Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/10059 E., 2025/4383 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10059 E., 2025/4383 K. (18.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10059
Karar No
2025/4383
Karar Tarihi
18.03.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/10059 E. , 2025/4383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine, davalıların istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de taraf vekilleri tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 18.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile murafaalı temyiz eden davalılar adlarına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle 1.684.674,46 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle davacının %33,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %30, davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğu ancak şirete ait %70’lik kusurun içinde olmak kaydıyla %1’er oranda davalı gerçek kişilerin kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurularının usuli kazanılmış hak noktasından kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı lehine 481.294,15 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf mahkemesince ıslah dilekçesi dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, usuli kazanılmış hak söz konusu olmadığını, 1.684.674,46 TL maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiğini, talep artırım ve ıslah dilekçelerinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun açıkça belirtildiğini, buna rağmen istinaf mahkemesinin önceki istinaf dilekçesine atıf yaparak davacının talebini sınırladığını ve davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu belirterek karar vermesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, ilk karara karşı sunulan istinaf dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak hüküm kurulamayacağını, ayrıca davalının istinaf dilekçesinde bu hususta herhangi bir itirazda bulunmamış olmasına rağmen istinaf mahkemesince resen değerlendirme yapılmasının da başlı başına bozma nedeni olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkillerinin iş kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, buna rağmen davacının tüm tedavi giderlerinin karşılandığını, yerel mahkemece ücret yönünden yalnızca davacının soyut beyanlarının esas alınarak usul ve yasaya aykırı şekilde hesaplama yapıldığını, işçinin %33,20 oranındaki maluliyetine ilişkin kabulün de hatalı olduğunu, maluliyet oranının yanlış hesaplandığını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C.Değerlendirme ve Gerekçe a.Davalılar vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, b.Temyiz eden tarafların diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, davacı vekilinin dava dilekçesinde 250,00 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 250,00 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ve 150.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince alınan 03.05.2019 tarihli hesap raporunun ihtimalli olarak düzenlendiği, ilk ihtimalde davalı beyanı ile resmi kayıtlara itibar edilip (asgari ücret) üzerinden hesaplama yapıldığında maddi zararın 138.039,48 TL, ikinci ihtimalde davacı iddiasına itibar edilip (aylık net 2.500,00 TL) asgari ücretin 3,57 katı üzerinden hesaplama yapıldığında maddi zararın 481.294.15 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilinin bu hesap raporuna karşı beyanında asgari ücret üzerinden yapılan ilk hesaplamaya itiraz ettiklerini, ikinci ihtimal doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini beyan ettiği, davacı vekilinin hesap raporuna itiraz dilekçesi ile aynı gün ikinci ihtimal doğrultusunda talep arttırımı yaptığı ve müvekkilinin maddi zararının belirlendiğinden bahisle fazlaya ilişkin haklarını da saklı tutarak maddi tazminat istemlerini birleştirip toplamda 481.294,15 TL’ye arttırdığı, mahkemece davacının 16.01.2020 tarihli celsede bizzat aylık net 2.000,00 TL ücret aldığını ne var ki aldığı hesap raporunda bunun gözetilmediğinin anlaşılması üzerine ek hesap raporu alındığı, bu ek hesap raporunun da ihtimalli ve önceki gibi ilk ihtimalde asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığında maddi zararın 152.434,13 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, ikinci ihtimalde ise aylık net 2.000,00 TL ücret (asgari ücretin 2,86 katı) üzerinden hesaplama yapıldığında maddi zararın 412.933,21 TL olacağı yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince bu ek hesap raporunun ikinci ihtimale itibar edilerek verilen ilk kararda davacı lehine 412.933,21-TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, bu İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk kararda sürekli iş göremezlik oranının tespiti noktasında prosedürünün işletilmesi noktasından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alındığı, sürekli iş göremezlik oranının değişmediği yine Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen oran gibi %33,20 olarak tespit edildiği, davacı vekilinin 02.04.2023 tarihli dilekçesi ile asgari ücret değişikliklerinden dolayı ek rapor alınmasını istediği, mahkemece alınan ek hesap raporunun da ihtimalli olduğu, birinci ihtimalde asgari ücret üzerinden 749.516,90 TL maddi zarar hesaplandığı, ikinci ihtimalde davacının 16.01.2020 tarihli celsedeki beyanı (2.000,00 TL) üzerinden 1.684.674,46 TL maddi zarar hesaplandığı, bu aşamadan sonra davacı vekilinin talep arttırım dilekçelerini ıslah ettiklerine dair verdiği dilekçe ile maddi tazminat istemlerini 1.684.674,46 TL’ye çıkardığı, İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararında davacı lehine 1.684.674,46 TL maddi, ve 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin bu son kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklandığı gibi davacının istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı tarafın istinaf isteminin “Davacı vekilince dosyaya sunulan talep artırım dilekçesi ile 481.294,15 TL maddi tazminatın hüküm altına alınmasının istendiği, kaldırma öncesi ilk derece mahkemesi kararına karşı tarafların istinafa geldiği, davacı vekilinin önceki karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde talep artırım dilekçesine atıfla 481.294,15 TL'nin hüküm altına alınmasını talep ettiği, davacı vekilinin maddi tazminat bakımından talebini sınırladığı ve bu kapsamda davalı yararına usulü müktesep hak oluştuğu anlaşılmakla, davalının bu yönü amaçlayan istinaf itirazı yerinde görülmüştür...” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı lehine 481.294,15 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince davacı asilin ücret konusundaki kabulü (2.000,00 TL) üzerinden sonuca gidilmesi yerinde ise de davacı vekilince ikinci hesaplama ihtimalinin kabul edilmesi nedeniyle davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturan 03.05.2019 tarihli hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerinin başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden davacı asilin kabulünde olan ücret üzerinden hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; 03.05.2019 tarihli hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini gözeten ve davacı asilin ücret konusundaki kabulü (2.000,00 TL) üzerinden hesaplama yapan yeni bir hesap raporu almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalılar vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının MİKTARDAN REDDİNE, 2.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harçlarının davacıdan tahsiline, Davalılar avukat yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı