Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/3126 E., 2025/3637 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3126 E., 2025/3637 K. (21.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3126
Karar No
2025/3637
Karar Tarihi
21.04.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/3126 E. , 2025/3637 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/411 E., 2025/49 K. Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.12.2004 tarihinde davalı Kurumda çalışmaya başladığını, birer yıl ara ile yedi defa sözleşmesinin yenilendiğini, son olarak projesi tamamlanmadan davalı tarafından neden bildirilmeden 31.12.2010 tarihinde iş sözleşmesinin yenilenmeden feshedildiğini, açmış olduğu işe iade davasında işe iadesine karar verildiğini, davacının atandığı proje kaynaklı tarafına dizüstü ve masaüstü bilgisayar, yazıcı ve video kamera gibi cihazlar verildiğini, işyerindeki çalışma disiplini ve prensiplerine onay vermediği ve hatalı uygulamalara göz yummadığından, tarafına verilen cihazları "sürekli olarak projenin yürütüldüğü kurumun dışına çıkardığı, özel işlerinde kullandığı veya kullandırdığı" gerekçesiyle hakkında soruşturma açıldığını ileri sürerek soruşturma raporunun geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... Enstitüsü vekili 03.05.2012 tarihli cevap dilekçesinde; davacının 08.12.2004-31.12.2010 tarihleri arasında iş sözleşmeleri ile çalıştırıldığını, 31.12.2010 tarihinden sonra davacının uzmanlığına ihtiyaçlarının kalmadığını, iş sözleşmesinin 6/b maddesine göre bir ay önceden 29.11.2010 tarihinde bildirim yapılarak sözleşmesinin feshedildiğini, davalı ile Ankara Üniversitesi arasında "Bor Esaslı Alaşımların Üretimi, Sentezi, Manyetik Karakterizasyonu ve Teknolojik Uygulamalar İçin Kalıcı Mıknatıs ve Prototip Kablo Yapımı" başlıklı proje sözleşmesi imzalandığını, bunun üzerine davacının eş yürütücü olarak projeye görevlendirildiğini, Kurum yetkililerince BOREN projeleri kapsamında satın alınan cihazların yerinde kontrolü amacıyla yapılan planlı ziyaretler kapsamında Ankara Üniversitesinin ziyaret edildiğini, laboratuvara yapılan ziyarette; proje kapsamında kullanılmak üzere Kurum tarafından satın alınmış ve Kuruma ait olan dizüstü bilgisayar, masaüstü bilgisayar, yazıcı ve kameranın laboratuvarda olmadığının tespit edildiğini, proje yürütücüsünden bilgi istenildiğinde ilgili cihazların davacı tarafından teslim alındığının bildirildiğini, davacının cihazları 12.10.2010 tarihinde Kuruma teslim ettiğini, Kurum tarafından konuya ilişkin muhakkik tayin edildiğini, hazırlanan raporda davacının kusurlu bulunduğunu, davacının proje tamamlanma tarihinden 6 ay sonra cihazları teslim ettiğini savunarak öncelikle alınan kararın idari bir karar olması göz önüne alınarak görevsizlik kararı verilmesini aksi hâlde davanın reddini istemiştir.

III. ANAYASA MAHKEMESİNİN İHLAL KARARINDAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 16.11.2012 tarihli kararı ile; davalı tarafından yapılan işlemin idari işlem niteliğinde olduğu, bu nedenle davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 16.11.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 18.10.2016 tarihli kararı ile; iş sözleşmesinin feshinin haklı sebep olarak kabul edildiği yönündeki soruşturma raporunun iptali talebinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında olduğu nazara alındığında, iş mahkemelerin görevli olduğu anlaşıldığından Mahkemece verilen usulden ret kararının hatalı olduğu, öncelikle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olup olmadığı değerlendirilerek, varsa toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tâbi tutularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 15.06.2017 tarihli kararı ile; geçersizliğinin tespitine karar verilmesi istenen raporda proje kapsamında dizüstü bilgisayar, masaüstü bilgisayar, video kamera ve yazıcının piyasa araştırmasının, teklif toplanması ve alımının proje eş yürütücüsü davacı tarafından gerçekleştirildiği, davacının bu malzemelerin proje eş yürütücüsü...'ye BOREN'de kullanılacağını söylediği ancak Enstitüye ait malzemelerin projenin yürütüldüğü laboratuvara hiç gitmediği, davacının dava açmakta hukuki yararın bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 15.06.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... Enstitüsü vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 05.07.2018 tarihli kararı ile; davacının proje kapsamında ve davalı Kurum içerisinde kullanılması olağan diz üstü bilgisayarı, masaüstü bilgisayarı, yazıcı ve kamerayı Kurumun dışına çıkardığı, bu hususta yetkililerden izin aldığını yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığı, dinlenen tanıklardan birinin bu konuda iznin zorunlu olmadığını, diğerinin de diğer eş yürütücünün bilgisi dâhilinde olduğunu belirtmiş olduğu, bu beyanların kendi aralarında çelişkili olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 29.11.2018 tarihli kararı ile; bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 07.02.2019 tarihli kararı ile; Mahkemece verilen kararın onanmasına karar verilmiştir.

IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE İHLAL KARARINDAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Kesinleşen karara karşı davacı vekili Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 21.12.2022 tarihli kararı ile; somut olayda iş sözleşmesinin yenilenmemesine esas tutulan soruşturma raporunun iptali davasında raporun geçersizliğini ortaya koyduğu ileri sürülen Enerji Bakanlığı Teftiş Kurulunca hazırlanan raporun başvurucunun iddiasını ispat edebilmek için önemli olduğu, ancak Mahkemenin raporu dosyaya getirmediği, değerlendirilmesi gereken delillerin değerlendirilmediği, bu nedenle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının güvencelerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile makul sürede yargılama hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesince, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 21.12.2022 tarihli ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapan Mahkemenin 06.02.2024 tarihli karar ile; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına davacının 2018 yılında CİMER üzerinden yapmış olduğu müracaat ardından düzenlendiği iddia edilen Teftiş Kurulu raporunun gönderilmesi için müzekkereler yazıldığı, yazılan müzekkereye Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından verilen cevaplarda yapılan araştırma sonucunda davacı hakkında düzenlenmiş bir rapor bulunmadığının bildirildiği, davalı Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) tarafından verilen cevapta mülga Enstitü Başkanlığı veya Kurumları tarafından herhangi bir soruşturma yapılmadığı, teftiş raporu düzenlenmediği, bilgi notu şeklinde bir değerlendirme yapılmadığı, davacı hakkında resen yapılan bir soruşturma veya Teftiş Kurulu raporu bulunmadığının bildirildiği, davacı tarafından ilgili raporun bir örneğinin BOREN'den talep edildiği, ancak ilgili Kurum tarafından 12.12.2011 tarihli bilgi edinme başvurusuna verilen cevapta Yönetim Kurulu kararının gizli olduğundan kendisine verilmediğine ilişkin yanıt verildiği, 21.12.2023 tarihinde davalı TENMAK tarafından Mahkemeye bildirilen cevapta ise iş sözleşmesinin feshi için Yönetim Kurulu kararının alınmadığının bildirildiği, bu hususlar arasında çelişki olduğu, 30.06.2006 tarihli ve "BOREN Tarafından Desteklenen Araştırma Projeleri Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin "Makine ve Teçhizat" başlıklı 8. maddesindeki düzenleme gereğince; davacının proje yürütücüsü olarak Enstitü çalışma saatleri ile bağlı olmadığı, projeyle ilgili her türlü makine ve teçhizatın proje yürütücüsünün gözetim ve sorumluluğu altında olduğu, davacının savunmasında projenin yürütüldüğü yerde kendisine çalışma alanı ayrılmadığı, cihazların amaca uygun olarak raporlama, makale yazma, çıktı alma vb. şekillerde kullanıldığı ve davacı tarafça akşam ve tatil günleri projeyi tamamlamak amacıyla zaman zaman yanında taşındığı, şehir içi ve şehir dışı çeşitli sempozyumlara götürüldüğü, davacının şahsi işinde kullanılmadığı, üçüncü şahıslara kullandırılmadığı, davacının proje amacına uygun olarak ve kendisine verilen teçhizatın muhafazası ve gözetim sorumluluğunu sağladıktan sonra Kurum dışında kullanmış olmasının davacının sorumluluğunu gerektirmeyeceği, çalışma şekline göre bu durumun normal olduğu, soruşturma raporu içeriğinden davacının Enstitüye ait cihazları özel işlerine kullandığına ilişkin durumun somut delillerle kanıtlanmadığı, davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporundaki tespitlerin hukuka uygun olmadığı, söz konusu cihazların projenin yürütüldüğü yere hiç götürülmediği şeklindeki tespitin ilgili proje kapsamında 2007 yılında satın alınan cihazlara ilişkin muayene ve kabul formlarının arşive kaldırılmış olması sebebiyle bulunamadığı, söz konusu cihazların projenin yürütüldüğü yere hiç götürülmediğine ilişkin denetimin kayıtlar ile yapılamadığı, yargılama aşamasında tanık olarak dinlenen ...'nin dilekçesi ve tanıklık beyanından proje kapsamında satın alınan teçhizatın eksiksiz olarak bulunduğu ve çalışır olduğu, soruşturmaya konu teçhizatın davacı tarafından 12.10.2010 tarihinde soruşturmadan önce tutanak ile Enstitüye teslim edildiği, bu cihazların hasarlı olduğu ya da zarar gördüğü şeklinde davalının bir savunmasının bulunmadığı, davacı hakkında bu yöne ilişkin bir soruşturma yapılmadığı, cihazların sağlam olarak teslim edildiği gerekçeleriyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) göre hasım olmaktan çıkartılan Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı TENMAK hakkında açılan davanın ise kabulüne ve soruşturma raporunun hukuka aykırı olduğunun ve geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiştir. Mahkemenin 06.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı TENMAK tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, dosya kapsamından dava konusu iddia edilen rapor esas alınarak davacı hakkında herhangi bir işlem tesis edilmediği, diğer taraftan Mahkemece yapılan araştırma sonucunda düzenlendiği iddia edilen Teftiş Kurulu raporunun bulunamadığı, bu aşamada davacının düzenlendiğini iddia ettiği raporun varlığının belli olmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairemiz bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararı sonrasında yeniden yargılama yapılarak tüm delillerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, 2. Mahkeme tarafından verilen karara öncelikle istinaf yolunun açılması gerektiğini, 3. Açılan dava ile iptali talep edilen işlemin iş sözleşmesinin feshine ilişkin olmadığını, soruşturma raporunun iptali talebi olduğunu, 4. Teftiş Kurulu raporunun olmadığı gerekçesi ile verilen kararın hatalı olduğunu, dosya kapsamında bulunan delillerden iddialarının ispatlandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, soruşturma raporunun geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4aca9a43c287e4d6 0f9f0edb299c6860

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı