10. Hukuk Dairesi 2024/8804 E. , 2025/8122 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/414 E., 2024/1370 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/225 E., 2023/677 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 13.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle 811.940,15 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş kazası nedeniyle %51,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle, yeniden kusur raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davacı kusursuz olduğunu, aynı kazaya dair tanzim edilen kurum tahkikat raporu ile ceza ve hukuk mahkemelerinde alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olması halinde çelişkilerin giderildiği yeni bir rapor alınmasının gerekli olduğunu, yeniden hesap raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, hesap raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, hesap raporunda artırma ve iskonto katsayısının hatalı olarak tespit edildiğini, davacının gerçek gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesi halinde aradan geçecek sürede işlemiş dönem değişeceğinden yeniden hesap raporu alınması gerektiğini, işleyecek dönemde %5 artırma ve %5 iskonto katsayısı ile Kn, 1/Kn denklemi kullanılarak progressif rant formülü ile hesaplama yapılması gerektiğine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının kazadan 6 ay sonra karakolda verdiği ifadede kazanın meydana gelmesinde kimsenin kusuru olmadığını, kendi ihmali üzerine kaygan zemine basmak suretiyle kendini yaraladığını ve işverenin verdiği terliği giymediğini ikrar ettiğini, kaza iş yerinin dışında olduğu için müvekkilinin verdiği terliği giymemiş olmasından müvekkilinin sorumlu kabul edilemeyeceğini, bunun yanında müvekkilinin her türlü ekipmanı davacıya sağladığını, buna dair hem davacının ikrarı hem de malzeme teslim tutanakları bulunduğunu, kazanın yürürken düşme şeklinde vuku bulduğunu, %51,00 maluliyet oranının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu oranın iddia edilen iş kazasının sonucu olamayacağını savunmalarına rağmen dikkate alınmadığını, Yargıtay kararlarında da yapısal yatkınlık durumunda "durumun gereği" kapsamında tazminatta indirime gedilmesi gerektiğinin belirtildiğini, basit bir düşmenin sonucuda %51,00 maluliyet oranının olağan dışı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK 51 ve 52. maddeler dikkate alınarak tazminatın kaldırılmasını veya indirilmesine karar verilmesi taleplerinin de dikkate alınmadığını, maddi tazminat hesap bilirkişi raporundaki hesaplamalar ve dikkate alınan formüllerin de haksız ve yasaya aykırı olduğunu, hesaplamaların hatalı yapıldığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. VI. Değerlendirme ve Gerekçe a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 811.940,15 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 24.04.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. b. Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine, 2.Davacının maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları yönünden taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0c80b500dd0c6173 5d1e21c0eada8d83