Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/8100 E., 2025/6641 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8100 E., 2025/6641 K. (24.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8100
Karar No
2025/6641
Karar Tarihi
24.04.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/8100 E. , 2025/6641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/968 E., 2024/908 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/443 E., 2023/467 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işyerinde çalışırken 06.04.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeni ile gözüne metal kaçtığından sol gözünü kaybettiğini, davacının ehliyeti olmadığı halde işveren tarafından vinç kullandırılmak zorunda bırakıldığını, koruyucu malzemelerin verilmediğini, iş güvenliği eğitiminin aldırılmadığını, müvekkilinin %60 oranında malul kaldığını, olayın olduğu gün iş yoğunluğundan dolayı davacıya fazla mesai yaptırıldığını, davacı gözünü kaybettiği halde halen davacıya vinç kullandırıldığını, belirsiz alacak davası açtıklarını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek 10.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işyerinde işçi olarak çalışırken 06.04.2015 tarihinde iş kazası geçirip sol gözünü kaybettiğini, olay günü davacının gözüne metal parçasının kaçtığını, görme kaybına neden olduğunu, olayda işverenin tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle Denizli 1. İş Mahkemesinin 2019/241 Esas numaralı dosyası ile fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutarak dava açıldığını, Denizli 1. İş Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda verilen kararda 10.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedildiğini, bilirkişi raporunda 751.492,33 TL maddi tazminat bulunduğunun tespit edildiğini bu nedenle ek dava açtıklarını belirterek toplam 741.492 TL bakiye maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin olayda kusurunun bulunmadığını, davacıya iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini, olayın davacının dikkatsiz ve özensiz davranması sonucu meydana geldiğini, davacının maluliyet oranına itiraz ettiklerini, Denizli 4. İş Mahkemesinde açılan maluliyet oranın tespitine ilişkin davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, talep edilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Düzenlenen raporda dava konusu olayda davalı şirket açısından kazanın meydana gelmemesi için ya havalı çivi tabancaları kullanılarak çivi sıçrama riski ortadan kaldırılmalı yada keser ile çalışılacaksa çalışana yüz siperliği yada iş gözlüğü temin edilerek cisim sıçrasa da çalışana zarar vermesi engellenmesi gerektiği, İSG açısından yapılması gereken uygulama ilk uygulama olup çalışma ortamı, işin niteliği ve imkanlar doğrultusunda ikinci uygulamada tercih edilebilirdi ancak işveren her iki yöntemi de uygulamayarak kazanım kök nedenini oluşturan tehlikeli durumu oluşturmuş, bu sebeplerle yasal dayanaklar bölümünde verilen sorumluluklarını yerine getirmediğ , davacının ise kazanın olmaması için alabileceği bir tedbir bulunmadığı gibi çalışan tehlikeli bir davranışta da bulunmadığı, bu sebeplerle herhangi bir kanun /yönetmelik ihlali olmadığı belirtilmiştir. Dosya bütünüyle birlikte aküterya bilirkişisine tevdi edilmiş davacının maluliyet oranı kapsamında SGK tarafından bağlanan gelirlerde gözetilerek Bilirkişinin hazırlayıp mahkemeye sunduğu 28.08.2023 tarihli rapordan da davacının geçici ve sürekli iş göremezliğe bağlı toplam zararının 1.430.628,53 TL'sİ olduğu anlaşılmış bu kapsamda dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya yeterli kusur ve aktüerya bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Birleşen dosya bakımından yapılan değerlendirmede; davalı cevap dilekçesi ile derdestlik itirazında bulunarak dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunmuştur. Davacı maddi tazminat talepli davasını belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davacı alacağın belirli olmaması yada belirlenemeyecek olması nedeniyle sembolik bir miktar üzerinden davasını açmakta ve alacak belirli ... geldiğinde kendisine verilen kesin sürede davasının artırmaktadır. (HMK 107) Davacı belirsiz alacak davası açtıktan sonra yargılama devam ederken ikinci bir dava açabileceğine dair (ek dava) bir düzenleme bulunmamaktadır. Belirsiz alacak davasında esasen alacağın tamamı dava edilmektedir. Dava (tahkikat) sonucu alacağı belirli ... geleceğinden davayı artırma imkanı mevcut olup yeni bir dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira tahkikat sonunda davasını artırma imkanına sahiptir. Derdestlik durumu kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekmekte olup mahkememizin dosyası ile birleşen Denizli 2. İş Mahkemesinin 2022/178 E sayılı dosyasının derdestlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl dosya yönünden ise davacının davasını belirsiz alacak olarak açtığı, Mahkemece taleple bağlı kalınarak karar verilmiş ise de davacının belirsiz alacak yönünden derdest yargılamada artırım dilekçesi verebileceği, hatta istinaf ve temyiz aşamasından sonra artırım dilekçesi verilmesine engel bir düzenleme bulunmamaktadır. Belirsiz alcak davasının düzenleniş amaca davacının alacağının belirleyememesi nedeniyle böyle bir dava açmakta olup her ne kadar belirsiz alacak davasında ikinci ve ek dava mümkün değil ise de ikinci artırım dilekçesi verilmesinde dahi engel bir düzenleme bulunmamaktadır. Somut olayda davacı ortadan kaldırma kararı üzerine tahkikata devam edilerek verilen yeni rapora göre 16.11.2023 tarihli dilekçe ile davasını artırmış olup artırılan talebe göre karar verilmiştir. Bu çerçevede asıl dava ile açılan maddi tazminat davasının artırılan hali ile kabulüne karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle; Asıl dava yönünden davanın kabulü ile 1-1.430,628,53 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Asıl dava ile birleşen Denizli 2. İş Mahkemesinin 2022/178 Esas sayılı davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine," şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirkette çalışırken 06.04.2015 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonucunda yaralandığı, davacı %60 oranında maluliyet durumunun oluştuğunu, iş kazasından kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini iddia ederek bu davayı açtığını, ... ... Hastanesi Vakfı İktisadi İşletmesinde ameliyatları gerçekleşip, tedavisi yaptırılan iş görmezlik oranı büyük oranda veya tamamen ortadan kalkan davacının ATK'ya sevkinin sağlanmadığını, SGK tarafından alınan raporların mahkemeyi bağlamadığını, davacının en son durumunun ne olduğu, iş görmezlik durumunun oluşup oluşmadığı ve/ veya devam edip etmediği tam anlamıyla değerlendirilmediğini, dosyadaki belgelerin şu anki iş görmezlik oranının tespiti açısından yeterli olmadığını, davacının tüm eğitimleri aldığını, tecrübeli bir çalışan olup kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporunda "bilirkişiler tarafından kusur oranı belirlemek hukuki değerlendirme olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple, tarafımızca olayla ilgili olarak kusur oranları belirlenmemiş, sadece olaya etki eden hususlar belirtilmiştir, davaya konu olayda, davalı ... İth. İhr. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı firma açısından, raporun b. değerlendirme bölümü 3.maddesinde belirtilen hususlar olayın meydana gelmesinde etkili olmuştur, davacı açısından, raporun b. değerlendirme bölümü 4. maddesinde belirtilen hususlar olayın meydana gelmesinde etkili olmuştur." şeklinde rapor tanzim edildiğini, davacının kendi kusurlu davranışı ile kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin tüm çalışanlarına olduğu gibi bütün önlemlerin alınması konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip davacıya da gerekli eğitimleri verdiğini, gerekli malzeme ve teçhizatı sağladığını, bu durumun dosyaya sunulan belgelerden, zimmet tutanağından anlaşıldığını, bilirkişi raporunda zimmet tutanağında hangi tip gözlük verildiğinin belirtilmediğini belirterek standartlara sahip bir gözlük verilip verilmediği konusunda açıklık olmaması sebebini müvekkiline kusuru olarak atfetmiş ise de gözlük tip ve özelliklerinin yazılmamasının davacıya standartlara uygun olmayan gözlük verildiğine delil teşkil etmeyeceğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için gözlüğün yeterli standartlarda olmadığı düşünülse dahi hiçbir koruyucu gözlük bulundurmamanın vereceği zarar ile göze direk teması önleyen herhangi bir materyalin bulunmasının aynı sonucu doğurmayacağını, bilirkişi raporunda "işçiye bir kısım eğitim faaliyetlerinin ve tazeleme eğitimlerinin verildiği görülmekle birlikte, olay sırasında yaptığı işe ait özel risklere ve farkındalık yaratma sonucuna yönelik eğitim verilmediği tespit edilebilmektedir. Sonuç olarak kazazede işçi iş sağlığı ve güvenliği yönünden karşılaşabileceği riskler ile bu risklere karşı yapılması gerekenleri somut olarak kavrayamamış ve bu yönde bahse konu işçide iş sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşması sağlanamamıştır." şeklinde açıklanan madde de davacıya verilen eğitimlerin yetersiz kaldığını, davacının karşılaşabileceği riskleri kavrayamadığını iddia ettiğini, davacının kazanın olduğu zaman vardiya amiri olarak çalıştığını, yeterli bilgi ve tecrübeye sahip, uzun yıllar bu alanda çalışmış bir işçi olduğunu, yeni işe giren bir işçi ile kıyaslanmayacak derecede yeterli bilgi ve tecrübesi bulunduğunu, aldığı eğitimlerle çalıştığı işten kaynaklı olarak karşılaşabileceği riskleri kavrayabilecek durumda olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin yeterli denetimi sağlamadığının iddia edildiğini, tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere davacı dahil işçilere koruyucu malzeme verildiğini, iş güvenliği eğitimi sağlandığını, mütemadiyen denetim yapıldığını, müvekkili şirket yetkilileri ve amirleri tarafından sürekli uyarılarda bulunulmasına, her yerde uyarı mahiyetinde levha ve ikazlar olmasına rağmen davacının kendisine verilen gözlüğü kullanmadığını, uyarı ve ikazlara riayet etmediğini, kusur raporunun hatalı tanzim edildiğini, %100 kusur durumuna göre hazırlanan raporu kabul etmediklerini, zimmet tutanağında gözlük verildiğinin belirtildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin varlığı ve olayın oluş şekli ile işçinin asli kusurlu olduğunun tespiti karşısında yeniden farklı bir heyetten rapor alınmasını talepleri hakkında hüküm kurulmadığını, işleyecek aktif dönem hesabında bilinen son asgari ücretin esas alınmasının hatalı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile işleyecek aktif dönem hesabında bilinen son asgari ücretin esas alınmasının hatalı olduğunu, kendilerinin istinaf başvurusu neticesinde Denizli 1. İş Mahkemesinin 2019/241 Esas, 2022/219 Karar sayılı kararının Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin kararı ile kaldırıldığını, Hukuk Genle Kurul kararında da belirtildiği üzere davacı tarafından yapılmayan istinaf incelemesinden sonrası tazminatta artış meydana gelmesinin hatalı olduğunu, davacı taraf açısından kesinleşen raporun aksine yeni rapor alınmasının usuli kazanılmış hakkın ihlali olduğunu, davacı maluliyet oranını %60 olduğunu düşünerek 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının maluliyet oranının %40 olduğunu, 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiklerini bildirmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "kaldırma kararından sonra kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için tekrar heyet raporu alındığı, raporda rücuan alacak davasında alınan kusur raporda belirtildiği üzere, davacının kazada kusursuz, davalının tam kusurlu olduğunun bildirildiği, aldırılan kusur raporunun olayın oluş şekli ve toplanan delillere göre karar vermeye yeterli olduğu, UYAP Sistemi'nden bakıldığında davalı şirketin tam kusurlu kabul edildiği SGK tarafından davalıya aleyhine açılan rücuan alacak davasında verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/14698 Esas, 2023/710 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, davacının maluliyet oranının kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit edildiği, kusur durumu, maluliyet oranı, paranın alım gücündeki düşüşe göre hükmedilen manevi tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olduğu, kararda maluliyet oranının sehven hatalı belirlenmesinin sonuca etkisinin olmadığı, Mahkemenin ilk kararına karşı sadece davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurması sebebiyle ilk karara esas alınan hesap raporunda belirlenen, Mahkemenin gerekçesinde belirleyip taleple bağlı kalınarak hükmedilen maddi tazminat talebini geçecek şekilde maddi tazminatı hükmedilmesinin hatalı, kararın bu açıdan düzeltilmesi gerektiği, Dairemiz kaldırma kararının hesaplama yöntemi dışındaki kaldırma gerekçesi olan "meslekte kazanma güç kaybı oranının %60’ın altında kaldığı durumlarda, sigortalının işgöremezlik oranına bağlı olarak emsallerine göre daha fazla çaba harcamak suretiyle de olsa, çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün bulunduğundan, 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına olanak bulunmadığı gözetilmelidir." belirlemesi Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin rücuan alacak davaları için belirlediği ilke olmakla birlikte özü tazminat hesaplamasına ilişkin olduğundan maddi tazminat davalarında da uygulanması gerektiği düşünülmüşse de, bu görüşten vazgeçilerek bugüne kadar süren uygulama gözetilerek 60 yaş sonrası içinde hesap yapılabileceği, taleplerin zamanaşımına uğramadığı kanaatine varıldığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile asgari ücret değişikliklerinin kamu düzeninden olduğu maddi tazminat talep gibi kabulü gerektiğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminat yönünden esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli kaldırma ilamı öncesi tesis edilen 24.06.2022 tarihli kararda davacının maddi tazminat alacağının hükme esas alınan 27.05.2022 tarihli rapora göre 751.492,33 TL olduğu ancak dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL üzerinden davacı lehine maddi tazminata hükmedildiği, anılan karara karşı yalnızca davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunun yetersiz olduğu, rücuen tazminat davasında esas alınan rapor ile çelişkilerin giderilmediği ayrıca hükme esas alınan hesap raporunda yapılan tespitlerin kısmen hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosya istinaf incelemesi aşamasındayken davacı vekilince 27.05.2022 tarihli raporda belirlenen maddi tazminat miktarı esas alınarak bakiye 741.492,33 TL maddi tazminatın birleşen dava dosyası ile talep edildiği, Mahkemece kaldırma ilamı sonrası kusur raporu aldırıldığı aldırılan raporda davacının kusursuz davalı işverenin %100 kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, kaldırma ilamı öncesi hükme esas alınan raporda da aynı yönde tespit ile hesaplama yapıldığı, Mahkemece dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi edildiği, bu kez 28.03.2023 tarihli hesap raporunda davacı zararının bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle 1.430.628,53 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince asıl dava dosyası üzerinden sunulan 16.11.2023 tarihli dilekçesi ise maddi tazminatın raporda belirlenen miktar olan 1.430.628,53 TL olarak arttırıldığı, İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyası yönünden davanın kabulü ile davacı lehine 1.430.628,53 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile birleşen davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verildiği, taraf vekillerinin kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince temyize konu ilamı ile davacı vekilinin Mahkemece verilen 24.06.2022 tarihli kararı istinaf etmemesi nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince davacının hak kazanacağı maddi tazminatın 751.492,33 TL ile sınırlı olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava Şartları "başlıklı 114. maddesinde "Dava şartları şunlardır;...ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması " şeklinde düzenleme mevcuttur . Yine aynı Kanun'un "Dava Şartlarının İncelenmesi" başlıklı 115. maddesinde ise"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez " düzenlemesine yer verilmiştir. Derdestlik itirazının ileri sürülmesi için üç şartın bir arada varlığı aranmaktadır. Şartlar ise daha önce açılmış ve görülmekte olan bir davanın aynı veya başka Mahkemeler nezdinde yeniden açılması, Birinci davanın halihazırda görülmekte olması, davaların taraf, konu ve sebep unsurları bakımından aynı olması şeklindedir. Dava konusunun tespiti hususunda HMK sisteminde “dava konusu sadece talep sonucuna göre belirlenir esası” uygulanmaktadır. Dava konusu talep sonucunun kendisi olup, bir hukuki sonucun kesin biçimde belirlenmesini sağlayan ve mahkemeye sunulan istekler şeklindede tanımlanabilir. Bu doğrultuda davacının dava dilekçesinin netice-i talep kısmında belirtilen hususlar davanın konusunun tespitinde önemli rol oynamaktadır. Birinci davanın dava dilekçesinde belirtilen talepler ile ikinci davanın dilekçesinde yer alan talepler birbiri ile karşılaştırıldığında talep sonuçları bakımından benzerlik bulunması halinde her iki davanın dava konularının ayniyet taşıdığı tespit edilmiş olacaktır. Öte yandan SGK gelirlerinin ( geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir ) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55 inci maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda, Mahkemece davacı vekilinin kaldırma ilamı öncesi verilen 24.06.2022 tarihli kararı istinaf etmemesi nedeni ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak değerlendirmesi yerinde ise de birleşen davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verilmesi yukarıda açıklandığı üzere asıl dosyada talep edilen tazminat miktarı ile 21.07.2022 tarihli birleşen dava işe talep edilen maddi tazminat miktarı farklı olup derdestlik nedeni ile birleşen davanın reddi hatalı olmuştur. Yine davacının 06.04.2015-24.08.2015 tarihleri arasında istirahatli kalmasına göre bu süre içerisinde davacıya Kurumca ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin hesaplanan maddi tazminattan yukarıda değinilen TBK 55. madde hükmüne aykırı olarak mahsubunun yapılmaması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; yapılan açıklamalar gereğince davacının hak kazanacağı maddi tazminattan kurumca yapılan geçici iş göremezlik ödeneğine ilişkin ödemenin mahsubu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeten usulüne uygun karar tesis etmekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Taraf vekillerinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7e80f69ea141b66c 0a6571347e7a7374 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/8100 E. , 2025/6641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/968 E., 2024/908 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/443 E., 2023/467 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işyerinde çalışırken 06.04.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeni ile gözüne metal kaçtığından sol gözünü kaybettiğini, davacının ehliyeti olmadığı halde işveren tarafından vinç kullandırılmak zorunda bırakıldığını, koruyucu malzemelerin verilmediğini, iş güvenliği eğitiminin aldırılmadığını, müvekkilinin %60 oranında malul kaldığını, olayın olduğu gün iş yoğunluğundan dolayı davacıya fazla mesai yaptırıldığını, davacı gözünü kaybettiği halde halen davacıya vinç kullandırıldığını, belirsiz alacak davası açtıklarını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek 10.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen dava dilekçesinde özetle, davacının davalı işyerinde işçi olarak çalışırken 06.04.2015 tarihinde iş kazası geçirip sol gözünü kaybettiğini, olay günü davacının gözüne metal parçasının kaçtığını, görme kaybına neden olduğunu, olayda işverenin tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle Denizli 1. İş Mahkemesinin 2019/241 Esas numaralı dosyası ile fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutarak dava açıldığını, Denizli 1. İş Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda verilen kararda 10.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminata hükmedildiğini, bilirkişi raporunda 751.492,33 TL maddi tazminat bulunduğunun tespit edildiğini bu nedenle ek dava açtıklarını belirterek toplam 741.492 TL bakiye maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin olayda kusurunun bulunmadığını, davacıya iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini, olayın davacının dikkatsiz ve özensiz davranması sonucu meydana geldiğini, davacının maluliyet oranına itiraz ettiklerini, Denizli 4. İş Mahkemesinde açılan maluliyet oranın tespitine ilişkin davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, talep edilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Düzenlenen raporda dava konusu olayda davalı şirket açısından kazanın meydana gelmemesi için ya havalı çivi tabancaları kullanılarak çivi sıçrama riski ortadan kaldırılmalı yada keser ile çalışılacaksa çalışana yüz siperliği yada iş gözlüğü temin edilerek cisim sıçrasa da çalışana zarar vermesi engellenmesi gerektiği, İSG açısından yapılması gereken uygulama ilk uygulama olup çalışma ortamı, işin niteliği ve imkanlar doğrultusunda ikinci uygulamada tercih edilebilirdi ancak işveren her iki yöntemi de uygulamayarak kazanım kök nedenini oluşturan tehlikeli durumu oluşturmuş, bu sebeplerle yasal dayanaklar bölümünde verilen sorumluluklarını yerine getirmediğ , davacının ise kazanın olmaması için alabileceği bir tedbir bulunmadığı gibi çalışan tehlikeli bir davranışta da bulunmadığı, bu sebeplerle herhangi bir kanun /yönetmelik ihlali olmadığı belirtilmiştir. Dosya bütünüyle birlikte aküterya bilirkişisine tevdi edilmiş davacının maluliyet oranı kapsamında SGK tarafından bağlanan gelirlerde gözetilerek Bilirkişinin hazırlayıp mahkemeye sunduğu 28.08.2023 tarihli rapordan da davacının geçici ve sürekli iş göremezliğe bağlı toplam zararının 1.430.628,53 TL'sİ olduğu anlaşılmış bu kapsamda dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya yeterli kusur ve aktüerya bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Birleşen dosya bakımından yapılan değerlendirmede; davalı cevap dilekçesi ile derdestlik itirazında bulunarak dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunmuştur. Davacı maddi tazminat talepli davasını belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davacı alacağın belirli olmaması yada belirlenemeyecek olması nedeniyle sembolik bir miktar üzerinden davasını açmakta ve alacak belirli ... geldiğinde kendisine verilen kesin sürede davasının artırmaktadır. (HMK 107) Davacı belirsiz alacak davası açtıktan sonra yargılama devam ederken ikinci bir dava açabileceğine dair (ek dava) bir düzenleme bulunmamaktadır. Belirsiz alacak davasında esasen alacağın tamamı dava edilmektedir. Dava (tahkikat) sonucu alacağı belirli ... geleceğinden davayı artırma imkanı mevcut olup yeni bir dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira tahkikat sonunda davasını artırma imkanına sahiptir. Derdestlik durumu kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekmekte olup mahkememizin dosyası ile birleşen Denizli 2. İş Mahkemesinin 2022/178 E sayılı dosyasının derdestlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl dosya yönünden ise davacının davasını belirsiz alacak olarak açtığı, Mahkemece taleple bağlı kalınarak karar verilmiş ise de davacının belirsiz alacak yönünden derdest yargılamada artırım dilekçesi verebileceği, hatta istinaf ve temyiz aşamasından sonra artırım dilekçesi verilmesine engel bir düzenleme bulunmamaktadır. Belirsiz alcak davasının düzenleniş amaca davacının alacağının belirleyememesi nedeniyle böyle bir dava açmakta olup her ne kadar belirsiz alacak davasında ikinci ve ek dava mümkün değil ise de ikinci artırım dilekçesi verilmesinde dahi engel bir düzenleme bulunmamaktadır. Somut olayda davacı ortadan kaldırma kararı üzerine tahkikata devam edilerek verilen yeni rapora göre 16.11.2023 tarihli dilekçe ile davasını artırmış olup artırılan talebe göre karar verilmiştir. Bu çerçevede asıl dava ile açılan maddi tazminat davasının artırılan hali ile kabulüne karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle; Asıl dava yönünden davanın kabulü ile 1-1.430,628,53 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Asıl dava ile birleşen Denizli 2. İş Mahkemesinin 2022/178 Esas sayılı davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine," şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirkette çalışırken 06.04.2015 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonucunda yaralandığı, davacı %60 oranında maluliyet durumunun oluştuğunu, iş kazasından kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini iddia ederek bu davayı açtığını, ... ... Hastanesi Vakfı İktisadi İşletmesinde ameliyatları gerçekleşip, tedavisi yaptırılan iş görmezlik oranı büyük oranda veya tamamen ortadan kalkan davacının ATK'ya sevkinin sağlanmadığını, SGK tarafından alınan raporların mahkemeyi bağlamadığını, davacının en son durumunun ne olduğu, iş görmezlik durumunun oluşup oluşmadığı ve/ veya devam edip etmediği tam anlamıyla değerlendirilmediğini, dosyadaki belgelerin şu anki iş görmezlik oranının tespiti açısından yeterli olmadığını, davacının tüm eğitimleri aldığını, tecrübeli bir çalışan olup kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporunda "bilirkişiler tarafından kusur oranı belirlemek hukuki değerlendirme olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple, tarafımızca olayla ilgili olarak kusur oranları belirlenmemiş, sadece olaya etki eden hususlar belirtilmiştir, davaya konu olayda, davalı ... İth. İhr. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı firma açısından, raporun b. değerlendirme bölümü 3.maddesinde belirtilen hususlar olayın meydana gelmesinde etkili olmuştur, davacı açısından, raporun b. değerlendirme bölümü 4. maddesinde belirtilen hususlar olayın meydana gelmesinde etkili olmuştur." şeklinde rapor tanzim edildiğini, davacının kendi kusurlu davranışı ile kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin tüm çalışanlarına olduğu gibi bütün önlemlerin alınması konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip davacıya da gerekli eğitimleri verdiğini, gerekli malzeme ve teçhizatı sağladığını, bu durumun dosyaya sunulan belgelerden, zimmet tutanağından anlaşıldığını, bilirkişi raporunda zimmet tutanağında hangi tip gözlük verildiğinin belirtilmediğini belirterek standartlara sahip bir gözlük verilip verilmediği konusunda açıklık olmaması sebebini müvekkiline kusuru olarak atfetmiş ise de gözlük tip ve özelliklerinin yazılmamasının davacıya standartlara uygun olmayan gözlük verildiğine delil teşkil etmeyeceğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için gözlüğün yeterli standartlarda olmadığı düşünülse dahi hiçbir koruyucu gözlük bulundurmamanın vereceği zarar ile göze direk teması önleyen herhangi bir materyalin bulunmasının aynı sonucu doğurmayacağını, bilirkişi raporunda "işçiye bir kısım eğitim faaliyetlerinin ve tazeleme eğitimlerinin verildiği görülmekle birlikte, olay sırasında yaptığı işe ait özel risklere ve farkındalık yaratma sonucuna yönelik eğitim verilmediği tespit edilebilmektedir. Sonuç olarak kazazede işçi iş sağlığı ve güvenliği yönünden karşılaşabileceği riskler ile bu risklere karşı yapılması gerekenleri somut olarak kavrayamamış ve bu yönde bahse konu işçide iş sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşması sağlanamamıştır." şeklinde açıklanan madde de davacıya verilen eğitimlerin yetersiz kaldığını, davacının karşılaşabileceği riskleri kavrayamadığını iddia ettiğini, davacının kazanın olduğu zaman vardiya amiri olarak çalıştığını, yeterli bilgi ve tecrübeye sahip, uzun yıllar bu alanda çalışmış bir işçi olduğunu, yeni işe giren bir işçi ile kıyaslanmayacak derecede yeterli bilgi ve tecrübesi bulunduğunu, aldığı eğitimlerle çalıştığı işten kaynaklı olarak karşılaşabileceği riskleri kavrayabilecek durumda olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin yeterli denetimi sağlamadığının iddia edildiğini, tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere davacı dahil işçilere koruyucu malzeme verildiğini, iş güvenliği eğitimi sağlandığını, mütemadiyen denetim yapıldığını, müvekkili şirket yetkilileri ve amirleri tarafından sürekli uyarılarda bulunulmasına, her yerde uyarı mahiyetinde levha ve ikazlar olmasına rağmen davacının kendisine verilen gözlüğü kullanmadığını, uyarı ve ikazlara riayet etmediğini, kusur raporunun hatalı tanzim edildiğini, %100 kusur durumuna göre hazırlanan raporu kabul etmediklerini, zimmet tutanağında gözlük verildiğinin belirtildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin varlığı ve olayın oluş şekli ile işçinin asli kusurlu olduğunun tespiti karşısında yeniden farklı bir heyetten rapor alınmasını talepleri hakkında hüküm kurulmadığını, işleyecek aktif dönem hesabında bilinen son asgari ücretin esas alınmasının hatalı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile işleyecek aktif dönem hesabında bilinen son asgari ücretin esas alınmasının hatalı olduğunu, kendilerinin istinaf başvurusu neticesinde Denizli 1. İş Mahkemesinin 2019/241 Esas, 2022/219 Karar sayılı kararının Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin kararı ile kaldırıldığını, Hukuk Genle Kurul kararında da belirtildiği üzere davacı tarafından yapılmayan istinaf incelemesinden sonrası tazminatta artış meydana gelmesinin hatalı olduğunu, davacı taraf açısından kesinleşen raporun aksine yeni rapor alınmasının usuli kazanılmış hakkın ihlali olduğunu, davacı maluliyet oranını %60 olduğunu düşünerek 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının maluliyet oranının %40 olduğunu, 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiklerini bildirmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "kaldırma kararından sonra kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için tekrar heyet raporu alındığı, raporda rücuan alacak davasında alınan kusur raporda belirtildiği üzere, davacının kazada kusursuz, davalının tam kusurlu olduğunun bildirildiği, aldırılan kusur raporunun olayın oluş şekli ve toplanan delillere göre karar vermeye yeterli olduğu, UYAP Sistemi'nden bakıldığında davalı şirketin tam kusurlu kabul edildiği SGK tarafından davalıya aleyhine açılan rücuan alacak davasında verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/14698 Esas, 2023/710 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, davacının maluliyet oranının kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit edildiği, kusur durumu, maluliyet oranı, paranın alım gücündeki düşüşe göre hükmedilen manevi tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olduğu, kararda maluliyet oranının sehven hatalı belirlenmesinin sonuca etkisinin olmadığı, Mahkemenin ilk kararına karşı sadece davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurması sebebiyle ilk karara esas alınan hesap raporunda belirlenen, Mahkemenin gerekçesinde belirleyip taleple bağlı kalınarak hükmedilen maddi tazminat talebini geçecek şekilde maddi tazminatı hükmedilmesinin hatalı, kararın bu açıdan düzeltilmesi gerektiği, Dairemiz kaldırma kararının hesaplama yöntemi dışındaki kaldırma gerekçesi olan "meslekte kazanma güç kaybı oranının %60’ın altında kaldığı durumlarda, sigortalının işgöremezlik oranına bağlı olarak emsallerine göre daha fazla çaba harcamak suretiyle de olsa, çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün bulunduğundan, 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına olanak bulunmadığı gözetilmelidir." belirlemesi Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin rücuan alacak davaları için belirlediği ilke olmakla birlikte özü tazminat hesaplamasına ilişkin olduğundan maddi tazminat davalarında da uygulanması gerektiği düşünülmüşse de, bu görüşten vazgeçilerek bugüne kadar süren uygulama gözetilerek 60 yaş sonrası içinde hesap yapılabileceği, taleplerin zamanaşımına uğramadığı kanaatine varıldığı anlaşıldığından..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile asgari ücret değişikliklerinin kamu düzeninden olduğu maddi tazminat talep gibi kabulü gerektiğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminat yönünden esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli kaldırma ilamı öncesi tesis edilen 24.06.2022 tarihli kararda davacının maddi tazminat alacağının hükme esas alınan 27.05.2022 tarihli rapora göre 751.492,33 TL olduğu ancak dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL üzerinden davacı lehine maddi tazminata hükmedildiği, anılan karara karşı yalnızca davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunun yetersiz olduğu, rücuen tazminat davasında esas alınan rapor ile çelişkilerin giderilmediği ayrıca hükme esas alınan hesap raporunda yapılan tespitlerin kısmen hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosya istinaf incelemesi aşamasındayken davacı vekilince 27.05.2022 tarihli raporda belirlenen maddi tazminat miktarı esas alınarak bakiye 741.492,33 TL maddi tazminatın birleşen dava dosyası ile talep edildiği, Mahkemece kaldırma ilamı sonrası kusur raporu aldırıldığı aldırılan raporda davacının kusursuz davalı işverenin %100 kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, kaldırma ilamı öncesi hükme esas alınan raporda da aynı yönde tespit ile hesaplama yapıldığı, Mahkemece dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi edildiği, bu kez 28.03.2023 tarihli hesap raporunda davacı zararının bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle 1.430.628,53 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince asıl dava dosyası üzerinden sunulan 16.11.2023 tarihli dilekçesi ise maddi tazminatın raporda belirlenen miktar olan 1.430.628,53 TL olarak arttırıldığı, İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyası yönünden davanın kabulü ile davacı lehine 1.430.628,53 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile birleşen davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verildiği, taraf vekillerinin kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince temyize konu ilamı ile davacı vekilinin Mahkemece verilen 24.06.2022 tarihli kararı istinaf etmemesi nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince davacının hak kazanacağı maddi tazminatın 751.492,33 TL ile sınırlı olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava Şartları "başlıklı 114. maddesinde "Dava şartları şunlardır;...ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması " şeklinde düzenleme mevcuttur . Yine aynı Kanun'un "Dava Şartlarının İncelenmesi" başlıklı 115. maddesinde ise"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez " düzenlemesine yer verilmiştir. Derdestlik itirazının ileri sürülmesi için üç şartın bir arada varlığı aranmaktadır. Şartlar ise daha önce açılmış ve görülmekte olan bir davanın aynı veya başka Mahkemeler nezdinde yeniden açılması, Birinci davanın halihazırda görülmekte olması, davaların taraf, konu ve sebep unsurları bakımından aynı olması şeklindedir. Dava konusunun tespiti hususunda HMK sisteminde “dava konusu sadece talep sonucuna göre belirlenir esası” uygulanmaktadır. Dava konusu talep sonucunun kendisi olup, bir hukuki sonucun kesin biçimde belirlenmesini sağlayan ve mahkemeye sunulan istekler şeklindede tanımlanabilir. Bu doğrultuda davacının dava dilekçesinin netice-i talep kısmında belirtilen hususlar davanın konusunun tespitinde önemli rol oynamaktadır. Birinci davanın dava dilekçesinde belirtilen talepler ile ikinci davanın dilekçesinde yer alan talepler birbiri ile karşılaştırıldığında talep sonuçları bakımından benzerlik bulunması halinde her iki davanın dava konularının ayniyet taşıdığı tespit edilmiş olacaktır. Öte yandan SGK gelirlerinin ( geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerli gelir ) tenzilinde kamu düzeni ilkesi kapsamında uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı TBK'nun 55 inci maddesi kapsamında rücu edilebilir olan kısmının hesaplanan tazminat alacağından tenzil edilerek davacının netice tazminat alacaklarının belirlenmesi gerektiği açıktır. Somut olayda, Mahkemece davacı vekilinin kaldırma ilamı öncesi verilen 24.06.2022 tarihli kararı istinaf etmemesi nedeni ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak değerlendirmesi yerinde ise de birleşen davanın derdestlik nedeni ile reddine karar verilmesi yukarıda açıklandığı üzere asıl dosyada talep edilen tazminat miktarı ile 21.07.2022 tarihli birleşen dava işe talep edilen maddi tazminat miktarı farklı olup derdestlik nedeni ile birleşen davanın reddi hatalı olmuştur. Yine davacının 06.04.2015-24.08.2015 tarihleri arasında istirahatli kalmasına göre bu süre içerisinde davacıya Kurumca ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin hesaplanan maddi tazminattan yukarıda değinilen TBK 55. madde hükmüne aykırı olarak mahsubunun yapılmaması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; yapılan açıklamalar gereğince davacının hak kazanacağı maddi tazminattan kurumca yapılan geçici iş göremezlik ödeneğine ilişkin ödemenin mahsubu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeten usulüne uygun karar tesis etmekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Taraf vekillerinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7e80f69ea141b66c 0a6571347e7a7374 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı