Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/5404 E., 2025/4381 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5404 E., 2025/4381 K. (18.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5404
Karar No
2025/4381
Karar Tarihi
18.03.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/5404 E. , 2025/4381 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 18.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı asil ... ve adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın davalının kusurundan kaynaklandığından bahisle 1.528.231,44 TL maddi, 750.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kaza nedeniyle %34,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 150.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, olayın meydana geldiği işyerinin 05.10.2017 tarihinde ... . Şti.’ye devredildiğini, bu devir sonrası müvekkili ...’in olayla hiçbir ilgisi kalmadığını, kazanın meydana gelişinde müvekkiline atfı kabil bir kusur veya illiyet bağı bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazının dikkate alınarak müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, manevi tazminatın ıslah yoluyla talep edilmesinin hatalı olduğunu, davacının açtığı davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu ve bu nedenle zamanaşımı itirazının dikkate alınması gerektiğini, müvekkiline yöneltilmesi mümkün hiçbir somut iddianın bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde yegâne kusurlunun işi dışında işlere kalkışarak uzmanlık alanı dışındaki bir işte çalışmaya girişen davacının kendisi olduğunu, hesaplamaya esas pasif dönem kazancının asgari ücretin çok üzerinde ve yıllık 131.000,00 TL olarak alınmasının fahiş ve afaki olduğunu, kusur oranının müvekkili aleyhine hatalı şekilde yüksek belirlendiğini, davacının maluliyet oranının %34 olarak tespit edilmesinin yerinde olmadığını ve bu oranın fiili durumu yansıtmadığını, müvekkilince davacıya hem ücret hem hastane masraflarının ödendiğini ancak bu ödemelerin dikkate alınmadığını, davacının kendi kusuru ile tedavi sürecini uzatarak zararın artmasına sebebiyet verdiğini, ilk ve ikinci bilirkişi raporlarında geçici iş göremezlik süresi yönünden çelişkili veriler bulunduğunu, bilirkişilerin hesaplamalarda hukuki kanaatle hareket ederek çeşitli kalemleri keyfi olarak dahil ettiklerini ya da dışladıklarını, ücret belirlemesinde objektif ve bilimsel ölçütlere yer verilmediğini, yapılan ödemelerin tenzil edilmediğini ve isticvap taleplerinin değerlendirilmediğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE a. Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin maddi tazminatla birlikte 750.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine maddi tazminatla birlikte 150.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 13.02.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya kapsamından davalı gerçek kişinin davanın açılmasından kısa bir süre sonra gerçek kişi ticari işletmesinde tür değişikliğine gittiği, işletmesini bir ortaklı ... şirkete dönüştürdüğü, işverenin yeni ünvanının ... ve ... ... Şirketi olduğu, keyfiyetin 04.10.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 428/3. maddesi "yukarıdaki hükümlere göre devir hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan, devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumludurlar. Ancak, devreden işverenin bu yükümlülüklerden doğan sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır…” düzenlemesini içermektedir. Somut olayda davalı gerçek kişi her ne kadar devir hususunu ileri sürüyor ise de 2015 yılında devirden önce doğmuş olan tazmin borcundan dolayı müştereken ve mütselsilen sorumluluğu bulunduğu, dava tarihinin dahi devir tarihinden önce olduğu açık olduğuna göre temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıdan alınmasına, Davacı avukatı yararına takdir edilen 28.00,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a5efa18084e80b83 748234a0f0bee969

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı