10. Hukuk Dairesi 2024/11415 E. , 2025/1595 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/329 E., 2024/992 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/476 E., 2021/436 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin anne kız olan ... ... ve ...'ın yanında haftanın 6 günü sabah 8.00 ile 17.00 arasında daimi olarak çalıştığını, 01.10.1997 tarihinde işe başladığını, 31.12.2012 tarihinde işten çıkarıldığını, sigortasının yapılmadığını, müvekkilinin önce davalılardan ...’ın yanında çalışmaya başladığını, davalının annesinin ev ihtiyaçlarını gidermesini istediğini, bu şekilde müvekkilinin anne kızın yanında uzun süre çalıştığını, davacının davalıların yanında çalışması esnasında isteğe bağlı sigorta primi ödediğini, müvekkilinin hastalığı nedeniyle bir süre çalışması daha hafif olan başka bir işyerinde 26.05.2005-31.03.2006 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığını, iyileşmesi ve davalıların ısrarı üzerine 31.12.2012 tarihine kadar fiilen çalışmaya devam ettiğini, bu nedenle davacının 01.10.1997-31.12.2012 tarihleri arasında (26.05.2005-31.03.2006 arası hariç) aylık net 2.640 TL ücretle çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesiyle 2 dönem halinde çalıştığını beyan ettiği, ilk dönem çalışması için hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının 01.06.1997-15.09.1997, 02.2001-12.2002, 05.2005-12.2005, 01.2006-12.2008 ve 06.2013-11.2013 tarihleri arasında ... Konf.San.Tic.Ltd.Şti. şirketinde çalıştığının tespit edildiğini, müvekkillerinin ayrı evlerde ikamet ettiğini, aralarında dava arkadaşlığı bulunmadığını, davacının maddi durumu iyi olmadığı için bazen 15 günde bir müvekkillerine uğrayıp yemek yediğini, o gün için yapılacak iş varsa ev işlerinde yardım edip, harçlığını aldığını, sürekli çalışmasının kesinlikle olmadığını, bu şekildeki çalışmasının aylık toplamının her iki evde bazen 1-2, bazen 3-4 günü geçmediğini, davacının ücret iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu denli yüksek maaş almasının mümkün olmadığını, ücret iddiasının yazılı delile dayanmadığını, davacının herhangi bir sosyal yardımdan yararlanmadığının tespit edilmesini, haksız davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesini, davacının çalışmaları bakımından kurum kayıtlarının esas olduğunu, iddianın resmi kayıt ve belgelerle ispatlanmasını, işyerinin yasa kapsamına girip girmediğinin araştırılmasını, davacının iddiasının tanık beyanları dışında resmi, yazılı, sağlıklı delillerle ispatlanmasını, ücret iddiasının yazılı delil ve belge ile olabileceğini, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamayacağını, dosyadan beyanı alınacak tanıkların da işi bilen ve tanıyan kişilerden olması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacı vekili tarafından davalı ... aleyhine açılan hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasının davacının çalışmalarının uzun vadeli sigorta kolları kapsamında kalmadığı değerlendirilmekle reddine, 2-Davacı vekili tarafından davalı ... ... aleyhine açılan hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasının kısmen kabul kısmen reddi ile -Davacının davalı ... ... iş yerinde; 01.04.2006-30.06.2006 tarihleri arasında 48 gün asgari ücret ile 01.10.2006-31.12.2006 tarihleri arasında 48 gün asgari ücret ile 01.01.2007-30.06.2007 tarihleri arasında 96 gün asgari ücret ile 01.10.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 48 gün asgari ücret ile 01.01.2008-30.06.2008 tarihleri arasında 96 gün asgari ücret ile 01.10.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 48 gün asgari ücret ile 01.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında 96 gün asgari ücret ile 01.10.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 48 gün asgari ücret ile 01.01.2010-30.06.2010 tarihleri arasında 96 gün asgari ücret ile 01.10.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 48 gün asgari ücret ile 01.01.2011-30.06.2011 tarihleri arasında 96 gün asgari ücret ile 01.10.2011-31.12.2011 tarihleri arasında 48 gün asgari ücret ile 01.01.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 96 gün asgari ücret ile 01.10.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 48 gün asgari ücret ile çalıştığının tespiti ile fazlaya ilişkin hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazanç taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... ve ... vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. 3. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüştür. Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanun'un 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bend gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir. 4. Eldeki davada davacı, davalılar murisi ... ve davalı ...'ın yanında 01.10.1997-31.12.2012 tarihleri arasında çalıştığını ancak müvekkilinin hastalığı nedeniyle bir süre başka bir iş yerinde 26.05.2005-31.03.2006 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığını beyanla davacının 01.10.1997-31.12.2012 tarihleri arasında (26.05.2005-31.03.2006 arası hariç) aylık net 2.640 TL ücretle çalıştığının tespitini talep etmiş olup Mahkemece, davalı ... aleyhine açılan hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasının davacının çalışmalarının uzun vadeli sigorta kolları kapsamında kalmadığı değerlendirilerek reddine, davalılar murisi ... aleyhine açılan hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının talebinin 01.10.1997-31.12.2012 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine ilişkin olduğu, davacının da kabulünde olduğu üzere 26.05.2005-31.03.2006 tarihleri arasında 1067049 sicil numaralı dava dışı ... unvanlı iş yerinden sigorta bildirimleri bulunduğu, davanın 28.05.2014 tarihinde açıldığı, 26.05.2005-31.03.2006 tarihleri arasında çalışmaya ara verildiği anlaşılmakla Mahkeme tarafından 01.04.2006 tarihi öncesindeki hizmet tespiti talebi yönünden hak düşürücü süre nedeniyle ret kararı verilmesi yerinde ise de sonrasındaki dönem yönünden yapılan araştırma yetersiz bulunmuştur. Mahkemece, hükme esas alınan ... apartmanında çalışan tanıkların davacının çalışma süreleri bakımından verdikleri beyanlar arasında çelişkiler olup davacı tanığı ..., davacının muris ....nın oturduğu ... Apartmanı'na haftanın 4-5 günü, davalı ...'nın evine ise haftanın 1-2 günü gittiği yönünde beyanda bulunduğu, tanığın 2004/5-2004/8 ve 2005/2-08.02.2007 döneminde ... Apartmanı'nda sigorta bildirimlerinin bulunduğu, davalı tanığı olarak dinlenen ...'ın ise davacının haftanın 2 günü davalı ...'nın evine temizliğe gittiğini belirttiği, bu tanığın da 01.02.2010-13.02.2018 tarihleri arasında ... Apartmanı'nda sigorta bildirimlerinin bulunduğu, Mahkemece kapıcıların çalıştığı dönemler yönünden bir değerlendirme yapılmadığı ve tüm süreler yönünden çelişkinin giderilmediği, buna rağmen tanık beyanları ve davacı hesabına yapılan ödemeler nazara alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalılar murisi Ayşe Necla ile davalı ...'nın kabule konu dönemde yaşadıkları apartmanlara komşu olan bakkal/market gibi iş yerlerindeki tanıklar tespit edilip bu kapsamda dinlenilmeli, davacının banka hesabına davalı ... Bileydi tarafından 01.02.2007-03.08.2009 tarihleri arasında 50 TL tutarında 29 adet ödeme yapıldığı, ... tarafından 03.11.2009-15.01.2013 tarihleri arasında genelde 50 TL tutarında 38 adet ödeme yapıldığı, bu ödemelerden bir kısmının özellikle 21.08.2008 ve 04.12.2012 tarihli olanların daha yüksek meblağlı (1000 ve 500 TL) olduğu anlaşılmakla bu ödemeler üzerinde durularak ödemelerin, çalışma karşılığı ücret ödemesi mi yoksa iddia edildiği gibi davacının okuyan çocuğuna yardım niteliğinde mi olduğu araştırılmalı, yardım niteliğinde ise ücretin miktarı ve ne şekilde ödendiği araştırılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c2e92a41964dcb21 d956047cff8eac17