Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/11586 E., 2025/7554 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11586 E., 2025/7554 K. (06.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11586
Karar No
2025/7554
Karar Tarihi
06.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/11586 E. , 2025/7554 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1094 E., 2024/1488 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...30. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/877 E., 2024/150 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş verenin ...'deki iş yerinde çalıştığı sırada 26.04.2010 tarihinde işverenliğe ait .... sayılı araç ile aynı işverenin işçisi olan ... tarafından kullandığı sırada geçirdiği trafik kazası dolayısıyla sağ kolundan yaralandığını, kazanın oluşumunda 3. kişi konumundaki davacıya atfedilecek hiçbir kusur bulunmadığını, davalı işverenin kusurlu olduğunu, SGK il müdürlüğü tarafından iş kazası sonrası yapılan inceleme sonucunda iş göremezlik derecesinin "4" olduğu yönünde tespitte bulunduğunu, ancak tespit oranına itiraz ettiklerini, dosya Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiğini, itirazların incelenmesiyle davacının meslekte kazanma gücü kaybı % 23 olarak belirlendiğini ve kendisine sürekli iş göremezlik gelir bağlanılmasına karar verildiğini beyan ederek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının 13.05.2009-23.05.2013 tarihleri arasında muavin olarak çalıştığını, söz konusu kaza 26.04.2010 tarihinde meydana geldiğini, davacı kazadan sonra üç yıl daha çalışmaya devam ettiğini, olay günü davacıya ait ... plakalı araç 26.04.2010 tarihinde, .... plakalı araç ile çarpıştığını ve söz konusu kaza meydana geldiğini, davacının dava dilekçesi ile ileri sürdüğü iddialar ve talepleri haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının tedavi giderleri dahi müvekkili şirket tarafından sağlanan sigorta ile karşılandığını, davacının şimdilik 1.000.00 TL maddi tazminat talebinin yerinde olmadığını, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbiri, usul kuralları çerçevesinde iddia edilen vakıayı ispata elverişli olmadığını, davacı kazadan sonraki üç yılda davalı şirkette çalışmaya devam ettiğini, bu süre içinde davalı şirket tarafından tüm hak ettiği alacakları eksiksiz bir şekilde kendisine ödendiğini, davacının manevi tazminat talebininde fahiş olduğunu, davacının geçirdiği kaza neticesinde yaşadığı rahatsızlık, elem ve ızdıraba neden olabilecek boyutta olmadığını, davalının şirketin iş kazaları ile ilgili yasal bildirimleri yaptığını, kazada doğrudan doğruya herhangi bir sorumluluğu bir kusuru bulunmadığını, ayrıca, mülkiyeti şirkete ait olan söz konusu .... plakalı araç ile .... plakalı aracın 26.04.2010 tarihinde çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, 2010 tarihinde söz konusu aracın ..... poliçe numarası ile ... Sigorta A.Ş.'ye sigortası şirket tarafından yaptırıldığını, bu sebep ile de davanın sigorta şirketine ihbarı talep ettiklerini, yukarıdaki nedenlerle işbu davanın ve davacının tüm taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; ".Davanın kabulüne, 1)Davacının iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat talebinin kabulüyle bilirkişi raporunda hesaplanan 3.109.717,98 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 26.04.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2)Davacının manevi tazminat talebinin kabulüyle, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.04.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ." şeklinde karar vermiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine... " karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının süresinde açılmadığını zamanaşımına uğradığını, * davalı şirkete her hangi bir kusur atfedilemeyeceğini, *Adli Tıp Kurumu Başkanlığında tespit edilen maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığını, itirazlarının dikkate alınmadığını,* % 33 maluliyet oranı dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, * bilirkişi hesap raporunun hatalı olduğunu * ücret tespitinin hatalı olduğunu, * davacı yana SGK tarafından 35.354,10 TL'lik peşin değerli gelir bağlandığını, ayrıca ... Sigorta tarafından 6.391,00 TL tazminat ödendiğini, buna göre davacı tarafın maddi zararının iş bu ödemelerle karşılanmış olduğunu, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan ... Sigorta tarafından yapılan 17. 04. 2012 tarihli 6.391,00 TL' nin güncel değerinin yasal faiz işletilerek hesaplanması, güncel veriler ile yapılan hesaplamadan sigorta şirketinin ve SGK ilk PSD'nin yasal faiz işletilerek mahsup edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, * mahkemece davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlüktebulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi oluşturmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 77. maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacı işçi ...'