10. Hukuk Dairesi 2024/3143 E. , 2025/4405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/350 E., 2023/421 K. Taraflar arasındaki fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile sigortalılık süresinin iptali ve giderek yaşlılık aylığının yersiz olduğu iddiası ile davacı hakkında Kurumca tahakkuk ettirilen borç nedeniyle Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının emekli aylığı alırken maaşının kesildiği ve borç bildirim yazısı ile toplam 77.009,71 TL alacağın davalı tarafından istendiği, davacının ... ünvanlı iş yerinde çalışmasının fiili olmadığının belirtildiği, ancak davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonunda koğuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının çalışmalarının fiili olduğu iddiasıyla Kurum işleminin iptaline, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenmeyen aylıkların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SGK denetmeni tarafından hazırlanan raporda sigortalılığı bildirilen ..., ... ve ...'in beyanlarının çelişkili olması, işverenin prim ödemesi yapmaması, vergi dairesi bildirimi yapmaması, işverenin Kuruma gelmeyerek bilgi vermekten kaçınmasından dolayı bu hususun araştırılması istendiği, bunun üzerine 27.02.2014 tarihinde rapor hazırlandığı, hazırlanan rapora göre davacının ... ünvanlı işyerindeki çalışmalarının fiili olmadığının tespit edildiği, çalışmalarının iptal edildiği, aylık bağlama şartları oluşmadığından aylığın durdurulduğu, yersiz ödenen aylıklar için borç oluşturulduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 02.06.2016 tarihli ve 2015/366 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararı ile toplanan delilleri göre, davacı ile işverenin baba oğul oldukları, iş yerinin 2004 yılı 9. ayında Kanun kapsamına alındığı, davacının 2004 yılı 10. ayından itibaren noksansız olarak hizmetinin Kuruma bildirildiği, iş yerinde davacı ile birlikte 2 çalışanın daha hizmetinin Kuruma bildirildiği ancak iş veren ... tarafından çalışanlarının ad adreslerinin ve telefon numaralarının sosyal güvenlik denetmenliğinde ifade verdiği sırada bilinemediği, yine iş yerinden hizmeti bildirilen ... ve ...'in de işverenlerinin telefon numarası ve adresini bilmedikleri, vergi dairesi yoklama fişinde iş veren işçi çalıştırmadığını beyan ettiği, yine iş yerinden çalışması bildirilenler iş müfettişliğinde ve mahkemede alınan ifadelerinde çelişkili olduğu, gidilen yerler pazara çıkılan gün sayısı ve ücret konularında beyanlarında kısmen farklılıklar bulunduğu, iş verenin ve işçinin karşılıklı olarak birbirlerinin telefon numaraları ve adresleri bilmemeleri kuşkulu bulunduğu ve bildirilen hizmetlerin gerçeği yansıtmadığı ve fiili olmadığı gerekçesiyle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 02.06.2016 tarihli ve 2015/366 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 16.12.2019 tarihli ve 2016/17162 Esas, 2019/9886 Karar sayılı ilamla Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş ise de; davacı vekilinin maddi hata bulunduğuna ilişkin dilekçesi üzerine Dairemizce 20.12.2021 tarihli ve 2021/10862 Esas, 2021/16309 Karar sayılı kararı ile maddi hata talebinin kabulüne dair karar verildikten sonra aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Davacı, 2004/10 ile 28.08.2007 dönemleri arasında dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmaları da dikkate alınarak 02.10.2009 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını ancak Kurumun 2015 yılında dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmalarının fiili olmadığı gerekçesi ile çalışmalarını iptal ettiği ve aylığını kesip, yersiz ödenen aylıkları borç kaydettiğini, bu işyerinde geçen çalışmalarının gerçek olduğunu belirterek; aksine Kurum işleminin iptalini istemiştir. Mahkemece, beyanlardaki çelişkiler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmişse de, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, hizmetleri iptal olunan dava dışı işveren nezdinde 2004/10 ile 28.08.2007 tarihleri arasında geçen çalışmaları da dikkate alınarak 02.10.2009 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 27.02.2014 tarihli raporu doğrultusunda, dava dışı işverenin 28.08.2007 tarihinde vergi mükellefiyetini terk ettiği, 2004-2007 yılları arasında işletme defterine hiç kayıt yapılmadığı, ücret ödeme bordrosu bulunmadığı, işçi bildiriminde bulunulmadığı ve sigortalıların çelişkili beyanlarından hizmetlerinin fiili olmadığı gerekçesi ile davacının dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmalarının iptal edildiği, yapılan işin seyyar satıcılık işi olduğu ve davacının Konya ilinin ilçe pazarlarında satış yaptığını iddia ettiği ancak bu pazarlarda davacının çalışmasını bilebilecek kişiler dinlenmeksizin yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; davacının hangi ilçe pazarlarında satış yaptığı tespit edilerek, bu pazar yerlerinde davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilip dinlenmeli ve işyeri sahibi olan ...’in ...olarak çalıştığı belirtildiğinden; ismine kayıtlı olduğu iddia edilen iki araç araştırılmalı davacının da ehliyeti olup olmadığı, ...’e ait araç plakasından nizalı dönemde adına kesilmiş trafik cezası olup olmadığı hususları araşıtırılmalı; öte yandan sigortalılık süreleri iptal olunan ... ve de ...’ün açmış olduğu dava dosyaları dosya arasına celp edilerek, incelenmeli; toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra; çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 08.09.2022 tarihli ve 2022/49 Esas, 2022/356 Karar sayılı kararla; Konya 4. İş Mahkemesi'nin 2018/174 Esas sayılı dava dosyası içerisinde yer alan davacı tanık anlatımlarından oğlu ile birlikte seyyar bakkaliye işleri yaptıkları, vergi kayıtlarında bu şekilde geçtiği, işyerinde iki tane işçinin bulunduğu, işçilere aylık 400 yada 500 TL ücret verdikleri, ayrıca işçilerin ihtiyaçları karşıladıkları, işçilere haftanın 2 günü izin verdikleri şeklinde beyanda bulunduğu, davacının tanık sıfatı ile alınan beyanlarından oğlu ...'e ait işyerinde geçen çalışmalarının oğlunun ehliyeti alamamasından ileri geldiği, oğlunun iki kez ehliyet sınavına girdiği, başarılı olamaması sebebi ile oğluna ait 2 adet aracı ... ile dönüşümlü olarak kullandığı, pazarcılık faaliyetini oğlu ile birlikte yürüttüğü, davacı adına düzenlenmiş bir ücret bordrosu da bulunmadığı, ayrıca ...'in sosyal güvenlik müfettişine vermiş olduğu 18.02.2014 tarihli ifadesinde kendisine ait iki adet aracın bulunduğu, 2004-2007 yıllarında bu araçlarlar ile 2 farklı ilçede pazara çıktıklarını, kendisinin çalışanlardan biri ile babasının da diğer çalışan ile ayrı pazara çıktıklarını, babasının sigortalı gösterildiğini ifade ettiği, davacının ve oğlu ...'in ifadeleri gözetildiğinde davacının çalışmasının kendi nam ve hesabına olduğu, hizmet iptaline konu dönemde dava dışı ...'e ait işyeri ile bağımlılık unsuru bulunmadığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 08.09.2022 tarihli ve 2022/49 Esas, 2022/356 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 17.02.2023 tarihli ve 2022/12400 Esas, 2023/1365 Karar sayılı kararı ile aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamından sonra yapılan araştırmalar ile tüm dosya kapsamı birlikte irdelenecek olursa, davacının iptale konu dönem içerisinde çalıştığını belirttiği pazar yerlerinde 2003-2007 tarihleri arasında işgaliye ödemelerinin varlığı, davacının oğlu ... adına vergi kaydının 12.10.2004 tarihi itibari ile başlaması ve beyanına uygun şekilde davacının sigortalılık kayıtlarına esas esnaf ve vergi kayıtlarının en son 28.07.1994 tarihi itibari ile son bulmuş olması, davacı adına ...ve ... plakalı kamyonetlerden iptale konu dönem içerisinde olmak üzere, en erkeni 08.02.2005 ve en geç 07.04.2007 tarihleri dahil olmak üzere 5 adet trafik cezaları kesilmiş olması ile dinlenen tüm tanıkların çelişki göstermeyen beyanlarında davacının oğlunun işveren konumunda, davacının ise çalışan konumunda bulunduğunu, davacının yanında bir çalışan ile ve oğlu ...'in de yanında bir çalışan ile birlikte semt pazarlarında ...olarak çalışmalarının gerçekleştiğini, davacının işveren veya işveren vekili konumunda bulunduğuna ilişkin herhangi bir olgunun bulunmadığı gibi tanıkların aksini belirttikleri dikkate alındığında, davacının iptale konu olan 506 sayılı Kanun kapsamında bildirilen çalışmalarının fiili çalışmaya dayalı olduğu anlaşılmakta olup, buna göre davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde redde dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın kabulü ile davacının ... sicil sayılı işyerinden 2004/10- 28.08.2007 tarihleri arası dönem bildirimi yapılıp hizmet iptali yapılan çalışmaların fiili ve geçerli olduğunun tespiti ile davacının 4/1a kapsamında 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesinin B-e fıkrası uyarınca 01.11.2009 tarihi itibariyle aylığa müstahak olduğunun tespitine, kurumca 01.11.2009-17.07.2015 tarihleri arası dönem davacı hesabına yapılan aylık ödemelerine ilişkin 10.07.2015 tarihli borç bildirim belgesine konu borçtan borçlu bulunmadığının tespitine, aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili çalışması tespit edilemeyen, sigortalılık şartları oluşmamış davacıya ödenen yaşlılık aylığının kurum tarafından tespit edilmesi üzerine yaşılık aylığının kesilmesi ve ödenmiş bulunan yaşlılık aylıkları için borç oluşturulması usule ve kanuna uygun olduğu, 02.10.2009 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 27.02.2014 tarihli raporu doğrultusunda, dava dışı işverenin 28.08.2007 tarihinde vergi mükellefiyetini terk ettiği, 2004-2007 yılları arasında işletme defterine hiç kayıt yapılmadığı, ücret ödeme bordrosu bulunmadığı, işçi bildiriminde bulunulmadığı ve sigortalıların çelişkili beyanlarından hizmetlerinin fiili olmadığı gösterdiği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile sigortalılık süresinin iptali ve giderek yaşlılık aylığının yersiz olduğu iddiası ile davacı hakkında Kurumca tahakkuk ettirilen borç nedeniyle Kuruma karşı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının uyulan önceki Yargıtay bozma ilâmına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0430959b59e5a886 bb164d81c5bd17cf This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/3143 E. , 2025/4405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/350 E., 2023/421 K. Taraflar arasındaki fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile sigortalılık süresinin iptali ve giderek yaşlılık aylığının yersiz olduğu iddiası ile davacı hakkında Kurumca tahakkuk ettirilen borç nedeniyle Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının emekli aylığı alırken maaşının kesildiği ve borç bildirim yazısı ile toplam 77.009,71 TL alacağın davalı tarafından istendiği, davacının ... ünvanlı iş yerinde çalışmasının fiili olmadığının belirtildiği, ancak davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonunda koğuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının çalışmalarının fiili olduğu iddiasıyla Kurum işleminin iptaline, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenmeyen aylıkların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SGK denetmeni tarafından hazırlanan raporda sigortalılığı bildirilen ..., ... ve ...'in beyanlarının çelişkili olması, işverenin prim ödemesi yapmaması, vergi dairesi bildirimi yapmaması, işverenin Kuruma gelmeyerek bilgi vermekten kaçınmasından dolayı bu hususun araştırılması istendiği, bunun üzerine 27.02.2014 tarihinde rapor hazırlandığı, hazırlanan rapora göre davacının ... ünvanlı işyerindeki çalışmalarının fiili olmadığının tespit edildiği, çalışmalarının iptal edildiği, aylık bağlama şartları oluşmadığından aylığın durdurulduğu, yersiz ödenen aylıklar için borç oluşturulduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 02.06.2016 tarihli ve 2015/366 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararı ile toplanan delilleri göre, davacı ile işverenin baba oğul oldukları, iş yerinin 2004 yılı 9. ayında Kanun kapsamına alındığı, davacının 2004 yılı 10. ayından itibaren noksansız olarak hizmetinin Kuruma bildirildiği, iş yerinde davacı ile birlikte 2 çalışanın daha hizmetinin Kuruma bildirildiği ancak iş veren ... tarafından çalışanlarının ad adreslerinin ve telefon numaralarının sosyal güvenlik denetmenliğinde ifade verdiği sırada bilinemediği, yine iş yerinden hizmeti bildirilen ... ve ...'in de işverenlerinin telefon numarası ve adresini bilmedikleri, vergi dairesi yoklama fişinde iş veren işçi çalıştırmadığını beyan ettiği, yine iş yerinden çalışması bildirilenler iş müfettişliğinde ve mahkemede alınan ifadelerinde çelişkili olduğu, gidilen yerler pazara çıkılan gün sayısı ve ücret konularında beyanlarında kısmen farklılıklar bulunduğu, iş verenin ve işçinin karşılıklı olarak birbirlerinin telefon numaraları ve adresleri bilmemeleri kuşkulu bulunduğu ve bildirilen hizmetlerin gerçeği yansıtmadığı ve fiili olmadığı gerekçesiyle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 02.06.2016 tarihli ve 2015/366 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 16.12.2019 tarihli ve 2016/17162 Esas, 2019/9886 Karar sayılı ilamla Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş ise de; davacı vekilinin maddi hata bulunduğuna ilişkin dilekçesi üzerine Dairemizce 20.12.2021 tarihli ve 2021/10862 Esas, 2021/16309 Karar sayılı kararı ile maddi hata talebinin kabulüne dair karar verildikten sonra aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Davacı, 2004/10 ile 28.08.2007 dönemleri arasında dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmaları da dikkate alınarak 02.10.2009 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını ancak Kurumun 2015 yılında dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmalarının fiili olmadığı gerekçesi ile çalışmalarını iptal ettiği ve aylığını kesip, yersiz ödenen aylıkları borç kaydettiğini, bu işyerinde geçen çalışmalarının gerçek olduğunu belirterek; aksine Kurum işleminin iptalini istemiştir. Mahkemece, beyanlardaki çelişkiler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmişse de, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, hizmetleri iptal olunan dava dışı işveren nezdinde 2004/10 ile 28.08.2007 tarihleri arasında geçen çalışmaları da dikkate alınarak 02.10.2009 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 27.02.2014 tarihli raporu doğrultusunda, dava dışı işverenin 28.08.2007 tarihinde vergi mükellefiyetini terk ettiği, 2004-2007 yılları arasında işletme defterine hiç kayıt yapılmadığı, ücret ödeme bordrosu bulunmadığı, işçi bildiriminde bulunulmadığı ve sigortalıların çelişkili beyanlarından hizmetlerinin fiili olmadığı gerekçesi ile davacının dava dışı işveren nezdinde geçen çalışmalarının iptal edildiği, yapılan işin seyyar satıcılık işi olduğu ve davacının Konya ilinin ilçe pazarlarında satış yaptığını iddia ettiği ancak bu pazarlarda davacının çalışmasını bilebilecek kişiler dinlenmeksizin yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; davacının hangi ilçe pazarlarında satış yaptığı tespit edilerek, bu pazar yerlerinde davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilip dinlenmeli ve işyeri sahibi olan ...’in ...olarak çalıştığı belirtildiğinden; ismine kayıtlı olduğu iddia edilen iki araç araştırılmalı davacının da ehliyeti olup olmadığı, ...’e ait araç plakasından nizalı dönemde adına kesilmiş trafik cezası olup olmadığı hususları araşıtırılmalı; öte yandan sigortalılık süreleri iptal olunan ... ve de ...’ün açmış olduğu dava dosyaları dosya arasına celp edilerek, incelenmeli; toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra; çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 08.09.2022 tarihli ve 2022/49 Esas, 2022/356 Karar sayılı kararla; Konya 4. İş Mahkemesi'nin 2018/174 Esas sayılı dava dosyası içerisinde yer alan davacı tanık anlatımlarından oğlu ile birlikte seyyar bakkaliye işleri yaptıkları, vergi kayıtlarında bu şekilde geçtiği, işyerinde iki tane işçinin bulunduğu, işçilere aylık 400 yada 500 TL ücret verdikleri, ayrıca işçilerin ihtiyaçları karşıladıkları, işçilere haftanın 2 günü izin verdikleri şeklinde beyanda bulunduğu, davacının tanık sıfatı ile alınan beyanlarından oğlu ...'e ait işyerinde geçen çalışmalarının oğlunun ehliyeti alamamasından ileri geldiği, oğlunun iki kez ehliyet sınavına girdiği, başarılı olamaması sebebi ile oğluna ait 2 adet aracı ... ile dönüşümlü olarak kullandığı, pazarcılık faaliyetini oğlu ile birlikte yürüttüğü, davacı adına düzenlenmiş bir ücret bordrosu da bulunmadığı, ayrıca ...'in sosyal güvenlik müfettişine vermiş olduğu 18.02.2014 tarihli ifadesinde kendisine ait iki adet aracın bulunduğu, 2004-2007 yıllarında bu araçlarlar ile 2 farklı ilçede pazara çıktıklarını, kendisinin çalışanlardan biri ile babasının da diğer çalışan ile ayrı pazara çıktıklarını, babasının sigortalı gösterildiğini ifade ettiği, davacının ve oğlu ...'in ifadeleri gözetildiğinde davacının çalışmasının kendi nam ve hesabına olduğu, hizmet iptaline konu dönemde dava dışı ...'e ait işyeri ile bağımlılık unsuru bulunmadığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 08.09.2022 tarihli ve 2022/49 Esas, 2022/356 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 17.02.2023 tarihli ve 2022/12400 Esas, 2023/1365 Karar sayılı kararı ile aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamından sonra yapılan araştırmalar ile tüm dosya kapsamı birlikte irdelenecek olursa, davacının iptale konu dönem içerisinde çalıştığını belirttiği pazar yerlerinde 2003-2007 tarihleri arasında işgaliye ödemelerinin varlığı, davacının oğlu ... adına vergi kaydının 12.10.2004 tarihi itibari ile başlaması ve beyanına uygun şekilde davacının sigortalılık kayıtlarına esas esnaf ve vergi kayıtlarının en son 28.07.1994 tarihi itibari ile son bulmuş olması, davacı adına ...ve ... plakalı kamyonetlerden iptale konu dönem içerisinde olmak üzere, en erkeni 08.02.2005 ve en geç 07.04.2007 tarihleri dahil olmak üzere 5 adet trafik cezaları kesilmiş olması ile dinlenen tüm tanıkların çelişki göstermeyen beyanlarında davacının oğlunun işveren konumunda, davacının ise çalışan konumunda bulunduğunu, davacının yanında bir çalışan ile ve oğlu ...'in de yanında bir çalışan ile birlikte semt pazarlarında ...olarak çalışmalarının gerçekleştiğini, davacının işveren veya işveren vekili konumunda bulunduğuna ilişkin herhangi bir olgunun bulunmadığı gibi tanıkların aksini belirttikleri dikkate alındığında, davacının iptale konu olan 506 sayılı Kanun kapsamında bildirilen çalışmalarının fiili çalışmaya dayalı olduğu anlaşılmakta olup, buna göre davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde redde dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın kabulü ile davacının ... sicil sayılı işyerinden 2004/10- 28.08.2007 tarihleri arası dönem bildirimi yapılıp hizmet iptali yapılan çalışmaların fiili ve geçerli olduğunun tespiti ile davacının 4/1a kapsamında 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesinin B-e fıkrası uyarınca 01.11.2009 tarihi itibariyle aylığa müstahak olduğunun tespitine, kurumca 01.11.2009-17.07.2015 tarihleri arası dönem davacı hesabına yapılan aylık ödemelerine ilişkin 10.07.2015 tarihli borç bildirim belgesine konu borçtan borçlu bulunmadığının tespitine, aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili çalışması tespit edilemeyen, sigortalılık şartları oluşmamış davacıya ödenen yaşlılık aylığının kurum tarafından tespit edilmesi üzerine yaşılık aylığının kesilmesi ve ödenmiş bulunan yaşlılık aylıkları için borç oluşturulması usule ve kanuna uygun olduğu, 02.10.2009 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 27.02.2014 tarihli raporu doğrultusunda, dava dışı işverenin 28.08.2007 tarihinde vergi mükellefiyetini terk ettiği, 2004-2007 yılları arasında işletme defterine hiç kayıt yapılmadığı, ücret ödeme bordrosu bulunmadığı, işçi bildiriminde bulunulmadığı ve sigortalıların çelişkili beyanlarından hizmetlerinin fiili olmadığı gösterdiği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile sigortalılık süresinin iptali ve giderek yaşlılık aylığının yersiz olduğu iddiası ile davacı hakkında Kurumca tahakkuk ettirilen borç nedeniyle Kuruma karşı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının uyulan önceki Yargıtay bozma ilâmına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0430959b59e5a886 bb164d81c5bd17cf ... ...