Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/5218 E., 2025/6144 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5218 E., 2025/6144 K. (16.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5218
Karar No
2025/6144
Karar Tarihi
16.04.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/5218 E. , 2025/6144 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/3162 E., 2022/1091 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/52 E., 2020/27 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan ... Şirketinin ... İnşaatı işini üstlendiğini, diğer davalı şirketinin ise bir kısım yapım işi taşeronluğunu yaptığını, diğer davalı ...'nın ise alt taşeron olarak anlaştığını, davacının davalı ... bünyesinde 12.06.2011 tarihinde aylık 1.400,00 TL net maaş, barınma ve 3 öğün yemek karşılığında yaklaşık 2.000,00 TL ücret üzerinden çalıştığını, davacının 14.06.2011 tarihinde saat 13:00 civarında beton sıkma işini yapmakla görevlendirildiğini, davacının işi yapmak için gözlük ve emniyet kemeri talep ettiğini, söz konusu iş güvenliği ekipmanlarının verilmediğini, bunun üzerine davacının söz konusu ekipman olmadan çalışmayacağını söylediğini, ancak zorla çalıştırıldığını, kepçeye çıkarak betonu sıkma işini yaparken tavana sıkılan beton direğin gözüne aktığını ve gözünün hasar olduğunu, kaza sonrası davacının 30 km uzaklıktaki ... bulunan hastaneye kaldırıldığını, göz doktoru olmadığı için gözünün serumla yıkandığını ve ... Atatürk Hastanesine sevk edildiğini, yolda şirket aracı ile götürülürken şoförün şantiyeye çağrıldığını, başka bir şoförün gelmesini beklediğini, diğer araç geldikten sonra gidebildiğini, hastaneye gittiğinde geç müdahaleden dolayı gözündeki betonun donduğunu, davacının %35 oranında özürlü olduğunun tespit edildiğini, davacının Jandarmaya şikayetçi olması nedeniyle işten çıkarıldığını ve meydana gelen olayda davalıların kusurlu olduğunu ileri sürerek;100.000 TL maddi,10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 02.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 180.000 TL' ye artırmıştır.

II. CEVAP 1.Davalı Şirketi vekili; müvekkili şirketin alt yüklenici sözleşmesi kapsamında diğer davalı ... Şirketinden aldığı işi üstlendiğini, diğer davalı ... ile bu sözleşme kapsamında ikincil alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını ve ilgili şirketin bir takım işleri üstlendiğini, davacının davalı ... bünyesinde 13.06.2011 tarihinde tünel işçisi olarak çalışmaya başladığını, 14.06.2011 tarihinde geçirdiği kazadan müvekkilinin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının söz konusu olay esnasında gözlük/maske takmayarak kaza ve zararın meydana gelmesine yol açtığını ve davacı iddialarının yerinde olmadığını savunmuştur. 2.Davalı ... vekili; davacının davalı şirket bünyesinde 13.06.2011 tarihinde işe başladığını, davacıya eğitim ve kişisel koruyucu malzeme zimmet edildiğini, 14.06.2011 tarihinde davacının kendi ihmali ve kusuru sonucu kaza geçirdiğini, müvekkili şirketin tüm hukuki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3.Davalı ... Şirketine usulüne uygun tebligat işlemlerinin yapıldığı, cevap dilekçesi sunulmadığı, davalı vekilinin 27.12.2019 tarihli dilekçesi ile haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; dava konusu uyuşmazlığın maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının davalıların arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu iş yerinde 14.06.2011 tarihinde iş kazası geçirdiği, davacının olay tarihinde 36 yaşında olduğu, maluliyetinin % 40,2 olduğu ve %60 oranında kusurlu olduğu da göz önüne alındığında, davacının olaydan duyduğu üzüntü ve elem derecesi, paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının yaşı, bedensel bütünlük veya vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasız olup, bu objektif ölçülere göre tarafların olaydaki kusur durumları göz önüne alındığında, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın, ayrıca 155.654,82 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulü ile 1.Toplam 155.654,82 TL maddi tazminatı olay tarihi olan 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazla talebin reddine, 2.Toplam 10.000,00 TL manevi tazminatı olay tarihi olan 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... İnş.Ltd.Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuş olup diğer davalılar ... ve ...Ltd. Şti. ise ... şirketinin istinaf başvurusuna katılma yoluyla kararı istinaf etmeleri üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "...A)Davalılar ve ... Şirketlerinin istinafları yönünden yapılan incelemede: Davalılar ve ... Şirketleri vekiline gerekçeli kararın 20.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, iki haftalık istinaf başvuru süresinin ise 05.03.2020 tarihinde sona erdiği, davalılar vekiline diğer davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin ise 01.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve davalılar ve ... Şirketleri vekilinin 11.03.2020 tarihli istinaf dilekçesi ile kararı katılma yolu ile istinaf ettiklerini belirttiği saptanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 348. maddesi uyarınca süresinde istinaf talebinde bulunmayan tarafa katılma yoluyla istinaf hakkı tanınmış ise de, bu hakkın ancak istinaf başvurusunu cevaplayacak kişi tarafından kullanılabilmesi olanaklıdır. Somut olayda; Mahkemece verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmadığından, davalı ... Şirketinin istinaf başvurusuna diğer davalıların katılma yolu ile dahil olmaları mümkün değildir. Dolayısı ile ve ... Şirketinin istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. B)Davalı ... Şirketinin istinafı yönünden yapılan incelemede: İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca, resen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık taşıyan haller dışında, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalıların arasında asıl/alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının işyerinde 14.06.2011 tarihinde iş kazası geçirdiği, maluliyetinin % 40,2 olduğu, yargılama sırasında aldırılan kusur raporunun somut olaya ve dosya kapsamına uygun olduğu ve davacının %60 oranında kusurlu olduğu, rücu davasının bekletici mesele yapılması talebinin yerinde olmadığı gibi zamanaşımına uğrayan alacağın da bulunmadığı saptanmış olup, davalı şirketin bu yöndeki talepleri yerinde görülmemiştir. Ne var ki; davacının istirahatli olduğu dönemde geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği ve ödenen toplamın 2.327,48 TL olduğu, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 11.12.2019 tarihli yazısından anlaşılmakla, hükme esas 11.11.2019 tarihli hesap raporundaki dönem zararlarından geçici iş göremezlik ödeneği kaleminin çıkarılarak; 174.088,06 TL -20.485,82 TL (ilk peşin sermaye değerli gelirden rücu olanabilir kısmın tenzili)=153.602,24 TL'nin maddi tazminat tutarı olarak hüküm altına alınması gerekmektedir...." gerekçesiyle, 1.Davalılar ve ... Şirketlerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nun 352. maddesi uyarınca reddine, 2.Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak Davanın kısmen kabulüne, 1.Toplam 153.602,24 TL maddi tazminatı olay tarihi olan 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2.Toplam 10.000,00 TL manevi tazminatı olay tarihi olan 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine,karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar 1.Davalı .......Ltd. Şti. vekili, temyiz dilekçesinde, tüm kusurun davacıda olduğu, rücu dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ve ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... İnş...A.Ş. ile ...A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde, diğer davalı ...'nın istinaf başvurusuna katılma yoluyla istinaf taleplerinin reddinin hatalı olduğunu,kusurun davacıda olduğu,manevi tazminat tutarının fahiş olduğu ve rücu dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, kusurdan, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Sonuç A) Davalı ... İnş.Ltd.Şti. Vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... İnş.Ltd.Şti. vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler temyiz edenin sıfatına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Davalılar ...A.Ş. İle ... İnş....A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.6100 sayılı HMK'nın 348. maddesi uyarınca süresinde istinaf talebinde bulunmayan tarafa katılma yoluyla istinaf hakkı tanınmış ise de, bu hakkın ancak istinaf başvurusunu cevaplayacak kişi tarafından kullanılabilmesi olanaklıdır. Somut olayda; Mahkemece verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmadığından, davalı ... Şirketinin istinaf başvurusuna diğer davalıların katılma yolu ile dahil olmaları mümkün değildir. 2.Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. HMK 361/2. fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır. 3.Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. 3. Aynı zamanda 6100 sayılı HMK. daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi yani "atlamalı kanun yolu incelemesi" mümkün değildir. 4. Somut olayda, davalılar ...A.Ş. İle ... İnş....A.Ş. vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresinde istinaf yoluna başvurmadığı buna göre temyiz başvurusunda bulunmasında kanunen atlamalı kanun yolu incelemesi imkanının bulunmadığı gibi davalılar vekilinin temyiz yoluna başvurusunda hukuki yararı da bulunmadığı anlaşılmakla davalılar ...A.Ş. İle ... İnş....A.Ş. vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A) Davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, B) Davalılar davalılar ...A.Ş. İle ... İnş....A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, Temyiz harcının istek halinde davalı ... ve ... ve ... İnş A.Ş.'ye ilgilisine iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...'nden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3ace9645b17892b3 e7c017f83c676f5b This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/5218 E. , 2025/6144 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/3162 E., 2022/1091 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/52 E., 2020/27 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan ... Şirketinin ... İnşaatı işini üstlendiğini, diğer davalı şirketinin ise bir kısım yapım işi taşeronluğunu yaptığını, diğer davalı ...'nın ise alt taşeron olarak anlaştığını, davacının davalı ... bünyesinde 12.06.2011 tarihinde aylık 1.400,00 TL net maaş, barınma ve 3 öğün yemek karşılığında yaklaşık 2.000,00 TL ücret üzerinden çalıştığını, davacının 14.06.2011 tarihinde saat 13:00 civarında beton sıkma işini yapmakla görevlendirildiğini, davacının işi yapmak için gözlük ve emniyet kemeri talep ettiğini, söz konusu iş güvenliği ekipmanlarının verilmediğini, bunun üzerine davacının söz konusu ekipman olmadan çalışmayacağını söylediğini, ancak zorla çalıştırıldığını, kepçeye çıkarak betonu sıkma işini yaparken tavana sıkılan beton direğin gözüne aktığını ve gözünün hasar olduğunu, kaza sonrası davacının 30 km uzaklıktaki ... bulunan hastaneye kaldırıldığını, göz doktoru olmadığı için gözünün serumla yıkandığını ve ... Atatürk Hastanesine sevk edildiğini, yolda şirket aracı ile götürülürken şoförün şantiyeye çağrıldığını, başka bir şoförün gelmesini beklediğini, diğer araç geldikten sonra gidebildiğini, hastaneye gittiğinde geç müdahaleden dolayı gözündeki betonun donduğunu, davacının %35 oranında özürlü olduğunun tespit edildiğini, davacının Jandarmaya şikayetçi olması nedeniyle işten çıkarıldığını ve meydana gelen olayda davalıların kusurlu olduğunu ileri sürerek;100.000 TL maddi,10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 02.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 180.000 TL' ye artırmıştır.

II. CEVAP 1.Davalı Şirketi vekili; müvekkili şirketin alt yüklenici sözleşmesi kapsamında diğer davalı ... Şirketinden aldığı işi üstlendiğini, diğer davalı ... ile bu sözleşme kapsamında ikincil alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını ve ilgili şirketin bir takım işleri üstlendiğini, davacının davalı ... bünyesinde 13.06.2011 tarihinde tünel işçisi olarak çalışmaya başladığını, 14.06.2011 tarihinde geçirdiği kazadan müvekkilinin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının söz konusu olay esnasında gözlük/maske takmayarak kaza ve zararın meydana gelmesine yol açtığını ve davacı iddialarının yerinde olmadığını savunmuştur. 2.Davalı ... vekili; davacının davalı şirket bünyesinde 13.06.2011 tarihinde işe başladığını, davacıya eğitim ve kişisel koruyucu malzeme zimmet edildiğini, 14.06.2011 tarihinde davacının kendi ihmali ve kusuru sonucu kaza geçirdiğini, müvekkili şirketin tüm hukuki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3.Davalı ... Şirketine usulüne uygun tebligat işlemlerinin yapıldığı, cevap dilekçesi sunulmadığı, davalı vekilinin 27.12.2019 tarihli dilekçesi ile haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; dava konusu uyuşmazlığın maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının davalıların arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu iş yerinde 14.06.2011 tarihinde iş kazası geçirdiği, davacının olay tarihinde 36 yaşında olduğu, maluliyetinin % 40,2 olduğu ve %60 oranında kusurlu olduğu da göz önüne alındığında, davacının olaydan duyduğu üzüntü ve elem derecesi, paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının yaşı, bedensel bütünlük veya vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasız olup, bu objektif ölçülere göre tarafların olaydaki kusur durumları göz önüne alındığında, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın, ayrıca 155.654,82 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulü ile 1.Toplam 155.654,82 TL maddi tazminatı olay tarihi olan 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazla talebin reddine, 2.Toplam 10.000,00 TL manevi tazminatı olay tarihi olan 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... İnş.Ltd.Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuş olup diğer davalılar ... ve ...Ltd. Şti. ise ... şirketinin istinaf başvurusuna katılma yoluyla kararı istinaf etmeleri üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "...A)Davalılar ve ... Şirketlerinin istinafları yönünden yapılan incelemede: Davalılar ve ... Şirketleri vekiline gerekçeli kararın 20.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, iki haftalık istinaf başvuru süresinin ise 05.03.2020 tarihinde sona erdiği, davalılar vekiline diğer davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin ise 01.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve davalılar ve ... Şirketleri vekilinin 11.03.2020 tarihli istinaf dilekçesi ile kararı katılma yolu ile istinaf ettiklerini belirttiği saptanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 348. maddesi uyarınca süresinde istinaf talebinde bulunmayan tarafa katılma yoluyla istinaf hakkı tanınmış ise de, bu hakkın ancak istinaf başvurusunu cevaplayacak kişi tarafından kullanılabilmesi olanaklıdır. Somut olayda; Mahkemece verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmadığından, davalı ... Şirketinin istinaf başvurusuna diğer davalıların katılma yolu ile dahil olmaları mümkün değildir. Dolayısı ile ve ... Şirketinin istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. B)Davalı ... Şirketinin istinafı yönünden yapılan incelemede: İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca, resen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık taşıyan haller dışında, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalıların arasında asıl/alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının işyerinde 14.06.2011 tarihinde iş kazası geçirdiği, maluliyetinin % 40,2 olduğu, yargılama sırasında aldırılan kusur raporunun somut olaya ve dosya kapsamına uygun olduğu ve davacının %60 oranında kusurlu olduğu, rücu davasının bekletici mesele yapılması talebinin yerinde olmadığı gibi zamanaşımına uğrayan alacağın da bulunmadığı saptanmış olup, davalı şirketin bu yöndeki talepleri yerinde görülmemiştir. Ne var ki; davacının istirahatli olduğu dönemde geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği ve ödenen toplamın 2.327,48 TL olduğu, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 11.12.2019 tarihli yazısından anlaşılmakla, hükme esas 11.11.2019 tarihli hesap raporundaki dönem zararlarından geçici iş göremezlik ödeneği kaleminin çıkarılarak; 174.088,06 TL -20.485,82 TL (ilk peşin sermaye değerli gelirden rücu olanabilir kısmın tenzili)=153.602,24 TL'nin maddi tazminat tutarı olarak hüküm altına alınması gerekmektedir...." gerekçesiyle, 1.Davalılar ve ... Şirketlerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nun 352. maddesi uyarınca reddine, 2.Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak Davanın kısmen kabulüne, 1.Toplam 153.602,24 TL maddi tazminatı olay tarihi olan 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2.Toplam 10.000,00 TL manevi tazminatı olay tarihi olan 14.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine,karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar 1.Davalı .......Ltd. Şti. vekili, temyiz dilekçesinde, tüm kusurun davacıda olduğu, rücu dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ve ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... İnş...A.Ş. ile ...A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde, diğer davalı ...'nın istinaf başvurusuna katılma yoluyla istinaf taleplerinin reddinin hatalı olduğunu,kusurun davacıda olduğu,manevi tazminat tutarının fahiş olduğu ve rücu dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, kusurdan, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Sonuç A) Davalı ... İnş.Ltd.Şti. Vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... İnş.Ltd.Şti. vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler temyiz edenin sıfatına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Davalılar ...A.Ş. İle ... İnş....A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.6100 sayılı HMK'nın 348. maddesi uyarınca süresinde istinaf talebinde bulunmayan tarafa katılma yoluyla istinaf hakkı tanınmış ise de, bu hakkın ancak istinaf başvurusunu cevaplayacak kişi tarafından kullanılabilmesi olanaklıdır. Somut olayda; Mahkemece verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmadığından, davalı ... Şirketinin istinaf başvurusuna diğer davalıların katılma yolu ile dahil olmaları mümkün değildir. 2.Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. HMK 361/2. fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır. 3.Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. 3. Aynı zamanda 6100 sayılı HMK. daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi yani "atlamalı kanun yolu incelemesi" mümkün değildir. 4. Somut olayda, davalılar ...A.Ş. İle ... İnş....A.Ş. vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresinde istinaf yoluna başvurmadığı buna göre temyiz başvurusunda bulunmasında kanunen atlamalı kanun yolu incelemesi imkanının bulunmadığı gibi davalılar vekilinin temyiz yoluna başvurusunda hukuki yararı da bulunmadığı anlaşılmakla davalılar ...A.Ş. İle ... İnş....A.Ş. vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A) Davalı ... İnş. Ltd. Şti. vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, B) Davalılar davalılar ...A.Ş. İle ... İnş....A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, Temyiz harcının istek halinde davalı ... ve ... ve ... İnş A.Ş.'ye ilgilisine iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...'nden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3ace9645b17892b3 e7c017f83c676f5b ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı