Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/16158 E., 2025/864 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/16158 E., 2025/864 K. (20.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/16158
Karar No
2025/864
Karar Tarihi
20.01.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/16158 E. , 2025/864 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1740 E., 2024/1864 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/453 E., 2023/153 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiş, 26.5.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 433.369,13 TL olarak arttırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayın iş kazası niteliğinde olmadığını, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, davacının geçirdiği kaza neticesinde yaşadığı rahatsızlık, elem ve ızdıraba neden olabilecek boyutta olmadığını, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince aşamalarda sunulan dilekçe ile kaza tarihinin sehven 17.05.2018 tarihi olarak yazıldığı, kazanın esasen 21.06.2017 tarihinde gerçekleştiğinin belirtildiği görülmekle, bahse konu tarih Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile de uyuştuğundan bu tarih esas alınarak değerlendirme yapıldığı, SGK müfettiş raporunun incelenmesinde gerçekleşen kaza sebebiyle davacının %15 oranında, davalının ise %85 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, yargılamada tanzim olunan 04.01.2023 tarihli heyet raporunda davacının kusur oranının %50, davalının kusur oranının %50 olarak tespit edildiği ve mezkur raporun SGK müfettiş raporu ile çeliştiği görülmekle çelişkinin giderilmesi adına aldırılan 06.03.2023 tarihli heyet raporunun incelenmesinde raporun 04.01.2023 tarihli heyet raporunu destekler mahiyette olduğu anlaşılmakla gerçekleşen kazada davacının kusur oranının %50, davalının ise kusur oranının %50 olduğunun kabulü ile değerlendirme yapıldığı, SGK tarafından %8,2 oranında kalıcı maluliyetin oluştuğu tespit edildiği, YSK tarafından itiraza istinaden yapılan değerlendirmede davacının maluliyet oranının %19 olarak tespit edildiği, itiraz üzerine ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından tanzim olunan 26.12.2022 tarihli raporun incelenmesinde davacının E cetveline göre maluliyet oranının %19 olarak tespit edildiği, ATK raporu ile YSK raporu arasında çelişki bulunmadığı görülmekle iş bu maluliyet oranı esas alınarak değerlendirme yapıldığı, davacı işçi bünyesinde oluşan maddi zararın maluliyet ve kusur oranına göre davacının geçici iş görmezlikten kaynaklı olarak 7.169,50 TL, sürekli işgörmezlikten kaynaklı olarak ise 426.199,63 TL zararının bulunduğu tespit edilmekle, davacı işçi lehine tespit olunan tutar üzerinden alacağa hükmedildiği, sürekli iş göremezlik sebebiyle hesaplanan maddi tazminat miktarından peşin sermaye değeri tenzil edildiği, tarafların kusuru, davacının tedavide geçirdiği süre ile davacının bünyesinde oluşan zarar sebebiyle duyduğu elem değerlendirilerek manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, "433.369,13 TL net maddi tazminatı alacağının kaza tarihi olan 21.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL net manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat alacağı açısından fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, iş kazası nedeniyle davacıdaki sürekli iş göremezlik oranın SGK Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından %8,2 , Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu raporlarında %19 olarak belirlendiği, davacıdaki meslekte kazanma güç kayıp oranın %19 olarak kesinleştiği; davacı vekilinin, yargılama aşamasında verdiği 22.02.2022 tarihli dilekçesinde, dava dilekçesindeki iş kazası tarihinin hatalı yazıldığını beyanla ettiği, mahkeme kararının gerekçesinde iş kazası tarihinin SGK evrakı ile sabit olduğu ve bu nedenle iş kazası tarihinin 21.06.2017 olarak kabul edildiği açıklamasının yapıldığı, maddi hataya dayalı talebin ve mahkeme kararının usule ve kanuna uygun olduğu, iddianın genişletilmesi yasağına aykırı bir durumun bulunmadığı; yargılama aşamasında alınan kusur raporunda davalı şirket kusurunun %50, davacı işçi kusurunun %50 olarak ifade edildiği; hükme esas alınan aktüerya raporunda dosyadaki kusur raporunun, %19 sürekli iş göremezlik oranının, TRH 2010 muhtemel yaşam tablosunun, aktif ve pasif dönemin gözetildiği ve SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerli gelirin rücu edilebilir kısmının maddi zarardan tenzil edildiği anlaşılmakla, iş kazası tarihinin düzeltilmesine yönelik davacı talebinin ve mahkeme gerekçesinin usule uygun olduğu, maddi yazım hatasının dosya içeriği ile sabit olduğu, sürekli iş göremezlik oranın tespitinde herhangi bir hatanın bulunmadığı, davacı tarafın tümüyle işveren kusuruna dayanan talebi, alınan kusur raporu, mevcut evrak ve beyanlar dahilinde manevi tazminat kararının makul olduğu, ilk derece mahkemesi kararında usule ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, sürekli iş göremezlik oranı, kusur durumu ve paranın satın alma gücü dahilinde manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek manevi tazminat talebinin tümüyle kabul edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava dilekçesinde iş kazası tarihinin yanlış yazıldığını, dava açıldıktan yaklaşık 4 yıl sonra davacı tarafça bu hatanın düzeltilmeye çalışıldığını, bu hususu kabul etmediklerini, iddia ve savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini, Adli Tıp Kurumu raporunun hukuka aykırı olduğunu ve hükme esas alınamayacağını, eksik inceleme ile hukuka aykırı bir şekilde itirazları dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini ifade ederek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz yoluna başvuru harcının davacıdan, aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5cb7db65f27a342c 4665502138e74204

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı