10. Hukuk Dairesi 2024/1757 E. , 2025/47 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/295 E., 2022/726 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/364 E., 2021/658 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.01.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 190.723,25 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle müvekkili şirkete yüklenebilecek bir kusurunun bulunmadığını, kaza nedeniyle davacı tarafın mağdur olmaması için ödemeler yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş yerinde meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre bir iş kazası olduğu, olayda davalı işveren müessesenin % 80 oranında kusurlu olduğu, kazalı davacının %20 oranında kusurlu olduğu, kusur oranına ilişkin alınan rapor ve davacının maddi zararının hesaplanmasına ilişkin aktüerya bilirkişi raporunun dosya mündereracatına uygun olarak hazırlandığı, denetime ve kontrole elverişli olduğu, kabule değer ve hüküm kurulmaya yeterli olduğu tespit olunduğundan hükme esas alındığı gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 190.723,25 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat hesabından davalı tarafça yargılama öncesinde yapılan ödemelerin düşüldüğünü, ancak bu ödemelerin davacının iş akdinin feshinden kaynaklanan diğer işçilik alacaklarına, kıdem, ihbar, fazla mesai ve sair alacaklarına yönelik olduğunu bu nedenle doğrudan davacının maddi tazminat hesabından mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ibranamenin geçersiz olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıya yapılan ödemelerin eksik hesaplandığını, davacıya 31.07.2017 tarihine kadar maaş ödemesi adı altında davalı tarafından yapılan ödemelerin çalışma karşılığı olmayıp kazazede davacının çalışamadığı için ihtiyaçlarını karşılaması amacıyla, zarara karşılık olan ödemeler olduğunu, ibraname sonrasında davacıya toplam 135.000 TL ödeme yapıldığını, ancak bilirkişinin hesaplama yaparken bu tutar yerine banka yoluyla yapılan 89.268,66 TL ödemeyi esas aldığını, bunun kabulünün mümkün olmadığını, davalıya atfedilen kusur oranının kabul edilemeyeceğini, davacının asgari ücretle çalıştığını, hesap raporunda esas alınan ücretin hatalı olduğunu, davacının ibranameye rağmen maddi tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacının ve davalının aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 15.01.2016 tarihinde mobilya atölyesinde bulunan freze makinasında parça kesimi yaptığı sırada sol elini makinaya kaptırması sonucu yaralandığı, olayın SGK tarafından iş kazası olduğunun kabul edildiği, 22.3.2019 tarihli kusur raporunda davalı işverenin %80, davacının %20 kusurlu olduğunun bildirildiği, davacı vekilince kusur oranına itiraz edilmediği, SGK Sağlık Kurulu tarafından iş göremezlik oranının %28,20 olarak belirlendiği, dava dilekçesinde ücrete ilişkin beyanda bulunulmadığı, tarafların ortak tanığınca kaza tarihinde net 2.200 TL ücret ödendiği aylık 150 TL yemek ücreti verildiğinin ifade edildiği, kaza tarihine ait ücret bordrolarının bulunmadığı, sonraki dönemlere ait bir kısım ücret bordrolarında asgari ücretle bildirim yapıldığının görüldüğü, emsal ücret araştırmasının sendikadan yapıldığı, Mahkemece tanık beyanlarına göre 2.200 TL ücrete 150 TL yemek ilavesi ile belirlenen 2.350 TL asgari ücretin 1.81 katına tekabül eden ücret tutarı dikkate alınarak yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında, tüketici kredisi ödemesi açıklaması ile davalı ... tarafından davacının hesabına gönderilen 18.04.2017-17.8.2018 arası aylık 400 TL tutarında ödemelere dair dekontların bulunduğu, 29.8.2017 tarihli davacı tarafın imzası bulunan iş kazası ödeme anlaşması başlıklı belgede “15.1.2016 tarihinde yaşanan iş kazasına istinaden ...’ne 20.000 TL nakit 60.000 TL çek, diğer ödemelerle birlikte yıllık izin, maaş, mesai ve tüm haklarını almış şekilde 135.000 TL verilmiştir." denildiği, 29.8.2017 tarihli ibranamede "...çalıştığım süre zarfında hak kazandığım normal ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili ....bütün ücretlerimi aldığımı, 4857 sayılı Kanun'dan doğan haklarımı işverenden tam olarak tahsil ettiğimi, iş sözleşmesi sırasında vuku bulan iş kazası veya vesair sebeplerle hiçbir hak ve alacağımın kalmadığını ...her türlü dava haklarımdan feragat ettiğimi.." ifadesi bulunduğu ve her iki belgenin altına davacı tarafça, bu anlaşmanın verilen çekler ödendiği taktirde geçerli olacağının şerh verildiği, 21.4.2018 keşide tarihi 20.000 TL, 20.05.2018 keşide tarihli 20.000 TL, 24.6.2018 keşide tarihli 20.000 TL tutarlı olmak üzere toplam 60.000 TL çek bedelinin 24.4.2018, 21.5.2018, 25.6.2018 tarihlerinde ibraz edilerek davacıya ödendiğinin banka tarafından bildirildiği görülmektedir. Dairemizin 30.10.2023 tarihli 2022/9602 Esas, 2023/10486 Karar sayılı geri çevirme ilamı sonrası 13.12.2023 tarihli Kurum yazısında, davacıya 15.1.2016 da geçirdiği iş kazasına ilişkin olarak %28.20 sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden gelir bağlandığı, tahkikat raporu dosyada bulunmadığından kusur oranlarının henüz belli olmaması nedeniyle rücu borçlarına ilişkin işlemlerin yapılamadığı, dosyaya ait tahkikat raporu Sosyal Güvenlik Merkezine bildirildiğinde Mahkemeye ayrıca gönderileceği bildirilmiş, 18.1.2014 tarihli Kurum yazından tahkikat raporu henüz olmadığından rücu ile ilgili işlem yapılamadığı yani dava açılmadığı, ceza davası bulunmadığı anlaşılmış ve İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi 2023/68 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından aynı iş kazasına dayalı olarak 150.000 TL manevi tazminatın tahsili istemiyle dava açıldığı, işverenin %80, davacının %20 kusurlu olduğu kabul edilerek 60.000 TL manevi tazminata hükmedildiği, karar tarihinin 8.11.2023 olduğu, henüz kesinleşmediği görülmüştür. 3.Ödemeye ilişkin davanın yasal dayanağı ile ilgili 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. 29.08.2017 tarihli belgeye konu 20.000 TL nakit ve 60.000 TL çek ödemeleri ile tüketici kredisine istinaden ödendiği savunulan aylık ortalama 400'er TL lik ödemelerin ifa amaçlı mı sosyal yardım amaçlı mı olduğu noktasında tarafların delilleri sorulup irdelenmeli, yine tüketici kredisine ilişkin sözleşme celbedilmek suretiyle aylık ödemelerin miktarı da açıklığa kavuşturulmalı, davalı işverence yapılan ödemelerin ifa amaçlı olmadığı, yardım niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı taktirde mahsubun yapılamayacağı gözetilmeli, ödemelerin ifa amaçlı olduğu sonucuna varıldığı taktirde aksi halde BK 55. madde kapsamında irdeleme yapılmalı, ayrıca makbuz niteliğindeki bu ödemelerin mahsubunun yöntemine uygun yapılması gerektiği nazara alınmalıdır. 4.Dairemizin geri çevirme ilamı üzerine gelen yazı cevabında henüz rücu davası açılmadığı, ceza davası bulunmadığı, yine rücuya esas tahkikat raporunun kuruma intikal etmediği, ne var ki taraflar arasında görülüp sonuçlanan manevi tazminat davası bulunduğu, istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği anlaşılmakla ilgili dosya ve tahkikat raporları araştırılarak ve özellikle manevi tazminat davasının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre karar verilmelidir. 5.Öte yandan, gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Mahkemece, sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’den, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ve ilgili meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretler sorulmalı, çıplak ücret dışında ilave ödemelerin tapılıp yapılmadığı Kurumdan sorulup bu konuda taraflarca sunulan deliller toplanarak elde edilecek sonuçlar dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirilip davacının gerçek ücreti tereddütsüz olarak belirlenmeli sonucuna göre karar verilmelidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c9ede40c3fa5fa83 cf466afa2756f16e