Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/5084 E., 2025/5811 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5084 E., 2025/5811 K. (03.07.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5084
Karar No
2025/5811
Karar Tarihi
03.07.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/5084 E. , 2025/5811 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/177 E., 2025/76 K. MAHKEMESİ : Zonguldak 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/144 E., 2016/118 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürlüğünün asıl işveren, diğer davalının ise alt işveren olarak faaliyet gösterdiği işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin haklı nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ancak işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı ... Müdürlüğü ile ... İnşaat ve Ticaret AŞ (... İnşaat AŞ) arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin ücretinin davalı ... Müdürlüğünde aynı işi yapan işçilerden az olamayacağını ileri sürerek muvazaaya dayanan alacakları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalı ... Müdürlüğünden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... Müdürlüğü vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, yapılan ihale ile sözleşme konusu işin anahtar teslimi davalı Şirkete verildiğini, müvekkilinin asıl işveren olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, davalı Şirket ile yapılan sözleşmeye göre de yüklenici işçiler ile ilgili mali ve hukuki sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiş; yargılama sırasında birleşen davaya ilişkin olarak birleşen davayı kabul etmediklerini, yargılama devam ederken ileri sürülen muvazaa iddiasının dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını belirtmiştir. 2. Davalı ... İnşaat AŞ, asıl davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 31.10.2014 tarihli kararı ile; davalılar arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 31.10.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı ... davalı ... Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 19.02.2015 tarihli kararı ile; ücret tespiti ve hizmet süresinin belirlenmesi yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 18.04.2018 tarihli kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, muvazaaya dayalı alacak taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 18.04.2018 tarihli kararının süresi içinde davacı ... davalı ... Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 14.02.2019 tarihli kararı ile; davalı ... Müdürlüğünün tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile hizmet süresine ilişkin bozma gereğinin usulüne uygun yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiş ve davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı hususunda kararın araştırmaya yönelik olarak bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 18.12.2019 tarihli kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar arasındaki hukuki ilişki muvazaalı olduğundan davacının baştan itibaren davalı ... Müdürlüğünün işçisi sayılması gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 18.12.2019 tarihli kararının süresi içinde davalı ... Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28.10.2020 tarihli kararı ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı hususunda kararın araştırmaya yönelik olarak bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 06.10.2021 tarihli kararı ile direnme kararı verilmiştir. Mahkemenin 06.10.2021 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı ... Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2022 tarihli kararı ile gerekçe ve hüküm arasında çelişki nedeniyle kararın usulden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına uyulmuş; ancak Dairemizin bozma kararında belirtildiği şekilde işin esası ile ilgili değerlendirmeler yapılmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, 2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ve 22. Hukuk Dairesinin bozma kararları ile lehlerine oluşan kazanılmış hakkın ihlal edildiğini, 3. Yargılama giderlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca usul yönünden bozulmasından sonra Mahkemece direnme kararından dönülerek Dairenin bozma kararı doğrultusunda karar verilip verilemeyeceği noktasındadır. Mahkemenin 06.10.2021 tarihli direnme kararının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı ile gerekçe ve hüküm arasında çelişki nedeniyle usulden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin temyize konu kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına uyulmuş; ancak Dairemizin 28.10.2020 tarihli bozma kararında belirtildiği şekilde işin esası ile ilgili değerlendirmeler yapılmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki mahkemelerin direnme kararları bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Direnme kararı ile mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararın direnme doğrultusunda yazılmasından ibarettir. Bu bakımdan direnme kararından dönme (rücu) mümkün değildir. Esasen ilâmın tefhim edilen karara uygun yazılması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardandır. Nitekim bu kurala kanun koyucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 ve 297. maddeleriyle hayatiyet kazandırmıştır. Gerçekten de 6100 sayılı Kanun’un 294 ve 297. maddeleri emredici hükümlerden olup kamu düzeni amacı ile getirilmişlerdir. Bu maddeler uyarınca kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni bir hüküm kurulamaz. Aksinin kabulü Mahkemelere güveni sarsacağı için hiçbir suretle üstün görülemez. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun’da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına karşı direnme kararı vermesi ile direnme kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/12 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı). Burada hemen belirtmek gerekir ki usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde somut uyuşmazlıkta; Mahkemece direnme kararı verilmekle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Her ne kadar direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozulsa da bozma esasa yönelik olmayıp usule yöneliktir. Bu hâlde Mahkemece bozmaya konu usuli eksiklik giderildikten sonra direnmeye uygun karar verilmesi gerekir. Mahkeme, direnme kararından dönerek özel dairenin bozma kararı doğrultusunda yeni bir karar veremez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt V, Ankara, Altıncı Baskı, 2001 s.4681). Yukarıda açıklandığı üzere, direnme kararı verildikten sonra söz konusu karar esas yönünden bozulmadan başka bir karar verilmesinin mümkün olmadığı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının esastan incelenmediği gözetilerek direnmeye uygun karar verilmesi gerekirken direnmeden dönülerek bozma kararı doğrultusunda hüküm kurulması usuli kazanılmış hak ihlaline yol açmakla bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının usulden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2025a388558c19d8 59c1fdfd29e2848f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı