10. Hukuk Dairesi 2024/14601 E. , 2025/12825 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2805 E., 2022/179 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize İş Mahkemesi SAYISI : 2015/12 E., 2021/286 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Site Yöneticiliği iş yerinde 01.04.1998 tarihinde çalışmaya başladığını, 15.02.2007 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, işveren tarafından işe giriş bildirgesinin verildiğini, prim ödemekten kaçınmak için sigortalı gösterilmediğini, müvekkilinin her yıl tam çalışmasına rağmen 1998 yılında 270 gün, 1999 yılında 177 gün, 2000 yılında 150 gün, 2001 yılında 170 gün, 2002 yılında 167 gün, 2003 yılında 155 gün, 2004 yılında 124 gün, 2005 yılında 150 gün, 2006 yılında 134 gün ve 2007 yılında 1 gün sigortalı olarak gösterildiğini, bu duruma ilişkin olarak ... İl Müdürlüğüne başvurulduğunu, davacının kesintisiz olarak çalışmasına rağmen sigortalı çalışmalarının eksik bildirildiğini beyanla davacının davalı iş yerinde 01.04.19 98... .02.2007 tarihleri arasında kesintisiz hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP 1- Davalı ... Yöneticiliği cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen iddiaları kabul etmediklerini, davacının çalıştığı sürelerin Kuruma bildirildiğini, davacının 2005 yılında ... Bağ-Kur numarası ile sigortalı olduğunu, bu durumun davacının iş yerinde devamlı çalışmadığını açık ve net olarak gösterdiğini beyanla davanın reddini istemiştir. 2- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının işe giriş bildirgesine uygun olarak sigortalı çalışmalarının bildirildiğini, sigortalının çalışmalarının yazılı belgelerle belli olduğunu, aksinin aynı değerde belge ile kanıtlanması gerektiğini, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğini ve özenle araştırılmasını, tanıkların bordroda kayıtlı olan veya iş yeri komşularından iş yerini bilen tanık anlatımlarına başvurulması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan davanın kabulü ile davacının, ... sicil no.lu davalı ... Apartmanı Yönetim Kurulu Başkanlığı adlı iş yerinde 01.04.1998 - 15.02.2007 tarihleri arasında hizmet akdi ile kesintisiz olarak kapıcı sıfatıyla çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili ve fer'i müdahil ... Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın hizmet tespitine ilişkin olduğunu ve kamusal mahiyeti gereği detaylı bir şekilde araştırma yapılması gerektiğini, Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu, davalı ... ve komşu iş yeri ile çevre araştırmasının tam ve eksiksiz yapılmadığını, davacının yaptığı işin niteliğinin tam olarak belirlenemediğini, her ne kadar Mahkemece davacının kalorifer yaktığı, çevre temizliği yaptığı vb. işler yaptığı belirtilerek hesaplama yapılmış olsa da davacının belirtilen işlerin tamamını tam ve eksiksiz olarak yaptığı hususunun gerçeklerle bağdaşmadığını, bu konuda yapılan araştırmanın eksik ve hatalı olduğunu, özellikle tanık araştırması yapıldığında davacının yapmış olduğu işin niteliğinin daha açıklayıcı biçimde belirlenebileceğini beyan etmektedir. 2- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının, talebini çalıştığı süre boyunca davalı Kuruma bildirmediğini, davacının iddia ettiği mağduriyet söz konusu olsa bile davacının talebi düşünüldüğünde davalı Kurumun re’sen harekete geçerek işlem tesisi ya da bu konuda davalıyı denetleme görevinin bulunmadığını, davanın hizmet tespiti davası niteliği olduğunu, kamu düzenine ilişkin olan işbu davada gerekli araştırmanın yapılmadığını, çalışma olgusunun sadece tanık beyanlarına dayandırılması durumunda, çalışmanın konusu, sürekli mi, kesintili mi, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken, bunların inandırıcılığı üzerinde durulması, verdikleri bilgilere nasıl vakıf olduklarının düşünülmesi ve tanıkların buna göre ifadelerinin alınması gerektiğini, Mahkemenin soyut tanık beyanlarına dayanarak hükmünü verdiğini, tanık beyanlarının birbiriyle çeliştiğini, bu çelişkinin giderilmediğini, bu yönden kararın hatalı olduğunu, Kurum kayıtları ile çelişen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının yaptığı işin niteliğinin tam olarak belirlenemediğini, her ne kadar Mahkemece davacının kalorifer yaktığı, çevre temizliği yaptığı vb. işler yaptığı belirtilerek hesaplama yapılmış olsa da davacının belirtilen işlerin tamamını tam ve eksiksiz olarak yaptığı hususunun gerçeklerle bağdaşmadığını, bu konuda yapılan araştırmanın eksik ve hatalı olduğunu, özellikle tanık araştırması yapıldığında davacının yapmış olduğu işin niteliğinin daha açıklayıcı biçimde belirlenebileceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.04.19 98... .02.2007 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63. maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63. madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir. İnceleme konusu eldeki davada, davacının davalı işverenler nezdinde 01.04.19 98... .02.2007 tarihleri arasında kapıcı olarak çalışma iddiası hakkında Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının davalı apartmanda oturması karşısında, özel hayat ile çalışma hayatının içe içe olduğu gözetildiğinde davacının davalı işyerinde kapıcı olarak kısmi zamanlı çalışıp çalışmadığına yönelik araştırma yeterli değildir. Davacının kapıcılık yaptığını iddia ettiği, davalı işyeri iki blok halinde olup, kendisinin davalı ... nezdinde kalorifer yakma, apartman temizliği, çöp toplama hizmetlerini yerine getirdiği anlaşılmakla kaloriferlerin yakıldığı dönemlerde davacının ayda 30 gün çalıştığına dair tespit yerinde ise de; kaloriferlerin yandığı dönemlerin dışındaki sürelerde de davacının tam zamanlı çalıştığına dair kurulan tespit hükmü hatalıdır. Bu doğrultuda re'sen araştırma ilkesi gereğince davacının kısmi zamanlı çalışma hususunun irdelenmesi gerektiği; dosya kapsamına kazandırılan 08.03.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davacının kalorifer yakma görevi dışında apartman temizliği ve çöp toplama işleri için ne kadar zaman harcadığı, günde kaç saat hizmet verdiği, haftalık ve aylık çalışma sürelerinin belirlendiği ve buna göre 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiği nazara alınarak uyuşmazlık konusu dönem yönünden çalışma sürelerinin tespit edildiği, buna göre Mahkemece davacı adına davalı Kuruma bildirilen sürelerinin dışlanması suretiyle kaloriferlerin yanmadığı dönemde kısmi çalışmanın kabulü gerekirken; tanıklardan ... ile ...'ın beyanları ve davacının devamlı olarak sitede ikamet etmesi gerekçeleriyle davacının davalı apartmanda tam zamanlı olarak çalıştığı yönünde verilen kabul kararı usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.