Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/12556 E., 2025/10695 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12556 E., 2025/10695 K. (26.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12556
Karar No
2025/10695
Karar Tarihi
26.06.2025
Konu
Tazminat, Miras, Tam Yargı

10. Hukuk Dairesi 2024/12556 E. , 2025/10695 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/401 E., 2022/2515 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2020/55 E., 2020/26 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ... Belediyesi ile ... Bankası vekilinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davalı ...'nın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkillerinin mirasçısı ... ... 06.07.2013 günü saat 19:30-20:00 sularında ... Belediyesine ait ve davalı ...Ş. tarafından projelendirilen ve inşaa edilen .... ... .... Evleri karşısında arıtma tesisinde gazdan etkilenerek arkadaşları .... ... ve ... ... ile birlikte metan gazından zehirlenerek vefat ettiğini, olay sırasında davalı Kurumun donanımlı kurtarma ekibi bulundurmadığını ve bu kişilerin gönüllü mahalle halkı ve ilçe sakinleri tarafından kuyudan çıkarıldıklarını, olayın meydana geldiği tesiste gaz birikmesini engelleyici havalandırma sisteminin bulunmadığını ve bu nedenle davalıların asli ve tam kusurlu olduklarını, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/4964 soruşturma sayılı dosyasında, olay yeri inceleme tutanağı ve bilirkişi İncelemesinde arıtma tesisinin olay günü mevcut durumuna ilişkin tespitler ve ... ... ... mn ve daha sonra olay yerine gelen bir çok kişinin gazdan etkilenmesi ve hatta hayatını kaybetmesi bu durumu açıkladığını, davalı ... belediyesinin çalışanlarına arıtma tesisinin temizliği ve bakımı hususunda eğitim vermediğini, bunun yanında çalışanlara 10 metre derinliğinde bulunan yeraltı arıtım tesisinin bakımı ve temizliğinde gerekli ekipmanları da sağlamadığını, ... Belediyesinin ... ... düştüğü olay sonrasında olaya müdahale edebilecek tam donanımlı ve işinde uzman kurtarma ekiplerini temin edemediğini, müvekkilinin eşi .... ev hanımı olduğunu, diğer müvekkilleri ... ve ... öğrenci olduklarını ve geçimlerini ... Belediyesi Kurumundan alınan maaş ile sağladıklarını, başkaca gelirlerinin bulunmadığını, müvekkillerinin murisinin aylık ortalama gelirinin 4.500,00 TL civarında olduğunu, müvekkillerinin kaza sonrasında derin üzüntü yaşadıklarını, müvekkili .... yaşamış olduğu bu travmadan ancak psikolojik tedavi ile kurtulabilecek nitelikte üzüntü yaşadığını ve tedavi gördüğünü belirterek davalıların kusurlu eylemi neticesinde müvekkillerinden oluşan maddî ve manevi zararların tahsili île İleride tahsil kabiliyetinin tehlikeye girmemesi ve müvekkilde oluşan zararların büyümesini engellemek amacıyla davalılara ait gayrı menkuller İle menkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama sırasında düzenlenecek bilirkişi raporları ile tespit edilecek miktarlar karşısında arttırılmak suretiyle ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik müvekkil ... için 100.000,00 TL ... ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ayrı ayrı olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkillerinin maruz kaldığı ve kalacağı manevi ızdırap ve acının giderilmesi için müvekkil ... için 350.000,00 TL, ... ... için 300.000,00 TL, ... için 300.000,00 TL ayrı ayn olmak üzere toplam 950.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini ... için 216.803,47 TL'ye, manevi tazminat talebini ... için 350.000,00 TL, ... için 300.000,00 TL'ye ve ... için 300.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili ... 2.İş Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; davada bankaya karşı husumet yöneltilemeyeceğini, müteveffanın bağlı olduğu iş akdinin tarafı olmadığını, müteveffanın diğer davalı ... Belediyesinin işçisi olduğunu ve iş sözleşmesinin de Belediye ile ... arasında olduğunu, ... kanalizasyon inşaatı işinin .... İnş. Taah. Proje Müş. İth. İhr. Tem. Ltd. Şti.'ye ihale edilerek yaptırıldığını ve insaatın bitimini takiben 02.05.2013 tarihinde geçici kabulü yapılarak işletilmek üzere tesis sahibi olan ... Belediyesine teslim edildiğini, olayın işletme esaslarına uygun hareket edilmediğinden ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmadığından meydana geldiği açık olmakla birlikte, yapım ve proje aşamalarına ilişkin bir sorumluluktan bahsedilecek olsa dahi bu sorumluluğun müvekkil bankaya yüklenemeyceğini, bankaya herhangi bir kusur ve sorumlukulğun izafe edilemeyeceğini, ihale makamı olan müvekkil banka aleyhine açılması olan davanın usul ve yasaya aykırı olduğnu, bu nedenle öncelikle davanın bu yönden reddini, terfi merkezlerinin inşaasında ... İnş. Taah. Prj. Müş. İth. İhr. Tem. Ltd. Şti.'ye ihale edilerek yaptırıldığını, kanalizasyon şebekesinin projesinin ise ... Müh. İnş. Tic. Ltd. Şti. ile ... İnş. Tic. ve San. A.Ş.'ye ihale edildiğini, söz konusu şirketlere davanın ihbar edilmesini, kazanın oluş nedeninin proje ve uygulama hatası deği işletme hatası ve tedbirsizliğinden kaynaklandığını, müvekkil bankanın işletme ile ilgili herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmadığını, işletmenin ne şekilde yapıldığnıı, işletme sırasında gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının bilinmediğini, müvekkil bankanın işletme yapmadığını, belediye üzerinde de herhangi bir denetim yetkisinin olmadığını, davanın banka yönünden dava konusu olayda taraf olmaması ve ... ile sözleşmesel veya hukuki herhangi bir ilişkisinin bulunmaması nedeniyle husumetten reddini, davanın ilgisi nedeniyle unvanları ve açık adresleri bildirilen taraflara ihbarını, banka aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili ... 2 İş Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; ... 2. İş Mahkemesinin davada yetkili olmadığını, açılan davalının ... 1. Asliye Hukuk ( İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesine gönderilmediği gerektiğini, ... Belediyesi'nin davada taraf ehliyetinin bulunmadığını, davanın ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine (ASKİ) yöneltilmesini, olayın meydana geldiği tesisin kanalizasyon hizmetleri kapsamında ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine devredildiğini, dava konusu tazminat talebinin dayanağını oluşturan su, kanalizasyon ve itfaiye hizmetlerinin devreldimiş olması bu hizmetlerden kaynaklanan tüm alacak ve borçların da ... Büyükşehir Belediyesi ve ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine devreldiğini ve davanın da ... Büyükşehir Belediyesi ve ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine yöneltilmesini, davanın ... Belediyesi yönünden husumet nedeniyle reddini, müvekkil idareye yöneltilen tüm kusur iddialarının işisel kusur niteliğinde olmadığını, hizmet kusurundan kaynaklanan tazminat davalarının tam yargı davası şeklinde idari mahkemelerde açılmasını, arıtma tesisi ve terfi istasyonlarının gerek projelendirilmesinde ve gerekse imalatında tesiste gaz birikmesini önleyecek veya birikmiş gazların dışarı atılmasını sağlayacak havalandırma vb.sistemlerinin projelendirilmemesi veya imalatının yapılmaması diğer davalı ...'nın kusur ve ihmali olduğunu, ... Belediyesinin herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığını, itfaiye biriminde çalışan ... ... gerekli eğitimlerin verildiğini, müteveffanın olay sırasında teknik ekipmanını takarak kuyuya oksijen tüpü ve maskesi ile girdiğini ancak bunları çıkararak diğer kazazedelere kullandırdığını, bu durumda diğer işçilere kullandırmak için yeni oksijen tüpü ve maske istemesi gerektiğini olayda davacıların murisinin kusurlu olduğunu, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, usul ve yasaya aykırı haksız ve yersiz davanın reddini, görev ve husumet itirazlarının kabulünü, görev ve husumet yönünden davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; muris ... .. eylemi ile müvekkilinin eylemi arasında bağlantı bulunmadığını, asıl kusurun ... ... ait olduğunu, ... ... oksijen maskesini çıkararak diğer arkadaşına yardım etmeye çalıştığını, müvekkilinin ... Belediyesinde işçi olarak çalışan ve 08.04.2010 tarihli yazılı ile sorumlu olarak görevlendirilen bir kimse olduğunu, teknik eleman olmadığını, kusur olarak belirtilen hiçbir alanda yetkisinin bulunmadığını, buna rağmen gaz maskesi ihtiyacı olduğunu amiri pozisyonunda bulunan Alt Yapı Amir Yardımcısı ... ... ve Su ve Kanalizasyon İşleri vekili ... ... ilettiğini ve 3 adet gaz ölçüm cihazı satın alınmasını talep ettiğini ancak bu cihazların temininin mümkün olmadığını, sorumlu olarak görevlendirildiği halde hiçbir eğitimin verilmediğini beyan ederek davan��n reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İhbar olunan ASKİ vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin Bakanlar Kurulu kararı ile 13.03.2014 tarihinde kurulduğunu, söz konusu olayın ise 06.07.2013 tarihinde olduğunu, bu nedenle bu olaydan müvekkili idarenin sorumlu tutulamayacağını, olayın meydana geldiği tesisin ... Bankası tarafından projelendirildiğini, dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafın kusuru ... Bankası ile ... Belediye Başkanlığına yüklediğini açıkça belirttiğini beyan ederek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Dahili Davalı ... beyan dilekçesinde; davada taraf sıfatlarının bulunmadığını, davanın ASKİ'ye ihbar edilmesi gerekirken müvekkili Kuruma ihbarının yasaya aykırı olduğunu, kazanın olduğu tarihte müvekkili Kurumun halen kurulmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça kurusun davalı ... Belediyesinde ve ... Bankası'nda olduğunu beyan ettiğini, davaya konu kaza ile müvekkili Kurum arasında hiçbir ilgi bağ olmadığını belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile 6360 sayılı Kanun ile birlikte ... Belediyesinin işbu davada taraf ehliyeti bulunmamaktadır. ... Belediyesi yerine davanın ... Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşu ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine yöneltilmesi gerektiği, davaya cevap dilekçelerimizde de belirttiğimiz üzere, 6360 sayılı Kanun ile ... il sınırları içerisinde ... Büyükşehir Belediyesi kurulmuş; ... Belediyesi büyükşehir ilçe belediyesi haline gelmiş ve 5216 sayılı Kanun hükümleri gereğince 30.04.2014 tarihinden itibaren su, kanalizasyon, itfaiye, ulaşım vb. hizmetler ... Büyükşehir Belediyesi ve ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine (ASKİ) geçmiştir. 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 8. fıkrasından ve cevap dilekçemiz ekinde sunduğumuz Komisyon kararından da anlaşılacağı üzere, iş kazalarından kaynaklanan borçlar da dahil olmak üzere su, kanalizasyon ve itfaiye hizmetlerinden kaynaklanan her türlü borcun ilgisine göre su ve kanalizasyon hizmetleri açısından ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine (ASKİ); itfaiye hizmetleri açısından ise ... Büyükşehir Belediyesine devri yasal zorunluluktur. 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 8. fıkrası kapsamında ... Valiliği Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 09.03.2018 tarih ve 317 sayılı kararı ile “itfaiye hizmetleri kapsamında 13.08.2006 tarihinde iş kazası geçiren Muammer Demir ve murisleri tarafından açılan tazminat davası neticesinde ... 1.Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2013/627 E. — 2015/368 K. sayılı kararı ile ödenmesine hükmedilen tazminat ve yargılama giderlerinin tümünün” ... Büyükşehir Belediyesine devrine karar verilmiştir. Davacıların murisi ... ... .. itfaiye hizmetlerinde görevli olup itfaiye hizmetleri kapsamında yaptığı çalışma sırasında vefat etmiştir. İtfaiye hizmetleri de 6360 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Kanun'un ek 2. maddesi kapsamında ... Büyükşehir belediyesine devredilmiştir. Devredilen hizmetlere yönelik olarak devir tarihinden önce gerçekleşmiş her türlü yatırım ile birlikte bu hizmetlerden kaynaklanan her türlü alacak ve borcun da ... Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşu ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine devredilmesi 6360 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Kanun'un ek 2. maddesinin amir hükmüdür. Dava konusu tazminat, Su ve Kanalizasyon hizmetleri kapsamında işletilen bir tesiste meydana gelen bir kazada itfaiye hizmetleri kapsamında yürütülen kurtarma çalışmaları sırasında meydana gelmiş ölüm olayından kaynaklanmaktadır. Dava konusu olay, tamamen itfaiye hizmetlerinin yürütülmesi ve itfaiye hizmetinin yerine — getirilmesinden kaynaklanmaktadır. Dava konusu tazminatın su, kanalizasyon ve itfaiye hizmetlerinin yerine getirilmesinden kaynaklanmış olması nedeniyle, dava konusu tazminattan da bu hizmetlerin devredildiği ... Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşu ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi sorumludur. Dava konusu tazminat talebinin dayanağını oluşturan su, kanalizasyon ve itfaiye hizmetlerinin devredilmiş olması, bu hizmetlerden kaynaklanan tüm alacak ve borçların da 6360 sayılı Kanun'un geçici 1/8. maddesi ve 5216 sayılı Kanun'un Ek madde 2/1 gereğince ... Büyükşehir Belediyesi ve ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine devredilmiş olması karşısında davanın da ... Büyükşehir Belediyesi ve ... Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresine yöneltilmesi gerekmektedir. Davanın ... Belediyesi yönünden husumet nedeniyle reddi gerekir. ... Bankası sorumluluk oranı, davalı idareden çok daha fazla olmalıdır.Bilirkişi raporuna da itirazlarımız doğrultusunda Kusur oranları ve tazminat miktarları da fahiştir. Davacıların murisi ... ... ... itfaiye hizmetlerinde görevli olup itfaiye hizmetleri kapsamında yaptığı çalışma sırasında vefat etmiştir. Hükme esas alınan 01.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda da beyan dilekçemizde belirttiğimiz üzere hatalı ve eksik inceleme yapılmıştır. Olayın meydana geldiği tesis ... Bankası'nın projesidir. Dava konusu olayın oluşumunda bilirkişinin de raporda belirttiği üzere, .... Bankası tarafından projelendirme yapımı doğru şekilde olsaydı kaza hiç gerçekleşmeyecekti. Hükme esas alınan »60 kusur oranının tespitinde iddia edilen kusur oranlarının ağırlık derecelerinin ne olduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulmamıştır. Rapor hatalı değerlendirmeye ve müteveffanın kusurunu izafe ederek ... Belediyesine yöneltmeye yönelik hazırlanmış, işbu dosyada soruşturma dosyasında toplanan belgeler ve tanık beyanlarına tamamen aykırı hazırlanan raporun hükme esas alınması kabul edilemez.'' beyanı ile yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesi ile "Davacılar, 20.03.2020 tarihli ıstah dilekçeleri ile dava değerini yükseltti ise de gelinen noktada tarih itibariyle dava konusu alacaklar zamanaşımına uğramıştır. Bu itibarla Mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmelidir. 1- Bankamızın husumet ehliyetinin olmaması, ölen işçinin diğer davalı Belediyenin işçisi olması. İkame olunan davada Bankamıza husumet yöneltilemez. Zira Bankamız, müteveffanın bağlı olduğu iş akdinin tarafi değildir. ... işçi, diğer davalı ... Belediyesinin işçisidir ve iş sözleşmesi de Belediye ile ... arasında bağıtlanmıştır. Dava konusu iş kazası, işletme esaslarına uygun hareket edilmediğinden ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmadığından meydana gelmiştir. Bahsi geçen her iki durum için de müvekkil Bankanın herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmayıp, işletmenin ne şekilde yapıldığı, işletme sırasında gerekli tedbirlerin iş sahibi ve/veya çalışan personel tarafından alınıp alınmadığı hususlarında tarafımızca bilgi sahibi olunması mümkün değildir. Davacının Belediyenin işçisi olduğu göz önüne alındığında, işbu davanınsöz konusu Belediye (ve varsa diğer sorumlular) aleyhine açılması gerekirken; ihale makamıolan müvekkil Banka aleyhine açılmış olması usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla, davanınöncelikle bu yönüyle reddine karar verilmesi gerekmektedir davacının Belediyenin işçisi olduğu göz önüne alındığında, işbu davanınsöz konusu Belediye (ve varsa diğer sorumlular) aleyhine açılması gerekirken; ihale makamı olan müvekkil Banka aleyhine açılmış olması usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla, davanın öncelikle bu yönüyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.) Dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunda belirlenen oranın, aynı Mahkemede görülmekte olan aynı olaydan kaynaklı diğer davalarda alınan raporlar ile açık biçimde çelişmesi, ısrarlı taleplerimize rağmen çelişki giderilmeden davanın karara bağlanması işbu dava konusu olaydan kaynaktı olarak yine aynı Mahkemede açılan bir diğer davada (2020/48 E. -eski esas 2015/312) alıman 25.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda, iki dosya da aynı olaydan kaynaklandığı halde, Bankamızın kusuru 3/8 olarak belirlenmiştir. 3/8 oranı yüzlük sistemde '437,5'a karşılık gelmektedir. Buna karşılık, işbu dosyada alınan 01.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda Bankamıza *e 40 asli kusur verilmiş olup, aynı olaya ilişkin olarak alınan bilirkişi raporlarındaki bu farklılığın neden kaynaklandığı, hesaplamaların ne şekilde yapıldığı açık değildir. Raporlar arasında yer alan bu çelişkinin giderilmesi hukuki bir zorunluluktur, daha da ötesinde bir gerekliliktir. Zira aynı olaya ilişkin farklı dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında Bankamızın kusur oranının birbiriyle çelişir biçimde hesaplanması olağan akışa aykırıdır. Bilirkişi raporları arasında meydana gelen söz konusu çelişkinin giderilmesi adına işbu dosyada yaptığımız tüm itirazlara rağmen Mahkemece herhangi bir işlem yapılmamıştır. B- Dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunda hadisenin duygusal etkisine kapılınarak müteveffaya hiç kusur verilmemiş olması, müterafik kusurun varlığı ve tazminatta indirim sebebi olarak dikkate alınması zorunluluğu. Çalıştığı alana dair herhangi bir eğitimi, donanımı olmayan (itfaiye memuru) müteveffanın, tüm bunların üzerine tedbirsiz ve yalnız bir şekilde ızgara ünitesini temizlemeye girmesi hatalıdır. Bu tedbirsiz davranışının bedelini hayatıyla ödemiş olan ..., eğitimini almadığı bir işi yapmaktan imtina ederek, gerekli emniyet ve güvenlik ekipmanları temin edilmeden çalışmayı reddetseydi, yahut Bankamızca yapılan yazılı uyarılara uyarak çalışma ortamına yalnız olarak girmeye kalkmasaydı, kazanın sonucu değişebilirdi. Hal böyle iken Bilirkişi Heyetinin profesyonel yaklaşımdan uzaklaşarak, duygusal bir yaklaşımla müteveffaya herhangi bir kusur atfetmemiş olması hatalıdır, değerlendirmeleri bu yönden de eksik ve hakkaniyete aykırıdır. Nitekim yukarıda bahsi geçen çelişkinin giderilmesi adına 2020/48 E. sayılı dosyada alınan 19.08.2019 tarihli son raporda Bankamız kusur oranı 430 olarak belirlenmiş; müteveffaya hadisenin gerçekleşmesi sırasındaki eylemlerinden ötürü ”el0 kusur atfedilmiştir. Gelinen noktada tüm bu hususlar göstermektedir ki mezkur hadisede kusur oranları, kuşkuya yer bırakmayacak denli açık, anlaşılabilir olmadığından bilirkişi raporları denetime elverişli değildir. Anılan bilirkişi raporlarına dayanarak kurulan hüküm de bu nedenle hukukaaykırıdır ve kaldırılması gerekmektedir. D- Belediyenin kazaya adeta davetiye çıkaran uygulamalarının kusur hesabında yeterince dikkate alınmamış olması.Bankamızın izni ve bilgisi dışında ... Belediyesince TM9 terfi merkezine çok yakın şekilde inşa edilmiş olan Vidanjör Boşaltma Tesisinin Izgara Ünitesinde gaz oluşumunasebebiyet verdiği, zira TM9'un devreye alındığı 2012 yılı başından beri sıkıntısız bir şekildeişletildiği, Vidanjör Boşaltma Tesisinin Belediye İş Güvenliği Uzmanı ... .... Belediyesine hitaben verdiği 20.03.2014 tarih ve 7488/402 sayılı raporundan anlaşıldığıüzere geçici kabulün (02.05.2013) hemen öncesinde (26.03.2013) tesis edildiği, geçici kabulile birlikte yaz sezonuna girilmesiyle yazlık konutların geçen seneden birikmiş, septikleşmiş, çürümüş vaziyetteki atıklarını fosseptik çukurlarından vidanjörlerle çektirerek Belediyemarifetiyle bu çukura boşalttırdıkları ortada iken ve tüm bu hususlar Belediyenin bilinçli birşekilde izin verdiği ve göz yumduğu bir gerçeklik olmasına rağmen bilirkişi raporundaBankamıza da Belediye ile yakın oranlarda kusur atfedilmesi hukuka aykırıdır. Kusur hesabıyapılırken, ölçüsüzce ve denetime elverişli olmayan biçimde hareket edilmiş ve kanaatoluşturulmuştur. Mahkemenin 2020/48 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ilekıyaslandığında da söz konusu itirazımızn haklılığı ortaya çıkacaktır.Bilirkişi Heyeti, raporda, İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda işveren konumundakiyönetimlerin yükümlülüklerini ve sorumluluklarını detaylıca belirtmiştir. Buna karşılık,Belediyenin esasen bu güvenlik tedbirlerini almadığı ve TM9 terfi merkezinin yakınına asla mümkün olmayan, temelsiz vedayanaksız bir değerlendirmedir.Bilirkişi Heyeti, olaydaki illiyet bağlarını, yapılan savunmaları, tanık ifadelerini ve özellikle Belediye Çalışanlarının defalarca yetkililere iletmiş olmalarına rağmen kendilerine gerekli eğitim ve donanımın — verilmediği yönündeki ifadelerini gözardı etmiştir. Tüm bu hususlardan, heyetin uzmanlığını ve tarafsızlığını kaybettiği anlaşılmaktadır. Bankamızın Belediye üzerinde bir denetim yetkisi bulunmadığına göre, uyarma yükümlülüğünü yerine getirmiş olan bankamızın, tesisin tüm uyarılarımıza aykırı olarak işletilmesinden dolayı olayda sorumlu tutulmasına hukuken yoktur. 13-Netice basit önlemlerle giderilebilecek olan işletme hatalarmdan dolayı ölümle neticelenen dava konusu olay; müvekkil Banka tarafından geçici kabulü yarıldıktansonra yani ışletme slras[nda meydana gelmışt!r. bankamızm işletme ile işletme sırasında gerekli tedbirlerin alı np alınmadığı, tarafımızca bilinmemektedir. zira ... bankası işletme yapmamaktadır ve belediye üzerinde herhangi bir denetim yetkisi yoktur. 14-Tazminat miktarlarının fahiş oluşu Mahkeme, maddi ve manevi tazminat tutarlarını oldukça yüksek belirlemiş olup müteveffanın ortak (müterafik) kusuru dosya kapsamında tespit edilmediğinden tazminatta indirim kalemi olarak dikkate eylemlerinden ötürü %10 kusur atfedilmiştir. Manevi zarar; yaşanan hadise nedeniyle duyulan elem, ızdırap ve ruhi sıkıntıların bir nebze de olsa giderilmesi amacına yöneliktir. Bu nedenle manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmamasına, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır hir miktar olmasına özen gösterilmelidir. Yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat da fahiş miktarda olup, olağan hayat koşullarında bir zenginleşme aracına dönüştürülmüştür.'' beyanı ile Mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesi ile " Mahkemece verilen kararda; “ Davacının, davalı ... yönünden davasını atiye bıraktığı, davalı ... vekilinin 16.07.2020 tarihli celsede davacının atiye bırakma talebini kabul etmediğini açıkça beyan ettiğini, bu durumda davadlı ... yönünden de esas hakkında karar verilmesi gerektiği... Bu tazminat davasında davalı işyerlerinde çalışanlara işverenlerden bağımsız ayrı birkusur tayin edilemeyeceği.... dolayısıyla davalı ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat istemlerinin tümden esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hükümkurulmuştur.” denilmektedir. Bu durumda; davalı ... lehine, reddedilen tazminat miktarları yönünden nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ve diğer davalılara nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine rağmen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yasa ve Yargıtay İçtihatlarına aykırıdır.'' beyanı ile yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesi talep edilmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalılardan ... tarafından kendi lehlerine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği istinaf nedeni yapılmış ise de Mahkemece AAÜT'nin 10/3 ve 13/4. maddeleri gereğince doğru bir şekilde uygulama yapılmıştır. Ancak karar tarihi 26.11.2020 'dir. Anılan tarihten iki gün önce 24.11.2020 tarihi itibariyle AAÜT güncellenmiş ve yürürlüğe girmiştir. Dava tarihi itibariyle güncellenen tarife dikkate alındında maktu vekalet ücreti 4.080,00 TL'dir. Davalı lehine tümden reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı 4.080,00 TL hükmedilmesi gerekirken 3.400,00 TL hükmedilmesi hatalıdır. Davalının bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmekle düzeltilerek yeniden karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle davalılar ... Belediyesi ile ... Bankası vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, ... Belediye'sinin 6360 sayılı Kanun ile Büyükşehir Belediyesi olduğu, ... Belediyesinin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçlarının hangi Kurum ve kuruluşlara devredildiğine dair devir, tasfiye ve paylaştırma komisyon kararlarının Dairemiz'in 22.05.2024 tarihli geri çevirme kararı ile dosyaya istenildiği ancak tam olarak getirtilmediği ancak dosyaya kazandırılan belgelere göre ... Valiliği Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu'nun 08.03.2016 tarihli kararına göre personelin hak ve borçları ile birlikte ... Büyükşehir Belediyesi ile ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne devredildiği ve bu hususta ekli listelerin yer alacağı anlaşılmakla bu kapsamda somut olayın temyiz incelemesine konu kararda irdelenmediği anlaşılmaktadır. 6360 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1 no.lu bendinde “Bu Kanundaki devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulur. Bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabilir.” ve Geçici 1. maddesinin 3 no.lu bendinde ise “1. maddesine göre tüzel kişilikleri kaldırılan Belediye ve köylerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, Büyükşehir Belediyesi bağlı kuruluşuna veya ilçe belediyesine devredilir." hükümleri yer almaktadır. Ayrıca bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, Mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir. Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. .. ..., I. Cilt, s. 1159) Somut olayda Mahkemesince dosyaya devir, tasfiye ve paylaştırma komisyon kararlarının tam olarak getirtilmesinden sonra anılan kararlar çerçevesinde bir irdeleme yapılmaksızın davalı ... Belediyesinin hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; bahsi geçen komisyon kararlarının tam olarak dosyaya getirtilmesinden sonra yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı ... yönünden husumet ve taraf teşkili kapsamında değerlendirdikten sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 06a3d599d4e00032 2189f500069fe3db

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı