Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/15026 E., 2025/8208 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15026 E., 2025/8208 K. (14.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15026
Karar No
2025/8208
Karar Tarihi
14.05.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/15026 E. , 2025/8208 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2120 E., 2024/902 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/1232 E., 2023/709 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, feri müdahil Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde, 07.09.1989 tarihinden 01.03.1990 tarihine kadar çalıştığını, Kuruma bildirilmediğini belirterek, bu çalışmalarının tespitini talep ve dava etmiş, 16.05.2022 tarihli duruşmadaki beyanıyla 1989 yılının Aralık ayının sonuna kadarki çalışmalarının tespitini talep ettiğini beyan etmiş, davalı işyerindeki bildirilmeyen çalışma günlerinin tespiti ile tespit doğrultusunda Kurum kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisinde yapılan incelemede; davacı taraf 07.09.1989- 31.12.1989 arası dönemi davaya konu etmişse de davacıya ilişkin Eskişehir Baksan Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü kayıtlarına göre davacı ile davalı işveren arasında imzalanan 29.09.1986 tarihli çıraklık sözleşmesinin mevcut olduğu ve SGK kayıtlarında da, davacının davalı işyerine ilişkin olarak 01.10.1986 tarihli çıraklık işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, yine davacının SGK kayıtlarında Eskişehir Çıraklık Eğitim Merkezinde de 01.01.1987 tarihli çıraklı işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, ayrıca davacının çıraklık eğitiminin 13.10.1986-13.10.1989 arasında sürdüğünün de Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğü belgesinden anlaşıldığı, dinlenen tanıklar da, davacının davalı işyerinde öncesinde çırak olarak çalışmaya başladığını, çıraklık bitiminde de kalfa olarak çalışmasını sürdürdüğünü beyan ettikleri buna göre davacıya ilişkin olarak, davalı işyerinde çıraklık işe giriş bildirgesinin 01.10.1986 tarihinde verilmiş olmasının o tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 79/8. maddesinde düzenlenen Yönetmelik kapsamındaki belgelerin işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü süre, davacı sigortalının, işe giriş bildirgesinin 01.10.1986 tarihinde Kuruma verilmiş olmasından dolayı, davacı için geçerli olmayacağı ve mevcut davanın bu durumdan etkilenmeyeceği tespit edilmiş, (Yargıtay HGK 15.12.2004 tarih ve 2004/21-763 Esas, 2004/713 Karar) davacının da 13.10.1986-13.10.1989 çıraklık döneminde uzun vadeli sigortalı kollarında bulunmadığından dolayı SSK.m.108‟deki düzenleme kapsamında, çıraklık döneminin sigorta başlangıcından sayılmayacağının değerlendirildiği, çıraklık dönemi sonrası çalışmalarının ise dosyada dinlenen tanık beyanlarından davacının çıraklık eğitimi alarak davalı işyerinde çalıştığı, devamında da davalı işyerindeki çalışmasını kalfa olarak sürdürdüğü anlaşılmış olup, bu tespite göre de davacının çıraklık eğitim bitiminden itibaren davalı işyerinde uzun vadeli sigorta kollarına tabii olarak çalıştığı kabul edilerek, davalı işyerinde 14.10.1989-31.12.1989 tarihleri arasındaki çalışması tespit edilmekle; davanın kısmen kabulü ile davacının 14.10.1989-31.12.1989 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet akdine bağlı olarak asgari ücret ile sigortalı sayılacak şekilde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekilleri istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Feri müdahil Kurum vekili; davanın reddinin gerektiğini beyan ile temyiz talebinde bulunmuştur. B.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 3/II-B, 6., 79., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 . maddesi, 14. maddesi, geçici 4. maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunu'nun 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, geçici 4. maddesinde ise Kanun'un 25. maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3.Değerlendirme 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; feri müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- 07.09.1989-31.12.1989 arası dönem arasında davacının davalı iş yerinde geçen çalışmalarının tespitinin talep edildiği eldeki davada; dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler ile 01.03.1970 doğumlu davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde; davacının ilk işe girişinin dava dışı ... sicil numaralı ... isimli iş yerinden yapılmış olduğu, ... ... Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğü kayıtlarından; davacı ile davalı işverenlik arasında imzalanan 29.09.1986 tarihli çıraklık sözleşmesinin yanı sıra, 13.10.1986-13.10.1989 tarihleri arasında davacının çırak olarak Çıraklık Eğitim Merkezinde eğitim gördüğünün anlaşıldığı ve davacı adına davalı iş yerinden 01.10.1986 giriş tarihli kısa vadeli sigorta kollarından verilen çıraklık işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu hususları sabit ise de; yukarıda izah edilen yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatları gereği kısa vadeli sigorta kollarından verilen işe giriş bildirgesinin hak düşürücü süreyi kesmeyeceğinin anlaşılması karşısında; Mahkemece kabul edilen 14.10.1989-31.12.1989 arası dönemin hak düşürücü süreye uğradığı gözetilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b66a7cba0cfe8d10 39502d88efd318cb

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı