10. Hukuk Dairesi 2024/600 E. , 2025/1955 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/589 E., 2022/791 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/244 E., 2021/991 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin Çerkezköy/Tekirdağ fabrikasında hamur/bamburi işçisi olarak 21.04.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, Çalışması sırasında 20.05.2011 tarihinde iş kazası geçirmesi sonucu sol kol omuzdan dirseğine kadar sakatlandığını, fonksiyonunu kaybettiğini, maluliyetinin %15,20 oranında belirlendiğini, olayın, şimdi kullanılmayan ancak davacının çalıştığı dönemde kullanılan ruski model makinede meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, iş kazasının davacının maddi ve manevi zararına yol açtığını, özel hayatını olumsuz etkilediğini, istirahatli kaldığı sürelerde iş göremezlik ödeneği aldığını, maluliyeti belirlenmesine rağmen maluliyet maaşı bağlanmadığını, davalı şirketin gereken tedbirleri almaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini ve davacının zarar gördüğünü, davacının çalışması karşılığı 1.200,00 TL net maaş aldığını, yılda 3 maaş ikramiye, servis ve yemek ücretleri ile 1 yakacak, 2 kumanya çeki ve TİS.den kaynaklanan sair parayla ölçülen hakları bulunduğunu, davacının 20.12.1986 doğumlu olduğunu, davacının geçirmiş olduğu kaza sonucunda yapılan hastane masrafları, istirahatli kaldığı dönemde çalışmamasından dolayı maddi zarar ve vücudunda meydana gelen iş gücü kaybından dolayı, diğer çalışanlara göre tedavisi ve istirahatinin bittiği, maluliyetinin tespit edildiği tarihten ömrünün sonuna kadar, daha fazla efor harcaması gerekeceğini, dava miktarının henüz belirsiz olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini” istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirket bünyesinde 21.04.2008 tarihinde Banbury bölümünde hamurcu pozisyonunda çalışmaya başladığını, 20.05.2011 tarihinde Banbury bölümünde çalışırken blendara hamur veren davacının sol kolunun alt tarafını makineye kaptırması sonucu kolunun alt ksımında yanık oluştuğunu, hastaneye sevki sağlanarak ilk tedavisinin yapıldığını, 2.derece yanık olduğunu, kazadan sonra 21.08.2011 tarihine kadar sağlık raporu ile çalışmayan davacının 22.08.2011 tarihinde yıllık izinlerini kullanmaya başlayarak işe gelmediğini, İş kazasında davalı şirketin kusurundan söz edilemeyeceğini, şirket bünyesinde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı çalıştığını, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alındığını, tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığının denetlendiğini, davacıya da 14.04.2010 tarihinde iş sağlığı ve güvenliği seminerine katıldığını ve sertifika aldığını, davacının görevini ifa ederken dikkatsiz ve özensiz davranmak suretiyle iş kazasına sebebiyet verdiğini, davacının iş güvenliği ve sağlık kurlarına uygunsuz hareketler sergilediğinin tutanaklarla sabit olduğunu, 28.08.2013 tarihli tutanakla kendisine verilen çelik burunlu koruyucu ayakkabıyı uygunsuz giydiğinin tespit edildiğini, 07.09.2013 tarihinde yazılı savunmasının istendiğini, savunması yerinde görülmediğinden 07.09.2013 tarihinde ihtar cezası verildiğini, iş kazası nedeniyle davacının maddi zararının söz konusu olmadığını, talepte bulunabilmesi için geçici iş göremezliğinin bulunması, sürekli iş göremezliğinin tespit edilmesi, tedavi için yapılan bir harcamanın varlığı veya ekonomik geleceğinin sarsılması hallerinden birinin varlığının gerektiğini, bu hususların hiçbirinin bulunmadığını, varsa geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, kabul anlamına gelmemek üzere bu ödemelerin ve SGK tarafından ödenen peşin sermaye giderlerinin tazminat miktarından düşülmesi gerektiğini, davacının fonksiyonunu tamamen kaybetmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının hangi kalemlere ilişkin zararlarını talep ettiğinin anlaşılamadığını, iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, talepler açıklanmadığından iddianın genişletilmesine muvafakatları bulunmadığını, davalının iş kazasının oluşunda kusuru bulunmadığını, davanın reddini” savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...Davacının 20.05.2011 tarihinde davalıya ait iş yerinde Bambury makinesi silindirine kauçuk hamurunu verirken sol elini ve kolunu silindire kaptırması neticesinde yaralandığı, yaralanma neticesinde T.C. Tekirdağ Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 11.09.2015 tarihli yazısında maluliyet oranı % 15,2 olarak belirlendiği, taraflarca bu orana itiraz edilmesi neticesinde Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 31.10.2018 tarihli yazısında çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı olarak % 7,1 olarak belirlendiği, yine taraflarca bu orana itiraz edilmek suretiyle dosyanın Adli Tıp Kuruluna gönderildiği, Adli Tıp Kurulu’nun son raporunda bu oranın % 5,2 olarak belirlendiği, bu oran esas alınmak suretiyle ve kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca, önceden öngürülebilir ve önlenebilir nitelikte, tedbirsizlik, dikkatsizlik ve ihmal sebebiyle meydana gelen iş kazası niteliğinde olduğu, kazanın meydana gelmesinde kaçınılmazlık faktörünün etkisi olmadığı, kazada davalının gerekli gözetim ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmediği, davacının da kendi hayatı için gerekli dikkat ve özeni göstermediği, böylece Mahkemece benimsenen ve alınan kusur raporları da gözetilerek davalının % 80 oranında, davacının % 20 oranlarında kusurlu oldukları kanaatine varılmış, tanık beyanları, davacının yaşı, SGK kayıtları doğrultusunda ve dosyada mübrez ücret bordroları dikkate alınarak anılan meslekten kazanma gücü kaybı ve kusur oranları esas alınarak 107.413,45 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği..." gerekçesiyle "1)Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine 2) 107.413,45 TL net maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 20.05.2011 taihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3)6.000,00 TL manevi tazminat alacağının kaza tarihi olan 20.05.2011 taihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4)Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminatın düşük miktarda hüküm altına alındığını, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin asli kusuru bulunması ve davacının maluliyet oranı nazara alındığında manevi tazminatın talepleri doğrultusunda 20.000 TL üzerinden hüküm altına alınması gerektiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi soncunda ortadan kaldırılması talep edilmiştir. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin süresinde olmadığı, süre tutum dilekçesinde de istinaf sebeplerinin belirtilmediği anlaşılmıştır. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri ile re'sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ve davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü beyanlarını tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile sürekli iş göremezlik oranı ile kusur oranını kabul etmediklerini, 60 yaş sonrası pasif dönem zarar hesabı yapılmaması gerektiği, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi, 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacı için 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 6.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Davalı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde süre tutum dilekçesi sunulmak suretiyle itiraz edildiği ancak gerekçeli istinaf dilekçesinin süresinden sonra sunulduğu Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 342, 345 ve 355. maddeleri gereğince yapılan incelemede kamu düzeni yönünden dosyada aykırılık bulunmadığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği açıklanan hali ile davalı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçeli istinaf edilmemesine göre süresinden sonra sunulan gerekçeli istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar eder mahiyetteki temyiz talebinin HMK'nın 361/2. maddesi kapsamında temyiz kanun yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. C) Davacı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler temyiz kapsam ve nedenlerine göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğu nedeni ile REDDİNE, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.