10. Hukuk Dairesi 2024/6903 E. , 2025/6358 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/295 E., 2024/501 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/16 E., 2023/238 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... İnş.Ltd.Şti. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı... Çelik Ltd. Şti. aleyhine açtığı davada, davacının 03.05.2011 tarihinde işverene ait işyerinde çalışmakta iken tavan vincini kumanda eden operatörün hatalı manevrası sebebiyle tavan ile vinç arasına sıkışarak kalça kemiğinin kırılması neticesinde iş kazası geçirdiğini belirterek 200.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsil sorumlu davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili davalılar... Çelik Ltd.Şti. ve ... İşl..Ltd.Şti aleyhine açtığı birleşen davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere iş gücü kaybından kaynaklanan 1000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 9.1.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminata ilişkin talebini 2.981,68 TL geçici iş göremezlik, 245.330,39 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 248.312,07 TL maddi tazminat olarak arttırmıştır. Davacı vekili davalı ... İşl..Ltd.Şti. aleyhine açtığı birleşen dava ile 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarına, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporlarına, dinlenen tanık anlatımlarına ilişkin tüm dosya kapsamında yokluğunda yapılan bütün işlemlere ilişkin aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, birleştirme kararına itiraz ettiklerini, ... Çelik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile müvekkil şirket arasında alt işverenlik ilişkisi bulunmadığını, meydana gelen iş kazasında davalı şirketin bir sorumluluğunun bulunmadığı belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalılara ait işyerinde işçi olarak çalışırken 03.05.2011 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda malül olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı işveren... Çelik İnş Taah.San ve Tic. Ltd. Şti.nin % 60 oranında kusurlu, asıl işveren ... İşl. İnş. San ve Nak. Ltd. Şti.nin %10 oranında kusurlu, vinç operatörü ... 'ın %20 oranında kusurlu, kazalı ...'ın %10 oranında kusurlu olduğu, davacının iş kazası nedeni ile maluliyetinin % 40 oranında olduğu, bilirkişi raporuna göre davacının maluliyet nedeni ile 1.704.015,75 TL maddi zararının olduğu ve bu zararı talep edebileceği, davacının iş kazası nedeni ile duyduğu elem ve ızdırap nedeni ile manevi tazminat talep edebileceği, yapılan değerlendirme sonucunda, söz konusu kazanın meydana gelmesinde davacının ve davalının kusur oranları ve iş bu kusura bağlı olarak meydana gelen kaza sonucunda maluliyet oranı, iş güvenliği ihlalleri ve davacının duyduğu elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesi gerektiği gibi hususlar göz önünde bulundurularak davacı için taleple bağlı kalınarak ve usuli kazanılmış haklar korunarak 2.981,68-TL geçici iş göremezlik ile 245.330,39-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 248.312,07-TL maddi tazminatın ve 60.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne "Birleşen ve asıl davalar yönünden davacın maddi tazminat davasının kabulü ile 2.981,68 TL geçici iş göremezlik ile 245.330,39 TL sürekli iş görememezlik olmak üzere toplam 248.312,07 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 03.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının maluliyet oranının tespitinin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin asıl işveren olarak kabul edilip kusur izafe edilmeye çalışılmasının hatalı olduğunu, kusur bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazların yerel mahkemece dikkate alınmadığını, aktüerya hesabının da kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca yine tazminat hesaplaması yapılır iken dikkate alınan ücretin yerinde olmayıp emsalin üstünde yüksek bedel dikkate alınarak hukuka ve hakkaniyete aykırı hesaplama yapıldığını, hesaplanan ve hükmolunan maddi tazminat miktarının fahiş olduğunu, maddi tazminatın neye göre, hangi tablo ve değerler esas alınarak hesaplandığının belli olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararı öncesi İlk Derece Mahkemesince verilen karar yalnızca müvekkili şirket tarafından istinaf edildiğinden ortadan kaldırma kararı ile ancak müvekkil lehine değerlendirme yapılabileceğini, yeniden hesaplama yapılacağı varsayılmış olsa dahi usuli kazanılmış hak gözetilmeden TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Anayasanın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 28. maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294. maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi açıklanmış, 297. maddesinde de bir Mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği belirtilerek " Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." denilmiştir. Buna göre bir Mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst Mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, .../ Arslan, .../ ..., Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K;28.09.2012 gün 2012/3-444 E ,2012/638 K.; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E,2012/203 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği Kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir." şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Somut olayda, kararın gerekçesinde bilirkişi raporuna göre davacının maluliyet nedeni ile 1.704.015,75 TL maddi zararının olduğu ve bu zararı talep edebileceği belirtilmiş, daha sonra taleple bağlı kalınarak ve usuli kazanılmış haklar korunarak 2.981,68-TL geçici iş göremezlik ile 245.330,39-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 248.312,07-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar kapsamında, Mahkemece, açıkça ve taraflar arasında başka hukuki ihtilaflara yer bırakmayacak şekilde davacı lehine kabul edilen tazminat tutarının hangi gerekçe ile ne miktarda olduğu belirtilerek, gerekçe bölümü içinde oluşturulan çelişki ve hüküm fıkrası ile kararın gerekçe bölümü arasında yaratılan çelişkinin giderilmesi gereklidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, HMK’nın 369/1. maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırı görülen bu husus re'sen dikkate alınarak, bu aşamada davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8e31311af42c33e1 3a977fbcb1a7aa56