9. Hukuk Dairesi 2025/875 E. , 2025/3571 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/150 E., 2024/3425 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/159 E., 2023/495 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Ankara’nın değişik yerlerinde ve başka şehirlerde lunapark işletmeciliğini yaptığını, davacının 01.04.1984 tarihinde Ulus Parkında açık takımlarda işçi olarak işe başladığını, sigortasının hiç yapılmadığını, 30.06.2018 tarihinde iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, sezonluk çalışan davacının asgari ücretle çalıştığını, ücret ödemelerinin elden makbuz karşılığı yapıldığını, davacının son iki aylık ücretinin ödenmediğini, davacının sezon dönemlerinde bahar-yaz aylarında haftanın 7 günü sabah saat 09.00'dan gece yarılarına kadar çalıştığını, çalıştığı süre boyunca yıllık izinlerini kullanmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, bu fazla çalışma ve tatil günlerinde yapılan çalışma karşılığı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile eksik ödenen ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının müvekkili nezdinde hiç çalışmadığını, davacıyı işyerinde tanıyan kimsenin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı nezdinde 01.04.1984-30.06.2018 tarihleri arasında çalıştığını iddia ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre davacının davalı işyerinden sigorta bildiriminin bulunmadığı, davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde oldukları, dosya kapsamında davacının işe giriş ve işten çıkış tarihlerini gösterir ispata yarar herhangi bir delil bulunmadığı, davacıya ait, davalı işyerinden SGK bildirimi, ücret bordrosu, iş sözleşmesi, banka dökümü gibi kayıt ve belgelerin bulunmadığı, dinlenen taraf tanıklarının davacının hangi tarihte işe girip hangi tarihte işten çıktığına dair beyanlarının bulunmadığı, hesaba elverişli veri bulunmadığından kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin hesaplanamadığı ve reddine karar verildiği, davacının son iki ay ücretinin ödenmediği iddia edilmekte ise de davacının hangi ayda işten çıktığı dosyadan tespit edilemediğinden talebin reddine karar verildiği, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin olarak, davacının bu iddialarını ispata yarar dosyada herhangi bir çizelge, puantaj cetveli vs. delil bulunmadığı, davacı tanıkları her ne kadar davacının çalışma saatlerine ilişkin beyanda bulunmuşlar ise de davacının ücreti ve hizmet süresi tespit edilemediğinden ve tanıklar davacı ile menfaat birliği içinde olduğundan bu alacak kalemlerinin reddine karar verildiği, davacının hizmet süresi belirlenemediğinden yıllık izin süresi ve yıllık ücretli izin alacağının da hesaplanamadığı ve reddi gerektiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çalışma olgusunu ispat külfetinin davacıya ait olduğu, davacının sigorta kayıtlarında davalı nezdinde çalıştığı noktasında kayıt bulunmadığı, taraf tanık anlatımları dikkate alındığında davacının davalının işçisi olarak çalıştığını somut ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığı, davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde olduğu ve beyanlarında işe giriş ve çıkış tarihlerine ilişkin net açıklamada bulunmadıkları, davalı tanıklarının da davacının davalıya bağımlı olarak çalıştığını doğrular beyanda bulunmadıkları, davacı vekili davalıya karşı açılan davalarda emsal bir kısım kararlar bulunduğunu ileri sürmüşse de her dosyanın delil durumunun kendisine özgü olduğu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bilirkişi raporuna yönelik itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, davalının yıllarca sigortasız işçi çalıştırmayı işyeri uygulaması hâline getirdiğini, birçok işçiyi sigortasız çalıştıran davalının bu şekilde hukuki koruma görmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2. Davacının çalışmasının davalı tanık beyanları ile sabit olduğunu, çalışma süresinin tartışılabileceğini ancak dosya içeriğinin asgari şekilde de olsa hizmet süresi tespitine elverişli olduğunu, davacı tanığı ...'nün beyanına göre davacının, tanığın belirttiği yıllar arasında sadece 1 yıl çalışmayıp bunun dışında da çalıştığını, son çalışma tarihinin tanığın işten ayrıldığı 2018 yılı olarak dikkate alınması suretiyle, 01.04.1990 yılında başlayan ve 31.10.2018 yılına kadar süren bu mevsimlik çalışmalarda, davacının (27 mevsim x 7 ay) 189 aylık çalışması yani 15 yıl 9 aylık bir kıdem süresi bulunduğunu, buna göre hesaplama yapılması gerektiğini, 3. Dosyaya sundukları emsal mahkeme kararı ve bilirkişi raporlarının hiç değerlendirilmediğini, emsal dosya davacılarının müvekkili davacı ile aynı şekilde çalıştıklarını, 4. Hizmet süresinin belirlenebilmesi için tanıklar tekrar çağırılıp bu hususun tanıklara açıklattırılmasına dair itirazlarının gözetilmediğini, kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalının işçisi olarak çalışıp çalışmadığı ile buna bağlı olarak dava konusu alacak kalemlerine hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0c60ce07acd8a05f 95f207ae0d7d40dc