10. Hukuk Dairesi 2024/13325 E. , 2025/2490 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk DairesiSAYISI : 2023/2427 E., 2024/1377 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ünye 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : 2020/525 E., 2023/378 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin murisi ...'nun, ortak olarak seyyar manavlık ve hâlcilik yapan davalı ... ile ...’ya ait iş ve iş yerlerinde 20.08.2007 tarihi ile 27.11.2014 tarihleri arasında çalıştığını, muris ...'nun, 20.08.2007 tarihi ile 15.09.2011 tarihleri arasında davalılara ait iş yerinde balık sezonları hariç, yani her yılın dokuzuncu ayının on beşinden başlayıp sonraki yılın Mart ayının başına kadar hep çalıştığını, 01.03.2011 tarihi ile 27.11.2014 tarihleri arasında da kesintisiz olarak sürekli çalıştığını, muris ...'nun, işbu davalı işverenlerin sebze-meyve sattığı işyerlerinde çalıştığı gibi işverenlere ait araçlarla sürekli şehir dışından sebze-meyve satın almaya da gittiğini, murisin, 27.11.2014 günü davalı işverenlerden ...’ya ait .... plakalı araç ile Adana’ya mandalina almaya giderken geçirmiş olduğu trafik kazasında vefat ettiğini, davalı işverenlerin, davacının çalışmasına rağmen çalışma günlerini davalı Kuruma hiç bildirilmediklerini, murisin en son almış olduğu aylık ücretinin net 1.200,00 TL olduğunu, murisin, davalı işverenlere ait iş yerinde çalıştığına dair tanıkları olduğunu, yine dilekçe ekinde davalı işverenlere ait makbuz ve faturalar ile birlikte murisin şehir dışından sebze ve meyve satın almış kişilerin isimleri ve telefon numaralarını gösterir notların da mevcut olduğunu, ayrıca murisin vefatına neden alan trafik kazasının davalı işverenlerden ...’ya ait ... plakalı araç ile yapmasının da murisin, davalı işverenlerin isçisi olduğunu göstermekte olduğunu beyan ederek, muris ...’nun 20.08.2007 tarihinde davalı işverenlere ait iş yerinde işe başladığının tespitine, muris ...’nun; 20.08.2007 - 15.09.2007, 01.03.2008-15.09.2008, 01.03.2009-15.09.2009, 01.03.2010-15.09.2010, 01.03.2011-27.11.2014 tarihleri arasında davalı işverenlere ait iş ve iş yerlerinde hizmetinin tespitine ve muris ...’nun son aylık net ücretinin 1.200,00 TL olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; açılan davanın hukuki bir dayanağının olmadığını, muris ile davalı müvekkili arasında İs Kanunu 8 md. de tanımlandığı şekilde bir iş sözleşmesinin hiç bir zaman kurulmadığını, müvekkili ile murisi arasında hiçbir zaman bu tanımı karşılayan bir iş ilişkisi olmadığını, müvekkilinin 2001 yılından bu yana basit vergi usulüne tabi bîr esnaf olduğunu, yaptığı işin de el arabası ile meyve sebze kestane satmak olduğunu, daha öncesinde kendisinin de sigortalı işçi olarak çalışmakta olduğunu, tarafların 2001 yılından bu yana tanışmakta olduğunu, hatta ölen murisin müvekkilinin çok yakın samimi arkadaşı olduğunu, murisin ölmeden yaklaşık iki yıl kadar önce, müvekkilinin, muris ve ... ... isimli üçüncü kişi ile birlikte, ortaya eşit miktarda para koyarak bunu sermaye yaptıklarını, Zonguldak iline giderek orada köylerden kestane topladıklarını, müvekkilinin, toplanan kestaneleri Ünye'ye nakil ettirdiğini, üçüncü ortak ... de bu kestaneleri satttığını, daha sonra elde edilen karın üçe bölünerek paylaştırıldığını, yani tarafların bir çeşit ortakçılık yaptıklarını, İş Kanunu'nda tanımlandığı şekilde murisin iş görmediğini, müvekkil de ona ücret ödemediğini, bu iş ilişkisine ilişkin, murisin kendi el yazısı ile müvekkilden almış olduğu paraları gösteren defteri delil olarak sunduklarını, bu defterde yazılı ücretlerin miktarının incelendiğinde aldığı paraların ortaklık karşılığı olduğunun anlaşılacağını, bunun haricinde aralarında İş Kanunu'nda tanımlandığı şekilde herhangi bir iş ilişkisi olmadığını, murisin benzer şekilde ortaklık işini, dava dilekçesinde tanık olarak gösterilen ... ile de yaptığını, ancak daha sonra anlaşamadıkları için devam etmediklerini, isbu davanın murisin emeklilik hakkı kazanması amacıyla gerçek olmayan vakıalara dayanılarak açıldığını, murisin vefat etmiş olduğu trafik kazası ile müvekkilinin hiç bir ilgisinin bulunmadığını, murisin o araçta iş için değil tamamen gezme amacı ile bulunduğunu, müvekkilinin, murisin bu araçta niye bulunduğunu, niye gittiği konusunda bilgisinin olmadığını beyan ederek gerçek olmayan vakıalara dayanılarak açılan ve bu nedenle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesi ile özetle; dava dilekçesi ile davalıların murisi ...'nun kendisinin ve diğer davalının yanında çalıştığından bahisle sigortalılığın tespiti davası açıldığını, ancak dava dilekçesinde yazılan iddiaların hiçbirinin gerçek olmadığını, kendisinin sebze meyve alım satımı işi yapmakta olduğunu ve bununla ilgili olarak gerçek usulde vergiye tabi mükellef olduğunu, ... şahsı işlerine yardımcı olması için yanında sigortalı işçi olarak çalıştırmakta olduğunu, ...'ın kendi yanında üç yıldır çalışmakta olduğunu, davacıların murisi ... 'nu ölmeden önceki üç yıldan beri diğer davalı ... dolayısıyla tanıdığını, muris ...ile çok yakın arkadaş olduklarını, yine ...'nun daha önce davalı ... ile bir kere kar ortaklığı da yaptıklarını, yani birlikte mal alıp-satıp karını paylaştıklarını, ancak kendisi ile herhangi bir şekilde ticari bir ilişkisinin olmadığını, yani bir kar ortaklığı şeklinde dahi çalışmadığını, yine kendisine herhangi bir ücret karşılığında bir hizmet gördürmediğini, aralarında İş Kanunu anlamında bir iş sözleşmesinin hiçbir zaman kurulmadığını, bu nedenle hakkında açılan davayı kabul etmediğini, murisin kendisinin sahibi olduğu haldeki dükkanda çalıştığı iddia edildiğini, oysa ki kendisinin hale 2015 Nisan ayı içinde dükkan açtığını, daha öncesinde ise pazarlarda seyyar olarak satış yapmakta olduğunu, bu dönemde de yine ... ile aralarında bîr iş ilişkisi olmadığını, murisin, vefat ettiği trafik kazasında bulunduğu aracın kendisinin aracı olduğunu, acak ...'nın bu araçta niçin bulunduğunu bilmediğini, gezmek için .... ile birlikte gittiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Fer'i müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Kurumlarına bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenilen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde açılması gerektiğini, 506 s. SSK. m. 79/8 ve 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin 9. fıkrasına göre, aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınacağını, kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere hizmet tespit davalarının açılabilmesine ilişkin olarak hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıllık bir sürenin öngörüldüğünü, söz konusu beş yıllık sürenin hak düşürücü bir süre olduğunu, müvekkiline, Kurumca husumet yaratılmadığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, bu nedenle her halükarda vekalet ücretinden ve Mahkeme masrafından sorumlu tutulmaması gerektiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; her ne kadar davacı tarafça muris ...'nun, ortak olarak seyyar manavlık ve hâlcilik yapan davalı ... ile ...’ya ait iş ve iş yerlerinde 20.08.2007 tarihi ile 27.11.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespit edilmesi talep edilmiş ise de Mahkemece dinlenen taraf ve bordro tanıkları ile komşu iş yeri tanıklarının beyanları ile dosyaya celp olunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'ın seyyar pazarcılık, davalı ...'nın ise sebze meyve toptancılığı yaptıkları, Ünye Belediye Başkanlığında gelen cevabi yazıda davalıların seyyar pazarcı sicil kaydı ile çarşamba, perşembe ve cumartesi günleri farklı semt pazarlarında sebze meyve ürünleri sattıkları, her iki davalının sicillerinin, adres, peron ve pazardaki satış yaptıkları yerlerin metrekarelerinin farklı olduğunun bildirildiği, muris ...'nun davalılar ile kar ortaklığı suretiyle çalıştığı, ortak olarak satılan ürünlerin hasılatını paylaştıkları, davacı tarafça, davalılar arasında mevcut bir ortaklık olup olmadığı, murisin davalılara ait varsa bir ortaklık nezdinde yahut ayrı ayrı hangi dönemlerde ne kadar ücretle çalıştığı hususlarında hiçbir kuşku ve duraksamaya yer olmayacak şekilde ispat sağlanamadığı, uyuşmazlık konusu dönemde hizmet akdinin bağımlılık, zaman ve ücret unsurlarının somut olayda söz konusu olmadığı ve davacı ile davalılar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, tanık beyanlarının davasını doğruladığını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık konusu; hizmet ve prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir. 1-Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” 2-Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, iş yeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 3-İncelenen dosyada; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiş ise de verilen karar eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır. Davacıların murisi ...'nun çalıştığını iddia ettiği iş yerinin bağlı bulunduğu belediye başkanlığı ve emniyet müdürlüğünden sorularak iş yerine ait faaliyet konusu ve faaliyet başlangıcın ve bitimine ilişkin tüm bilgi ve belgeler celp edilmeli, vergi dairesinden denetim raporları ve yoklama fişleri celp edilmeli, devamlı suretle gelen müşteriler davacılardan sorularak tespit edilip beyanları alınmalı, ...'nın çalışırken geçirdiği iddia edilen kazaya ilişkin Ünye Ağır Ceza Mahkemesi 2015/81 Esas sayılı dosyası celbedilerek tutanakları irdelenmeli, davacıların murisi ile davalılar arasında ortaklık durumu olup olmadığına ilişkin tanık beyanları arasındaki çelişkinin varlığı gözetilerek bu husus açıklığa kavuşturulmalı, ayrıca talep tarihleri içerisinde dava dışı iş yerlerinden yapılan bildirimlerin iptallerine ilişkin beyanlar alınıp böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacılar murisinin gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır. Anılan madde ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 4-6552 sayılı Kanun'un 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64. maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine eklenen 4. fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma re'sen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi Kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Eldeki davanın, 22.12.2015 tarihinde açıldığı ve hizmet ve prime esas kazançların tespiti istemine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesince kararında Sosyal Güvenlik Kurumunun usule aykırı olarak davalı sıfatı ile yer aldığı ve hüküm fıkrasında lehine vekalet ücreti hükmedildiği anlaşılmaktadır. Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 05aa7ab32f6cd43d 34bd77401022a0b3