Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2024/11755 E., 2025/11380 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11755 E., 2025/11380 K. (04.07.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11755
Karar No
2025/11380
Karar Tarihi
04.07.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/11755 E. , 2025/11380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/150 E., 2022/801 K. : İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/391 E., 2021/633 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar... Sanayi A.Ş., ..., ..., ... Sigorta A.Ş. ve .....................Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar... Sanayi A.Ş., ..., ...’in istinaf başvurularının esastan reddine, davalılar ... Sigorta A.Ş. ve .................... Sigorta A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalılar... Sanayi A.Ş., ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacılar vekili özetle; eş için 404.385,07 TL maddi, çocuk ... için 55.321,99 TL maddi, çocuk ........... için 64.712,01 TL maddi, çocuk .................için 160.423,85 TL maddi, tüm davacılar için 100.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmişlerdir.

II. CEVAP Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davalı .... ve .........Sigorta A.Ş. yönünden poliçedeki limitler dahilinde ve temerrüt tarihinden itibaren faiz başlamak üzere davacıların maddi tazminat istemlerinin tüm davalılar yönünden kabulüne, davacıların manevi tazminat taleplerinin ise davalı ... Japan sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı işveren ........... şirketi, işveren ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı davalı ..., karşı aracın ... sigortacısı davalı ... Japan sigorta, karşı aracı kullanan davalı ..., karşıdaki diğer aracı kullanan davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince sigorta şirketleri dışındaki davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı ... şirketlerinin istinaf istemlerinin faiz başlangıç tarihleri, harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücretleri yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, vekalet ücretleri yönünden hatalı karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf sebepleri değerlendirilmeden ve karar ilamında bu hususlara ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmeden hüküm kurulduğunu, meydana gelen kazada vefat eden ...’ün müvekkil şirket nezdindeki düzenli poliçede adının yer almaması sebebiyle taleplerin teminat dışında kaldığını, müvekkil şirket nezdinde geçerli ................. no.lu işveren sorumluluk sigorta poliçesinin yalnızca sigortalı ...Kozmetik Sanayi A.Ş. şirketine ait işçileri kapsadığını, kaza tarihi itibariyle ... ...’ün poliçede adının bulunmadığının yapılan araştırma ile anlaşıldığını, olay tarihinden sonra düzenlenen zeyilname ile ismi poliçeye eklense de bu işlemin teminat sağlamadığını, müvekkil şirketin diğer davalılarla birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, müvekkil ile diğer davalılar arasında sigorta ve istihdam ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirketin yalnızca sigortalı şirketin kusurundan sorumlu tutulabileceğini, poliçenin ihtiyari nitelikte olduğunu ve öncelikle trafik ya da varsa kasko poliçesi teminatlarının tüketilmesi gerektiğini, İşveren Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin yalnızca işyerinde meydana gelen kazalarda ve iş aktinden kaynaklı kusur hâlinde teminat sağladığını, dava konusu kazanın trafik iş kazası niteliğinde olduğunu, bu nedenle trafik sigortası veya güvence hesabı ve varsa kasko sigortasının devreye girmesi gerektiğini, manevi tazminatların fazla olduğunu, poliçe limitiyle sınırlı sorumluluk kapsamında hüküm kurulması gerekirken müvekkil şirketin vekâlet ücreti, harç ve yargılama giderlerinden tamamından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunun maddi zararı fahiş belirlediğini, desteğin gelirinin %70’inden fazla oranda hak sahiplerine pay verilmesinin ve bu payların hangi oranda hesaplandığının belirtilmemesinin hatalı olduğunu, bilinen gelir varken varsayımsal artış yapılmasının doğru olmadığını, gelir araştırması yapılmaksızın yalnızca kaza tarihindeki gelirin esas alınmasının eksik incelemeye dayandığını, 2020 yılında asgari ücretin bilinir olduğu gözetilerek işlemiş dönemin bu veriyle hesaplanması, işleyecek aktif dönemin ise artırım yapılmaksızın ve yalnızca iskonto uygulanarak belirlenmesi gerektiğini, 2020 yılı için %10 artırım yapılmasının hatalı olduğunu, maddi zararın fahiş belirlendiğini, bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, sigortalı şirkete atfedilen kusur oranının hatalı olduğunu ve kazada müvekkili nezdindeki sigortalı şirketin kusuru bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı EST şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, manevi tazminatın fazla olduğunu, hükme esas alınan raporda müteveffanın gelirinin belirlenmesinde fazla mesai ücretlerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, bu ödemelerin süreklilik arz etmediğini, ayrıca hükme esas alınan raporun içeriğinde " müteveffanın pmf tablosuna göre bakiye ömrü davacı ...'in bakiye ömründen kısa olduğundan... için ................ın.." sürelerince hesaplama yapılmıştır şeklindeki tespit ve değerlendirme ile hesaplama yapılmış olmasının da hatalı olduğunu, zira davacı ...'in istifade süresi olarak dikkate alınan sürenin müteveffanın yaşı değil bakiye ömür süresinin dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken bu sürenin değil yaşının dikkate alınarak hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, bu sebeple istifade süresinin fahiş bir şekilde hesaplamaya etki ettiğini, çocukların destek süresi belirlenirken 25 yaşın esas alınmasının yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, fazla mesai dahil edilerek yapılan katsayı hesabının fahiş sonuç doğurduğunu, davacı eş yönünden evlenme şansı indiriminin dikkate alınmamasının ve pasif dönemde gerçeğe aykırı ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, pay oranlarının da hatalı belirlendiğini, müvekkili şirkete kusur oranı verilmeden tamamından sorumlu tutulmuş gibi hesaplama yapılmasının ve bu yönde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, kusur raporunun A sınıfı iş güvenliği uzmanlarınca hazırlanmadığını ve bu haliyle hükme esas alınamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir. Somut olayda, Mahkemece biri kök, diğeri aynı heyetten alınan ek kusur raporu olmak üzere iki ayrı rapor alınmış, her iki raporda da murisin %5, işveren ............... şirketinin %5, davalı ...’in %60 ve diğer sürücü davalı ...’nın %30 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş olup, Mahkeme bu oranları esas alarak karar vermiştir. Ne var ki hükme esas bu kusur raporunu düzenleyen bilirkişiler arasında trafik iş güvenliği uzmanı bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak iş; trafik iş güvenliği uzmanlarından oluşacak bilirkişi heyetinden daha önce aynı olay nedeniyle alınan tüm raporları irdeleyen yeni bir kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacıların istinaf yoluna başvurmadıklarını dikkate alarak hükme dayanak kılınan 14.02.2021 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulundurmak, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 20e1dc5b643047d0 5e8856379fa32982 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/11755 E. , 2025/11380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/150 E., 2022/801 K. : İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/391 E., 2021/633 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar... Sanayi A.Ş., ..., ..., ... Sigorta A.Ş. ve .....................Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar... Sanayi A.Ş., ..., ...’in istinaf başvurularının esastan reddine, davalılar ... Sigorta A.Ş. ve .................... Sigorta A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalılar... Sanayi A.Ş., ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacılar vekili özetle; eş için 404.385,07 TL maddi, çocuk ... için 55.321,99 TL maddi, çocuk ........... için 64.712,01 TL maddi, çocuk .................için 160.423,85 TL maddi, tüm davacılar için 100.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmişlerdir.

II. CEVAP Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davalı .... ve .........Sigorta A.Ş. yönünden poliçedeki limitler dahilinde ve temerrüt tarihinden itibaren faiz başlamak üzere davacıların maddi tazminat istemlerinin tüm davalılar yönünden kabulüne, davacıların manevi tazminat taleplerinin ise davalı ... Japan sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı işveren ........... şirketi, işveren ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı davalı ..., karşı aracın ... sigortacısı davalı ... Japan sigorta, karşı aracı kullanan davalı ..., karşıdaki diğer aracı kullanan davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince sigorta şirketleri dışındaki davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davalı ... şirketlerinin istinaf istemlerinin faiz başlangıç tarihleri, harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücretleri yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, vekalet ücretleri yönünden hatalı karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf sebepleri değerlendirilmeden ve karar ilamında bu hususlara ilişkin herhangi bir gerekçe gösterilmeden hüküm kurulduğunu, meydana gelen kazada vefat eden ...’ün müvekkil şirket nezdindeki düzenli poliçede adının yer almaması sebebiyle taleplerin teminat dışında kaldığını, müvekkil şirket nezdinde geçerli ................. no.lu işveren sorumluluk sigorta poliçesinin yalnızca sigortalı ...Kozmetik Sanayi A.Ş. şirketine ait işçileri kapsadığını, kaza tarihi itibariyle ... ...’ün poliçede adının bulunmadığının yapılan araştırma ile anlaşıldığını, olay tarihinden sonra düzenlenen zeyilname ile ismi poliçeye eklense de bu işlemin teminat sağlamadığını, müvekkil şirketin diğer davalılarla birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, müvekkil ile diğer davalılar arasında sigorta ve istihdam ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirketin yalnızca sigortalı şirketin kusurundan sorumlu tutulabileceğini, poliçenin ihtiyari nitelikte olduğunu ve öncelikle trafik ya da varsa kasko poliçesi teminatlarının tüketilmesi gerektiğini, İşveren Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin yalnızca işyerinde meydana gelen kazalarda ve iş aktinden kaynaklı kusur hâlinde teminat sağladığını, dava konusu kazanın trafik iş kazası niteliğinde olduğunu, bu nedenle trafik sigortası veya güvence hesabı ve varsa kasko sigortasının devreye girmesi gerektiğini, manevi tazminatların fazla olduğunu, poliçe limitiyle sınırlı sorumluluk kapsamında hüküm kurulması gerekirken müvekkil şirketin vekâlet ücreti, harç ve yargılama giderlerinden tamamından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunun maddi zararı fahiş belirlediğini, desteğin gelirinin %70’inden fazla oranda hak sahiplerine pay verilmesinin ve bu payların hangi oranda hesaplandığının belirtilmemesinin hatalı olduğunu, bilinen gelir varken varsayımsal artış yapılmasının doğru olmadığını, gelir araştırması yapılmaksızın yalnızca kaza tarihindeki gelirin esas alınmasının eksik incelemeye dayandığını, 2020 yılında asgari ücretin bilinir olduğu gözetilerek işlemiş dönemin bu veriyle hesaplanması, işleyecek aktif dönemin ise artırım yapılmaksızın ve yalnızca iskonto uygulanarak belirlenmesi gerektiğini, 2020 yılı için %10 artırım yapılmasının hatalı olduğunu, maddi zararın fahiş belirlendiğini, bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, sigortalı şirkete atfedilen kusur oranının hatalı olduğunu ve kazada müvekkili nezdindeki sigortalı şirketin kusuru bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı EST şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, manevi tazminatın fazla olduğunu, hükme esas alınan raporda müteveffanın gelirinin belirlenmesinde fazla mesai ücretlerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, bu ödemelerin süreklilik arz etmediğini, ayrıca hükme esas alınan raporun içeriğinde " müteveffanın pmf tablosuna göre bakiye ömrü davacı ...'in bakiye ömründen kısa olduğundan... için ................ın.." sürelerince hesaplama yapılmıştır şeklindeki tespit ve değerlendirme ile hesaplama yapılmış olmasının da hatalı olduğunu, zira davacı ...'in istifade süresi olarak dikkate alınan sürenin müteveffanın yaşı değil bakiye ömür süresinin dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken bu sürenin değil yaşının dikkate alınarak hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, bu sebeple istifade süresinin fahiş bir şekilde hesaplamaya etki ettiğini, çocukların destek süresi belirlenirken 25 yaşın esas alınmasının yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, fazla mesai dahil edilerek yapılan katsayı hesabının fahiş sonuç doğurduğunu, davacı eş yönünden evlenme şansı indiriminin dikkate alınmamasının ve pasif dönemde gerçeğe aykırı ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, pay oranlarının da hatalı belirlendiğini, müvekkili şirkete kusur oranı verilmeden tamamından sorumlu tutulmuş gibi hesaplama yapılmasının ve bu yönde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, kusur raporunun A sınıfı iş güvenliği uzmanlarınca hazırlanmadığını ve bu haliyle hükme esas alınamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir. Somut olayda, Mahkemece biri kök, diğeri aynı heyetten alınan ek kusur raporu olmak üzere iki ayrı rapor alınmış, her iki raporda da murisin %5, işveren ............... şirketinin %5, davalı ...’in %60 ve diğer sürücü davalı ...’nın %30 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş olup, Mahkeme bu oranları esas alarak karar vermiştir. Ne var ki hükme esas bu kusur raporunu düzenleyen bilirkişiler arasında trafik iş güvenliği uzmanı bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak iş; trafik iş güvenliği uzmanlarından oluşacak bilirkişi heyetinden daha önce aynı olay nedeniyle alınan tüm raporları irdeleyen yeni bir kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacıların istinaf yoluna başvurmadıklarını dikkate alarak hükme dayanak kılınan 14.02.2021 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulundurmak, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 20e1dc5b643047d0 5e8856379fa32982 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı