10. Hukuk Dairesi 2024/9146 E. , 2025/8124 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/429 E., 2024/813 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/183 E., 2023/293 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 13.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av.... geldi. Davalı adına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle asıl dava dosyasında 710.836,62 TL maddi, birleşen dava dosyasında 175.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının iş kazası nedeniyle %15,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacı lehine 709.836,62 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ Davacı vekili maddi tazminata ilişkin hüküm yönünden katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin olayda hiçbir kusuru olmadığını, davalının iş kazasının yaşanmasında tam (%100) kusurlu olduğunu, davalı şirketin zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığını, hesaplamaya esas teşkil eden ücretin hatalı tespit edildiğini, sürekli iş göremezlik oranının hükme esas alınandan çok daha fazla olduğunu, hesap raporunda müvekkilinin hakettiği maddi tazminatın düşük hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dosya kapsamında kusur tespiti için oluşturulan heyette iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda uzman bilirkişi yer almadığını, dinlenen tanıkların beyanlarına, dosyaya sunulu belgelere itibar edilmeden, önlem alınmış olduğu halde sanki hiç önlem alınmamış gibi hatalı şekilde kusur oranı tespit edildiğini, aktüerya raporunun çelişkili ve hükme esas alınamayacak derecede hatalı olduğunu, kaçınılmazlık ilkesine ilişkin hiçbir tespit ve değerlendirme yapılmadığını, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. VI. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince hükme dayanak kılınan ek hesap raporu seçeneğinde davacının maddi zararının 710.836,62 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin asıl dava dosyasında talep ettikleri maddi tazminat istemlerini bu tutara arttırdığı, İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyasında maddi tazminat talebinin kabulü ile 709.836,62 TL maddi, birleşen dava dosyasında 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiğinin belirtildiği, yine asıl dava dosyasına ilişkin hüküm fıkrasında maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiğinin belirtildiği, ancak davacının maddi tazminat talebinin hüküm altına alınan tutardan 1.000,00 TL fazla olduğu, hüküm fıkrasının devamında mahkemece karar ve ilam hacı hesaplanıp, yargılama giderleri belirlenirken hüküm altına alınan maddi tazminat tutarının 710.836,62 TL olarak dikkate alındığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde de bir Mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren Mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, Mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır. Buna göre bir Mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst Mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasanın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Somut olayda, davacının maddi tazminat isteminin 710.836,62 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince gerekçede davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği belirtildikten sonra hüküm fıkrasında davacı lehine 709.836,62 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmek suretiyle gerekçe ve hüküm arasında çelişki meydana getirilmesi yerinde görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacı Avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bdd139993425f114 6c2c50503b2513fc