10. Hukuk Dairesi 2024/2192 E. , 2025/1961 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/500 E., 2023/1660 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/323 E., 2021/693 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi.... T.C. kimlik numaralı ... ...'ın demir ustası olduğu, inşatlarda çalıştığı, olay günü olan 27.03.2015 tarihinde davalı işveren ...'a ait "Şirinevler mah. 668 no.lu sokak no.81/2" no.lu adresteki binanın 3. katının yapımı işinde çalıştığını, sabah saat 08.30 sıralarında ... ... ... ve iş arkadaşı ... adlı şahısın inşaatın 3.katına aşağıdan halatla demir çekmek üzere çıkmış oldukları ve 12 metrelik iki adet demiri aşağıdan bulundukları 3.kata çekerken demirlerin binanın hemen yakınında bulunan elektrik hattına değmesi sonucu ... ... ... ve ... in elektrik çarpması sonucu yaralandığını, olayın akabinde ... ... ...'ın ambulans ekiplerince götürüldüğü Özel Ordu Umut Hastanesinde bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakıma alındığı yaklaşık bir ay yoğun bakımda kalarak 02.05.2015 tarihinde hastanede vefat ettiğini, müvekkillerin murisinin söz konusu kaza ile ilgili Ordu C.Başsavcılığının 2015/3574 sor. no.lu dosyası ile soruşturma yürütüldüğü, iş sağlığı ve güvenliği açısından yapılması gerekenleri yapmayan davalı işveren ... yanında, elektrik hattıyla ilgili gereken hususlara riayet etmeyen ... ile ... da müvekkillerin murisinin ölümünde kusurlu ve sorumlu olduğunu, davalıların müvekkillere destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat ödemesi gerektiğini, ... nın 1973 doğumlu olup ölüm tarihinde 42 yaşında olduğunu, demir ustası olup beden gücüyle kazandığı parasıyla ailesinigeçindiren bir insan olduğunu, onun vakitsiz ölümüyle eşi ve 2 çocuğu hatta şu anda eşinin karnındaki çocuğu da müteveffanın sağladığı destekten yaşam olanaklarından yoksun kaldığını, eşinin 34 yaşında olup kendisinin ev hanımı olduğunu, 2 aylık hamile olduğunu, doğacak çocuğuyla birlikte 3 çocuğunun bir başına kaldığını, davacının ... eşinin sağladığı imkanları yeniden elde etmesi oldukça güç olduğunu, davanın destekten yoksun kalma tazminatı yönünden belirsiz alacak davası olarak aaçtıklarını, müvekkilin doğacak çocuğu için dava açma hakkının da ayrıca saklı tuttuklarını, elim kaza nedeniyle davalıların müvekkillere duydukları elem ve acıyı bir nebze olsun dindirmek amacıyla manevi tazminat da ödemesi gerektiğini, davacıların yaşamlarını bundan sonra yoksunluklarla sürdüreceği karşılaşacağı zorluklar ve çocukların babasız büyüyecek olmaları gibi durumlar da göz önünde bulundurularak manevi tazminat talebinden indirim yapılmaksızın hüküm altına alınmasını talep ettiklerini, ... için 200.000 TL, çocuklarından her biri için ayrı ayrı 150.000 TL olmak üzere toplam 500.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkillere ödenmesine, yargılama gideri ile ücreti vekaletin karşı yana tahmiline, davalı işveren ...'ın taşınır, taşınmaz malları ile bankalardaki ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... ...'ın demir ustası olup inşaatlarda çalıştığını, olay günü 27.03.2015 tarihinde müvekillerinin murisi ... ..., işveren ...'a ait binanın 3.katının yapım işinde çalışmakta iken ... ... ...'ın 02.05.2015 tarihinde hastanede vefat ettiğini, meydana gelen kaza sonucu müvekkillerinin murisinin ölümü nedeniyle davalının müvekillere destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat ödemesi gerektiğini Mahkemece iş bu dosyanın Ordu İş Mahkemesinin 2015/323 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmlesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı (harca esas değer şimdilik 1.000,00 TL) ile davacılardan ... için 200.000,00 TL, çocuklardan her biri için ayrı ayrı 150.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, davalının taşınır taşınmaz malları ile bankalardaki ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz kararı konulmasına karar verilmesini talep ve dava konusu etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesi ile davacının talep ettiği alacaklara ilişkin dilekçesinde yer alan beyan ve iddialar hem gerçeği yansıtmadığı hemde mesnetsiz olduğuğunu, dava dilekçesi ile bu taleplere konu olan alacak kalemlerinin bazıları ise hakkaniyetle bağdaşmayan sui niyetli iddia ve talepler olduğunu, müvekkil ...'ın bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davalı ...'ın vaki iş kazasının meydana gelmiş olduğu inşaatın tüm kat yapımı inşaat işini dava dışı ... isimli şahsa vermiş ve bu işte ...'in kendi işçileri ile birlikte bu inşaat işini yapıp teslim etme işini üstlendiğini, olayda davalı olarak gösterilen ...'ın kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, kendisi hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesi ile huzurdaki davanın öncelikle zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, yetki ve derdestlik yönlerinden incelenmesini, tespiti halinde davanın bu yönlerden de reddine talep ettiklerini, dava konusu tazminatın kaynağı iş kazası belediyenin ediminden kaynaklanmadığı gibi ortada haksız bir fiil de söz konusu olmadığını, davacı vekili her ne kadar inşaat ruhsatı verilmesi ile ilgili Belediyeyi sorumlu tutmuş ise de dava konusu iş kazası ile ilgili Belediyenin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, huzurdaki davada 12 metrelik iki adet inşaat demirini kontrolsüz bir şekilde yukarıya çektikleri için ve iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli koşullara uymayan işçiler ile iş yerinde gerekli güvenlik tedbirlerini almayan işveren müteselsil olarak sorumlu olduğunu, davaya konu olay ile ilgili belediyenin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından davacının ihtiyati tedbir talebi ve huzurdaki davanın usul ve esas yönünden reddi ile yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili verdiği cevap dilekçesi ile öncelikle husumet usul yönünden davanın reddini talep ettiklerini, davanın şirkete karşı açılması haksız ve yersiz olduğunu, şirketin davalı sıfatından çıkarılması gerektiğini, işverenin işin yürütümü sırasında denetim ve gözetim görevini gereği gibi yerine getirmediği, dolayısyla gözlem borcunu ihlal ettiği, davacı vekilinin dilekçesinde de belirtmiş olduğu gibi işveren tarafından ... işçiye iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hiçbir eğitim ve iş güvenliğine ilişkin hiçbir koruyucu malzeme verilmediğini, 12 metre gibi uzun demir direklerle çalışırken dikkatli olmaları konusunda işçileri dahi uyarmadıklarını, müteveffanın dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kendisinin ve diğer işçilerin can güvenliğini tehlikeye attığını, iş güvenliğine dikkat eden sabırlı ve soğukkanlı bir çalışma yapılmış olsa bu kazanın gerçekleşmesinin önlenebileceğini, ayrıca bu üzücü olayda müvekkil şirketin kusuru olmadığı gibi bu üzücü olaydan bilgisi dahi olmadığını, tüm bu nedenler birlikte değerlendirildiğinde davaya konu olayda müvekkil şirketin hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirket açısından davanın usulen veya esastan reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Sigorta A.Ş. vekili verdiği cevap dilekçesi ile davalı taraf, meydana gelen kaza neticesinde, davacı tarafın açmış olduğu tazminat davasını, üçüncü şahıs mali sorumluluk sigortasını yapan şirket olarak ... Sigorta A.Ş. ye haricen ihbar etmiş olduğunu, HMK uyarınca sigortalının davayı ihbar edebileceğini, davayı ihbar eden taraf sigortalısı olmadığını, bu nedenle yapılan ihbarın reddi gerektiğini, davalı taraf dava ile ilgili delilleri müvekkil şirkete tebliğ etmesi gerektiğini, davalı taraf dava ile ilgili delillerini tebliğ ettirmek zorunda olduğunu, davalı taraf bu zorunluluğu yerine getirmediğini, bu sebeple de davaya ancak vakıf oldukları bilgiler çerçevesinde cevap verebildiklerini, bu eksiklik giderildikten sonra gerekirse daha ayrıntılı cevap hakkımızı saklı tutuklarını, davalı tarafa bu noksanlığın ikmal ettirilmesini talep ettiklerini, şirketin ihbar edilen olup HMK uyarınca taraf olmadığından aleyhe doğrudan hüküm kurulamayacağını, sigortalı aleyhine karar kurulabileceğini, sigortalı da ihbar hükümleri dâhilinde şartlar gerçekleşmiş ise rücu hakkına sahip olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; incelenen dava dosyası celp ve tetkik olunan kayıt ve belgeler ile yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmesinde; davanın, iş kazası sonucu vefat eden .... ...'ın mirasçıları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Müteveffanın iş kazası tarihinde davalı ... nezdinde sigortalı olarak çalıştığı görülmüştür. .... kaza günü 27.03.2015 tarihinde ...'a ait bina inşaatında çalıştığı ve inşaata demir çektiği sırada demirin inşaat yakınından geçen enerji nakil hattına teması sonucunda elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiği anlaşılmıştır. Kurum tarafından ibraz edilen peşin değer tablolarına göre sigortalının hak sahiplerine ilk peşin değerli gelir bağlandığı görülmüştür. İş kazasının 27.03.2015 tarihinde gerçekleştiği , davanın 04.06.2015 tarihinde açıldığı, ıslahın ise 05.07.2021 tarihinde yapıldığı görülmüş, davacı talebinin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmış, yargılamaya devam edilmiştir. Maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede; olay nedeni ile Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/25 Esas sayılı dosyasında ceza yargılaması yapılmış, ceza dosyası dosyamız arasına celp edilmiştir. 21.08.2015 tarihli SGK Denetmen Raporunda, olayın iş kazası olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın %90, ... sigortalının %10 kusuru bulunduğu tespit edilmiştir. 08.04.2019 tarihli kusur bilirkişi raporunda; ... ve ....'ın kusurlu olmadığı, ...'ın %70, ...'in %20 , sigortalı ve ...'in ise %5 kusurlu olduğu, 01.09.2019 tarihli kusur bilirkişi raporu ile 16.03.2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda ... ve ....'ın kusurlu olmadığı, ...'ın %60, ...'in %10, sigortalı ve ...'in ise %15 kusurlu olduğu, 03.02.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunda ... ve....'ın kusurlu olmadığı, ...'ın ve ...'in ihmallerinin iş kazasının gerçekleşmesinde temel etken olduğu, ... sigortalının ise hatalı davranışta bulunduğunun bildirildiği görülmüştür. Davalı ...'ın inşaat yakınında bulunan enerji nakil hattının enerjili olduğunu ve bu hattın çok yakın olduğunu bilmesine rağmen inşaatta çalışılmasına müsaade etmesi, çalışmayı durdurmaması , hatta elektrik enerjisi yokluğundan emin olmadan çalışma yapılmasını engellememesi, çalışanların enerji nakil hattına yaklaşmasını ve temas etmesini önleyecek şekilde herhangi bir bariyer, yalıtkan malzeme vb. kullanmaması, inşaatın üst katlarına demir çakma işinin inşaatın başka bir yerinden yapılmasını sağlamaması, ... sigortalının tehlikeli alanda çalışmasını engellememesi ve gerekli kontrolleri yapmaması sebebi ile %60 oranında kusurlu olduğu, davalı ... Yılmaz'ın inşaat yakınında enerji nakil hattı bulunmasına rağmen çalışanları dikkatli olmaları konusunda uyarmaması, inşaatın üst katlarına demir çakma işinin inşaatın başka bir yerinden yapılmasını sağlamaması sebebi ile %10 kusurlu olduğu, ... ve ...'in ise yaş ve mesleki tecrübesi gözetildiğinde tehlikeyi öngörebilecek pozisyonda olmasına rağmen enerji nakil hattının tehlike arz etmeyeceğinden emin olmadan çalışmaya başlamaları, işverenden enerji nakil hattına teması kesecek güvenlik malzemelerini temin etmesini istememeleri, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde çalışmaları ve kişisel güvenliğini koruyup kollamada dikkatsiz ve tedbirsiz davranmaları sebebi ile ayrı ayrı %15 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı ve davalı vekilleri tarafından kusur raporuna itiraz edilmiştir. Dosyamız kapsamında alınan bilirkişi heyeti raporunda maddi vakalar tespit edilmiş, iş ekipmanında emniyet, iş sağlığı ve güvenliği hususları ve çalışanların yükümlülükleri detaylı olarak değerlendirilmiş; işveren ve işçinin kusur durumu yasal dayanakları belirtilerek tespit edilmiştir. Alınan 08.04.2019 tarihli kusur raporu dosya kapsamına ve maddi vakaya uygun bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle yeniden kusur raporu alınması yönündeki taleplerin reddine karar verilmiştir. Kusur bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiştir. Banka kayıtları ve SGK kayıtarı incelendiğinde davacının son maaşının net 1.503,57 TL olduğu anlaşılmış, bu tespit ile hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. 28.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda; hak sahiplerinin ve bu kişilerin destekten yararlanma sürelerinin ve destek paylarının tespit edildiği, müteveffanın bakiye ömrü, çalışma süresi, emeklilik ömrünün TRH tablosuna göre tespit edildiği, davacı eşin yeniden evlenme ihtimali AYİM tablosuna göre belirlendiği, gerçek zarardan tenzil edilmesi gereken ilk peşin sermaye değerli gelirin rücu edilebilir kısmının toplam tazminattan tenzil edildiği görülmüş, müteveffanın bilinen aktif devre, işleyecek aktif devre ve pasif kazançları dikkate alınarak davacıların karşılanmamış gerçek zararı hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve hesaplama tekniğine uygun olduğu tespit edilmiş, 28.05.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede; ....bu ilkeler gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi hususları dikkate alınarak, dava konusu olayda müteveffanın %15 kusurlu bulunması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satım alma gücü, tarafların kusur oranları, gerçekleşen ölümün davacılarda yarattığı elem ve üzüntü gibi diğer özelliklerde gözetilerek takdiren davacı eş için 60.000,00 TL, davacı ... için 40.000 ve davacı ... için 40.000 manevi tazminata hükmedilmiştir. Davalı ... ve Altınordu Belediyesinin kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından bu davalılar aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... ile davalı müvekkil arasında aynı işveren nezdinde çalışıyor olmak dışında başkaca hiçbir ilişki mevcut olmadığı, ... ile inşaat işçileri arasında hiçbir iş ilişkisi mevcut olmadığı, ... ile ... arasında da hiçbir taşeronluk anlaşması da bulunmadığı, ... tarafından ileri sürülen iddiaların tamamı kendisini sorumluluktan kurtarmak amacı ile dile getirilen soyut iddialar olduğu, diğer davalı ...'nin bu iddialar ile birlikte neden müvekkil açısından işe giriş bildiriminde bulunduğunun da açığa kavuşturulması gerektiği, Bagi'nin müvekkilin işçi kaydını yaparak sigorta primlerini ödemiş olması, taşeronluk değil işçi-işveren ilişkisinin kurulduğunu gözler önüne serdiği, Mahkeme, araştırma ve inceleme yapmaya gerek dahi duymaksızın soyut iddiaları esas alarak davanın kısmen kabulü cihetinde bir karar vermiş olduğunu, müvekkilin de orada olduğu ve de demirleri müteveffaya verdiği şeklinde yer alan tanık beyanlarının gerçeklik arz etmediğini, SGK denetmen raporunda da olayın bir iş kazası olduğunun tespiti ile birlikte müvekkilin kusurunun da bulunmadığı dile getirildiği, bu raporun varlığı karşısında neden müvekkil açısından davanın kabulü yönüne gidildiğine ilişkin hiçbir gerekçe de gösterilmediği, dosya münderecatı incelendiğinde görüleceği üzere, müvekkilin kusurunun bulunmadığı, müvekkilin yüzde yirmi kusurlu olduğu ve de yüzde on kusurlu olduğu üç ayrı kusur raporu mevcut olduğu, bu üç rapordan hangisinin neden karara esas alındığına ilişkin hiçbir izahata yer verilmeyen karar da bu durumu açıklığa kavuşturabilecek bir gerekçe de mevcut olmadığı, hatta öyle ki müvekkilin yüzde on oranında kusurlu olduğu rapora göre karar verilmiş olmasına rağmen diğer davalı ile birlikte aynı oranda müşterek ve müteselsilen müvekkil de sorumlu tutulduğu, salt bu nedenle dahi yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiği, Mahkemenin öncelikle yapması gereken, gerçekten başka bir taşıma yerinin bulunup bulunmadığının tespiti olduğu, karara esas alınan 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporu eksik ve hatalar barındırmakta iken karara esas alınması ve müvekkilin sorumluluğu yoluna gidilmesi hukuka aykırılık arz ettiği, kusur raporunun hiçbir kuşkuya mahal vermemesi gerekirken, üç farklı sonucun bulunduğu bir durumda karar verilmesi hukuki olma niteliğini haiz olmadığını beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporunun hatalı olduğu, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, hesap bilirkişisinin bu raporlara göre hesapladığı tazminatlara hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olduğu, bilirkişi tarafından müteveffanın annesi Nezihe Aksu adına tazminat hesaplaması yapılması da bu aşamada dosya kapsamına aykırı olduğu, Mahkemece, manevi tazminat talebin indirim yapılarak karar verilmesi de hatalı olduğu beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. Maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme 1.Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 2.Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. 3.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4.Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir. 5.Gerekçe-Hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir. 6.Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince gerekçe kısmında davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde kusur oranının tespitine dair 08.04.2019 tarihli kusur raporunun hükme esas alındığının belirtildiği anılan raporda ... ve ...'ın kusurlu olmadığı, ...'ın %70, ...'in %20, sigortalı ve ...'in ise %5 kusurlu olduğu belirlemesinin yapıldığı, devamla Mahkemece hükme esas alınan 28.05.2021 tarihli hesap bilirkişi raporunda 08.04.2019 tarihli kusur raporunun esas alınması halinde davacıların maddi zararının A seçeneğinde, dosyada mevcut önceki tarihli farklı oran belirleyen kusur raporunun esas alınması halinde ise maddi zararın B seçeneğinde tespit edildiği, Mahkemece hükme esas aldığı kusur oranlarının uygulandığı seçeneğin uygulanması yerine diğer seçenek olan B seçeneğinde belirlenen zarar miktarları üzerinden hüküm kurduğu bu hali ile de hüküm içerisinde ve hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı, bu şekilde infazı kabil hüküm tesis edilmediği açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur. 7.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 8. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d89a07697dd7ecc5 9c1a23a94d59616a