10. Hukuk Dairesi 2024/9624 E. , 2025/6181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/18 E., 2024/240 K. Mahkeme kararı, davalı Kurum ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin murisi ... ’in davalılara ait iş yerinde 20.08.1993-25.01.2011 tarihleri arasında 18 yıl süre ile ... olarak hizmet akdi ile kesintisiz çalıştığını, davalı işverenler tarafından çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek müvekkilleri murisinin davalılara ait iş yerinde sigortasız hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açılmış olması nedeniyle reddi gerektiğini, davacının mirasçılarının, murisin diğer davalıların yanında çalıştığını beyan ettiğini, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle çalışıldığı iddia edilen işveren tarafın 506 sayılı Kanun kapsamına ne zaman alındığı üzerinde durulması gerektiğini, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranması gerektiğini savunarak haksız davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.12.2015 tarihli kararı ile 20.08.1993 -... 25.01.2011 tarihleri arasında hükümde belirtilen gün ve kazanç miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire'nin 18.11.2019 tarihli kararında; "...davacı murisinin çalıştığını iddia ettiği “Jackie” isimli gece kulübünde kolluk görevlileri tarafından 09.03.2010 tarihinde yapılan denetimde murisin ifadesi alınmış, kendisinin 2000 yılından beri bu iş yerinde çalıştığını beyan etmiştir. Kolluk görevlileri tarafından tutulan tutanağın aksi ispat edilmemiştir. Bu nedenle davacı murisinin çalışmalarının 01.01.2000 öncesine götürülmesi mümkün değildir. 01.01.2000 tarihinden sonraki süreye ilişkin istem yönünden davalı ... ve diğer davalı şirketin iş yeri dönem bordrolarından ayrı ayrı resen tespit edilecek bordro tanıkları dinlenerek sonucuna karar verilmesi gerekir. Öte yandan davacı murisinin hizmet cetvelinden 5510 sayılı Kanun'un 4/b maddesi kapsamında (mülga 1479 sayılı Kanun) 27.01.2010-02.04.2013 arasında sigortalılığının bulunduğu anlaşılmaktadır. Tespiti istenen süre ile çakışan bu dönemde davacı murisinin hangi sebeple 4/b kapsamına alındığı ve sigortalılığın mahiyeti de araştırılmalıdır. Kabule göre de davacı murisinin hangi dönemde hangi davalı yanında çalıştığı ayrıştırılmadan infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmiş olması da isabetsizdir. Bu nedenle davacı murisinin çalıştığı iddia olunan “Jackie” isimli gece kulübünün hangi tarihler arasında ..., hangi tarihler arasında diğer davalı şirket tarafından işletildiği ve iş yeri numaralarının ne olduğu belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 07.05.2024 tarihli kararı ile "a) Davacının İşveren ... adına kayıtlı ve 184264.34.05 sicil numaralı iş yerinde; 20.08.1993- ... 30.07.2007 tarihleri arasında" hükümde hükümde belirtilen gün ve kazanç miktarı üzerinden ve b) Davacının ... ünvanlı ve 1072728.34.05 sicil numaralı iş yerinde; 01.08.2007 - ... 25.01.2011 tarihleri arasında" hükümde hükümde belirtilen gün ve kazanç miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili, davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2. Dava, hizmet tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Önceki bozma ilamında davacı murisinin çalışmalarının 01.01.2000 öncesine götürülmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş olup Mahkemece aynı delillere dayalı olarak bu tarihten öncesine ilişkin kabul kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Prime esas kazanç tespiti yönünden ise 506 sayılı Kanunun “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas-2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas-2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas-2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas-2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas-2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Somut olayda, Mahkemece asgari ücreti aşan prime esas kazanç tespitine hükmedildiği anlaşılmakla Mahkemece dosya kapsamında yer alan yazılı deliller ve tanık beyanları yukarıda açıklanan yasal mevzuat ve ispat sınırı da gözetilmek suretiyle değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde prime esas kazanç tespitine karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.