10. Hukuk Dairesi 2024/2516 E. , 2025/779 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/39 E., 2023/416 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı işverenlik işçisi olarak çalışırken 09.06.2015 tarihinde geçirmiş bulunduğu iş kazası sonucu malul kaldığını, söz konusu iş kazasının meydana gelmesinde kusursuz olup kusurun tamamının gerekli iş güvenliği tedbirlerini almayan ve alınan tedbirlere riayeti sağlayamayan davalı işverende olduğunu belirterek, 10.000,00 TL maddi tazminatı alacağı taleplerinin kabulü ile iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi, avukatlık ücreti ve yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsilinine talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 09.06.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %54 oranında sürekli işgöremez konumunda kaldığını, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenliğin %80 oranında kusurlu bulunduğunu, maddi zararın 2.694.568,78 TL olarak tespit edildiğini, bu durumun Bursa 5. İş Mahkemesinin 2023/39 Esas sayılı dosyası ile sabit olduğunu, Bursa 5. İş Mahkemesinin 2023/39 Esas sayılı sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, her iki dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle iş bu dosya ile Bursa 5. İş Mahkemesinin 2023/39 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine ve 2.694.568,78 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yoksunluğu sebebiyle davanın esasına girilmeden reddi gerektiğini, davacı tarafından davalı müvekkili aleyhine Bursa 2. İş Mahkemesinin 2015/767 Esas sayılı dosyasıyla aynı konuya istinaden ve aynı taleple açılan davada, feragat yetkisi olan davacı vekilinin 06.05.2019 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini, iş bu sebeple Bursa 2. İş Mahkemesinin 13.05.2019 tarih 2015/767 Esas ve 2019/352 sayılı kararı ile davanın, davacının feragat etmesi nedeni ile reddedildiğini, davacı tarafın yargılamada Mahkeme içi ikrar ile hak ve alacağı bulunmadığını beyan etmiş olduğunu, Bursa 2. İş Mahkemesinin 2015/767 Esas sayılı dosyası derdest iken sigortalı işverene ait 3885660120009 numaralı İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesinden davacı ... için 177.135,00 TL maddi, 55.00,00 TL manevi, dava dışı eş ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 242.135,00 TL anapara ve ihbar tarihinden itibaren işleyen 80.362,00 TL faiz, 24.078,00 TL dava vekalet ücreti ile 2.000,00 TL yargılama gideri de eklenerek hesaplanan ve sulhen belirlenen toplam 348.575,00 TL'den 11.688,50 TL geçici ödeme tutarının düşümü ile toplam 336.886,50 TL'nin ödendiğini, davaya konu iş kazasına ilişkin söz konusu ödemeden dolayı davacının müvekkili şirketi ibra ettiğini, davacı tarafın müvekkili şirketten hiç bir hak ve alacağı bulunmamasına rağmen ve kabul anlamına gelmemekle birlikte, kazanın oluşumunda müvekkili şirketin hiç bir kusurunun bulunmadığını, davacının işin ifası sırasında göstermesi gereken dikkat ve özeni yerine getirmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2021 tarih 2019/543 Esas 2021/17 sayılı kararla Bursa 2. İş Mahkemesinin 2015/767 E. - 2019/532 K. sayılı kesinleşmiş ilamı dikkate alınarak aynı konuya ilişkin verilmiş kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davacının taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 16.05.2022 tarih 2021/1149 E. 2022/931 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde 19.10.2022 tarih 2022/8995 E. 2022/12686 K. sayılı kararla özetle "...6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/1-i maddesinde tanımlanan şekilde "aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış" olması da dava şartıdır. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Hemen belirtilmelidir ki kesin hükmün amacı; kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez. Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de; (Yargıtayın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları 1086 sayılı HUMK’nun 237. maddesinde açıklanmıştır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. 6100 sayılı HMK’nın 303/1. maddesi de “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde benzer bir düzenleme içermektedir. Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması; ikinci koşulu, müddeabihin aynılığı; üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değil demektir. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Kesin hüküm ancak konusunu teşkil eden iddia hakkında geçerli olabilir; bu nitelikteki bir hüküm nedeniyle yeniden söz konusu edilemeyecek olan, hüküm fıkrasında karara bağlanan husustur. Zira hüküm olmayan yerde kesinlik de olamaz. Bu nedenle olumlu veya olumsuz olarak karara bağlanmamış olan bir iddia her zaman yeni bir davaya konu yapılabilir. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, kesinleşen Mahkeme kararında şimdilik 1.000,00 TL'lik maddi tazminat isteminde bulunulduğundan, 1.000,00 TL'lik kısım yönünden kesin hükmün şartlarının oluştuğu gözetilip, bakiye kısım yönünden usulüne uygun araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, "... Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi ... imzalı 04.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; ödeme tarihi olan 06.05.2019 tarihli itibariyle davacının toplam zararı 400.648,89 TL olup yapılan ödemeler güncellenip mahsup edildiğinde davacının bakiye zararı ödeme tarihi itibariyle 210.447,97 TL kalmakta olup, bu durumda hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlık bulunduğu aşikar olduğundan yapılan ödeme makbuz niteliğindedir. Bu nedenle bakiye zararının davalı işverenden tahsili gerektiğinden davalı tarafın aksi yöndeki savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacının, davalı işveren bünyesinde 27.12.2007 tarihinde pres operatörü olarak çalışmaya başladığı, kazanın meydana geldiği 09.06.2015 tarihinde kullandığı Vinç-Kreynle yaklaşık 7 ton ağırlığındaki döküm metal kalıpları istiflemeye çalıştığı sırada, istiflenen kalıpların arasına sıkışarak yaralandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası olduğu belirlenerek Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 01.06.2017 tarih 2017/6363 Esas sayılı raporuyla davacının, kazaya bağlı kalıcı maluliyet oranının % 54 olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Maluliyet yönünden bozma öncesi 2019/543 Esas sayılı dosyanın 10.10.2019 tarihli duruşmasında taraf vekillerine tespit edilen maluliyet oranına karşı beyanlarını sunmak üzere iki hafta süre verildiği, verilen süre zarfında taraflarca tespit edilen maluliyet oranına karşı herhangi bir itirazda bunulmadığı gibi Bursa 2. İş Mahkemesinin 2015/767 Esas sayılı dosya yargılamasında da SSYSK tarafından düzenlenen % 54 kalıcı maluliyet raporu itiraza uğramayıp bilakis davalı işverence bu maluliyet oranı esas alınarak kısmi ödemede bulunulmuş olması gözetildiğinde, söz konusu maluliyet oranının taraflar yönünden kesinleştiği sonucuna ulaşılarak Mahkememizce bu maluliyet oranı esas alınmak suretiyle sonucu gidilmiştir. Davaya konu kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur aidiyet ve oranlarının tespiti, teknik mühendislik bilgisi ve uzmanlık gerektirdiğinden, tarafların iş kanunu ile iş sağlığı ve güvenliği tüzüğü ve ilgili mevzuat gereğince uymaları gereken ve ihmal ettikleri kuralların ayrı ayrı belirtilmek sureti ile ayrıntılı ve gerekçeli olarak davaya konu kaza olayında tarafların kusur aidiyet ve dağılımının tespiti hususunda Bursa 2. İş Mahkemesinin 2015/767 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sırasında 28.07.2017, 24.05.2018 ve 10.03.2019 tarihli üç ayrı kusur bilirkişisi heyet raporu alındığından Mahkememizce usul ekonomisi gözetilerek ayrıca kusur raporu alınması cihetine gidilmemiştir. Bursa 2. İş Mahkemesinin 2015/767 Esas sayılı dosyası kapsamında İstanbul 24. İş Mahkemesine yazılan talimat sonucu İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlileri Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Doç. Dr. ... tarafından müştereken düzenlenen 10.03.2019 tarihli kusur raporunda davalı işverenin % 80 oranında, davacının ise % 20 oranında kusurlu oldukları mütalaa edilmiştir. Bahse konu 10.03.2019 tarihli kusur raporunun bundan önce alınan 24.05.2018 tarihli kusur heyet raporuyla uyumlu olup her iki raporda da taraflara aynı nispette kusur verildiği, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği uzmanı öğretim görevlisi bilirkişiler tarafından ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur aidiyet ve oranlarını dayanaklarını açıkça belirtmek suretiyle tespit ettikleri anlaşıldığından, mahkememizce anılan 10.03.2019 tarihli bu rapora itibar edilerek, iş kazasının meydana gelmesinde davacı işçinin % 20, davalı işverenin ise % 80 oranında kusurlu oldukları kabul edilmiştir. İş kazası veya meslek hastalığına dayalı tazminat davalarında amaç zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalı veya hak sahibinin SGK tarafından karşılanmayan maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkin olup yapılacak maddi tazminat hesabında esas alınması gereken ücret, sigortalının kazanın gerçekleştiği tarihte elde ettiği giydirilmiş net ücretidir. Davacının ücreti konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamakta olup iş kazasının olduğu tarih olan 09.06.2015 itibariyle asgari ücret agi dahil 949,07 TL'dir. Dosya içinde davalı tarafından sunulan maaş bordrolarına göre davacının ikramiye ve sosyal hakları ile birlikte 1.352,20 TL net maaş ve 135,17 TL agi ile birlikte toplam 1.487,40 TL ücret karşılığı çalıştığı, buna davacının yararlandığı yemek ve servis sosyal hakları da eklendiğinde giydirilmiş günlük ücretinin 60,08 TL olduğu bu ücretin dönemin asgari ücretinin 1,90 katı olduğu anlaşılmış, tazminat hesabında bu ücret esas alınmıştır. Bu doğrultuda aktüerya bilirkişisi Av. ... tarafından SGK tarafından yapılan ödemeler ile davalı tarafça yapılan ödemenin güncel bedeli mahsup edilerek tanzim edilen 04.01.2021 tarihli kök rapordaki hesaplamalara itibar edilerek davacının rapor tarihi itibariyle bakiye maddi zararının 383.332,61 TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Asıl dava yönünden; tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı işveren bünyesinde çalışmakta iken 09.06.2015 tarihinde geçirmiş bulunduğu bir iş kazası sonucu % 54 oranında kalıcı maluliyete uğradığı, hükme esas alınan 10.03.2019 tarihli kusur raporu ile aynı nispette kusur aidiyeti tespitine yer verilen 24.05.2018 tarihli kusur raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu ve kusuru nispetinde davacı işçinin kazaya bağlı maddi zararlarından sorumlu tutulması gerektiği, hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi Av. ... imzalı 04.01.2021 tarihli kök raporunda belirtildiği üzere davacının davalı işverenden talep edebileceği bakiye maddi tazminatın toplam 383.332,61 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, bu miktardaki maddi tazminat alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkememiz dosyası ile birleşen Bursa 8. İş Mahkemesi 2023/248 Esas - 2023/227 Karar sayılı dava dosyası yönünden ise davacı vekili asıl dosyada bozmadan önce alınan 04.01.2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporuna itiraz etmemiş, hatta rapora karşı sunduğu 14.01.2021 tarihli (saat 11.16) beyan dilekçesinde, bilirkişi raporunu içerik olarak kabul ettiklerini uzatmamak adına itiraz etmediklerini, bu raporun 4. madde başlığı altında 04.01.2021 tarihi itibarıyla belirlenen maddi tazminat tutarına itibar edilmesi gerektiğini açıkça bildirmiş, alacağın belirli hale geldiğini kabul ederek belirsiz alacak davası olarak talep ettiği maddi tazminat miktarını 04.01.2021 tarihli bu rapor üzerinden 14.01.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile 383.332,61 TL'ye çıkarmıştır. Bu nedenle itiraza uğramayan bu miktar yönünden davalı lehine kazanılmış hak oluşmuştur. Her ne kadar bozma sonra asgari ücretteki artış nedeniyle davacının talebi üzerine hesap bilirkişisi Av. ... tarafından 21.06.2023 tarihli ek rapor düzenlenerek davacının bakiye zararının 2.694.568,78 TL olduğunun tespiti üzerine davacı tarafça bu miktarın davalıdan tahsili için birleşen Bursa 8. İş Mahkemesinin 2023/248 Esas sayılı dava açılmışsa da kazanılmış hak durumunda asgari ücret artışlarının sonradan maddi tazminata yansıtılamayacağı açıktır. Öte yandan davacı vekilinin asıl davayı belirsiz alacak davası olarak açtığı, 08.07.2019 tarihli asıl dava dilekçesinde HMK'nın 107. maddesi gereğince ileride artırmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği, yargılamanın devamında 14.11.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat alacağını 383.332,61 TL olarak belirlediği, belirsiz alacak davasında kısmi davadan farklı olarak alacağın belirlenmesi ile beraber talep artırımın yapılacağı, somut olayda davacı tarafın alacağın belirlendiğini kabul ederek kendi isteğiyle talep artırımda bulunduğu, bu dava türünde kısmi davadan farklı olarak fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmasına imkan sağlayan 109/3. maddesi hükmünün bulunmamasına göre ek hesap raporuna itibarla ek dava açılmayacağı, talep artırım dilekçesindeki miktar üzerinden davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluştuğunun kabulünün gerektiği anlaşıldığından belirtilen gerekçelerle kazanılmış hak da gözetilerek birleşen davanın reddine karar verildiği.." gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, Mahkemece yapılan usuli kazanılmış hak değerlendirmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiği, davacının dava konusu iş kazasına ilişkin tazminatının ödendiği davacının ibraname ile borcu sona erdirdiği, kusur raporunu ve atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, hükmedilen maddi tazminat hesabında hataya düşüldüğünü, davacının ücretinin yanlış değerlendirilerek yüksek miktar üzerinden hatalı bir şekilde hesaplandığını, davacının sürekli iş göremezlik oranının hatalı kabul edildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417. maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19 ve 21. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemece davacının davadan feragat etmesi nedeni ile reddine karar verilen ve bu şekilde kesinleşen dava dosyasında talep ettiği 1.000,00 TL maddi tazminat tutarı yönünden kesin hüküm nedeniyle talebin reddi gerekirken bu husus gözetilmeksizin asıl dava dosyasında talep olunan maddi tazminatın anılan tutar dışlanmaksızın tümden kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının; a.Mahkemenin gerekçeli kararında yer alan "Asıl dava yönünden; tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı işveren bünyesinde çalışmakta iken 09.06.2015 tarihinde geçirmiş bulunduğu bir iş kazası sonucu % 54 oranında kalıcı maluliyete uğradığı, hükme esas alınan 10.03.2019 tarihli kusur raporu ile aynı nispette kusur aidiyeti tespitine yer verilen 24.05.2018 tarihli kusur raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu ve kusuru nispetinde davacı işçinin kazaya bağlı maddi zararlarından sorumlu tutulması gerektiği, hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi Av. ... imzalı 04.01.2021 tarihli kök raporunda belirtildiği üzere davacının davalı işverenden talep edebileceği bakiye maddi tazminatın toplam 383.332,61 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, bu miktardaki maddi tazminat alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir." ibarelerinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "Asıl dava yönünden; tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı işveren bünyesinde çalışmakta iken 09.06.2015 tarihinde geçirmiş bulunduğu bir iş kazası sonucu %54 oranında kalıcı maluliyete uğradığı, hükme esas alınan 10.03.2019 tarihli kusur raporu ile aynı nispette kusur aidiyeti tespitine yer verilen 24.05.2018 tarihli kusur raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu ve kusuru nispetinde davacı işçinin kazaya bağlı maddi zararlarından sorumlu tutulması gerektiği, hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi Av. ... imzalı 04.01.2021 tarihli kök raporunda belirtildiği üzere davacının davalı işverenden talep edebileceği bakiye, maddi tazminatın toplam 383.332,61 TL olduğu ancak kesin hüküm nedeniyle daha önce feragat ile sonuçlanan dava dosyasında talep olunan 1.000,00 TL'lik talebin dışlanması sonuç ve kanaatine varıldığından, bu miktardaki maddi tazminat alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir." ibarelerinin yazılmasına, b.Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "A- 2023/39 Esas sayılı asıl dava yönünden; Davanın kabulü ile 1-382.332,61 TL maddi tazminat alacağının iş kazasının yaşandığı 09.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, B- Birleşen 2023/248 Esas sayılı (Bursa 8. İş Mahkemesi) dava yönünden; Davanın REDDİNE, C-Asıl ve birleşen davalar yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretleri, 1-Asıl dava yönünden; alınması gereken 26.117,14 TL nisbi karar ve ilam harcından, başlangıçta peşin olarak alınan 44,40 TL peşin harç ve 1.267,20 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.311,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.805,54 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 2-Birleşen 2023/248 Esas sayılı dava yönünden; alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan 9.203,30 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 8.933,45 TL fazla yatırılan harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Asıl dava yönünden; davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvuru harcı, 44,40 TL peşin harç, 1.267,20 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.356,00 TL harç yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Asıl dava yönünden; davacı tarafından yapılan posta, tebligat ve bilirkişi gideri toplamı 3.392,55 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Asıl ve birleşen dava yönünden; davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Birleşen dava yönünden; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Asıl dava yönünden; davacı yargılamada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 59.349,89 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Asıl dava yönünden; davalı yargılamada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Birleşen dava yönünden; davalı yargılamada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine (Madde 13/4) göre hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderler düşüldükten sonra; kullanılmayıp artan gider avanslarının HMK'nın 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemelerine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 05.12.2023 " ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! abeafea72bb00b87 2b74fa24256c7a13