ın davalı iş yerinde sevkiyat personeli olarak görev yaptığı, davacı çalışanın 26.04.2010 tarihinde saat 15:00 sıralarında aynı işyerinde çalışan ...'nin sevk ve idaresindeki davalı işverenlik adına kayıtlı ... plaka sayılı kamyon ile ... istikametinden ... istikametine doğru seyir halinde iken kırmızı ışıkta beklemekte olan .... plaka sayılı minibüsün sol arka kısımlarına çarpması sonucu davacı çalışanın sağ kolundan yaralandığı olayda davalı işveren şirket yönünden %100 kusurlu bulunan çalışana ...’nin davalı şirketin işçisi olması ve ayrıca davalı şirketin araç maliki olması nedeniyle adam çalıştıran ve araç maliki sıfatıyla sorumlu tutulduğu davalının kusura itiraz ettiği anlaşılmış olup, olayın oluşuna göre işverene ait kamyonda sevkiyat personeli olarak bulunan davanının yaralanmasının ne şekilde meydana geldiği, emniyet kemeri kullanıp kullanmadığı, bunun kusura etkisi araştırılmak suretiyle, kusur oranı kemer takılmış olsaydı bu şekilde yaralama olup olmayacağına ilişkin rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kusur raporu oluşa uygun olmadığından bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan dosya kapsamından davacıya 17.04.2012 tarihinde yapılan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek yapılan tazminat hesabından tenzil edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından yapılan ödemenin tazminat alacağını karşılayıp karşılamadığı noktasında Yargıtay uygulamasının geliştirdiği "denkleştirme metodunun" kullanılması hakkaniyetli çözüme ulaşılması noktasında önem arz etmekte, ödemelere faiz işletilmek suretiyle tazminat alacağından mahsup yeterli görülmemektedir. Bu metoda göre ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre, davacının hak ettiği tazminat alacağı ile ödenen miktar birbirine oranlanarak tespit edilecek denkleştirme oranı mevcut hesap raporundaki verilere uygulanarak tazminat alacağının ne kadarının karşılandığı belirlenip, karşılanmayan kısım yönünden ise tazminata hükmetmek gerekmektir. Hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki verilere göre yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan, işbu saptanan oranda indirim yapmak ve davacının hükmü temyiz etmediği dikkate alınarak usuli kazanılmış hakları gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu duruma yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesin kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4. Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d053c00503f006f3 9c5d466e7a724adb This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/11586 E. , 2025/7554 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1094 E., 2024/1488 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...30. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/877 E., 2024/150 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş verenin ...'deki iş yerinde çalıştığı sırada 26.04.2010 tarihinde işverenliğe ait .... sayılı araç ile aynı işverenin işçisi olan ... tarafından kullandığı sırada geçirdiği trafik kazası dolayısıyla sağ kolundan yaralandığını, kazanın oluşumunda 3. kişi konumundaki davacıya atfedilecek hiçbir kusur bulunmadığını, davalı işverenin kusurlu olduğunu, SGK il müdürlüğü tarafından iş kazası sonrası yapılan inceleme sonucunda iş göremezlik derecesinin "4" olduğu yönünde tespitte bulunduğunu, ancak tespit oranına itiraz ettiklerini, dosya Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiğini, itirazların incelenmesiyle davacının meslekte kazanma gücü kaybı % 23 olarak belirlendiğini ve kendisine sürekli iş göremezlik gelir bağlanılmasına karar verildiğini beyan ederek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının 13.05.2009-23.05.2013 tarihleri arasında muavin olarak çalıştığını, söz konusu kaza 26.04.2010 tarihinde meydana geldiğini, davacı kazadan sonra üç yıl daha çalışmaya devam ettiğini, olay günü davacıya ait ... plakalı araç 26.04.2010 tarihinde, .... plakalı araç ile çarpıştığını ve söz konusu kaza meydana geldiğini, davacının dava dilekçesi ile ileri sürdüğü iddialar ve talepleri haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının tedavi giderleri dahi müvekkili şirket tarafından sağlanan sigorta ile karşılandığını, davacının şimdilik 1.000.00 TL maddi tazminat talebinin yerinde olmadığını, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbiri, usul kuralları çerçevesinde iddia edilen vakıayı ispata elverişli olmadığını, davacı kazadan sonraki üç yılda davalı şirkette çalışmaya devam ettiğini, bu süre içinde davalı şirket tarafından tüm hak ettiği alacakları eksiksiz bir şekilde kendisine ödendiğini, davacının manevi tazminat talebininde fahiş olduğunu, davacının geçirdiği kaza neticesinde yaşadığı rahatsızlık, elem ve ızdıraba neden olabilecek boyutta olmadığını, davalının şirketin iş kazaları ile ilgili yasal bildirimleri yaptığını, kazada doğrudan doğruya herhangi bir sorumluluğu bir kusuru bulunmadığını, ayrıca, mülkiyeti şirkete ait olan söz konusu .... plakalı araç ile .... plakalı aracın 26.04.2010 tarihinde çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, 2010 tarihinde söz konusu aracın ..... poliçe numarası ile ... Sigorta A.Ş.'ye sigortası şirket tarafından yaptırıldığını, bu sebep ile de davanın sigorta şirketine ihbarı talep ettiklerini, yukarıdaki nedenlerle işbu davanın ve davacının tüm taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; ".Davanın kabulüne, 1)Davacının iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat talebinin kabulüyle bilirkişi raporunda hesaplanan 3.109.717,98 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 26.04.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2)Davacının manevi tazminat talebinin kabulüyle, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.04.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ." şeklinde karar vermiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine... " karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının süresinde açılmadığını zamanaşımına uğradığını, * davalı şirkete her hangi bir kusur atfedilemeyeceğini, *Adli Tıp Kurumu Başkanlığında tespit edilen maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığını, itirazlarının dikkate alınmadığını,* % 33 maluliyet oranı dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, * bilirkişi hesap raporunun hatalı olduğunu * ücret tespitinin hatalı olduğunu, * davacı yana SGK tarafından 35.354,10 TL'lik peşin değerli gelir bağlandığını, ayrıca ... Sigorta tarafından 6.391,00 TL tazminat ödendiğini, buna göre davacı tarafın maddi zararının iş bu ödemelerle karşılanmış olduğunu, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan ... Sigorta tarafından yapılan 17. 04. 2012 tarihli 6.391,00 TL' nin güncel değerinin yasal faiz işletilerek hesaplanması, güncel veriler ile yapılan hesaplamadan sigorta şirketinin ve SGK ilk PSD'nin yasal faiz işletilerek mahsup edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, * mahkemece davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlüktebulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi oluşturmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 77. maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacı işçi ...'ın davalı iş yerinde sevkiyat personeli olarak görev yaptığı, davacı çalışanın 26.04.2010 tarihinde saat 15:00 sıralarında aynı işyerinde çalışan ...'nin sevk ve idaresindeki davalı işverenlik adına kayıtlı ... plaka sayılı kamyon ile ... istikametinden ... istikametine doğru seyir halinde iken kırmızı ışıkta beklemekte olan .... plaka sayılı minibüsün sol arka kısımlarına çarpması sonucu davacı çalışanın sağ kolundan yaralandığı olayda davalı işveren şirket yönünden %100 kusurlu bulunan çalışana ...’nin davalı şirketin işçisi olması ve ayrıca davalı şirketin araç maliki olması nedeniyle adam çalıştıran ve araç maliki sıfatıyla sorumlu tutulduğu davalının kusura itiraz ettiği anlaşılmış olup, olayın oluşuna göre işverene ait kamyonda sevkiyat personeli olarak bulunan davanının yaralanmasının ne şekilde meydana geldiği, emniyet kemeri kullanıp kullanmadığı, bunun kusura etkisi araştırılmak suretiyle, kusur oranı kemer takılmış olsaydı bu şekilde yaralama olup olmayacağına ilişkin rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kusur raporu oluşa uygun olmadığından bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan dosya kapsamından davacıya 17.04.2012 tarihinde yapılan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek yapılan tazminat hesabından tenzil edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından yapılan ödemenin tazminat alacağını karşılayıp karşılamadığı noktasında Yargıtay uygulamasının geliştirdiği "denkleştirme metodunun" kullanılması hakkaniyetli çözüme ulaşılması noktasında önem arz etmekte, ödemelere faiz işletilmek suretiyle tazminat alacağından mahsup yeterli görülmemektedir. Bu metoda göre ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre, davacının hak ettiği tazminat alacağı ile ödenen miktar birbirine oranlanarak tespit edilecek denkleştirme oranı mevcut hesap raporundaki verilere uygulanarak tazminat alacağının ne kadarının karşılandığı belirlenip, karşılanmayan kısım yönünden ise tazminata hükmetmek gerekmektir. Hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki verilere göre yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan, işbu saptanan oranda indirim yapmak ve davacının hükmü temyiz etmediği dikkate alınarak usuli kazanılmış hakları gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu duruma yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesin kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4. Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d053c00503f006f3 9c5d466e7a724adb ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı