10. Hukuk Dairesi 2023/6209 E. , 2025/740 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1763 E., 2023/362 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/704 E., 2022/473 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile davacı vekili; davacının davalılardan ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. bünyesinde elektrik arıza teknisyeni olarak çalışmaktayken, 05.07.2012 tarihinde ... ilçesi ... mevkiinde bulunan elektrik direği arızasını gidermek için çalıştığı sırada, elektrik kablosundaki elektrik kaçağından dolayı elektrik çarpması sonucu yaralandığını ve %44 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiğini, müvekkilininin kaza tarihinde almakta olduğu ücretin 1.200,00 TL olduğunu, davalı ...Ş'nin asıl işveren, ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş'nin ise alt işveren olduğunu, davalı işverenlerin gerekli iş güvenliği önlemlerini almadıklarını, iş kazasının meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunu belirterek 6100 sayılı Kanun'un 107.maddesi uyarınca uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) şimdilik 500-TL maddi tazminat ile 75.000-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 27.04.2022 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 790.080,22 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP Davalılar vekili; davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, davanın ... yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davacının arızayı gidermek için çıktığı demir direkten, arızayı giderdikten sonra inerken ayağı kayarak yere ayakları üzerine düştüğünü ve malul kaldığını, müvekkili şirketlerin iş güvenliği ve sağlığı açısından gerekli olan mevzuattaki her türlü tedbiri aldığını, kazanın, davacı işçinin dikkatsizliği sonucu meydana geldiğini, maluliyet oranını kabul etmediklerini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işveren ... Şirketinin %70 oranında, kazazede davacının %30 oranında kusurlu olduğu, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu belirtilerek, "1-Sürekli ve geçici iş göremezlik kaynaklı maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 710.512,95 TL maddi tazminatın 05.07.2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile kaza tarihi, kazanın oluş şekli, davalının sorumlu olduğu %70 kusur oranı, davacının %30 oranında müterafik kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının % 44 olarak belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihi, davacının raporlu kaldığı süre, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı içtihatı birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kurallarına göre takdir olunan 60.000,00 TL manevi tazminatın 05.07.2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuş, istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile hükme esas alınan kusur raporunda müvekkili ...'a herhangi bir kusur atfedilmediğini, raporda müvekkili ...'e yüklenen kusuruda kabul etmediklerini, Mahkemece ...'in ... hisselerinin %100'ünü satın aldığı ve bu doğrultuda asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulduğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, kazazede davacı işçinin işvereninin dava dışı ... Mühendislik İnşaat ve Elektrik San. Tic. Ltd. Şti. olduğunu, bu şirketinde müvekkili ...'den personel ve araç tedariki yoluyla hizmet alımı yaptığını, ... A.Ş.'nin dava dışı ... Mühendislik isimli şirkete donanımlı nitelikli personel sağladığını, dolayısıyla somut durumda müvekkili ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan kusur bilirkişisi raporunda müvekkilinin kusuruna gerekçe olarak gösterilen hususların somut olayla bağdaşmadığını, müvekkil ... A.Ş.’nin somut olayda kusursuz olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 hesap tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, PMF 1931 tablosuna göre hesap yapılması gerektiğini, bilirkişi ek ve kök raporlarında davacının asgari ücretin 1,35 katı gelir elde ettiğine yönelik değerlendirmeler ile hesaplama yapılmış ise de davacının asgari ücretle çalıştığını, ek rapor tarihine en yakın tarihte Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri sorulmadan hatalı tenzil yapıldığını, ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi hükümleridir. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Öte yandan, dosya kapsamından zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği yerin karayolu sayılıp sayılmadığı ve aracın işletilme halinde olup olmadığı konusunda bir belirleme yapılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Bir zararın, zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamına girebilmesi için o zararın motorlu araç ile karayolunda meydana getirilmiş olması gerekir. 2918 sayılı KTK’nun 3. maddesinde karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Ancak, anılan Kanun'un 2. maddesinde de bu Kanun'un karayolunda uygulanacağı hükme bağlandıktan sonra, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerin, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Yine iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, davacı, davalılardan ... Mühendislik A.Ş.'nin 01.01.2011-02.04.2015 tarihleri arasında elektrik teknisyeni olarak sigortalısı olarak çalıştığı, diğer davalı ... tarafından dava dışı ... Mühendislik İnş. Ltd. Şti.'ye verilen işe ilişkin 23.06.2012 tarihli sözleşmenin konusunun "...-2 ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., 2 bölgelerinde OG sistemleri ve bu sistemlere bağlı tüm AG sistemlerinden oluşan elektrik dağıtım sistemi sürekli ve kesintisiz bir şekilde enerjili halde tutulması için acil ve kapsamlı bakım işlerinin yapılması" olduğu, dava dışı ... Müh....Ltd. Şti. ile davalı ... Müh....Ltd. Şti. arasında imzalanan 22.06.2012 tarihli sözleşme ile "yukarıda belirtilen sözleşmenin ... Müh...Ltd. Şti.tarafından imzalanması halinde üstlenilecek bakım ve verimlilik işleri hizmet alımı ile ilgili saha personeli ve bu işte kullanılacak araç ve cihazların sağlanması konulu olduğunun belirtildiği, ancak Mahkemece ... ile dava dışı ... Müh. Ltd. Şti. ve diğer davalı ... Müh.... Ltd. Şti. arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak ortaya konmadığı, buna göre anılan şirketlerin iş kazası olayında kusur oran ve aidiyetlerinin tartışılmadan karar verildiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece yapılacak iş; husumet ve kusur oranlarına ilişkin itirazlar yönünden var ise ceza dosyası olup olmadığı araştırılarak, sunulan sözleşme örneklerinin, sigortalılık bildirimlerinin, rücu ve ceza dosyası içeriğinin ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi ve incelenmesi suretiyle davalı ..., dava dışı ... Müh....Ltd. Şti. ile davalı ... Dağ. A.Ş. arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının veya 3.kişi sıfatıyla sorumluluğu bulunup bulunmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit etmek, yeniden hesap raporu alınması halinde, alınacak raporda oluşacak usuli kazanılmış haklara riayet edinildiğini gözetmek ve sonucuna göre gerekçeli bir hüküm tesis etmekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, karar bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6874446eafa3673a b1698032d3762921