10. Hukuk Dairesi 2024/9222 E. , 2025/11059 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1308 E., 2022/569 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ........ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/753 E., 2021/432 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı ...Isı ..A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacılar murisi ...'in 12.09.2012 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı .... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin; haricen satın alıp yönetiminde bulunan kazaya karışan ...plakalı vasıtanın, ...'e ait olmadığına dair değerlendirmesinin, resmi belgelere, ifadelere ve gerçeklere aykırı tamamen hatalı bir yorum olduğunu, hükme esas alınan kusur tespitine ilişkin rapor ile ceza yargılamasında alınan kusur raporu arasında bulunan çelişki giderilmeden, asgari ücret üzerinden maddi zararın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, istihdam eden konumunda olan vekili olduğu davalı lehine hakkaniyet indirimi yapılmadan, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. 2.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " 1-Davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile Taleple bağlı kalınarak, 2-Davacılardan ... için 316.759.91 TL, ... için 6.186,73 TL, ... için 8.514,92 TL, ... için 13.305,38 TL, ... için 24.817,18 TL, ...için 33.033,85 TL ve ...için 65.832,80 TL, toplamda 468.450,77 TL destekten yoksun kalma tazminatı olay tarihi 12.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...Isı Sanayi ve Ticaret A.Ş 'den tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile ... için 12.000,00 TL, ... için 6.000,00 TL, ... için 6.000,000 TL ... için 6.000,00 TL, ... için 6.000,00 TL, ... için 6.000,00 ve ...için 6.000,00 TL toplamda 48.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 12.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...Isı Sanayi ve Ticaret A.Ş 'den tahsili ile davacılara verilmesine, 4-Davanın ...... Elektirik Üretim A. Ş yönünden reddine, 5-..., ... ve ... yönünden usulüne uygun açılmış herhangi bir dava olmadığından bu kişiler hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaldırma kararı sonrası Mahkemece "...Anahtar Teslim Usulü ihale edilen baraj,elektrik hattı, demir yolu vb. yapı işlerinin bir bütün olarak başka bir işverene verilmesi durumlarında ya da işin asıl işe bağlı olarak süreklilik arz etmemesi,örneğin personelin taşınması amacı ile anlaşılan nakliye şirketinin başka iş yerleri ile anlaşmış olması durumlarında asıl işveren-alt işveren ilişkisinden bahsedilemeyecektir. Bu kapsamda dava konusu olan iş kazasının meydana geldiği baraj şantiyesinde davalı şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi yoktur.” gerekçesiyle davalı şirketler arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığı kabulüyle karar verildiği, davalı şirketlere ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yer alan esas sözleşmeleri, davalı şirketler arasındaki ....... HES İnşaat Müteahhitliği Sözleşmeleri dikkate alındığında Mahkeme kabulünün dosya içeriğine uygun olduğunun değerlendirildiği, kaldırma kararı sonrası ... işçinin ücretine ilişkin imzalı bordrolarının bulunmadığı gözetildiğinde Mahkemece (....... Ulaştırma Hizmetleri Esnaf Odası ve TÜİK) yapılan emsal ücret araştırması neticesinde davalı tanıklarının beyanlarından çalışılan yerin şantiye olduğu da göz önüne alınarak yemek ve barınma ücretinin temel ücrete eklenmesiyle hesaplamalara esas olarak alınan ücretin Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına ve dosya kapsamına uygun olduğunun değerlendirildiği, ceza dosyasında iki ayrı bilirkişi raporunda (09.03.2016 ve 08.03.2017 tarihli), davacılar murisinin alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirtildiği görülmekle kaldırma kararı sonrası üçlü bilirkişi heyetinden oluşan ve iş güvenliği uzmanları tarafından dosyaya ibraz edilen 04.06.2020 tarihli kusur raporunda, %80 oranında davalı ...Isı San.ve Tic. A.Ş., % 2 oranında ..., %10 oranında ... kazalı ..., % 3 oranında ... , % 5 oranında ... Saatçı açısından kusur oranları izafe edildiği, diğer davalı olan ... A.Ş.'ye ise kusur izafe edilmediği, kaldırma kararı üzerine daha önce ... işçiye kusur izafe edilmemiş iken kaldırma kararı doğrultusunda ceza dosyası da gözetilerek ... işçinin %10 oranında kusurlu olduğuna dair bilirkişi raporunun esas alınmasının olaya ve oluşa uygun olduğunun değerlendirildiği, Mahkemece kararda yukarıda da belirtildiği üzere, davalıların arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığının belirtildiği, kararda davalı ... şirketi yönünden açık olarak husumet yöneltilemeyeceği belirtilmemiş olsa da Mahkemenin davalı ... şirketi yönünden kanaatinin bu yönde olduğu anlaşılmakla davalı ... şirketi lehine hükmedilen vekalet ücretinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A-A-Ü-T.'ye göre maktu olmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının yerinde olduğu, kaldırma kararı sonrası hüküm kısmında “..., ... ve ... yönünden usulüne uygun açılmış herhangi bir dava olmadığından bu kişiler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, “ karar verilmiş olmasına rağmen hatalı olarak ... karar başlığında davalı gösterilmiş olup aleyhine hüküm kurulmadığından sadece eleştirilmekle yetinildiği gerekçesiyle davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Manevi tazminat yönünden kararın hatalı olduğunu, Mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat tutarlarının düşük olduğunu, b. Davalılar......A.Ş. ile .........A.Ş.'nin İş Kanunu m.2 uyarınca davacı müvekkillere karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının yanı sıra davalı şirketler aralarındaki organik ilişki nedeni ile de davacı müvekkillere karşı müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı.......A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Ücretin hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makineleşmenin artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasa'nın 17. maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332. maddesinde; “İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.” “İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur.” aynı Kanun 98/2. maddesinde "Haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kıyasen akde muhalif hareketlerede tatbik olunur." hükmüne yer verilmiştir. 7.Bu maddeye göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77. maddesinin 1. fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre; "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." düzenlemesi yer almıştır. 8.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek yada bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 9.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 10.Mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Diğer yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20.03.2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 11.İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 12.5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur. 13.4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. 14.Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. 15.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a)İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b)Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c)İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d)İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e)İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f)Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) 16.Bunun yanında iş kazası iddiasına dayanan maddi ve manevi tazminat davalarında hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi ve davalıların sorumluluğu bakımından taşıdığı öneme göre tarafların kusurunun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşkuya yer açmayacak biçimde ortaya konulması gerekir. 17.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı ... sigortalının, davalı...A.Ş. nezdinde şoför olarak çalıştığı, ... ...A.Ş.tarafından yapımı devam.....inşaat alanında 12.09.2012 günü öğle saatleri sırasında, şantiye alanı içerisinde tozlanan alanları sulamak için ...plakalı kamyonette bulunduğu esnada rampa üzerinde kamyonetin geri manevra yapması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonrasında aracın yaklaşık 80 metre takla atması neticesinde vefat ettiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, işveren ...Isı Sanayi ..A.Ş.'nin kusur oranının %100 olduğunun belirtildiği, aynı olaya ilişkin açılan ceza dava dosyasının... Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/703 Esas sayılı dosyası ile görüldüğü, sanık ...'in tali kusurlu olduğu, sanık ...'nin asli kusurlu olduğu, sanık ...'in tali kusurlu olduğu, sanık ...'ın, ...'ın, ...'ın ve ...'in kusurlarının olmadığı, dava dışı HES inşaatının yükleniciliğini yapan ...Isı ve Ticaret San. A.Ş. ve yetkililerinin asli kusurlu olduğu, ... ...'in alt düzeyde tali kusurlu olduğunun tespiti ile sanıklar ..., ... ve ...'in adli para cezası ile cezalandırıldığı, haklarında verilen kararın kesinleştiği, eldeki dosyada alınan 19.10.2015 tarihli kusur bilirkişi raporunda davalı işveren ...A.Ş.'nin %100 kusurlu olduğu yönünde tespit yaapıldığı, 04.06.2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda ise davalı ...Isı San.ve Tic. A.Ş.'nin %80 oranında, dava dışı ...'in % 2 oranında, ... kazalı ...'in %10 oranında, dava dışı ...'in % 3 oranında , dava dışı ... 'nın % 5 oranında kusurlu olduğu, davalı ... A.Ş.'nin ise 05.04.2009 tarihli, ... Üretim A.Ş. ile yüklenici ...Isı San ve Tic. A.Ş. arasında sözleşmenin olduğu, 4. maddenin teklifin yeterliliği başlığı altında işin anahtar teslimi verildiği, sözleşmenin eser sözleşme olduğu, asıl işveren — alt işveren ilişkisinin olmadığı gerekçesiyle kusursuz olduğu yönünde tespitler yapıldığı, Mahkemece iş bu kusur raporuna itibar edilerek davalı ... ... A.Ş. Yönünden davanın reddine karar verildiği görülmekte ise de yapılan araştırmanın noksan olduğu anlaşılmaktadır. 18.Somut olayda; Mahkemece, davalılar arasındaki ilişkinin niteliği, asıl işverenlik-alt işverenlik sıfatı (taşeronluk ilişkisi) bulunup, bulunmadığı, davalı tarafların işverenlik sıfatları yeterince araştırılıp, değerlendirilmemiştir. 19. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, maddi-hukuki olgular birarada değerlendirilerek, davalı ... ... A.Ş.’nin kuruluş sözleşmesi, amaç, kapsam ve iştigal konularını gösteren belgelerin ve ayrıca varsa taraflar arasındaki sözleşmelerin temini ile; davalı ... ... A.Ş. ve diğer davalı şirket arasında yapılan sözleşmeler incelenmek suretiyle, kazalının çalıştığı işin ... ....A.Ş. amaç, kapsam ve görevinin iştigal konusu arasında olup olmadığını tespit etmek, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetlerden farklı, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak farklı bir bilirkişi heyetine konuyu yukarıda açıklandığı biçimde incelettirmek, hizmet alım sözleşmelerinde ihale makamı yetkilerini aşan yetkilerin davalı ... ....A.Ş.'ye tanınıp tanınmadığı, temsil yetkisinin olup olmadığı incelenerek, bu sözleşmelerdeki işin davalı ... ....A.Ş.'nin asıl işi mi yoksa yardımcı iş mi olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının kapsamında çalıştığı hizmet alım sözleşmesi için davalı ... ....A.Ş.'nin asıl işveren olup olmadığını denetime elverişli gerekçe ile ortaya koymak, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle-her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir. 20. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 4.Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 12d605e228a407c2 0cd55b097db949ea