Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/154 E., 2025/6203 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/154 E., 2025/6203 K. (17.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/154
Karar No
2025/6203
Karar Tarihi
17.04.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/154 E. , 2025/6203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2199 E., 2024/3017 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/103 E., 2024/28 K. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı Kurum vekili ile davalı ... (Kooperatif) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 31.10.2018 tarihinde işveren talimatı ile çalışmakta iken iş kazası geçirdiğini, Ege Üniversitesi Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu raporu ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %13 olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu Raporu ile %8,30 olarak, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile de % 8,30 olarak tespit edildiğini; Aliağa 1. İş Mahkemesi'nin 2020/17 Esas sayılı dosyasında Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan rapor ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %12,2 olduğunun bildirildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kurulu'na gönderildiğini ve raporda sürekli iş göremezlik oranının %12,2 olarak tespit edildiğini, Kurum tarafından Adli Tıp Kurumu raporunun bağlayıcı olmaması nedeni ile gelir bağlanmadığını beyanla geçirdiği kaza sonucunda meydana gelen sürekli iş göremezlik oranının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının diğer davalı ... 'ın çalışanı olduğunu ve müvekkili ile aralarında hukuki bir ilişki bulunmadığını, emsal davalarda müvekkili Kooperatif yönünden davanın reddine karar verildiğini beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan raporlarda davalı tarafın iş göremezlik oranının %8,30 olarak belirlendiğine dair raporun kaza tarihine en yakın rapor olması nedeni ile diğer raporların hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacıya gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunduğunu, davacı tarafından sunulan raporlar arasında çelişki bulunduğunu beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur. Davalı ... ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacıya ve diğer davalılara emir ve talimat verme, denetleme yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, davacının tam olarak sağlığına kavuştuğunu beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerin yerinde olduğunu beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacı ...'ın 31.10.2018 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik (meslekte kazanma gücü kaybı) oranının %12,2 (yüzde on iki virgül iki) olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesi tarafından, sürekli iş göremezlik derecesinin belirlenmesinde yukarıda açıklanan yasal mevzuat ve yerleşik uygulama dikkate alınarak yargılama yürütülmüş, raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle sürekli iş göremezlik derecesi belirlenmiş, çözümlenmesi teknik bilgiyi gerektiren eldeki uyuşmazlıkta dosyadaki mevcut raporlar dikkate alınarak sonuca gidilmiş olduğundan karar usul ve esas yönlerden hukuka uygun bulunmuştur. Her ne kadar husumet yönünden bir kısım itirazlar bulunmakta ise de davacı sigortalı tarafından açılan, iş kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat davasının taraflarının, eldeki davanın sonucundan etkilenecek olmaları ve husumet itirazlarının haklılığının ancak devam etmekte olan tazminat dosyasının sonucunda ortaya çıkabileceği, fakat şu aşamada tazminat davasının tüm tarafları aleyhine eldeki dosya kapsamında husumet yöneltilmesinde zorunluluk bulunması gerekçeleriyle Kurum ile birlikte tazminat davasında davalı olarak gösterilen tüm kişilere husumet yöneltilerek dava açılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili Kurum tarafından dava öncesi yapılan işlem ve kararların yerinde olup açılan davanın yersiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kooperatif vekili temyiz dilekçesinde özetle; SGK kayıtlarından görüldüğü üzere davacının Kooperatif bünyesinde değil davalı ... bünyesinde çalıştığını, müvekkili Kooperatif ile davacı arasında bir sözleşme ya da herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, bu nedenle müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü ile müvekkili Kooperatif aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, nitekim benzer davalarda müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmekte olduğunu, ayrıca, Adli Tıp Raporundaki %12,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybını kabul etmenin mümkün olmadığını, bu oranın davacının meslekte kazanma gücü kaybından oldukça yüksek olduğunu ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporunda dahi bu oranın %8,3 olarak hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasına maruz kalan davacı işçinin sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili ile davalı Kooperatif vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 11040fd00fc8228c 810b900f7e6b3a35

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı