... Terminal firması ile diğer davalı ... firması arasında düzenlenen davaya konu kazanın gerçekleştiği işe ilişkin yabancı dilde hazırlanan sözleşmenin Türkçe'ye çevirtilerek incelenmesi suretiyle sözleşme konu ve şartlarının değerlendirilmesi bu yönleriyle de davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği usulünce araştırılıp, işverenlik sıfatı yönünde yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar tesisi isabetli görülmemiştir. Öte yandan, iş kazası neticesinde meydana gelen talep olunabilecek bedensel zararlar 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'un 54.maddesinde sayılmış olup davacının Bağ-Kur ve vergi borcunun süresinde ödenmemesi nedeniyle doğduğunu iddia ettiği zarar bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün olmadığından bu talebin reddi gerekirken kabulü de hatalıdır . O halde Mahkemece yapılacak iş; dava konusu kazaya ilişkin işi kapsayan sözleşme örneğinin usulünce çevirisinin sağlanarak tamamının dosya kapsamına alınması, davalı ... Terminal Şirketine ait faaliyet konusu ve ana sözleşme örneğini içerir bilgi ve belgelerin ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden getirtilmesi var ise Kurumdan sorularak rücu dosyası örneğinin getirtilmesinden sonra davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilmesinden sonra usuli kazanılmış hakları gözetecek şekilde oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d75e170d2fdc89cd 90775f8799f87ca9 ... ...