10. Hukuk Dairesi 2024/1637 E. , 2025/951 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3377 E., 2023/4184 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/294 E., 2023/351 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların eş ve babası ...'in davalının Kastamonu İşletmesinde 25.06.2008 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiğini, Ankara 13. İş Mahkemesinin 2008/718 Esas sayılı dosyasıyla açılan manevi tazminat davasında davalı işverenin %60 oranında kusurlu bulunduğunu, kararın kesinleştiğini, davacılardan ölenin kızı Ümran'ın 26.08.2014 tarihinde evlendiğini, oğlu Mehmet'in ise halen Kastamonu Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Elektrik bölümünde öğrenci olduğunu, davacıların meydana gelen iş kazası sonucunda eş ve babalarını yitirdiklerinden destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek; belirsiz alacak niteliğinde eşi Hamide için 315.000,00 TL, kızı Ümran için 10.000,00 TL, oğlu Mehmet için 25.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi 25.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsil sorumlu davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, kazaya müteveffanın ağır kusurlu hareketlerinin neden olduğunu, müvekkili şirketin gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığını ve eğitim verdiğini, Ankara 13. İş Mahkemesi dosyasında tespit edilen kusur oranının bu davada esas alınmasının mümkün olmadığını, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, davacıların bakım ihtiyacı bulunmadığını, kaza sonrasında davacılara SGK tarafından 263.600,84 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, davacılardan ... 41 yaşında olduğundan evlenme ihtimali bulunduğunu, müteveffanın kızı ... evli olduğundan evlenme tarihine kadar hesap yapılması gerektiğini, davacıların miras elde edip etmediği araştırılarak varsa miras menfaatinin mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; toplanan delillere ve bilirkişi ek raporuna dayanılarak; tarafları aynı olan kesinleşen Ankara 13. İş Mahkemesi'nin 2008/718 Esas, 2010/247 Karar sayılı kararında manevi tazminata hükmedildiği, o dosyanın yargılaması sırasında bilirkişi kusur raporu alındığı ve davacının kazanın oluşumunda davacının %40, davalının %60 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, karar kesinleştiğinden bu kusur oranına göre davalının kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, davacılar Hamide ve Mehmet yönünden karşılanmamış zararın bulunduğu diğer davacı ... yönünden SGK tarafından yapılan ödeme ile zararının karşılandığı dolayısı ile maddi tazminat alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "...Davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ... yönünden de davanın kabul edilmesi gerektiğini, SGK ödemelerin tenzil edilmesi nedeniyle zararın çıkmadığı kabul edildiğinde vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini aldığını, Ankara 13. İş Mahkemesi tarafından tespit edilen kusur oranının huzurdaki davada esas alınamayacağını çünkü o davanın manevi tazminat davası, bu davanın ise maddi tazminat davası olduğunu, tazminatların fahiş hesaplandığını, tazminat davasının zenginleşme aracı olamayacağını, talep artırım dilekçesinde faiz tür ve faiz başlangıç tarihi belirtilmediğinden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının talep ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1- Taraf vekillerinin davacılar ... ve ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, davacı ... ...'e yönelik temyizleri kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin davacı ... yönünden tüm temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, davalı vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin davacı ... ... ve ...'e yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2. Davalı vekilinin ...'e yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 4. Aşağıda yazılı fazladan alınan temyiz harcının davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! decedff20c32bacc 74e54c229d4fd0d4