Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/14947 E., 2025/6186 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/14947 E., 2025/6186 K. (17.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14947
Karar No
2025/6186
Karar Tarihi
17.04.2025
Konu
Tapu

10. Hukuk Dairesi 2024/14947 E. , 2025/6186 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/547 E., 2024/333 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı asıl; 01.06.1996 tarihinden itibaren ... ilçesi ... hâlinde faaliyet gösteren dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ünvanlı komisyoncuya ürün sattığını, sattığı ürün bedelinden Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığını ancak sigortalık tescili için Kuruma yaptığı başvurulardan sonuç alamadığını ileri sürerek 01.06.1996 tarihi itibari ile Bağ-Kur primi ödediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; 1996/06 dönemine ait tevkifat kesinti listesinde baba adı, doğum tarihi gibi zorunlu bilgiler bulunmadığından kesintinin davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ve 2019/161 Esas, 2020/258 Karar sayılı kararı ile yapılan araştırma neticesinde davacının ... İlçesi nüfusuna kayıtlı olduğu, komisyoncu ...'ın davacının da hazır olduğu duruşmada alınan beyanında dosyada yer alan tevkifat belgeleri ile uyumlu olacak şekilde kendisinin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'de 1983 yılından beri komisyoncu olarak görev yaptığını, davacının çiftçilikle uğraştığını, öncesinde de çobanlık yaptığını, 1990 yılından itibaren şirkete ürün verdiğini belirttiği, bu nedenle davacının davasını ispat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 19.06.1996 tarihli Bağ-Kur prim tevkifatı yapılan müstahsil makbuzunun davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve 2021/898 Esas, 2021/1346 Karar sayılı kararı ile davacının 1996 yılında dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ünvanlı sebze ve meyve komisyoncusuna teslim ettiği ürün bedellerinden 2926 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığı, ... ilçesinde aynı isimde kayıtlı kişi bulunmadığı, şirket yetkilisi ...'ın duruşmadaki beyanında iddiayı doğruladığı, bu nedenle tescile esas prim kesintilerinin davacıya ait olduğunun anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Daire kararı ile "...Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9 ve 10. maddeleri ve 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendidir. 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9.maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir. Anılan Kanun'un 10. maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu Kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin... Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanun'un 3. maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7. maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9. maddenin 1. fıkrasının 5. bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6. maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6. maddenin (ı) bendinde ise Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir. Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır. Dosya kapsamına göre, 06/1996 dönemine ait Bağ-Kur çiftçi primleri tevkifatı listesinde ... adına 19.06.1996 tarihinde tevkifat yapıldığı, davacının geriye dönük tescil talebini içeren 24.11.2015 tarihli başvurusunun Kurumca, tevkifat sorumlusu ... Tic. Ltd. Şti. sebze ve meyve komisyoncusu tarafından verilen tevkifat kesinti listesinde kimlik alt bilgileri belirtilmediği için kesintinin davacıya ait olup omadığının tespit edilmediği, ... Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü’nden gelen yazı cevabına göre ilçe nüfusunda kayıtlı ... adına bir şahsa rastlanmadığının belirtildiği, kesintinin davacıya aidiyeti tespit edilmediğinden talebinin reddedildiği, davacının tescilinin 01.10.2008 tarihinden sağlandığı, kolluk araştırmasında davacının kardeşine ait serada icar yaparak geçimini 25-30 yıldır sağladığı bilgisinin verildiği, davacının ... Ziraat Odasında 23.10.1996 tarihinde başlayan kaydının devam ettiği, komisyoncu tanık beyanına başvurulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gerekmektedir. Mahkemece yapılması gereken iş, Antalya İl ve ... İlçe Nüfus Müdürlüğünde kayıtlı ... olup olmadığı araştırılmalı, kayıt bulunması halinde beyanlarına başvurulmalı, dinlenecek kişilerden tevkifatın aidiyeti hususunda iddiada bulunanların olması halinde dava konusu uyuşmazlığın bu kişilerin de hak alanını ilgilendirmesi nedeniyle onların da davaya dahil edilmesi sağlanarak, aidiyetin kime ait olduğu hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır...." gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin 09.06.2022 tarih ve 2022/237 - 2022/285 E.K. sayılı kararı ile bozma öncesi İlçe Nüfus Müdürlüğü nezdinde inceleme yapıldığı ve ilçede davacı ile aynı ad ve soyadı taşıyan kişi bulunmadığının tespit edildiği, dosyaya sunulan kira sözleşmesi, tapu ve çiftçilik kayıtları incelendiğinde davacının bahsi geçen tarihte ...'da yaşadığı, ...'da tarımla iştigal eden aynı ad ve soyadında başka bir kişi ve ilçede aynı ad ve soyadı taşıyan herhangi bir kişi de bulunmadığı, bozma ilâmında il bazında araştırma yapılması gerektiği belirtilmiş ise de il bazında yapılacak araştırmanın ve çıkacak sonucun davanın esasına bir katkı sağlamayacağı gibi yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceği, Kurumun davacının talebini reddetmesinin sebebinin davacının ilçede yaşamaması olduğu ve ilçe dışında davacı ile aynı ad ve soyadı taşıyan bir kişi olabileceğine ilişkin itirazı bulunmadığı, ürün satın alan kişinin davacının hazır olduğu duruşmada açıkça ürün satan kişinin davacı olduğunu beyan etmesi karşısında yapılacak araştırmanın sonuca etkisi olmayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 1.Direnme kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2023 tarih ve 2022/10-1256 - 2023/913 E.K. sayılı kararı ile ".. 14. Somut olayda davacının, dava dışı ... Tic. Ltd Şti'nin 1996/06 dönemine ait tevkifat listesinde yer alan ... adına 19.06.1996 tarihli yapılan Bağ-Kur prim kesintisinin kendisine ait olduğunu ileri sürerek Tarım Bağ-Kur sigorta başlangıcının düzeltilmesi istemiyle Kuruma yaptığı başvurunun, tevkifat listesindeki kişinin adı ve soyadının olduğu ancak baba adı, doğum yeri ve doğum tarihi gibi alt kimlik bilgilerinin yer almadığından bahisle reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 15. Şu hâlde yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu 1996/06 dönemine ait tevkifat kesintisinin davacıya ait olup olmadığı konusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması ve gerçeğin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu nedenle tevkifat listesinde prim kesintisi yapılan kişi ile davacının aynı kişi olup olmadığının tespiti bakımından Antalya İl ve ... İlçe Nüfus Müdürlüklerinden nüfusa kayıtlı ... adında biri olup olmadığı sorulmalı, kayıt bulunması hâlinde bu kişilerin beyanlarına başvurulmalı, dinlenilecek kişilerden tevkifatın aidiyeti hususunda iddiada bulunan çıkması durumunda uyuşmazlığın bu kişilerin de hak alanını ilgilendirdiği gözetilerek davaya dâhil edilmeleri sağlandıktan sonra tevkifatın kime ait olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanmalıdır. 16. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. 17. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında davacı ile aynı ad ve soyadı taşıyan ... ilçesinde kayıtlı kimsenin olmaması, ziraat oda kaydı ve davacının ikametgahı olan ... ilçesinde tarımsal faaliyette bulunması göz önüne alındığında Antalya İl bazında araştırma yapılmasına gerek olmadığı Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli olduğu, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. " şeklindeki gerekçeyle direnme kararı bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2024 tarih ve 2023/547 - 2024/333 E.K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile ... Tarım Ürünleri Ltd. Şti. 'nin 06/1996 dönemine ait tevkifat listesinde belirtilen ... 19.06.1996 tarih 40.800.000 TL ve 408.000 TL Bağ-Kur prim tevkifatı yapılan müstahsil makbuzunun ... T.C kimlik numaralı davacı ...'ya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tevkifat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı