Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/5059 E., 2025/5923 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5059 E., 2025/5923 K. (15.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5059
Karar No
2025/5923
Karar Tarihi
15.04.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/5059 E. , 2025/5923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/216 E., 2024/404 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/353 E., 2023/127 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davalı işverenin '...' markası ile porselen mutfak ürünleri ürettiği, davacının 2001 yılından 2013 yılı Haziran ayına kadar davalı işverenin işyerinde mikronize kırma ve öğütme bölümünde hammadde işçisi olarak çalıştığını, davacı rahatsızlanınca Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesine sevkinin yapıldığını, yapılan tetkik ve incelemeler sonucunda davalının silikozis hastalığına yakalandığının anlaşıldığını, pnömokonyoz tespit edildiği, davacı silikozis hastalığına yakalanınca işverence Çalıştığı birimin değiştirildiğini ancak yüzde yüz önlenebilir bir hastalık olduğunu, davacının çalıştığı hammadde ve üretim bölümünde son derece yoğun toz olduğunu davalı işverenin genel Havalandırma tedbirini almadığını, müvekkilin meslek hastalığına yakalanmasında kendisinin kusurunun olmadığını, müvekkilin iş göremezlik oranının SGK tarafından % 17 olarak tespit Edildiğini ve maaş bağlandığı, müvekkilin iş göremezlik oranının ... Ünv, tarafından % 40 olarak tespit edildiğini davalı işverenin davacının silikosiz meslek hastalığına yakalanmasında yüzde yüz kusurlu olduğunu SGK tarafından tespit edilen iş göremezlik oranına itiraz ettikleri, müvekkilin iş göremezlik oranının daha yüksek olması gerektiğini , bu nedenlerle müvekkili lehine tazminatın davalıdan Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesince maluliyet oranının belirlendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili ... ve Turizm San. Tic. A.Ş. açısından kusursuzluk halinin söz konusu olduğunu davalının seçmede, emretmede ve denetlemede bir ayıp ve kusurunun olmadığını davacıya yapacağı iş noktasında eğitim verildiğini, davacının çalıştığı bölümde her türlü uyarı levhalarının olduğunu davacının kendisine verilen emir ve talimatlara uymayarak kazaya sebebiyet verdiğini, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği noktasında kuralların mevzuata uygun işlediği, davacının kendisine verilen iş güvenliği gereçlerini talimata uygun şekilde kullanmadığını, dava konusu meslek hastalığının meydana gelmesinde davacının kendisinin asli kusurlu olduğunu, mağdurun kendi kusurlu durumunun meslek hastalığına neden olduğunu iş yerinde ağır ve tehlikeli iş grubundaki işler yapıldığından hastalığın meydana gelmesinde kaçınılmazlık faktörünün de etkili olduğunu davacının davalı müvekkil şirket dışında birçok farklı işyerinde çalışmasının olduğunu müvekkilinin kusuru olmadığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "."Asıl dava dosyası yönünden davanın kabulü ile, 1-Davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile; 143.270,36 TL maddi tazminatın maluliyetin tespit tarihi olan 08.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile; 70.000,00 TL manevi tazminatın maluliyetin tespit tarihi olan 08.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Birleşen dava dosyası yönünden davanın kabulü ile; 1-Davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile; 688.859,84 TL maddi tazminatın maluliyetin tespit tarihi olan 08.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece, 2023 yılı Temmuz ayında yapılan asgari ücret artışları dikkate alınmaksızın ve yeni bir rapor alınmaksızın karar verildiğini, Yargıtay içtihatları gereğince, hüküm tarihine en yakın veriler nazara alınarak gerçekleşen maddi zararın somut olarak hesaplanması gerektiğini, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda bilirkişice, Adli Tıp 2.Üst Kurulu' nun 18.07.2019 tarihli kararı ile belirlenen meslek hastalığı başlangıç ve maluliyet oranı başlangıç tarihlerinin esas alınmamasının hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosuna göre 45,41 olan bakiye ömrünün 45,33 olarak esas alınmasının hatalı olduğunu, pasif dönem zararı hesabının da hatalı olduğunu, maddi tazminat hesabının müvekkilinin emekli olduğu tarih dikkate alınmaksızın, hesaplamaya esas yaşam tablolarında belirtilen emeklilik yaşına kadar aktif dönem hesabı, sonrasında ise pasif dönem hesabı yapılması gerektiğini, müvekkilinin ücretinin düşük belirlendiğini, bilirkişi raporunda 01.01.2024 tarihinden sonraki işleyecek dönem hesabında uygulanan iskonto oranını da kabul etmediklerini, bilirkişice işleyecek dönemin hesabında AGİ'nin dikkate alınmamasının da hatalı olduğunu, müvekkilinin hastalık tespit tarihinin de hatalı belirlendiğini, bilirkişi raporu ekinde hesaplanan ilk PSD'nin indirilmesi görüşünü kabul etmediklerini, ilk PSD’nin değerinin de fazla ve hatalı olduğunu, bu nedenlerle kararın hatalı olduğunu ifade ederek temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hüküm ile karar arasında çelişki olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yaşam tablosu olarak TRH 2010 kullanılmış ise de, PMF Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini, davacının ücretinin, hükme esas alınan bilirkişi raporunda asgari ücretin oldukça üzerinde baz alınmakla, imzalı bordroların aksine varsayımsal ücretle tazminat hesaplanmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu bakımdan baz alınan ücret, bakiye ömür hesabı hatalı olduğu için, hükme esas alınan maddi tazminat hesaplamasının da oldukça fahiş olduğunu, hem maluliyetin tespit tarihi 08/07/2010 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilirken, hem de yine davacı lehine 2023 yılı asgari ücreti baz alınarak hesaplama yapılmasının da usuli ve hakkaniyetli olmadığını, kusur raporlarının arasında çelişki olduğunu, ayrıca davacının maluliyetinin %28,10 (yani %60'ın altına olması) sebebiyle pasif dönem zarar hesabı yapılamayacağını, bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, davacının maluliyetinin %28,10 olduğu belirtilmesine karşın davacının hiç iş göremez olduğu varsayımı ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, maluliyetinin %28,10 olduğu belirtilmesine karşın 60 yaş sonrası pasif dönem zarar hesabı yapılamayacağını, maddi tazminat oranından kurumun bağladığı gelirin tamamının düşülmesi gerekirken rücu edilebilen miktar kadar tenzilat yapılması yönündeki değerlendirmenin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, zamanaşımı ve derdestlik itirazlarının incelenmediğini, meslek hastalığı teşhis tarihinden itibaren 10 yılı aşkın süre geçtiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, bu nedenlerle kararın hatalı olduğunu ifade ederek temyiz kanun yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; mahkemece 01.03.2023 tarihli hesap raporuna davacı vekili tarafından süresinde itiraz edildiği ve Temmuz 2023 yılına ait güncel asgari ücret miktarının da belirlendiği ve yeni verilere göre yeniden rapor alınmasını talep ettiği ancak mahkemece davacının itirazı dikkate alınmadan 01.03.2023 tarihli hesap raporuna göre karar verildiği, ancak tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması gerekmekte olup bunun nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun gerçek belli iken varsayıma gidilemez ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarihli ve 1991/9-102 Esas, 1991/267 Karar ile 17.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-595 Esas, 2022/639 Karar sayılı kararlarında da belirtilmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş davacının, maddi tazminatının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücretin esas alınması gerektiği dikkate alınarak hesaplama yaptırılarak sonucuna göre karar vermesi gerekmektedir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olup İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 469f9fcb893375bf 839f5e94aec98314

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı