Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/11842 E., 2025/2505 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11842 E., 2025/2505 K. (20.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11842
Karar No
2025/2505
Karar Tarihi
20.02.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/11842 E. , 2025/2505 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3081 E., 2024/1242 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/337 E., 2021/305 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılardan ... Dış Ticaret Ltd. Şti. ünvanlı işyerinde 27.08.2007 tarihinde yük taşıma, indirme-bindirme ve servis işlerinde çalışmaya başladığını, halen de kesintisiz olarak çalışmasına devam ettiğini ve müvekkilinin davalı firmada 27.08.2007 tarihinde işe başladığı halde SGK işlemlerinin 09.11.2012 tarihinde yapıldığını ve bu tarihten itibaren SGK primlerinin yatırılmaya başlandığını, aradan geçen süre zarfında da primlerinin ödenmediğini ve müvekkilinin davalıya ait işyerinde işe başlama (sigortalılık başlangıcı) ve fiili çalışması Mahkemece karara bağlandığında yaşlılık aylığından yararlanmasının mümkün olacağını belirterek müvekkilinin sigortalı hizmet başlangıç tarihinin ve davalı .... Şti.'ye ait işyerindeki çalışmalarının tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 27.08.2007 tarihli işe girişinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin Türkiye çapında ticaret yapan kurumsal bir şirket olup çalışanlarının bütün haklarını her zaman eksiksiz bir şekilde teslim ettiğini ve davacı tarafından açılan davanın tamamen kötü niyet içermekte olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulü ile 1– .... T.C kimlik numaralı ... ...'ın .... sigorta sicil numarasına kayden işlem gören davalıya ait işyerinde; - 27.08.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 180 gün, günlük 19,50 TL brüt ücret ile - 01.01.2008-30.06.2008 tarihleri arasında 180 gün, günlük 20,28 TL brüt ücret ile - 01.07.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 180 gün, günlük 21,29 TL brüt ücret ile - 01.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında 180 gün, günlük 22,20 TL brüt ücret ile - 01.07.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 180 gün, günlük 23,10 TL brüt ücret ile - 01.01.2010-30.06.2010 tarihleri arasında 180 gün, günlük 24,30 TL brüt ücret ile - 01.07.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 180 gün, günlük 25,35 TL brüt ücret ile - 01.01.2011-30.06.2011 tarihleri arasında 180 gün, günlük 26,55 TL brüt ücret ile - 01.01.2012-30.06/2012 tarihleri arasında 180 gün, günlük 29,55 TL brüt ücret ile - 01.07.2012-09.11.2012 tarihleri arasında 131 gün, günlük 31,35 TL brüt ücret ile sigortalı gösterilmeyen hizmet akdine dayalı çalışmalarının tespitine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı böylelikle çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 4. 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. 5. İnceleme konusu eldeki davada, davacı 27.08.2007-09.11.2012 tarihleri arasında davalı iş yerinde fiili hizmetinin tespitini talep etmiş olup Mahkemece, yapılan araştırma neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. 6. Dosyanın incelenmesi neticesinde, davacının 09.11.2012-18.08.2016 tarihleri arasında davalıya ait .... sicil numaralı iş yerinden sigorta bildirimlerinin bulunduğu, talep konusu döneme ait 20.02.2012 tarihli iş yeri durum tespit tutanağında ... isimli çalışanın 02.01.2012 tarihinde işe girdiği ve 2011/12 dönemine ilişkin aylık prim hizmet bildirgesinde kayıtlı kişilerin fiilen çalıştıklarının tespit edildiği, 3 kişinin de dışarıda görevli olduğunun işveren ... tarafından beyan edildiği kayıt altına alınmış, yine 01.11.2012 tarihli iş yeri durum tespiti tutanağında ...,...,... ve.... isimli çalışanların sigortasız olduğu, başkaca çalışan olarak 2012/9 dönemine ilişkin aylık prim hizmet bildirgesinde kayıtlı ..., ....,...,... isimli şahısların çalıştıklarının tespit edildiği, başka çalışana rastlanılmadığı, diğer çalışanların görevli ve izinli olduklarından tutanağa yazılmadığı, ....'ın işe giriş bildirgesinin ibraz edildiği ve halen çalıştığının belirtildiği anlaşılmaktadır. 7. Bu kapsamda, davacının dava konusu ettiği dönemde Kurum denetmen elemanları tarafından 20.02.2012 ve 01.11.2012 tarihinde iki adet iş yeri durum tespit tutanağı düzenlendiği, tutanak tarihlerinde davacının çalıştığına yönelik herhangi bir tespit yapılmadığı, buna rağmen bu tutanaklar Mahkemece değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmakla; söz konusu tutanaklarda davacının fiilen çalıştığına yönelik bir tespit yapılmaması hususunun değerlendirilmesi ile davacının işe ara verip vermediği araştırılmalı, işe ara verdiğinin kabul edilmesi halinde önceki dönemin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı tespit edilmeli ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 55b06604c8d297e2 cce30a7dc3f7aba4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı