Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/16073 E., 2025/7096 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/16073 E., 2025/7096 K. (29.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/16073
Karar No
2025/7096
Karar Tarihi
29.04.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/16073 E. , 2025/7096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/855 E., 2024/437 K. Taraflar arasındaki hizmet birleştirmesi yapılmaksızın yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile fark aylıkların tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.06.1990 tarihinden 31.10.2008 tarihine kadar 4/1-a sigortalısı olarak çalıştığı, işten ayrıldığı tarihte sigorta süresi olarak hak etmesine rağmen yaştan dolayı emekli olamadığı, bu arada çalışma ve geçinme için kurduğu şirket nedeniyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak 01.11.2008 tarihinden 29.08.2017 tarihine kadar 4/1-b li olarak prim yatırdığı, 29.08.2017 tarihli yaşlılık aylığı talebine istinaden 01.09.2007 tarihi itibari ile 1.969,51 TL aylık bağlandığı, 4/1-a ve 4/1-b hizmetlerinin birlikte değerlendirilerek yaşlılık aylığının düşük hesaplandığı iddiasıyla 4/1-b olarak yatırmış olduğu primlerden imtina ederek 29.09.2017 tarihinden geçerli olmak üzere müstakilen 4/1-a sigortalısı olarak yatırmış olduğu primler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanmasına eksik ödenen aylıkların farklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili aşamalarda özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 16.05.2019 tarihli ve 2018/121 Esas, 2019/166 Karar sayılı kararla davacının sigortalılığının 21.06.1990 tarihinde başladığı buna göre 506 sayılı Kanunun geçici 81/B bendi gereğince 20 yıl sigortalılık süresi ile 47 yaş ve 5450 gün şartlarına tabi olduğu, davacının da 29.08.2017 yaşlılık aylığı tahsis talep tarihinde 49 yaşını tamamladığı vc 506 sayılı Kanun kapsamında 6527 gün sigortalılık (4/1-a) günü bulunduğu, bu nedenle tahsis talep tarihi itibariyle müstakilen 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına müstahak olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının talep tarihini takip eden ay başı olması nedeniyle 01.09.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 506 Sayılı Kanun kapsamında ( 4A ) yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespitine, 01.09.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kendisine ödenmesi gereken aylık miktarının 3.260,84 TL olduğunun tespitine, 01.09.2017 tarihinden itibaren davacıya ödenen aylıkların eksik olan kısımlarının 11.048,17 TL olarak 165,60 TL olan yasal faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/121 Esas, 2019/166 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarihli ve 2019/1404 Esas, 2020/1788 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2019/1404 Esas, 2020/1788 Kara sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.12.2022 tarihli ve 2021/2170 Esas, 2022/15864 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "Davanın yasal dayanağını oluşturan 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesi 'Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir. Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na göre yaş haddinden re'sen emekli olma (Ek ibare: 27.1.2000-4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları Kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.' hükmünü amirdir. Her ne kadar 2829 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinde bu hüküm yer almakta ise de bu Kanun'un uygulanması sigortalının bir sosyal güvenlik kurumunda yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli hizmet süresi bulunmadığı ve diğer sosyal güvenlik kurumlarındaki hizmetlerden de yararlanma zarureti olduğu hallerde söz konusudur. Bir yasa hükmünün yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanması hukuk ilkelerine ve kanunun hem özü ve hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanun’un 1. maddesine uygun değildir (22.02.1997 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Sosyal güvenlik kurumları arasında, sadece bağlanan aylıkların seviyesi bakımından değil, koruma kapsamına alınan tehlikeler, hak kazanma şartları bakımından da farklılıklar olduğu belirgindir. Önemli olan, hangi kurum olursa olsun, aynı külfete katlanan insanların aynı haklara sahip olmasının sağlanması geçerli bir çözüm yoludur. Esasen, sosyal güvenlik kurumlarının görevi, sosyal sigorta kanunları çerçevesinde kapsama aldıkları kişileri koruma garantisini sağlamaktır. Sosyal sigorta hukukunda amaç, yüksek standartta sosyal güvenlik sağlayan bir sistemin oluşturulmasıdır. Yine, sosyal sigortalar külfet-nimet dengesi üzerine kurulan kurumlardır. Bu nedenle, külfetin karşılığının alınmaması sosyal güvenlik sisteminin amacıyla bağdaşmaz ve böyle bir uygulama da kabul edilemez. Buna aksi bir yorum, sisteme duyulan güveni ortadan kaldırır. En önemlisi, yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin bir anlamda cezalandırılması olur ki, bu sosyal adalet duygusunu aşındırır. Esasen, 2829 sayılı Kanun'un amacı da, hiçbir kurumdaki hizmeti, yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı gibi aylık bağlamalara yeterli olmayan sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasını sağlamak ve değişik kurumlardaki hizmetler birleştirilerek ziyan olmasını önlemektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.11.1997 gün ve E: 1997/10-698, K: 1997/895; 06.03.2002 gün ve E: 2002/21-132, K: 2002/139 sayılı kararları). Bu çözüm şekli, hukuk devleti ilkesinin ana unsurlarından biri olan “kazanılmış hak” kavramına da uygun olacaktır. Eldeki davada ise, davacı hakkında 2829 sayılı Kanun kapsamı uygulanmaksızın sadece 506 sayılı Kanun kapsamında geçen süreleri nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması ve davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine ilişkin Mahkeme yaklaşımı yerinde ise de aylık miktarının tespiti ve ödenmesi bakımından verilen kararın eksik araştırmaya ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmakta olup, öncelikle davalı Kurumdan aylık miktarının sorulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda Kuruma müzekkere yazıldığı ... SGM tarafından 18.09.2024 tarihinde gönderilen cevabi yazısında Mahkeme kararı gereğince 01.09.2017 tarihinden geçerli olmak üzere aylık bağlandığını yine eki belgelerinde 11.213,77 TL davacını talebi gibi eksik maaş ve faizinin bedelini ödediklerine ilişkin belge ve davacının maaşlarını davacının talep ettiği miktarlarda bağlandığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilama doğrultusunda karar verilmesi gerektiği, Kurum ödeme işlemlerinin davadaki taleplerinin davadan bağımsız tamamen kabulü anlamına gelmeyebileceği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu ve aleyhe yargılama giderine hükmedilemeyeceği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet birleştirmesi yapılmaksızın yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile fark aylıkların tahsiline ilişkindir. 1.Hukuk yargılamasında davanın açılmasındaki amaç, taraflar arasında mevcut olan uyuşmazlığın mahkeme kararıyla kesin biçimde çözüme kavuşturulmasıdır. Ancak bazı durumlarda, davanın açılmasından sonra meydana gelen gelişmeler neticesinde, artık Mahkemenin esas hakkında karar vermesine gerek kalmayabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca, Mahkeme bu gibi hâllerde davanın esası hakkında hüküm vermeksizin karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir. 2.Somut olayda, davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti talebiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesi, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Ancak, İlk Derece Mahkemesince kararına dayanak yapılan 18.08.2021 tarihli Kurum yazısında, davacıya 01.09.2017 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi) kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı ifade edilmiş olmakla birlikte, bu işlemin İlk Derece Mahkemesinin daha önceki bozulan 2019/161 Esas, 2021/70 Karar sayılı kararının kesinleşmeden infazına dayalı olduğu ve uyuşmazlığın esasında henüz kesin bir çözüm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davanın konusuz kaldığı sonucuna varılamayacağından Mahkemece de davanın esasına girilerek uyuşmazlığın esasına yönelik bir hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. 3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı