Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/12612 E., 2025/1815 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12612 E., 2025/1815 K. (12.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12612
Karar No
2025/1815
Karar Tarihi
12.02.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/12612 E. , 2025/1815 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/201 E., 2024/526 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalı ...'e ait ... Cad. No: 73 ... .../İstanbul Adresinde Bulunan yalısında ev hizmetlisi olarak 01.06.1996- 08.12.2010 tarihleri arasında son olarak aylık net 1000 TL ücretle çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının gerektiği zaman telefonla çağrılmak suretiyle gündelik temizlik işlerini yapmaya gelen bir kimse olduğunu, bu nedenle kendisine herhangi bir ad altında aylık ücret ödenmediğini ve bu şekilde çalışan bir kimse için müvekkilinin SGK ya bildirim zorunluluğunun bulunmadığını ve davacının davasının kötüniyetli bir dava olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarında .... adına bir işyeri kaydına rastlanılmadığını, işyerinin varlığının ve 506 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğinin araştırılması ve davacının hizmet akdiyle davalı işverene bağlı olarak fiilen çalıştığını, ödenen ücretin somut delillerle ispatlanması ile çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusunun titizlikle araştırılmasını ve Kurumun resmi kayıtlarının incelenmesini, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.03.2019 tarihli 2016/72 Esas 2019/73 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararına karşı davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Dairenin 11.06.2020 tarihli ve 2019/5078 Esas, 2020/3170 Karar sayılı ilamında; davacının dava dilekçesinde uzun bir süreye ilişkin olarak ev hizmetlerinde sürekli çalıştığından bahisle sigortalı olduğunun tespitini talep ettiği, davalıların davacının çalışmasının sürekli olmadığı yönünde itirazda bulundukları, ancak davacının 05.08.2011 tarihli duruşmada alınan ifadesinde bir dönem haftada 4 gün, bir dönem de haftada 3 gün çalıştığına dair beyanda bulunduğu görülmekle; Dairemiz bozma ilamında belirtilen hususların mülga 506 sayılı Kanun'un 3.maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 6. ve ek 9. maddesi kapsamında irdelenmemesi, özellikle davacının 05.08.2011 tarihli duruşmadaki beyanının nazara alınmamasının, kabule göre de davacının 2001 yılı Temmuz ayında rahatsızlığından dolayı bir ay süre ile işe gelmediğine dair davalı tarafından imzalanan ve davalının da imzasını inkar etmediği yazının varlığı karşısında, 2001 yılı Temmuz ayındaki bir aylık sürenin tespit edilen süreden dışlanmamasının hatalı olduğu gerekçesine dayalı olarak karar bozulmuştur. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının davalı ... nezdinde hizmet akdi ile 01.08.2001-30.11.2010 tarihleri arasında ayda 8 gün, 01.12.2010 - 08.12.2010 tarihleri arasında 2 gün, dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreye uğradığını, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Öte yandan uyuşmazlığın çözümü için ev hizmetlerinde çalışanlar yönünden mevzuatın incelenmesi gerekmektedir. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 3. maddesi sigortalı sayılmayanları düzenlemiş ve Kanun'un 3. maddesinin I/D bendinde, ev hizmetlerinde çalışanların tamamı sigorta kapsamı dışında tutulmuştur. Başlangıçta ev hizmetlerinde sürekli veya süreksiz çalışanların tümü 506 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuş iken 506 sayılı Kanun’un mülga 3. maddesinin 1/D bendinde 11.08.1977 tarihli 2100 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli çalışanlar sosyal sigorta kapsamına dahil edilerek, sigortalı sayılmışlardır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda ise sigortalı sayılmayanlar 6. maddede de düzenlenmiş olup, 6. maddenin c bendine göre “Ev hizmetlerinde süreksiz olarak çalışanlar ile ev hizmetlerinde hizmet akdi ile sürekli çalışmasına rağmen, haftalık çalışma sürelerinin 4857 sayılı İş Kanunu'nda belirtilen sürelerden az olması nedeniyle, aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar” sigortalı sayılmamış iken 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin c bendi “Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiştir. Ancak, 6552 sayılı Kanun’un 55. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a "ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı" başlıklı ek 9. madde ilave edilmiş ve bu düzenleme 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna parelel olarak 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun sigortalı sayılmayanları düzenleyen 6. maddesinin c bendinde yer alan “(ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” ibaresi “(Kanun'un ek 9. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik de 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yeni düzenleme çerçevesinde ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan çalışanlar, Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır. Ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için ise kanunda belirtilen oranda iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenmesi gerekmektedir. Bu düzenleme 10 günden az çalışanları uzun vadeli sigorta kolları bakımından kapsam dışı bırakmaktadır. (TBB Dergisi 2015 (120) A. Eda Manav) Diğer yandan, 5510 sayılı Kanun'unda 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce verilen Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280 E., 2014/65 K. sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir; "...İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun. 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanun'ların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir. Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır. Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesi uyarınca: “Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar. D) (Değişik: 11.8.1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…” Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca; “…bu Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; …c) (Değişik: 17.4.2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4. ve 5. maddelere göre sigortalı sayılmaz.”. Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir. Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanun'ların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar. Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir. Buna göre, diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 506 veya 5510 sayılı Kanun'larda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1. maddeleri uyarınca, İş Kanun'ları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır. Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz. ... Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir... Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir ... Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır. Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır. Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır..." Davacının davalıya ait ev hizmetleri iş yerinde 01.06.1996-08.12.2010 tarihleri arasında en son aylık net 1.000,00 TL ücretle çalışmalarının tespitini istediği eldeki davada, Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası kararında; davacının 01.08.2001-08.12.2010 tarihleri arasında haftada 2 gün süreyle, davalı iş yerinde ev hizmetlerinde çalıştığı kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, işbu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmemiştir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca, ev hizmetlerindeki çalışmaların sigortalılık kapsamında değerlendirilebilmesi için süreklilik koşulu aranmakta olup Yargıtayın Yerleşik Kararlarında, süreklilik olgusunun tespiti için çalışmanın yoğunluğu ve devamlılık arz etmesi üzerinde durulmuştur. Çalışma yoğunluğunun, haftanın en az yarısı kadar gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmiştir. Böylece haftanın en az üç gününü ev hizmetinde çalışanlar bu yoğunluğu sağlamış olacaklardır. Ayrıca çalışmanın belirli bir süre düzenlilik arz etmesi de gereklidir. Yani ev işlerinde haftanın üç gününden az çalışma hâli ile çalışmanın düzenlilik arz etmemesi hâllerinde (belirsiz aralıklarla yapılıyorsa, çağrı üzerine yapılıyorsa v.b) çalışma süreksiz sayılacak ve sigortalı çalışma niteliği kazanmayacaktır. Bu haliyle eldeki davada, Mahkemenin kabulüne konu davacının haftada 2 günlük çalışmasının kendisine sigortalılık niteliği kazandırmayacağı gözetilmeksizin, davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı