Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/16041 E., 2025/1747 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/16041 E., 2025/1747 K. (11.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/16041
Karar No
2025/1747
Karar Tarihi
11.02.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/16041 E. , 2025/1747 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/976 E., 2024/1149 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/145 E., 2024/160 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 16.11.2018 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davanın kısmen kabulü ile 1-920.173,01 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Bakıcı gideri talebinin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde çalışmaktayken 16.11.2018 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde yaralandığı, kazanın iş kazası olduğunun belirlendiği, kazadan dolayı %15,2 oranında maluliyetinin gerçekleştiği, dosya kapsamında Mahkemece alınan iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti tarafından sunulan kusur raporunda kazanın gerçekleşmesinde davacının %20 oranında, işveren ... Marketler Ticaret A.Ş.'nin %80 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, raporun ve kapsamının denetime ve hükme elverişli olduğu, Mahkemece bu kusur oranlarının benimsenerek hüküm tesisinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamında hükme esas alınan aktüerya hesap raporunda benimsenen hesaplamaya esas ücretin dosyadaki delillere uygun olup bu kapsamda yapılan hesaplamaya itibar olunmasında bir isabetsizlik görülmediği, kazanın gerçekleşme biçimi, tarihi, maluliyet oranı, paranın satın alma gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, tarafların kusur durumları, hak ve nesafet kuralları, olayın işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince alınmamasından kaynaklanmasına uygun olarak manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık fonksiyonu ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince davacı yararına hükmolunan manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye yol açacak mahiyette olmadığı, dosyadaki delillere uygun ve mütenasip miktar olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle; davacı ve davalının istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Hükmedilen manevi tazminat tutarının az olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Müvekkili şirkete atfedilen kusur ve davacının maluliyet oranına yönelik tespitlerin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu olay ile müvekkil tutumu arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı halde, kazanın ne şekilde meydana geldiğini ispatla yükümlü olan davacının ispat yükünü yerine getirmediği gözetilmeksizin, müvekkili şirkete çok yüksek oranda kusur atfedilmesi ve anılan kusur raporu doğrultusunda davacı lehine hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, b.İlk Derece Mahkemesince kaçınılmazlık faktörüne ilişkin değerlendirme yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacının bizzat kendi ihmal/kusuru ile meydana gelen iş kazasında müvekkil ile zarar arasındaki nedensellik bağı kesildiğinden, müvekkilin tazminat sorumluluğu söz konusu olmayacağını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6484fcaf5c853aa2 343b260639b1a3db

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı