10. Hukuk Dairesi 2024/14691 E. , 2025/11004 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1003 E., 2024/1436 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/130 E., 2022/16 K. Taraflar arasındaki fiili hizmet süresi zammı nazara alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların faiziyle tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının askeri öğrenci olarak adım attığı Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak ...Emekli Sandığı sicil numarasıyla muvazzaf subay pilot olarak çalıştığı, 15.03.2010 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığı, istifa sonrasında özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığı, Kuruma 31.12.2019 tarihli dilekçesi emekli aylığı bağlanması talebiyle başvuruda bulunulduğu,...Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 15.01.2020/85 5704 tarih ve 51171429/358202 sayılı cevap yazısıyla, davacının 55 yaş şartını yerine getirmediğinden emekli olamayacağı yönünde cevap verildiği, yapılan hesaplama ile verilen cevabın hatalı olduğu gibi yasalara da aykırı olduğu, Emekli Sandığına tabi olanların fiili hizmet zammı uygulamalarının 08.09.1999 tarihinden önce veya sonra işe başlamalarına göre değişiklik gösterdiği, 08.09.1999 tarihinden önce işe başlayanların hak ettikleri fiili hizmet süresi zamlarının tamamının hem sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi, hem de emeklilik yaş haddinden indirilmesi gerektiği iddiasıyla 01.01.2020 tarihinden itibaren emekli aylığının bağlanmasına ve birikmiş aylıkların işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5434 sayılı mülga 32. madde kapsamındaki hizmetlerin 08.09.1999 ve 23.05.2002 tarihlerinde yapılan sigortalılık süresi tespitlerinde bu tarihlere kadar olan mevcut 32. madde kapsamındaki fiili hizmet süresi zamlarının sigortalılık süresine eklendiği, 2008/Ekim ayına kadar geçen 32. madde kapsamındaki fiili hizmet sürelerinin tahsis talep tarihinde sigortalılık süresine eklendiği, sigortalılık süresine ilave bir sınırlandırma bulunmadığı, 2008/Ekim ayına kadar geçen 32. madde kapsamındaki fiili hizmet süresi zamlarından dolayı prim ödeme gün sayısına eklenecek azami sürenin yapılan işin niteliğine göre 5 veya 8 yıl olduğu, davacının 506 sayılı Kanun'a göre emekli olmak istediğinden 32. madde kapsamındaki hizmetlerin sigortalılık süresine ve prim ödeme gün sayısına ilave edilmekte olduğu emeklilik yaşından düşürüleceğine dair bir hüküm bulunmadığından yaştan düşülmediği ve sigortalının 51 yaşı olmadığından dosyasının işlemden kaldırıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; 5434 sayılı Kanun'daki fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun'daki itibari hizmetin karşılığı olduğu, buna bağlı olarak 5434 sayılı Kanun fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri durumunda sigortalılık süresine eklenmesi ve yaş haddinden de indirilmesi gerekeceği, 2829 sayılı Kanun gereği 15.10.1990 - 14.03.2010 tarihleri arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri 4/a kapsamındaki hizmetleriyle birleştirilen davacının fiili hizmet zammı sürelerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5, 6 ve 39. maddeleri kapsamında itibari hizmet kabul edilerek yaş haddinden de indirilmesinin mümkün olduğu, bu bağlamda davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.10.1990 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 15 gün geriye götürüldüğünde 30.11.1986 tarihi olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesinin B/c bentlerine istinaden emeklilik şartlarının 24.11.1986 – 23.05.1988 tarihleri arasında işe başlayan erkek sigortalılar bakımından 25 yıl sigortalılık süresi, 5375 gün prim ödeme şartı ve 50 yaş olduğunun hususu da dikkate alındığında, 16.09.1972 doğumlu olan davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle, doğum tarihinin 01.11.1968 tarihi olarak kabul edilebileceği, 50 yaşını ise 01.11.2018 tarihinde doldurmuş olacağından, sigortalılık başlangıcının 30.11.1986 tarihi olmasına göre 25 yıllık sigortalılık süresini 2011 yılında doldurmuş olduğu ve yine 5375 gün prim ödeme gün sayısı şartını toplam 11.799 prim ödeme gün sayısı bulunmasına göre tamamlamış olacağı anlaşıldığından fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle 50 yaşını doldurduğu 01.11.2018 tarihi itibariyle emeklilik şartlarını tamamladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01.01.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve davacıya 01.01.2020 tarihinden itibaren bağlanacak yaşlılık aylıklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetlerin birleştirilmesi sonrasında 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları değerlendirilirken davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet müddeti zammının emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılması ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesi uyarınca yaş haddinden indirilmesi gerekmekte ise de tahsis koşullarından olan sigortalılık süresi yönünden sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması suretiyle sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürecek şekilde ek bir sigortalılık süresine imkân vermesinin mümkün olmadığı,16.09.1972 doğumlu davacının 15.10.1990 - 14.03.2010 tarihleri arasında 19 yıl 5 ay (6840 gün) 4/1-c bendi kapsamında, 07.06.2010 - 30.11.2019 tarihleri arasında 3414 gün 4/1-a bendi kapsamında hizmeti, 5434 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri gereğince 3 yıl 10 ay 15 gün (1395 gün) fiili hizmet zammı (FHZ) bulunduğu, 31.12.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davacının 18 yaşını 16.09.1990 tarihinde ikmal ettiği, ilk defa sigortaya tabi olduğu 15.10.1990 tarihine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 gün prim ödemesi halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı; bu kapsamda sigortalılık süresi ve prim gün sayısı bakımından koşullara sahip olduğu noktasında bir uyuşmazlık bulunmadığı; sigortalının 52 yaşı 16.09.2024 tarihinde doldurduğu ancak 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesine göre 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı kadar geri gidilmesi halinde 01.11.2020 tarihinde aylık koşullarının oluştuğu ve takip eden ay başı 01.12.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı kabul edilerek bu yönde karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde 01.01.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 4. İş Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli, 2020/130 Esas, 2022/16 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.12.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesi gözetilerek işleyecek yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açılmasının ardından 926 sayılı Kanuna eklenen Geçici madde 98 madde kapsamında muvazzaf subay olarak nasbedildiği ve davanın konusuz kaldığı ve davanın açılmasına neden olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fiili hizmet süresi zammı nazara alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların faiziyle tahsiline ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 37c877911e4f3ffb a73e11aaf6a8e276