9. Hukuk Dairesi 2025/4242 E. , 2025/4911 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/585 E., 2025/50 K. DAVA TARİHİ : 29.12.2017 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya bağlı Dicle Barajı işyerinde çalıştığını ve ... Sendikası üyesi olduğunu, davalı tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesine aykırı bir şekilde asıl işin bölünerek davacının işvereni konumunda gösterilen firmalara ihale edildiğini, muvazaa açısından açılan davaların Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi denetiminden geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin muvazaalı olarak çalıştırıldığı hâlde işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi gereği ödenmesi gereken bir kısım alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek davacının, ilk işe girdiği tarihten itibaren asıl işveren olan davalı Şirketin işçisi olduğunun tespiti ile iş güçlüğü tazminatı, ikramiye, sosyal yardım ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihale makamı olan davalı Kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, talep konusu alacaklardan davalı Kurumun sorumlu olmadığını, 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un (4628 sayılı Kanun) 15. maddesi uyarınca asıl işveren alt işveren ilişkisinin hukuken geçerli olduğunu, alt işveren işçilerinin Teşekkül işçilerine tanınan haklardan yaralanmalarının mümkün olmadığını, 22.01.2015 tarih ve 29244 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Fiyat Farkının Ödenmesine Dair Yönetmelik'in 4. maddesine göre ...Sendikasının taraf olmadığı ve sendika tarafından yürütülmeyen toplu iş sözleşmeleri için fiyat farkı ödenemeyeceğini, ...Sendikasının yetkilendirilmemesi nedeniyle ve ayrıca ihalenin de 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62/1-(e) hükmüne göre değil aynı Kanun'un 3/(g) hükmü kapsamında yapılmasından dolayı davacının taleplerinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Ankara 18. İş Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli kararı ile; yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak taraflar arasında görülen Ankara 4. İş Mahkemesi dava dosyasında Mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından davacı tarafın istinaf talebinin kabulü ile muvazaanın kabul edildiği, davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklarından faydalanması gerektiğinin hüküm altına alındığı, alınan kararın Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği, işbu dosyada talep edilen alacak kalemlerinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklı hak ve alacakların içerisinde yer aldığı, bu doğrultuda davacının iş güçlüğü tazminatı, ikramiye ve sosyal yardım, ilave tediye alacaklarına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarihli kararı ile; davalı ile dava dışı yüklenici Şirketler arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davacının dava konusu alacaklara hak kazandığı kesinleşmiş yargı kararı ile tespit edildiği, davacının sendika üyesi olduğu ve toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.06.2021 tarihli kararı ile, belli bir dönem için muvazaa tespit edilmiş olmasının tüm çalışma süresi için muvazaa varlığına delil olarak değerlendirilemeyeceği, 4628 sayılı Kanun'da gerekli hâllerde üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin işletilmesi ve bakım onarım işlerinin hizmet alımı yoluyla verilebileceğini düzenlediği, 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe giren 14.03.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda (6446 sayılı Kanun) ise bu hüküm yürürlükten kaldırılarak Kurul tarafından belirlenecek işlerin hizmet alımı yoluyla verilebileceğinin öngörüldüğü, bu nedenle öncelikle dava konusu dönem içindeki tüm ihale sözleşmeleri ve şartnameler getirtilerek, ihale ile verilen işin yardımcı iş olup olmadığı, asıl işin verilmesi hâlinde; ihale sözleşmelerinin tarihlerine göre 4628 sayılı Kanun döneminde ise "verilmesi gerekli" ve "üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin işletilmesi ve bakım onarım işleri" ya da 6446 sayılı Kanun döneminde ise "Kurul tarafından belirlenen" işlerden olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği, alt işverenlik sözleşmelerinin anılan Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmış ise, 4857 sayılı Kanun'da öngörülen “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik uzmanlık gerektiren iş” ve Alt İşverenlik Yönetmeliği'nde yer alan "mal veya hizmet üretiminin zorunlu unsurlarından olan, işin niteliği gereği işletmenin kendi uzmanlığı dışında ayrı bir uzmanlık gerektiren iş" şartı sınırlandırması burada aranamayacağından bu sözleşmelerin geçerli olacağı, geçerli olarak yapılmış hizmet alım sözleşmelerinin varlığı hâlinde; gerekirse işyerinde keşif icra olunarak teknik bilirkişi marifetiyle fiilen alt işverene verilen işin ne olduğunun araştırılması, davacı işçinin ihale ile verilen iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadığının belirlenmesi gerektiği, işçinin alt işverene bırakılan işler dışında çalıştırılması yapılan sözleşmeleri muvazaalı hâle getirmediği, bu durum tespit edildiğinde sadece o işçi için asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurlarının oluşmadığı sonucuna varılması gerektiği, bu durumda diğer işçiler açısından geçersizlik veya muvazaanın varlığından söz edilemeyeceği, yapılacak araştırmada; verilen işin yardımcı iş niteliğinde olduğu ya da 4628 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Kanun'un hukuki çervesinde işlem tesis edildiği, yapılan sözleşmelerle alt işverene fiilen verilen işin aynı olduğu, davacı işçinin de bu ihale ile verilen iş kapsamında çalıştırıldığı belirlendiğinde, davalı ile dava dışı Şirketler arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu sonucuna varılarak tazminat ve işçilik alacakları bu tespite göre ve toplu iş sözleşmesi hükümleri dikkate alınmaksızın hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiği, 4628 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Kanun'un hukuki çervesinde işlem tesis edilmediğinin, yapılan sözleşmelerle alt işverene fiilen verilen işin aynı olmadığı ya da davacının ihale ile verilen iş dışında çalıştırıldığının tespit edilmesi hâlinde ise davacı işçinin sendikası üyesi olduğu dikkate alınarak toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre şimdiki gibi davaya konu tazminat ve işçilik alacaklarıyla ilgili hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli kararı ile; bozma kararında belirtilen noksan hususların giderilmesi için gerekli işlemlerin yapıldığı, davalı Şirket ile her iki alt işveren şirket arasında yapılan ihale sözleşme içeriklerine göre işin konusunun, işin tanımı ve kapsamının aynı olduğu, verilen işin, güvenlik hariç enerji üretimini gerçekleştirmek üzere işletme, periyodik bakım, onarım ve revizyon işlerinin yapılmasına yönelik olduğu, elektrik enerjisi üretmek davalı şirketin asıl işi olduğu, asıl işin bölünerek alt işverene verilmesinin muvazaanın kanıtı olduğu, davacının başlangıçtan bu yana davalı Kurum'un işçisi sayılması gerektiği ve toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen bu kararının taraf vekillerinin temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.09.2024 tarihli ilâmı ile; davalı EÜAŞ ile dava dışı ... Şirketi arasındaki ilişkinin hukuken geçerli olarak kurulduğu ve muvazaalı olmadığı sonucuna varıldığı, geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisinde alt işverenin işçisi asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağı, bu itibarla Mahkemece; davacının ... Şirketinde çalıştığı dönem için muvazaanın kabulü ile 01.09.2017 tarihine kadar olan dönem için davacının alacaklarının toplu iş sözleşmesine göre hüküm altına alınması; bu dönem sonrası için ise alt işverenin işçisi olan davacı, davalı asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağından toplu iş sözleşmesine dayananan alacakları ile ilave tediye alacağı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle kararın ikinci kez bozulmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ... Şirketinde çalıştığı döneme ilişkin olarak yapılmış hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğu, bu nedenle 23.05.2014-01.09.2017 tarihleri arasındaki dönemde toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiği ancak davalı ile dava dışı ... Şirketi arasında geçerli bir asıl işveren ilişkisi bulunması nedeniyle 01.09.2017 tarihinden sonraki dönemde asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanamayacağı sonucuna varıldığından, 01.04.2019 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak 01.09.2017 tarihine kadar olan dava konusu alacakların tahsiline karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. 01.09.2017 tarihinden sonraki taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, 2. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, belirlenen miktarların hatalı olduğunu, 3. Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının alacaklarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı ile yargılama gideri ve vekâlet ücreti hususlarındadır. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairemizin 11.09.2024 tarihli bozma ilâmında davacının ... Şirketinde çalıştığı dönem için muvazaanın kabulü ile 01.09.2017 tarihine kadar olan dönem için davacının alacaklarının toplu iş sözleşmesine göre hüküm altına alınması; bu dönem sonrası için ise alt işverenin işçisi olan davacı, davalı asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağından toplu iş sözleşmesine dayananan alacakları ile ilave tediye alacağı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 01.04.2019 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak 01.09.2017 tarihine kadarki alacakların hüküm altına alındığı belirtilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi gerekçeli kararda da hüküm sonucunun dayanağı olan hesaplama yöntemi ve verilerine yer verilmemiştir. Hâl böyle olunca Mahkeme kararının ve hükme esas alınan rapordaki hesaplamaların bozma ilâmına uygun olup olmadığı denetlenememektedir. Mahkemece verilen kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ce568cbce8da1e06 c4a06324695f7c97