10. Hukuk Dairesi 2025/11510 E. , 2025/12259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/670 E., 2024/2638 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Saruhanlı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/258 E., 2023/815 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 29.04.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalı işverenin kusurlu olduğundan bahisle dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, aşamalarda alınan 19.09.2021 tarihli kök hesap raporundan sonra maddi tazminat istemini 214.064,38 TL’ye, 02.11.2023 tarihli ek hesap raporundan sonra da 839.069,55 TL'ye arttırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; iş kazasının meydana gelişinde davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu olduğu, kazadan dolayı davacının esasen %38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı ne var ki davacı tarafın Kurum tarafından belirlenen %33,20 oranına itiraz etmediği, bu nedenle davalı lehine kazanılmış hak doğduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu ve davanın kısmi dava olmasına rağmen yanlış şekilde belirsiz alacak davası olarak nitelendirilerek hüküm kurulduğunu, lehlerine olan usuli kazanılmış hakkın dikkate alınmadığını, bilirkişi ... tarafından düzenlenen 19.09.2021 tarihli aktüerya hesap raporuna davacının herhangi bir itirazının bulunmadığını ve aksine bu raporun karar vermeye elverişli olduğunu belirterek 30.09.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini ıslah ettiğini, dosyadaki aktif ve pasif dönem tazminat hesabında hatalar bulunduğunu, olayda illiyet bağının kesildiğini ve müvekkili şirkete kusur yüklenmesinin doğru olmadığını, davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin verildiğini ve kazadan yaklaşık bir buçuk ay önce bu eğitimi aldığı hususunun sabit olduğunu, davacının İSG Kurulu üyesi olduğunu ve kendisine verilen emir ve talimatlara aykırı olarak iş güvenliği malzemelerini kullanmadan yaptığı müdahale sonucu yaralanmanın meydana geldiğini, bu nedenle kazada tam ve asli kusurun davacıda olduğunu ve müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, olayda müvekkili şirketin sorumluluğunu ortadan kaldıran kaçınılmazlık halinin mevcut olduğunu, hükmü yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden de temyiz ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, mahkemece alınan 19.09.2021 tarihli kök hesap raporunda %33,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden yapılan hesaplama ile davacının iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının toplam 214.064,38 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin bu hesap raporuna karşı 30.09.2021 tarihinde ve itiraz süresi içerisinde bir dilekçe verdiği, bu dilekçesinde aynen “bilirkişi raporunun aleyhe olan kısımlarını kabul etmemekle birlikte, raporun karar vermeye elverişli olması nedeniyle bu rapor doğrultusunda talebimiz gibi karar verilmesini talep ediyoruz.” dediği ve aynı dilekçe ile maddi tazminat istemlerini 214.064,38 TL’ye arttırdığı, takip eden 8. celsede davacı vekilinin aynen “bilirkişi raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, bilirkişi raporu karar için yeterlidir, dava dilekçemiz ve ıslah dilekçemiz doğrultusunda talebimiz gibi karar verilmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunduğu, bu aşamadan sonra Mahkemece sürekli iş göremezlik oranı tespit prosdürünün işletilmeye başlandığı, devam eden aşamada alınan 02.11.2023 tarihli ek hesap raporunda ihtimalli hesaplama yapıldığı, her iki ihtimalde de bilinen dönem değiştirilmek suretiyle %33,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden yapılan hesaplamada maddi zararın 839.069,55 TL, %38,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden yapılan hesaplamada maddi zararın 973.361,01 TL olarak hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesince sürekli iş göremezlik oranı üzerinden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gerekçe kılınmak suretiyle ilk ihtimale itibar edildiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar, “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin, mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş, uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Somut olayda davacı vekilinin 19.09.2021 tarihli kök hesap raporunu kabul ettiği, esasen usuli kazanılmış hakkın anılan kök hesap raporu yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu, gözden kaçırılarak daha fazla zarar hesabı yapan ek hesap raporuna itibar edilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; davacının maddi tazminat istemi yönünden 19.09.2021 tarihli kök hesap raporuna itibar etmek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a49091a93a7c57f4 3d84d904206aa211